T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7263
Karar No : 2023/2330
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …. Valiliği / ….
VEKİLİ : Av…
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : … varisleri
1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- … adına vasisi …
VEKİLİ : Av. …
DİĞER DAVACI : …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar murisinin … ili, … ilçesi, … köyü, … Mezrası'ndan, terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 20/07/2006 tarih ve 193 sayılı işlemin … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine terör nedeniyle uğranıldığı belirtilen 40.000,00 TL maddi zararın, iptal kararının verildiği davanın açıldığı tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 11/10/2017 tarih ve E:2016/6549, K:2017/5400 sayılı bozma kararına uyan … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacıların uğradığı zarara karşılık mesken, ahır ve kiler için 12.802,11 TL, … ada … parsel ile … ada … parsel için de 7.204,66 TL olmak üzere toplam 20.006,77 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, Erzincan Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 10/03/2016 tarihli yazısı ile hava şartları nedeniyle ölçüm için keşif yapılamadığı, uygun bir zamanda keşif yapılacağının bildirilmesi karşısında salt idarenin ara kararı cevabı dayanak alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, davacılardan vekaletname vermeyen Hayriye Keleş'in de hükmedilen vekalet ücreti ve davacılar vekili tarafından vekaletnamenin sunulmasından sonra yatırılan harç ve masraftan pay alacak şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, 5233 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde yer alan "ödenen tazminat tutarı fazla ise iade talep edilmez" hükmünün sadece kamu görevlileri için geçerli olmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, idarenin tazmin yükümlüsü olabilmesi için zararın bulunması ve somut olarak hesaplanabilir olması, ayrıca zararın terörle mücadele sırasında veya terör eylemi nedeniyle oluşması gerektiği, oysa somut olayda zararın terör eyleminden meydana geldiğine dair yeterli delil olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Taraflar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ….
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden;
- Davacılar murisinin 18/10/2004 tarihinde davalı idareye verdiği dilekçeyle … ili, … ilçesine bağlı … köyü, … Mezrası'nda meydana gelen terör olaylarından dolayı 1994 yılında köyünü terk ettiğini, 1997 yılında köyüne geri döndüğünü, köyünü terk etmiş olmaktan dolayı maddi zarara uğradığını ileri sürerek bu zararının tespit ve tazmin edilmesini Erzincan Valiliği'nden istediği, Erzincan İli Terör Zarar Ziyan Tespit Komisyonu'nca konunun değerlendirildiği ve davacının ekonomik nedenler ve subjektif terör korkusu nedeniyle köyünü terk ettiği, dolayısıyla 5233 sayılı Yasa ve Uygulama Yönetmeliği kapsamında tazmini gereken bir zarar bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak tazminat talebinin 20/07/2006 tarih ve 193 sayılı kararla reddedildiği,
- Davacının bu ret işlemine karşı … İdare Mahkemesi'nde dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; "...davacının terör korkusu nedeniyle bulunduğu yeri terk ettiğinin sabit olması karşısında, davacının 5233 sayılı Yasa kapsamında bulunan başvurusunun değerlendirilip, zarara uğrayıp uğramadığının, uğramış ise ne kadar zarara uğradığının araştırılması ve araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda hukuki isabet görülmediği..." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptal edildiği, bu iptal kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
- İptal kararı üzerine davacı tarafından 02/07/2007 tarihinde yeniden davalı idareye başvuruda bulunulduğu, başvurusunun zımnen reddedilmesi üzerine 40.000,00 TL maddi tazminatın davalı idare tarafından ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı,
- Açılan işbu tazminat davasından sonra komisyon tarafından 10/09/2007 tarih ve 438 sayılı işlemle davacının köyü terör korkusu nedeniyle terk etmiş olsa bile maddi zararlarını delillendiremediği ve iddialarının sübut bulmadığı gerekçesiyle isteminin reddedildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada bozma kararına uyan Sivas İdare Mahkemesi'nin 17/12/2014 tarih ve E:2014/1547, K:2014/1676 sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu dönemde (1994-1997) Hayranlar Mezrasında oturan olmadığı, oy kullanılmadığı, okul olmadığından eğitim öğretim olmadığı, koruculuk sisteminin o bölgede hiç uygulanmadığı anlaşıldığından, davacının göç ettiği döneme ilişkin olarak yerinde keşif ve inceleme ile tespit yapılarak uğradığı somut zararın davacının iddiaları da göz önüne alınarak açıkça belirlenmesi gerekirken isteminin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesine yer verilerek işlemin iptal edildiği ve bu kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesi'nin 01/10/2015 tarih ve E:2015/3906 K:2015/5635 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, anlaşılmaktadır.
Öte yandan; işbu davada verilen ara kararı cevaplarında sunulan tapu kayıtları incelendiğinde, davacılar murisi …a ait …, … Mezrasında kayıtlı … ada … parselde 462,54 m²'lik 2 ev; 170 ada 2 parselde 8.482,02 m²lik çayır; 170 ada 4 parselde 2.061,46 m²lik çayır bulunduğu görülmektedir.
İlk derece mahkemesi tarafından yargılama aşamasında davalı idareden, davacılar murisine ait taşınmazlar için Komisyon tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususu ile söz konusu taşınmazlar için ödeme yapılması gerekmesi halinde ne kadar tazminat ödeneceğine ilişkin rapor istenilmesi üzerine verilen cevapta; Mahkemece işbu davada kabul yönünde verilen (ve fakat Danıştay -Kapatılan- Onbeşinci Dairesinin 11/10/2017 tarih ve E:2016/6549, K:2017/5400 sayılı kararıyla bozulan) karar uyarınca …'a 04/06/2016 tarihinde hükmedilen 40.000,00 TL ile yasal faizi olmak üzere toplam 72.109,86 TL ödeme yapıldığı belirtilmiş, … …. parsel için toplam 7.204,66 TL, 110 ada 6 ve 7 parsel için toplam 12.802,11 TL tazminat ödenmesi gerektiği yolunda raporlar sunulmuştur.
İLGİLİ MEVZUAT:
Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı; aynı Kanunun 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Yasa hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabileceği belirtilmiştir.
Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 15. maddesinde, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararların, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar olduğu; 16. maddesinde, 15. maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I- Temyize konu Mahkeme kararının davacılardan İmoş Bektaş yönünden incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik'' başlıklı 26. maddesinde, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği hükümlerine yer verilmiştir.
UYAP üzerinden yapılan sorgulama sonucu düzenlenen nüfus kayıt örneğinin incelenmesinden; davacılardan …'ın, temyize konu İdare Mahkemesi kararından sonra 23/02/2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi, 2. fıkrasında yer alan "Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmünden kastedilen; münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, davacı ..'ın vefat etmiş olduğu ve uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde bulunmadığı gözetilerek, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi, 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dosyanın davacı İmoş Bektaş yönünden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
II- Temyize konu Mahkeme kararının diğer davacılar yönünden incelenmesi:
A) Esas yönünden:
Dava, davacılar murisi ...'ın 1994-1997 yılları arasında (4 yıl) … ili, … ilçesi, … köyü, … Mezrasını terör olayları nedeniyle terk etmesinden doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bahsi geçen yıllarda mezranın terör olayları nedeniyle boşaltıldığı hususu sabit olup, uyuşmazlık zarar tazmininin hesaplanmasından ibarettir.
Temyize konu Mahkeme kararında, tazminine hükmedilen malvarlığına ulaşamama zararının miktarının (20.006,77 TL) davalı idarece düzenletilen bilirkişi raporu esas alınarak tespit edildiği, söz konusu raporda … ada … parsel ile 170 ada 2 ve 4 parsellerde yer alan taşınmazlar dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, ancak tapu kayıtları incelendiğinde 110 ada 7 parselin davacılar murisi adına kayıtlı olmamasına rağmen hesaplamaya dahil edildiği görülmektedir.
Buna göre, Mahkemece, davacılar murisine ait taşınmazın tespitinde ve dolayısıyla hükmedilen tazminat miktarında hukuki isabet bulunmamakta olup yeniden yapılacak hesaplamada davacılar murisi adına kayıtlı olmayan taşınmazların hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiği açıktır.
Ayrıca, işbu davada kabul yönünde verilen ilk karar uyarınca ...'a 04/06/2016 tarihinde 72.109,86 TL yapılan ödemenin, kabul kararının bozulması üzerine davacılar tarafından iade edilip edilmediği bilinmediğinden, mükerrer ödemeye neden olunmaması için yeniden verilecek kararda bu hususun da belirtilmesi suretiyle tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
B) Yargılama Giderleri Yönünden:
Davacılar murisi ...'ın 17/08/2016 tarihinde vefatı üzerine 23/08/2016 tarihli veraset ilamını Mahkemeye sunan davacı-varis …, veraset ilamında adı geçen bütün varisler tarafından davanın takip edileceğini beyan etmiş, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince (Sinan Bektaş'ın bütün diğer varisler adına beyanda bulunma yetkisini içeren vekaletname vb. bulunmamasına rağmen) bu beyan hukuken geçerli kabul edilmiş ve yargısal işlemler bu kabule istinaden sürdürülmüştür.
Bu nedenle, bu aşamadan sonra bütün davacıların davaya murisleri adına devam niyetlerinin bulunduğunun kabulü zorunlu olup Mahkemece davacı … adına da hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Bununla birlikte, davacı …'in Av. …'a vekalet vermediği, dolayısıyla vekalet harcı yatırmadığı gibi vekalet ücretine de hak kazanmadığı anlaşıldığından, yargılama giderlerinin ve bu arada vekalet ücretinin bütün davacılar vekille temsil edilmiş gibi kabul edilmek suretiyle hesaplanarak buna göre hüküm kurulmasında hukuka uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının;
a) Davacı … yönünden 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin uygulanmasını teminen BOZULMASINA,
b) Diğer davacılar yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.