T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2019/7516
Karar No: 2023/1049
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : … Mirasçıları:
1- … 2- …
3- … 4- …
5- … 6- …
7- … 8- …
9- … 10- …
11- … 12- …
13- … 14- ..
15- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Hakkâri ili, Çukurca ilçesi, …köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle köyünü boşaltmak durumunda kalan ve mal varlığına ulaşamaması sebebiyle 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptığı başvuru sonucu, sulhname imzalanmak suretiyle 1995-2005 yılları arasında oluşan zararları karşılanan …'ın mirasçısı olan davacılar tarafından, halen köylerine geri dönemediklerinden bahisle 2006-2014 yılları arasında oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; … İdare Mahkemesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 13/02/2018 tarih ve E:2016/2219, K:2018/1486 sayılı bozma kararına uyularak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacıların dava konusu köye terör olayları nedeniyle değil ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı dönmedikleri, davacılar tarafından köye dönme yönünde bir irade ortaya konulmadan yerleşim birimine kamu hizmeti götürülmesinin idarelerine ağır bir külfet yükleyeceği, yerleşim biriminin uyuşmazlık konusu yıllarda askeri yasak bölge ilan edilmediği, İdare Mahkemesinin davanın reddi yolunda verdiği ilk kararın isabetli olduğu iddialarıyla kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI :Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …
DÜŞÜNCESİ : Kararın …'a ilişkin kısmının bozulması, diğer davacılara ilişkin kısmının ise gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
A- Temyize Konu Kararın; Davacılar …, …, …, …, …, …., …, …, …, …, …, …, …, … ve …'a İlişkin Kısımlarının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Nitekim, bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir." denilmektedir.
Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacıların mülklerine ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır.
Bu çerçevede yapılan inceleme neticesinde, davacılar tarafından, davalı idareye yapılan 30/06/2014 tarihli başvuru ile, murislerinin 1995 yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığı, 1995-2005 yılları arasında oluşan zararlarının davalı idare tarafından tazmin edildiği belirtilerek halen köylerine geri dönemediklerinden bahisle 2006-2014 yılları arasında oluşan zararlarının da 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmininin istenildiği; dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacının mal varlığına ulaşamama durumunun başvuru tarihi itibarıyla devam ettiği, diğer bir ifadeyle davacıların mülklerine ulaşmasına izin verilmemesine yönelik müdahalenin kesintiye uğramadığı, dolayısıyla davacıların talep ettiği zararın devam eden / süregelen zarar olduğu dikkate alındığında; söz konusu zararının tazminine yönelik başvurusunun süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, İdare Mahkemesince, davacıların komisyona başvurdukları 30/06/2014 tarihinden geriye doğru 30/05/2007 tarihine kadar bir değerlendirme yapılmış ve bu süre ile sınırlı olarak zararlarının tazmini gerektiğine karar verilmiş olup, davacılar tarafından bu karara karşı temyiz isteminde bulunulmadığı dikkate alındığında, aleyhe bozma yasağı gereğince bozma kararında belirtilenden fazlasına hükmedilemeyeceği de açıktır.
Bu durumda, davacılar yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
B- Temyize Konu Kararın, …'a İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Tasarruf İlkesi" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasında, hâkimin, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemeyeceği ve karara bağlayamayacağı; "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da, hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği kurallarına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların, idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği; "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinde, idarî davaların, Danıştay, İdare Mahkemesi ve Vergi Mahkemesi Başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin gösterileceği; "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin (a) fıkrasında ise, kararlarda, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin belirtileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; hükmün davaya taraf olanlar hakkında verileceği, lehine sonuç doğuracak olsa dahi davaya taraf olmayan bir kimse hakkında hüküm kurulmasının, tasarruf ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali sonucunu doğuracağı ve yukarıda aktarılan Kanun hükümlerine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, 24/03/2015 havale tarihli dava dilekçesinde … davacılar arasında belirtilmediğinden, nihai kararda anılan şahıs hakkında hüküm kurulmaması gerekirken, temyize konu İdare Mahkemesi kararında …'ın davacılar arasında gösterilerek, adına hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda, işbu kısmen bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada,...yönünden hüküm kurulmasına olanak bulunmadığına hükmedilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2…. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının; davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …'a ilişkin kısımlarının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, …'a ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.