T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7560
Karar No : 2023/2837
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR):
1- …
2- …
3- …
VEKİLLERİ: Av. …
İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; babaları ...'nın hükümlü olarak bulunduğu Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda vefat ettiğinden bahisle davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin Adalet Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık … için 500,00 TL ve … için miktar artımı sonucu 19.462,91 TL maddi, her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın müteveffanın tahliyesi için savcılığa yapılan başvuru tarihi olan 30/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; … tarih ve … sayılı durum bildirir raporu ile infazın ertelenmesinin uygun olacağının belirtilmesine ve bu durumun davalı idareye rapor edilmesine rağmen idarece infazın ertelenmesi hakkında karar verilmemesi nedeniyle hizmet kusurunun oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından; olayın meydana gelmesinde kusurlu veya kusursuz sorumluluğu bulunmadığından tazmin sorumlulukları olmadığı, maddi tazminat hesabının hatalı yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacıların babası olan ...'nın, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası aldığı, 76 yaşında iken 23/06/2016 tarihinde yakalanarak Ümraniye Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alındığı, müteveffanın oğlu davacı … tarafından, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na 30/06/2016 tarihinde yapılan başvuru ile ...'nın ağır derecede KOAH hastası olduğu, hastalığının cezaevinde kötüleşmiş olduğundan infazının ertelenmesinin talep edildiği, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin … tarihli ve … nolu durum bildirir sağlık kurulu raporunda müteveffa ...'nın "yakın ve sık takibi ve tedavisinin gerektiğine, infazın ertelenmesinin uygun olduğuna" karar verildiğinin belirtildiği, ...'nın Adli Tıp Kurumuna sevk edildiği, Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun … tarih ve … sayılı raporunda "tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrolleri sağlanarak doktoru ve reviri olan cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceğinin" mütalaa olunduğu, rapordan 42 gün sonra 14/10/2016 tarihinde cezaevinde vefat ettiği, davacılar tarafından, cezaevinde kalması uygun değilken cezasının infazına karar verildiği, idarenin kusuru bulunduğu ileri sürülerek meydana gelen maddi ve manevi zararlarının karşılanması için Adalet Bakanlığına yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" başlıklı 16. maddesinde, akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazının geriye bırakılacağı ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanunu'nun 57 inci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınacağı, sağlık kurumunda geçen sürelerin cezaevinde geçmiş sayılacağı, diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkumun cezasının infazının iyileşinceye kadar geri bırakılacağı, geri bırakma kararının, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin Sağlık Kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verileceği, hükme bağlanmıştır.
4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'nun zararın doğduğu tarihte yürürlükte olan haliyle "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" başlıklı 4. maddesinde, "İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır :1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. 2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık ceza evlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. 3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. 4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek. 5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır." hükümleri; "İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" başlıklı 5. maddesinde, "Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir. Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir. Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir. Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir." hükmü bulunmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, dilekçelerin görev ve yetki yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise, dava dilekçeleri üzerine yapılan ilk inceleme sonunda, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği hükmü bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın; davacılar yakını ...'nın hastalığı sebebiyle cezaevinde kalması uygun değilken Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre infazın ertelenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle Ceza İnfaz Kurumunda vefat etmesinde idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek, maddi ve manevi tazminat isteminden kaynaklandığı dikkate alındığında cezanın infazına ilişkin olan uyuşmazlığın yukarıda anılan mevzuat uyarınca özel hukuk hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekmekte olup uyuşmazlığın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının görev yönünden BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 29/05/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.