T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/8021
Karar No : 2023/3181
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …Maden İnşaat Turizm A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına kayıtlı …sayılı maden işletme ruhsatının geriye dönük olarak 15.06.2013 tarihi itibarıyla iptal edilmesi istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan 30.11.2015 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirkete verilen 15.06.2010 tarihli maden işletme ruhsatıyla ilgili izinlerin 3 yıl içerisinde alınamadığı, bununla birlikte mevzuat hükümlerinde yapılan değişiklikler ile evvelce verilen ancak yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatların ödenecek para cezaları karşılığında devamının amaçlandığı, başka bir ifadeyle anılan Kanun değişiklikleriyle belli bir miktar para cezası karşılığında ruhsatın devamını sağlayan ruhsat sahipleri lehinde düzenlemelere yer verildiği görülmekte olup, davacı şirket tarafından 15.06.2013 tarihi ile mevzuat değişikliğinin yapıldığı tarih arasındaki dönemde ruhsatın iptal edilmesi yönünde herhangi bir başvuru yapılmadığı gibi, bu süreçte maden sahasının davacı şirketin uhdesinde olduğu ve ruhsat hukukunun geçerliliğini sürdürdüğü hususları dikkate alındığında, davacı şirketin mevcut ruhsatıyla ilgili para cezası ve diğer mali yükümlülüklere maruz kalmamak amacıyla ruhsatının "geçmişe dönük olarak" iptali istemiyle yapmış olduğu başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirketin 15.06.2010 tarihli maden işletme ruhsatını aldıktan sonra ilgili izinleri 3 yıl içerisinde almadığı, bununla birlikte mevzuat hükümlerinde yapılan değişiklikler ile evvelce verilen ancak yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatların iptali gerekirken, yeni düzenlemede ruhsat iptal edilmeyerek idari para cezası ile cezalandırılmakta, başka bir ifadeyle anılan Kanun değişiklikleriyle yasada belirtilen izinleri alamayarak üretimde bulunmayan ruhsat sahiplerinin cezalandırılmasının aleyhe bir düzenleme olduğu ve aleyhe olan düzenlemelerin geriye yürüyemeyeceği kuralının aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; davacı şirket adına 15.06.2010 tarihinde ruhsat düzenlenmesinden itibaren 3 yıl içinde ve en geç 15.06.2013 tarihine kadar gerekli izinleri almaması nedeniyle ruhsatın iptal edilerek yatırılan teminatın irad kaydedilmesi gerektiğinden, davacı şirketin geriye dönük olarak 15.06.2013 tarihi itibariyle ruhsatının iptal edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, … İdare Mahkemesi kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin ruhsatın iptal edilmesi gerekir denilen tarih olan 15.06.2013 tarihinden bu yana üretim yapmadığı halde maden sahasını meşgul ettiği ve sahayı terk etmediği, 6592 sayılı Yasa ile getirilen değişiklik ile şirketlerin mağdur etmemek için hemen ruhsatın iptali cihetine gidilmediği, daha lehine olan hükümler içerdiği, bu nedenle işlemin iptali yönünde verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ :Anayasa’nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinin 1. fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." kuralına yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, "26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir."; 2. fıkrasında, "Kabahat, failin icraî veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılır. Neticenin oluştuğu zaman, bu bakımdan dikkate alınmaz." kuralı yer almıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamayı düzenleyen 7. maddesinin 1. fıkrasında, "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar."; 2. fıkrasında, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." kuralı bulunmaktadır.
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrasında, “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu maden ruhsatının verildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 24. maddesinin 11. fıkrasında; ''Bu Kanunun 7. maddesine göre gerekli izinlerin alınmasından itibaren işletme izni verilir. Bu iznin verildiği tarihten itibaren bir yıllık süre içinde ruhsat sahibi madeni işletmeye almak zorundadır. Bu sürede işletmeye alınmayan ruhsat sahalarında, çalışılmayan her yıl için, projede belirtilen üretim miktarının % 10'u üzerinden Devlet hakkı alınır. Ruhsat sahibince, işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde bu Kanunun 7.maddesine göre alınması gerekli olan çevresel etki değerlendirmesi kararı, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili diğer izinlerin alınarak Genel Müdürlüğe verilmesini müteakip işletme izni düzenlenir. Yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatların teminatı irad kaydedilerek ruhsat iptal edilir. Ancak kamu kurumlarınca işletilen bor tuzu ve Ereğli Kömür Havzasındaki taşkömürü ruhsatları için bu hüküm uygulanmaz.'' hükmüne yer verilmiş iken söz konusu madde 04/02/2015 tarih ve 6592 sayılı Kanunun 13. maddesi ile, "7 nci maddeye göre gerekli izinlerin alınmasından itibaren işletme izni verilir. Bu iznin verildiği tarihten itibaren Devlet hakkı alınır. Ruhsat sahibince, işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde 7 nci maddeye göre alınması gerekli olan çevresel etki değerlendirme kararı, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili izinlerin Genel Müdürlüğe verilmesini müteakip, işletme izni düzenlenir. Süresi içinde yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatlar için her yıl 50.000 TL idari para cezası verilir. İşletme ruhsat süresi sonuna kadar bu fıkrada belirtilen izinlerden dolayı işletme izninin alınamaması hâlinde ruhsat süresi uzatılmaz." şeklinde yeniden düzenlenmiş, aynı Kanunla eklenen geçici 22. maddesinde; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, 24 üncü maddenin on birinci fıkrası gereğince 7 nci maddeye göre alınması gerekli olan izinler ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlarla ilgili diğer izinler için müracaat edilmiş olmasına rağmen süresi içinde izinleri alınamamış ruhsatlar ile anılan izinlerin süresi içinde alınarak Genel Müdürlüğe verilemeyen ruhsatlar hakkında 30.000 TL idari para cezası uygulanır. İdari para cezası yatırılan ruhsatlar iptal edilmez, bu ruhsatlar hakkında 24 üncü maddenin on birinci fıkrası hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Temyize konu Mahkeme kararında, uyuşmazlığın esasına yönelik yapılan değerlendirmede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, söz konusu ihlâl nedeniyle davacı şirket hakkında uygulanacak yaptırımın türünün (maden ruhsat iptali/idarî para cezası) hukuka uygunluğunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 38. maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesine göre, kural olarak fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunun uygulanması gerekir. Ancak Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. Fıkrasında yer alan hükme göre, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri arasında bir farklılık bulunması hâlinde, failin lehine olan kanunun uygulanması gerekmektedir.
Dava konusu işletme ruhsatına ilişkin davacı şirketin 15.06.2010 tarihli maden işletme ruhsatını aldıktan sonra ilgili izinleri 3 yıl içerisinde almadığı hususunun subuta erdiği, uyuşmazlığın esasına yönelik yapılan değerlendirmede hukuka aykırılık bulunmadığı açık olmakla birlikte, davacının dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca durumuna uygun idari yaptırım ile cezalandırılmak istemediği görülmekte ise de, dava konusu işlemin dayanağı olan 3213 sayılı Kanun'un 24. maddesinin 11. fıkrasının 18/02/2015 tarihinde yürürlüğe giren 6592 sayılı Kanun ile değiştirildiği ve yapılan değişikliğin davacı lehine düzenlemeler getirdiği görüldüğünden ve davacının fiilin işlenmesinden sonra getirilen lehe olan düzenlemelerden yararlandırılmasının hakkaniyete ve ceza hukukunun genel ilkelerine uygun düşeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 703 sayılı KHK ile 3213 sayılı Maden Kanunu'na eklenen Geçici 33. madde ve 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 766. maddesi uyarınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı hasım mevkiden çıkarılıp Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü hasım mevkine alınarak gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 16/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.