T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8077
Karar No : 2023/1108
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından; 03/06/2013 tarihinde Ankara-Kızılay'da gezi parkı eylemleri olarak bilinen olaylar sırasında, emniyet mensuplarınca yapılan müdahale sonucunda gaz bombası fişeğinin kafasına isabet etmesi ile sağ gözünde tam görme kaybı oluştuğundan bahisle, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 170.502,70 TL) maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın 03/06/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 170.502,70 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'si için idareye başvuru tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren, 165.502,70 TL'si için miktar artırım tarihi olan 06/06/2016 tarihinden itibaren, 50.000,00 TL manevi tazminatın ise idareye başvuru tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden idare lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceği, manevi tazminat miktarının düşük olduğu, maddi ve manevi tazminat istemlerine olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; dava konusu olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ve faiz yürütülmemesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, ... İdare Mahkemesinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi yolundaki kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının, hükmedilen maddi tazminat tutarının 5.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren, 165.502,70 TL'lik kısmına ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 06/06/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda; temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi Kararında, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan " ... toplam 170.502,70 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'si için idareye başvuru tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren, 165.502,70 TL'si için miktar artırım tarihi olan 06/06/2016 tarihinden itibaren... işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" ibaresinin," ... toplam 170.502,70 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
C) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının, reddedilen manevi tazminat nedeniyle davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde, " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dava, 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 170.502.70 TL) maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 16.180,16 TL ve hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.850,00 TL olmak üzere toplam 22.030,16 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi hükmü gözetilerek, reddedilen manevi tazminat nedeniyle 20.950,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği görülmektedir.
Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinde; manevi tazminat istemlerinde hükmolunacak avukatlık ücretine ilişkin özel düzenleme yapılmış olup, buna göre manevi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Bu durumda; reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalı idare lehine hükmedilecek vekalet ücreti, Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili lehine hükmedilecek vekalet ücretini geçemeyeceğinden, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan " ... reddedilen manevi tazminat nedeniyle 20.950,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin, " ... reddedilen manevi tazminat nedeniyle 5.850,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Buna göre; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "Tarafların istinaf istemlerinin reddi ile anılan kararın ONANMASINA" ibaresinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "Tarafların istinaf istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "... toplam 170.502,70 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'si için idareye başvuru tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren, 165.502,70 TL'si için miktar artırım tarihi olan 06/06/2016 tarihinden itibaren... işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine..." ve " ... reddedilen manevi tazminat nedeniyle 20.950,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine..." ibarelerinin, " ... toplam 170.502,70 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 19/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ..." ve "... reddedilen manevi tazminat nedeniyle 5.850,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine..." şeklinde düzeltilmesine ... " şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin esas yönünden REDDİNE, davacının temyiz isteminin yasal faizin başlangıç tarihi ve reddedilen manevi tazminat istemi nedeniyle aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yönünden KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/03/2023 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, vekalet ücreti ve faiz başlangıç tarihi yönlerinden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Davacı lehine hükmedilen tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin miktar artırımı dilekçesinin verildiği tarih olarak belirlenmesinde ve davacının manevi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle davalı idare lehine, davacı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretini geçecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, hukuka aykırılık teşkil ettiğinden; Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu hususlarda yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.