T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8110
Karar No : 2023/3910
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …2- … 3- … 4- …5- …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. …
İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın, 29/03/2010 tarihinde bir suçun zanlısı olarak getirildiği Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü binasının 7. katından, davalı idare personelinin kusur ve ihmali neticesinde, atlayarak hayatını kaybetmesi nedeniyle olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, davacılardan … ve … için 80.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi, diğer davacılar …, … ve … için 30.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 250.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesince verilen 21/03/2016 tarih ve E:2013/5175, K:2016/1543 sayılı kararına uyulmak suretiyle, davacıların yakını olan ...'ın nezarethanede intihar ederek ölmesinde, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların uğradıkları maddi zararın tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 14/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacılardan baba ...'ın maddi zararı 31.914,71 TL, anne ...'ın maddi zararı 75.881,77 TL olarak hesaplanmış, Mahkemece söz konusu rapor hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile davacılardan ... için 31.914,71 TL, ... için 75.881,77 TL olmak üzere toplam 107.795,88 TL maddi tazminatın, 17/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davacılara ödenmesine, bu davacıların fazlaya ilişkin maddi tazminat talepleri ile diğer davacılar …, … ve ...'ın maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacılardan ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL, …, … ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 70.000,00 TL manevi tazminatın 17/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, yakınlarının gelirinin daha yüksek olmasına karşı bilirkişi raporunda hesaplamanın asgari ücretten yapıldığı, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayda sorumluluklarının bulunmadığı, olayın ölenin kendi kusurundan kaynaklandığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını olan ...'ın, 28/03/2010 tarihinde Şişli İlçesi … Caddesi'nde bulunan bir işyerinde meydana gelen silahlı soygunda, adı geçen şahsın olay anında kullanılan silahın, bere ve çalınan paraların ikametinde bulunması üzerine, 29/03/2010 tarihinde şüpheli olarak göz altına alınarak Şişli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği'nin 7. katında yer alan nezarethaneye götürüldüğü, bir süre sonra ilgilinin lavaboya gitmek istediğini nezarethane görevlisi polis memuru ...'ya söylemesi üzerine anılan memurca lavaboya götürüldüğü, tekrar nezarethaneye doğru dönmekte iken görevli memurun kendisinden uzakta olmasından faydalanarak koridorda açık bulunan pencereye tırmandığı ve görevli polis memuru ... kendisini sakinleştirip inmesini sağlamak amacıyla konuşup telkinde bulunduğu, konuşarak yaklaşıp yakasından tuttuğu, ancak şahsın ayakları vücudu pencerenin dış kısmında olduğu için şahsı içeri çekmesi mümkün olmadığı ve 7. katta bulunan pencereden atlayarak hayatını kaybettiği, davacılar tarafından, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemiyle davalı idareye yaptıkları 30/06/2010 tarihli başvurunun davalı idarece 21/07/2010 tarihli işlemle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarenin, eyleminden doğan zararlardan dolayı sorumlu tutulabilmesi, öteki sorumluluk halleri kadar hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun bulunmasına da bağlıdır. Hizmet kusuru; idarenin yapmakla yükümlü olduğu bir kamu hizmetinin kuruluşunda, teşkilatın yapısında, personelde ya da işleyişinde gereken emir, direktif ve talimatların verilmemesi gözetim ve denetiminin yapılmaması, hizmete yönelik araçların yetersiz, elverişsiz, kötü olması, gereken tedbirlerin alınmaması, geç hareket edilmesi veya hiç faaliyette bulunulmaması sonucu oluşan bir takım aksaklık, aykırılık, bozukluk, özensizlik, eksiklik, sakatlık halleridir.
Ayrıca, kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklarından yararlanarak yaptıkları eylem ve işledikleri kusurları, idareden ayrılamamaları nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.
Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Mahkeme Kararının Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu Mahkeme Kararının Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dava konusu olayda, davalı idarenin, gerek görevli personelinin görev kusuru niteliğindeki ihmali davranışları, gerekse emniyet müdürlüğü binasında havalandırma için yapılan pencerenin sağlam demir parmaklıklarla korunması, içeriye ve dışarıya birşey atılmasını önleyecek tel kafes ile muhafaza edilmesi gerekirken davacılar yakının atladığı pencerenin bu koşullara uygun olmaması nedeniyle yürütülen hizmetin eksik olması nedeniyle hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu olduğu açıktır.
Bununla birlikte, davacılar yakınının ölümüne kendisinin intihar niteliğindeki eyleminin neden olduğu göz önünde bulundurulduğunda, meydana gelen olayda davacılar yakının %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Mahkemece maddi tazminata hükmedilirken bu hususun da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekmekte olup, Mahkeme kararının davacılardan ... ve ... maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA oy birliğiyle, maddi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA oy çokluğuyla,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/06/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının da onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararının aksi yöndeki kısmına katılmıyorum.