T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/846
Karar No : 2023/1098
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... İçişleri Bakanlığı
VEKİLİ : ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından; Antalya ili, Manavgat ilçesinde bulunan iş yerinin, 09/09/2015 tarihinde Antalya ilinde gerçekleştirilen eylemler sebebiyle zarara uğradığından bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 125.189,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın 09/09/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla olayda davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazmin borcunun oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Konya Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, olayda idarenin hizmet kusuru sebebiyle değil sosyal risk ilkesi gereğince sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı idarenin istinaf isteminin gerekçeli olarak reddine, davacının esasa ilişkin istinaf isteminin reddine, nispi harç yönünden ise davacının istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; gerçek zararının hesaplanmadığı, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; dava konusu zararın meydana gelmesinde idarelerinin kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ..
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının düzelterek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin gerekçeli olarak reddine, davacının esasa ilişkin istinaf isteminin reddine, harç yönünden ise davacının istinaf isteminin kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik davacının istinaf isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü, "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir..." ve "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; ... b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükümleri yer almaktadır.
02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve İdare Mahkemesi kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde, "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir."; "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise, " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Dava,125.189,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 145.189,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın manevi tazminat istemi yönünden kabulüne, maddi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulüne, kısmen reddine ve kabul edilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 5.751,41 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen maddi tazminat yönünden ise 8.719,35 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği görülmektedir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen kararda davalı idare lehine davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinden daha fazla vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda; temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan " 659 sayılı KHK uyarınca davalı idare lehine reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden tarifeye göre hesaplanan 8.719,35 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin, " 659 sayılı KHK uyarınca davalı idare lehine reddedilen maddi tazminat yönünden 5.751,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerektiğinden, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "... davacının vekalet ücretinin tespitine ilişkin kısımları yönünden istinaf talebinin reddine ... " ibaresinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "... hüküm fıkrasında yer alan 659 sayılı KHK uyarınca davalı idare lehine reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden tarifeye göre hesaplanan 8.719,35 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin, "659 sayılı KHK uyarınca davalı idare lehine reddedilen maddi tazminat yönünden 5.751,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilmesine..." şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin esas yönünden REDDİNE, davacının temyiz isteminin vekalet ücreti yönünden KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/03/2023 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, vekalet ücreti yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
Reddedilen maddi tazminat miktarına ilişkin olarak, davalı idare lehine, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmemek üzere nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden aksi yönde nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ancak bu durum; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, "hukuka aykırılık" teşkil ettiğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.