T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8491
Karar No : 2023/1962
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_ÖZETİ : Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince verilen 24/01/2019 tarih ve E:2016/7349, K:2019/274 sayılı kararın, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMALARIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, davalı idarenin karar düzeltme isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin incelenmeksizin reddi; davalı idarenin karar düzeltme isteminin gerekçeli reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Davacının Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere, kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde taraflarca kararın düzeltilmesinin istenebileceği kurala bağlanmıştır.
Kanun'un 53, 54 ve 55. maddelerinde yer alan hükümler kararın düzeltilmesi ve yargılamanın yenilenmesi istemleriyle ilgili "özel" hükümler olmakla birlikte, 55. maddenin 5. fıkrasının "53, 54 ve bu madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesinde ve kararın düzeltilmesinde bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır." biçimindeki hükmüyle Kanun'un diğer hükümlerinin, bu maddelerdeki hükümlerle çatışmamak kaydıyla veya bu maddelerde boşluk bulunması hallerinde yargılamanın yenilenmesi ve kararın düzeltilmesinde de uygulanabilmesine olanak tanımaktadır.
2577 sayılı Kanun'da kararlara karşı başvuru yolları 45 ve 55. maddeler arasında düzenlenmiş olup, temyiz yolu ile karar düzeltme istemi başvuru şartları bakımından değerlendirildiğinde; temyiz yoluna başvurma süresinin otuz gün olduğu ve bu sürenin geçirilmesi halinde temyize cevap verme süresi içerisinde temyiz isteminde bulunulabileceği açıkça düzenlenmişken, karar düzeltme yolunda bu sürenin onbeş gün ile sınırlı tutulduğu, "Kararın Bozulması" başlıklı 49. maddesinde ise, temyiz sebeplerinin karar düzeltmede ileri sürülecek sebeplere göre daha geniş tutulduğu, karar düzeltmede ileri sürülen sebepler Kanun'da tahdidi olarak sayılarak, karar düzeltme istemini inceleyecek merciin ileri sürülen sebeplerle bağlı bulunduğu hükümleri dikkate alındığında, Yasa koyucunun karar düzeltme yolunu temyiz yoluna göre daha kısıtlayıcı ve daraltıcı hükümlerle düzenlediği görülmektedir.
Yukarıda yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, temyiz yoluna göre daha kısıtlayıcı hükümlere yer verilen karar düzeltme yolunda, Kanun'da belirtilen başvuru süresinin haricinde 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin "Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştaya veya 4. maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren mahkeme veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer." yolundaki hükmünü taşıyan 3. fıkrasının, aynı Kanunun 55. maddenin 5. fıkrasında yer alan "bu kanunun diğer hükümleri uygulanır" şeklindeki yollamanın kapsamı dışında kaldığında kuşku yoktur.
Dolayısıyla, Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlara karşı taraflardan birisinin kararın düzeltilmesini istemesi halinde, diğer tarafın bu yoldaki dilekçenin kendisine tebliği üzerine kararın kendisine tebliği tarihine göre onbeş günlük sürenin geçirilmemiş olması hali hariç, kararın düzeltilmesini isteyemeyeceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, karar düzeltme istemine konu Danıştay Onbeşinci Dairesinin 24/01/2019 tarih ve E:2016/7349, K:2019/274 sayılı kararın davacı vekiline 01/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından ise davalı idarenin süresinde olan karar düzeltme dilekçesinin 17/04/2019 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 15/05/2019 tarihinde Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçe ile katılma yolu ile karar düzeltme talebinde bulunulduğu görülmektedir.
Bu durumda, izah edilen nedenle katılma yolu ile kararın düzeltilmesi istenilemeyeceğinden ve karar düzeltme istemine konu kararın davacı vekiline tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme isteminde bulunulmadığından, süresinde olmayan karar düzeltme isteminin incelenmesine hukuki imkan bulunmamaktadır.
Kaldı ki, davalı idarenin karar düzeltme dilekçesinin 17/04/2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiği dikkate alındığında, davacı vekili tarafından katılma yoluyla 15/05/2019 tarihinde verilen karar düzeltme dilekçesinin de 15 günlük yasal süre içinde mahkemeye sunulmadığı açıktır.
B) Davalı İdarenin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
Bununla birlikte, her ne kadar İdare Mahkemesi kararında, davacının 30/03/2011 tarihli bilirkişi raporunda orman arazisinde bulunan 70 metrekare yüzölçümüne sahip yığma kargir evinin tespit edildiği, zilyetliğinde bulunan eve ilişkin zararının da davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesine yer verilmiş ise de; orman arazilerinin özel mülkiyete ve zilyetliğe konu olmaması nedeniyle davacının bahse konu ev yönünden hukuken korunmaya değer meşru bir menfaati bulunduğundan söz edilemeyeceği, dolayısıyla davacının zilyedi olduğu öne sürülen ve bilirkişi tarafından orman arazisinde kaldığı belirtilen evin hesaplamada dikkate alınmaması, anılan gerekçenin karardan çıkartılması, sonuç olarak komisyonca, işlemdeki diğer hukuka aykırılık nedeniyle sınırlı olarak yeniden işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacının kararın düzeltilmesi isteminin incelenmeksizin reddine, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, karar düzeltme yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine, 11/04/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.