T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/8905
Karar No : 2023/2487
TEMYİZ EDEN TARAFLAR:
1- …
VEKİLİ: Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem : Davacı tarafından, asıl amme borçlusu Tasfiye Halinde … Tekstil Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin şirket ortağı sıfatıyla adına düzenlenen … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının vadesinde ödenmemesinin ardından şirketin malvarlığı olup olmadığına ilişkin dava dosyasına idarece sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, yapılan malvarlığı araştırmalarının; taşınmaz, motorlu taşıt, deniz taşıtları ve sivil havacılık taşıtı sorgulamalarının olduğu, bu sorgulamaların 10/07/2017 tarihli olduğu, dolayısıyla asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmalarının davacı adına ödeme emrinin düzenlendiği 22/05/2017 tarihinden sonraki tarihli olduğu görüldüğünden, amme alacağının şirketten tahsilinin mümkün olmadığı hususu açıkça ortaya konulamadan dava konusu ödeme emirlerinin tanzim edildiği anlaşıldığından davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu …-…-…-…-…-…-…-…-…-…-…-…-…-…-…-… sayılı ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin 1,2,5,8,10,13,16. satırları ve … sayılı ödeme emrinin 1,7,8,12,14,15,16. satırlarına ilişkin kısımlarının iptali isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden; dava konusu ödeme emirleri muhteviyatı amme alacaklarının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenerek usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin davalı idarece ortaya konulamadığı, bir başka deyişle ortada asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir amme alacağının bulunduğunun ortaya konulamaması ve bu aşamaların yargısal denetimi ve hukuki irdelemesinin yapılamaması nedeniyle, dava konusu ödeme emirlerinin buna ilişkin kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden; dava konusu … sayılı ödeme emri içeriği ve vade tarihi 2010 olan amme alacağının tahsil zamanaşımının vadesini takip eden takvim yılını takip eden yıldan itibaren işlemeye başladığı, ancak 26/07/2010 tarihinde usulüne uygun yapılan ödeme emri tebliğ ile zamanaşımının kesildiği, kesilen zamanaşımının, kesilmeyi takip eden takvim yılı başından yani 2011 yılı başından itibaren yeniden başladığı, yeniden başlayan zamanaşımının ise 2010 yılını takip eden takvim yılından itibaren 5 yıl içeresinde amme alacağının tahsil edilememesi nedeniyle 31/12/2015 tarihinde sona erdiği, 2017/16 sayılı ödeme emri içeriği ve vade tarihi 2009 olan amme alacağının tahsil zamanaşımının vadesini takip eden takvim yılını takip eden yıldan itibaren işlemeye başladığı, ancak 25/05/2009 tarihinde usulüne uygun yapılan ödeme emri tebliğ ile zamanaşımının kesildiği, kesilen zamanaşımının, kesilmeyi takip eden takvim yılı başından yani 2010 yılı başından itibaren yeniden başladığı, yeniden başlayan zamanaşımının ise 2009 yılını takip eden takvim yılından itibaren 5 yıl içeresinde amme alacağının tahsil edilememesi nedeniyle 31/12/2014 tarihinde sona erdiği, bu durumda, 31/12/2014 ve 31/12/2015 tarihlerine kadar tahsil edilmediği için tahsil zamanaşımına uğrayan amme alacaklarının, zamanaşımı süresi dolduktan sonra şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu … ve … sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu …-…-…-…-…-…-…-…-…-…-… sayılı ödeme emirleri ile, … ve … sayılı ödeme emrinin kalan kısımlarının iptali isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden; şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin muhtelif tarihlerde kanuni temsilcinin ikametgah adresinde şirketle ilgisi olmayan annesine tebliğ edildiği, ancak öncesinde şirket adresinde tebliğe çalışılmadığı, şirket adına yapılacak tebligatların öncelikle şirket adresinde yapılması gerekmekte olup, şirket adresinde tebligatların yapılamaması halinde kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliğ yoluna gidilebileceği, şirket adına kesinleşmediği anlaşılan amme alacaklarının davacıdan tahsiline yönelik olarak ortak sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin buna ilişkin kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … sayılı sayılı ödeme emirlerinin iptali isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden ise; usulüne uygun şekilde yapılan tebligatlara rağmen asıl borçlu şirketçe herhangi bir ödemede bulunulmadığı, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması neticesinde amme alacaklarının şirketten tahsil olanağının bulunmadığı görüldüğünden, dava konusu ödeme emirlerinin buna ilişkin kısımlarında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen gerekçeli reddine, kararın kısmen kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davacı adına yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 04/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Bakılmakta olan davada, Vergi Dava Dairesince, davalı idarenin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede, ilk derece mahkemesi kararının dava konusu … tarih ve …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … sayılı ödeme emirleri haricindeki ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiş ve bu kısma ilişkin istinaf istemi kararın gerekçesi değiştirilerek reddedilmiştir.
Anayasa’nın 142’nci maddesinde “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yollarından biri olan istinaf kanun yolunda yargılama usulü 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45’inci maddesinde kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanunun 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 19’uncu maddesiyle değişik 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, istinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyaların bölge idare mahkemesine gönderileceği; (3) numaralı fıkrasında, bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; (4) numaralı fıkrasında ise bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği, inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabileceği, istinabe olunan mahkemenin gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getireceği kurallarına yer verilmiştir. Ayrıca bölge idare mahkemesinin hukuka uygun bulmadığı kararları kaldırarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndereceği, başka bir deyişle işin esası hakkında yeniden karar vermesinin istisnaları anılan maddenin (5) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verir ve dosyayı ilgili mahkemeye gönderir.
2577 sayılı Kanunun yine 6545 sayılı Kanunun 22’nci maddesiyle değişik 49’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde ise, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın; kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı hüküm altına alınmıştır.
Sözü edilen yasa kurallarında istinaf başvurusunu inceleyen istinaf mercii olarak bölge idare mahkemelerinin yapacakları istinaf denetimi sonucunda verebilecekleri karar türleri sayılarak belirtilmiştir. Buna göre, istinafa tabi ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygun bulunursa, istinaf başvurusu reddedilecek, Kanun, ayrıca 45’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında, istinaf merciine, maddi yanlışlıkla sınırlı olarak istinafa tabi kararın düzeltme yetkisini verdiğinden, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı karar verilir; karar hukuka uygun bulunmazsa, yasada öngörülen istisnai durumlar dışında, istinaf başvurusu kabul edilerek, istinaf başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak işin esası hakkında yeniden karar verilecektir. İşin esası hakkında yeniden karar verecek olan istinaf mercii, ilk derece mahkemesince yapılmayan her türlü inceleme ve araştırmayı kendisi yapar; inceleme sırasında ihtiyaç duyulması halinde, kendi yargı çevresi dışındaki inceleme ve araştırmaları istinabe yoluyla, başka idare ve vergi mahkemelerine yaptırabilir; gerekirse keşif ve bilirkişi gibi yöntemlere başvurabilir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 22’nci maddesi ile değişik 49’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, temyiz merciine, temyize tabi kararın sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaması veya eksik bulması durumunda, gerekçeyi değiştirerek kararı onama yetkisi tanımıştır. Oysa aynı yetki, 45’inci maddede, istinaf merciine tanınmamıştır. Başka bir deyişle, 6545 sayılı Kanun ile 49’uncu maddede değişiklik yapılmak suretiyle temyiz merciinin “gerekçesini değiştirerek karar verme” yetkisi açıkça düzenlenmişken; aynı Kanunun 19’uncu maddesiyle yeniden düzenlenen ve kararlara karşı başvuru yollarından istinaf başvuru yolunu düzenleyen 45’inci maddesinde böyle bir düzenleme getirilmemiştir.
İdari yargılama usulünde temyiz dilekçelerinin taşıması gereken şekil ve usul koşulları ile bu dilekçeler hakkında verilecek karar ya da yapılacak işlemler 2577 sayılı Kanunun 48’inci maddesinde gösterilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmekle, tümcenin devamındaki düzenleme de gözetildiğinde, 48’inci maddede temyiz yolu için öngörülen şekil ve usul kurallarının istinaf yolu bakımından da geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle kanun koyucu istinaf talebi içeren dilekçeler ve ilgili yargı mercileri tarafından bu dilekçelerle ilgili yapılacak iş ve işlemler bakımından da aynı usul ve esasların uygulanmasını öngörmüş olup Kanunun 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde bu nedenle istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, temyizin şekil ve usullerine gönderme yapan bu kuralın, temyiz incelemesi üzerine verilecek kararların düzenlendiği 49’uncu maddenin istinaf merciinin gerekçe değiştirerek karar verebilmesini sağladığı söylenemez.
Danıştay’ın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır (2575 sayılı Danıştay Kanunu 23. madde). Davaya baştan başlama; uyuşmazlığı hem maddi hem hukuki yönüyle çözme özelliği nedeniyle istinaf incelemesi temyiz incelemesinden farklıdır. Kanun koyucu, istinaf ve temyiz incelemesinin birbirinden farklı oluşunu gözeterek bu incelemeler sonucu verilecek karar türlerini de farklı olarak belirlemiştir. Bu bakımdan da 45’inci maddedeki karar türlerinin açık düzenlenmesi karşısında ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmesinde, 45’inci maddenin (2) numaralı fıkrasının, “İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir” kuralına dayanılarak 49’uncu maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, temyiz merciine tanınan kararın gerekçesini değiştirerek onar kuralının dayanak alınması mümkün olmamaktadır.
Açıklanan nedenle, istinaf denetimi sonucunda Vergi Dava Dairesince vergi mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi yargılama usulüne uygun düşmediğinden, temyize konu kararın buna ilişkin hüküm fıkrasının yeniden karar verilmek üzere bozulması gerektiği görüşüyle kararın bu kısmına katılmıyorum.