T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/947
Karar No : 2023/1609
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü) - (E-Tebligat)
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Asıl borçlu ... Kimya ve Kozmetik ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 2012 ve 2013 yıllarına ait muhtelif amme alacağının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E…, K:… sayılı kararıyla; davacının ortağı olduğu şirket kaydının 31/08/2015 tarihinde ticaret sicilinden silindiği, işlemin 07/09/2015 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, tüzel kişiliği sona eren şirketlerin bu tarihten önceki dönemlere ait, sonradan ortaya çıkarılan vergisel ödevlerden sorumlu kılınacak kişilerin belirlenmesi konusundaki 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrasında, kaydı ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemine ilişkin olarak yapılacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden veya limited şirket ortaklarından herhangi biri adına yapılmasını öngören söz konusu düzenleme kapsamında, sicil k... ın silinmesinden sonra yapılan inceleme sonucu re'sen yapılması öngörülen cezalı tarhiyatın anılan madde uyarınca ilgili dönemlerdeki kanuni temsilci veya şirket ortaklarından herhangi biri adına yapılması gerekirken, hukuk alemindeki varlığı sona eren ve borçlara ehil olma ehliyetini yitiren asıl amme borçlusu şirket adına, tüzel kişiliğin sona ermesinden sonra muhtelif vergilere ilişkin tarh ve tahsil işlemlerinin usulsüz olarak tekemmül ettirilmesinde ve kamu alacağının şirketten tahsil imkanının bulunmadığından bahisle ortak sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi hükmü açıklanmak suretiyle, davacının ortağı olduğu şirketin 31/08/2015 tarihinde anılan madde uyarınca ticaret sicilinden re'sen silindiği, vergi ve cezaları içeren ihbarnamelerin şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kalkmasından sonra 17/11/2015 ve 07/12/2015 tarihlerinde şirketin kanuni temsilcisine tebliğ edildiği, ardından şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin de şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten sonra tebliğ edildiği, mal varlığı araştırmaları neticesinde borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle şirket ortağı sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmiş ise de, ticaret sicil k... ın silinmesinden sonra şirket adına ihbarname ve ödeme emri tebliğ edilmesinin hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurularak öncelikle şirketin yeniden tescilinin sağlanması ve alacağın şirket adına kesinleştirilmesi, kesinleştirmeden sonra şirketten tahsili yoluna gidilmesi ve tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda davacının takibi gerekirken, bu yapılmadan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık; ödeme emrini iptal eden Mahkeme kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrasında, tasfiyesi bitmiş şirketlerde 03/07/2009 tarihinden sonra muhatabın kim olacağına açıklık getirildiği, tasfiyesi bitmiş ticaret sicilinden silinmiş şirketlerin, tasfiye öncesi dönemler ve tasfiye dönemleri için sonradan vergi incelemesine tabi tutulup tutulmayacağı ile ilgili herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.