T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9506
Karar No : 2023/2505
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):
1- Kendi adına asaleten; … adına vesayeten …
2- …
3- …
VEKİLLERİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Genel Müdürlüğü / …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU: Davacılar tarafından; Afyonkarahisar ili, Sandıklı ilçesi, … köyü Göleti yapımı ve sulama inşaatı işi ihalesini alan şirkette çalışan yakınları ...'ın şantiyede ekskavatör kullandığı sırada geçirdiği kaza nedeniyle vefat ettiğinden bahisle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıklarını iddia ettikleri zararlarına karşılık şimdilik müteveffanın babası ... ve annesi ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ:
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından; dava konusu olayda kamu hizmetinin gerektiği gibi işlememesi sebebiyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, Mahkemece öncelikle davacıların zararlarının belirlenmesi açısından bilirkişi raporu aldırılması ve akabinde davacıların zararlarının tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına yönelik davacılar istinaf isteminin reddine dair kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir..." ve "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; ... b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükümleri yer almaktadır.
30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve İdare Mahkemesi kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde, "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir."; "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise, " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Dava; 20.000,00 TL maddi ve 400.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 420.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın reddine ve reddedilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 2.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği görülmektedir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminata ilişkin vekalet ücretinin Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine dair Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin tamamen reddine karar verilmiş olması nedeniyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmasız işler için belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmesine rağmen davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığından bu hususun Bölge İdare Mahkemesince düzeltilmemiş olmasında da hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda; temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; Afyonkarahisar İdare Mahkemesinin 18/12/2018 tarih ve E:2017/819, K:2018/905 sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "reddedilen maddi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.400,00-TL vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL olmak üzere toplam 3.490,00-TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine" ibaresinin, "reddedilen maddi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL olmak üzere toplam 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerektiğinden, Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 22/03/2019 tarih ve E:2019/253, K:2019/382 sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf isteminin reddine ..." ibaresinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "istinaf isteminin reddine, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan reddedilen maddi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.400,00-TL vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL olmak üzere toplam 3.490,00-TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine" ibaresinin, "reddedilen maddi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL olmak üzere toplam 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine" şeklinde düzeltilmesine ... " şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin esas yönünden REDDİNE, vekalet ücreti yönünden KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, vekalet ücreti yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY : Reddedilen maddi tazminat yönünden davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu husus 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, "hukuka aykırılık" teşkil ettiğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.