T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9549
Karar No : 2023/2506
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Turistik Tesis San. ve Tic. A. Ş. adına …
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği / …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, Mardin ili, Nusaybin ilçesinde 14/03/2016 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde … Mahallesinde bulunan iş yerinin zarar gördüğü, eşyaların kullanılmaz hale geldiği, kazanç kaybı yaşadığı ileri sürülerek uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle yapılan başvurunun kısmen kabulü ile 40.000,00 TL tazminat önerisini içeren Mardin Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ:
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının başvurusu sonrası maddi zararlarının tespitine yönelik olarak düzenlenen "Hasar Tespit Formu"nda sadece hasar gören eşyalar ile bina fiziki zararlarının yazıldığı, bunun dışında 5233 sayılı Kanun ve Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğe göre zarar tespitine ilişkin herhangi bir araştırma ve incelemenin yapılmadığı, bilgi ve belge toplanmadığı, zarar kalemlerinin ve miktarlarının net ve somut belirlenmesine yönelik, gerek mahallinde yapılacak keşif ile tespiti, gerekse de ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde yapılacak araştırmalar neticesinde elde edilecek verilerin zarar görenin beyanı ve sunduğu bilgi belgelerle bir arada değerlendirilerek, objektif ve tutarlı ölçülere göre değerlendirme yapılması gerekmesine rağmen belirtilen hususların yerine getirilmediği anlaşıldığından ve tespit tutanaklarında zarara uğrayan eşyaların değerleri belirtilmediğinden dava konusu işlemle belirlenen zarar tutarının hangi somut veriler esas alınarak belirlendiği de anlaşılamadığından, eksik inceleme sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, davacı tarafından turistik tesis ve eklentilerinin zarar gördüğünden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararları yanında çalışamadığı süre boyunca uğradığı gelir kaybından kaynaklanan zararlarının karşılanması talebiyle de Zarar Tespit Komisyonuna başvuru yapıldığı, ancak anılan Komisyon tarafından davacının gelir kaybına yönelik talebi yönünden 5233 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak olumlu veya olumsuz bir değerlendirmenin yapılmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinde hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan kesinleşmiş/kesin maddî zararların karşılandığının belirtildiği, doğrudan ticari nitelikli muhtemel zararların karşılanacağından bahsedilmediği, ticari nitelikli bir zararının karşılanabilmesi için ancak ticarete konu taşınır/taşınmaz bir mal varlığının zarar görmesi veya davacının rızası dışında malvarlığına ulaşamamasının gerektiği anlaşıldığından, gelir kaybı talebinin 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca karşılanabilecek zararlar kapsamına girmediği açık olduğundan dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının taşınır taşınmaz eşya zararına ilişkin kısmı hukuka uygun bulunduğundan davalının kararın bu kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine, kararın gelir kaybına yönelik kısmı hukuka aykırı olduğundan davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına, işlemin bu kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, sokağa çıkma yasağı döneminde malvarlığına ulaşamadığından çalışamadığı, ticari faaliyetini devam ettiremediği için gelir kaybına uğradığı, bu zararının da karşılanması gerektiği iddialarıyla; davalı idare tarafından ise, davacının uğradığını iddia ettiği zararın daha fazla olduğuna ilişkin bilgi ve belgeyi sunması gerektiği, yapılan araştırma sonucu tazminat miktarının belirlendiği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davacı tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, Mardin ili, Nusaybin ilçesinde 14/03/2016 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde … Mahallesinde bulunan iş yerinin zarar gördüğü, eşyaların kullanılmaz hale geldiği, kazanç kaybı yaşadığı ileri sürülerek uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle 27/07/2016 tarihinde başvuru yapılmış, başvurunun ardından iş yerindeki eşya zararına yönelik yapılan inceleme sonrası düzenlenen, davacı ve muhtar tarafından imzalı "Hasar Tespit Formunda" iş yerinde hasar gören kısımlar ve eşyalar tespit edilmiş, Mardin Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve ... sayılı kararı ile müracaatçının iş yerinde ve bazı eşyalarında hasar oluştuğu, meydana gelen zararın 40.000,00 TL olduğunun müracaat dosyası içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden (fotoğraf, tutanak vs.) tespit edildiği, müracaatçının diğer zarar talepleriyle ilgili olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılacak herhangi bir işlem olmadığı belirtilerek başvurunun kısmen kabulü ile 40.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmiş, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; aynı Kanunun 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabileceği öngörülmüştür.
Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, zarar görenin veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin başvurusu halinde bu Yönetmelik kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etme görevi olan Komisyon'un gerek görmesi halinde keşif yapabileceği, komisyon başkanının, belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildireceği, başvuru sahibinin kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitlerinin keşif mahallinde hazır bulunacakları, muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunmasının temin edileceği, başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durumun tutanakta belirtileceği; 15. maddesinde, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararların, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar olduğu, 16. maddesinde, 15. maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Eşya Zararına Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Kazanç Kaybına Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Her ne kadar, Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının iş yerini işletilememesinden kaynaklanan kazanç kaybına ilişkin zararları yönünden, bu zararların 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sayılan ve anılan Kanun kapsamında tazmini gereken zararlardan olmadığı gerekçesinin yanı sıra anılan zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu gerekçesine yer verilerek anılan kısım bakımından davanın reddine karar verilmişse de talep edilen zararların, yalnızca 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sayılan zarar kalemleri arasında bulunmaması sebebiyle anılan Kanun kapsamında karşılanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ve davalı idarenin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.