T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/1040
Karar No : 2023/3201
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7143 sayılı yasa kapsamında kesinleşmemiş amme alacaklarına ilişkin 2018/20 tecil dosyası ile yapılan yapılandırma işlemi sırasında, öncelikle amme alacakları yapılandırıldıktan sonra hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu gereği kendisine mahsuben iade edilmesi gereken tutarın mahsup edilmesi gerekirken, yapılandırma öncesinde mahsup işlemi gerçekleştirildikten sonra geriye kalan amme alacaklarının yapılandırılması suretiyle yapıldığı ileri sürülen hesap hatasının düzeltilmesi ve mahsup işlemi gerçekleştikten sonra ortaya çıkan tutarın 30/09/2018 tarihinden itibaren tecil faiziyle iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair … tarih ve E… sayılı işlemi iptali, yapılandırma işlemi sırasında düzenlenen ödeme tablosunun 986.918,17-TL olarak yeniden düzenlenmesi ve red ve iadesi gereken 800.225,75-TL'nin 30/09/2018 tarihinden, fazladan ödenen 69.025,38-TL'nin ödeme tarihinden itibaren tecil faizi ile birlikte iade edilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının … tarih ve ... sayılı dilekçe ile yapmış olduğu yapılandırma başvurusu, 7143 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında kesinleşmemiş amme alacaklarına ilişkin olduğu, yapılandırılan amme alacaklarının, yapılandırma işlemi tamamlandıktan sonra kesinleştiğinin kabulü gerektiği, 6183 sayılı Kanun'un 23. maddesi gereği, mahsuben iadesi gereken amme alacaklarının, kanunun açık hükmü gereği, muaccel olmuş (kesinleşmiş) vergi borçlarından mahsup edilmesi ile mümkün olacağı, davalı idare tarafından, davacı tarafından yapılandırılması istenilen amme alacakları yapılandırıldıktan sonra, 7143 sayılı Kanun ile belirlenen esaslar doğrultusunda ödeme tablosu oluşturularak ödenmesi gereken vergi borcunun belirlenmesi, daha sonra, bu şekilde kesinleşmiş olan vergi borcundan mahsuben red ve iadesi gereken 1.784.143,92-TL tutarın mahsup edilmesi gerekirken, bahse konu tutarın, önce kesinleşmemiş amme alacaklarından mahsup edildikten sonra, geriye kalan amme alacaklarının yapılandırılması suretiyle vergilendirme hatası yapıldığı, vergilendirme hatasının düzeltilmesi maksadıyla, yapılandırma işlemine konu olan kesinleşmemiş amme alacakları ile öncelikle yapılandırılarak ödeme tablosunun yeniden oluşturulması, daha sonra davacıya mahsuben iadesi gereken tutarın, yapılandırma işlemi ile ortaya çıkan kesinleşmiş vergi borcundan mahsup edilmesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun reddine yönelik işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının, Mahkemelerinden, yapılandırmaya ilişkin ödeme tablosunun 986.918,17-TL olarak yeniden düzenlenmesi yönündeki talebinin, idari işlem tesis edilmesi mahiyetinde hüküm kurulması gerektirdiğinden, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir idari işlemin iptaline yönelik olmayan bu istem yönünden davanın incelenmeksizin reddi gerektirdiği, red ve iadesi gereken 800.225,75-TL'nin 30/09/2018 tarihinden itibaren fazladan ödenen 69.025,38-TL'nin ödeme tarihinden itibaren tecil faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemine ilişkin kısma gelince, davacıya iade edilmesi gereken bir tutar bulunup bulunmadığı ve hangi miktarda iade yapılması gerektiği hususları, Mahkemelerinin iş bu kararı doğrultusunda, davalı idarece, idari işlem tesis edilmesi suretiyle, yapılandırma işlemlerindeki hatanın düzeltilmesinden sonra oluşturulacak ödeme tablosu ile belirleneceği, anılan tutarların iadesi istemi hakkında bu aşamada mümkün olmadığından, bu kısım yönünden de incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116. ve takip eden maddelerinde tarifi yapılan, kapsamı gösterilen vergi hataları nedeniyle, mükelleflerin 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde idareye başvurup haklarında yapılan vergi hatalarının düzeltilmesini ve hata nedeniyle haksız ödenen vergilerin iadesini isteyebileceklerini öngördüğü, bu başvuruların reddi üzerine, ilgililer T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığına şikayet yoluna başvurabileceği ve bu istemin reddi yolundaki Bakanlık İşlemini idari davaya konu edilebilecekleri, oysaki; dava konusu yapılan söz konusu işlemin, hukuki yoruma dayalı olduğu, anılan kanun hükümleri ile belirlenen hatalar kapsamında olmadığı, esas yönünden, 7143 sayılı Kanun'un yayım tarihi olan 18/05/2018 tarihi itibariyle uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanmamış, ancak dava süresi geçmemiş alacakların anılan Kanun'un 3. maddesi hükümlerinden yararlanılmak suretiyle yapılandırılmasının mümkün olduğu, anılan madde hükümlerinden yararlanılabilmesi için, madde kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmamasının gerektiği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde her ne kadar 7143 sayılı Kanun'a göre hazırlanan ödeme tablosunun iptalinin talep edildiği belirtilmiş ise de esas itibariyle … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporunda belirtilen mahsup işlemine itiraz edildiği, mahsuba konu vergi ve cezalar için 7143 sayılı Kanun'un 3. maddesi hükümlerinden yararlanıldığı ve yapılandırmaya ilişkin başvuru dilekçesinde bu alacaklara ilişkin dava açılmayacağının beyan edildiği dikkate alındığında, söz konusu mahsup işleminin yanlış yapıldığı iddiası ile dava açılmasının mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116. maddesinde, vergi hatasının, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış, 117. maddesinde “Hesap hataları”, 118. maddesinde ise “Vergilendirme hataları” sayılmak suretiyle belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri, 124. maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanun hükümlerine göre, dava açma süresi geçtikten sonra, ancak kanunda belirtilen durumlarla sınırlı olarak, hukuki ihtilaf içermeyen basit ve açık hataların düzeltme ve şikayet yolu ile dava konusu edilmesi mümkündür. Aksi takdirde, her türlü uyuşmazlığın düzeltme zamanaşımı içinde dava konusu edilebilmesi söz konusu olur ki, bu da dava açma sürelerine ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin konuluş amacına uygun düşmeyecektir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin, 7143 sayılı yasa kapsamında kesinleşmemiş amme alacaklarına ilişkin 2018/20 tecil dosyası ile yapılan yapılandırma işlemi sırasında, öncelikle amme alacakları yapılandırıldıktan sonra hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu gereği kendisine mahsuben iade edilmesi gereken tutarın mahsup edilmesi gerekirken, yapılandırma öncesinde mahsup işlemi gerçekleştirildikten sonra geriye kalan amme alacaklarının yapılandırılması suretiyle yapıldığı ileri sürülen hesap hatasının düzeltilmesi ve mahsup işlemi gerçekleştikten sonra ortaya çıkan tutarın 30/09/2018 tarihinden itibaren tecil faiziyle iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair 13/01/2018 tarih ve E.1011253 sayılı işlemi iptali , yapılandırma işlemi sırasında düzenlenen ödeme tablosunun 986.918,17-TL olarak yeniden düzenlenmesi ve red ve iadesi gereken 800.225,75-TL'nin 30/09/2018 tarihinden, fazladan ödenen 69.025,38-TL'nin ödeme tarihinden itibaren tecil faizi ile birlikte iade edilmesi istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Buna göre, dava konusu olayın mahiyetinin açık vergilendirme hatası kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, ancak 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırma başvurusu neticesinde düzenlenen ödeme tablosuna karşı süresi içerisinde açılan davada incelenmesi mümkündür. Dolayısıyla, hukuki ihtilaf niteliğindeki dava konusu uyuşmazlığın vergi hatası kapsamında incelenmesi mümkün olmadığından, aksi yönde verilen Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 01/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.