T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1451
Karar No : 2022/8812
DAVACI : …
DAVALI : … / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının,Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kesinleşen 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin 09/09/2014 tarihli ve K:… sayılı kararı ile hakkında ileri sürülen iddiaların Cumhuriyet savcısının delil toplama, değerlendirme ve suçu nitelendirme yetkisi kapsamında olduğu, yetkinin kötüye kullanıldığı yönünde delil gösterilmediği, kanun yoluna başvuru sırasında öne sürülebilecek hususun şikayete konu edildiği gerekçesiyle oybirliği ile ihbarın işleme konulmamasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, Daire kararına olur vermeyen Kurul Başkanının 2014 yılı HSK seçimleri sonrası ihbara konu olay hakkında inceleme yapılması talimatı verdiği, yetki gasbında bulunduğu, müfettişler tarafından rapora eklenen S.A.'nın beyanlarına ve yazılan müzekkerelere karşı beyanlarına başvurulmadığı, dava konusu kararın gerekçesinin gerçeği yansıtmadığı, unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, ölçülü olmadığı ileri sürülerek, dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine ve milli güvenliğe yönelik en ağır saldırılardan biri olan 15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte karanlık ve tehlikeli yüzünü açıkça gösteren bu yapılanmanın yargı alanındaki eylemlerinden en önemlileri olan 17 ve 25 Aralık soruşturmaları ile; FETÖ/PDY yapılanması içinde yer alan bir kısım hakim ve cumhuriyet savcılarının kolluk görevlileriyle birlikte örgütsel bir yapı içinde hareket ederek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkmanın ve hükümeti ulusal ve uluslararası platformda zor durumda bırakmanın hedeflendiği; bu soruşturmalar ile, toplumda Hükümet yetkililerinin yolsuzluk yaptığı ve El Kaide terör örgütüne yardım ettiği şeklinde ithamlarda bulunularak usulsuz soruşturmalar yapıldığı; davaya konu soruşturmada da, ilgilinin 17/25 Aralık soruşturmalarının yapıldığı dönemde yıllık iznini keserek göreve başlayıp, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünde usulsüz "yangından korunmaya uygunluk" raporu verildiği iddialarına dair yürüttüğü soruşturmada; dosya henüz tekemmül etmemiş, deliller toplanmamış, DVD çözümlemeleri yapılmamış, daha önce çözümleme yapan personellerin görev yerleri değiştiği için hukuken bu çözümlemeleri sonradan imzalamalarının mümkün olmaması gibi eksikliklere rağmen Emniyet Müdürlüğünden operasyon yapılması (yakalama, gözaltı, Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmeleri, usulsüz rapor verilen iş yerlerinde inceleme yapılması) yönünde ısrarcı olduğu, Emniyetin operasyon için makul süreye ihtiyaçları olduğu, eksikliklerin tamamlanması gerektiği yönündeki itirazları ve başsavcı vekilinin de talebini yeniden değerlendirmesi yönündeki yazısına rağmen taleplerinde ısrar ettiği, soruşturma kapsamında elde edilen ve iletişimin tespiti kayıtlarını içeren 97 adet DVD'yi "emanet memurluğuna" şeklinde şerh düştüğü halde, emanete teslim etmeyerek 10 gün odasında tuttuğu hususları sabit olmakla; ilgilinin 17/25 Aralık soruşturmaları ile aynı dönemde, toplumda oluşturulmaya çalışılan yolsuzluk algısını sağlamak ve hükümeti yıkmak gayesi ile plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olarak bu eylemleri gerçekleştirdiği, davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, sübuta eren eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak subuta eren eylemi nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında ve ceza nedeniyle yapılan yeniden inceleme ve itiraz başvurularının reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacının, İstanbul eski hâlen Bakırköy Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve … esas, … sayılı kararının, iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı" başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde;
"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve … esas, … sayılı kararında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğüne yönelik, kamuoyunda "Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu-3. Dalga" olarak bilinen ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sayısına kayden yürütülen soruşturma kapsamına ilişkin olarak davacının 17/25 Aralık soruşturmalarının yapıldığı dönemde yıllık iznini keserek göreve başlayıp, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünde usulsüz "yangından korunmaya uygunluk" raporu verildiği iddialarına dair yürüttüğü soruşturmada; dosya henüz tekemmül etmemiş, deliller toplanmamış, DVD çözümlemeleri yapılmamış, daha önce çözümleme yapan personellerin görev yerleri değiştiği için hukuken bu çözümlemeleri sonradan imzalamalarının mümkün olmaması gibi eksikliklere rağmen Emniyet Müdürlüğünden operasyon yapılması (yakalama, gözaltı, Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmeleri, usulsüz rapor verilen iş yerlerinde inceleme yapılması) yönünde ısrarcı olduğu, Emniyetin operasyon için makul süreye ihtiyaçları olduğu, eksikliklerin tamamlanması gerektiği yönündeki itirazları ve başsavcı vekilinin de talebini yeniden değerlendirmesi yönündeki yazısına rağmen taleplerinde ısrar ettiği, soruşturma kapsamında elde edilen ve iletişimin tespiti kayıtlarını içeren 97 adet DVD'yi "emanet memurluğuna" şeklinde şerh düştüğü halde, emanete teslim etmeyerek 10 gün odasında tuttuğu hususları sabit olmakla; ilgilinin 17/25 Aralık soruşturmaları ile aynı dönemde, toplumda oluşturulmaya çalışılan yolsuzluk algısını sağlamak ve hükümeti yıkmak gayesi ile plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olarak bu eylemleri gerçekleştirdiği, soruşturma konusu eylemleri nedeniyle "görevi kötüye kullanma" suçundan yargılandığı, ilgilinin Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama (soruşturma) yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı işlemler yaparak keyfi kullandığı, , Bangolar Yargı Etiği İlkelerinde belirtilen ve bir hakim savcının haiz olması gereken; bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olarak sayılan özellikleri yitirdiği; kanaatine varıldığından dolayı hakkındaki kovuşturma sonucu beklenmeden karar vermek gerektiği, bu bakımdan, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen sübut bulan eylemi nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince "Meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı aynı Daireye yapılan yeniden inceleme talebinin … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilmesine binaen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kuruluna yapılan itirazın … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine dava açıldığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Davacı tarafından bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2016/59013 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının tarafları ve konusu aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
MADDİ OLAY:
Davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:... sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.
Anılan karara yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bakılan dava, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Diğer taraftan, davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve 2... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de anılan Kurul tarafından reddedilmiş, karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebiyle açılan dava Dairemizin 08/02/2021 tarihli ve E:2016/59013, K:2021/155 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Diğer yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacının Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) … Esas sayılı dosyasında görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı, beraat kararı verildiği, bu kararın kesinleşmediği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", son fıkrasında; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Olayda, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesinin … gün, … dosya ve … sayılı kararıyla davacı hakkında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğüne yönelik, kamuoyunda "Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu-3. Dalga" olarak bilinen ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayısına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, elde edilen iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tutanakları, fezleke ve diğer delillerin dijital ortamda bulunduğu, güncel haliyle dökümlerinin alınarak imzalanmadığı, hazırlanan fezlekenin taslak halinde olduğu, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararları gereği çözümleme yapan 11 personelin 16.01.2014 tarihi itibariyle İstanbul Organize Suçlarda Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli olmadıkları, sonradan imzalatmanın da hukuki olmayacağı, bu nedenle yeni atanan personel tarafından tapelerin yeniden dinlenerek çözüm ve dökümlerinin yapılması gerektiği, bu işlemler için de makul bir sürenin gerektiği hususlarını dikkate almadan vermiş olduğu operasyon yapılması yönündeki talimatının yerine getirilmesi konusunda ısrarcı olduğu ve soruşturma kapsamında elde edilen ve iletişimin tespiti kayıtlarını içeren toplam 97 adet DVD'nin, 16.12.2013 tarihi itibariyle kendisine teslim edilmiş olmasına rağmen, bunları 30.12.2013 tarihinde emanete aldırdığı iddialarından dolayı soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir.
Soruşturma sonucunda düzenlenen raporda;"...Dosyanın Cumhuriyet Savcısı ...' e tevzi edilmesi ile ilgili olarak temin edilen bilgi ve belge ile UYAP safahat bilgilerinin incelenmesinde, Cumhuriyet Savcısı C.K.'nin uhdesinde bulunan ve daha sonra ...'e devredilen … sayılı dosyanın C.K. tarafından tefrik ederek … sayılı soruşturmaya kaydedildiği, tefrik edilen bu soruşturmanın 17 Aralık soruşturması olarak bilinen 3 ayrı soruşturmadan birisini oluştururken, yine aynı Cumhuriyet Savcısının 05.12.2013 günlü müzekkere ile "Cumhuriyet savcılığı işbölümü çalışma talimatı gereğince … sayılı soruşturma evrakının Memur Suçları Soruşturma Bürosuna gönderilmesini” talep ettiği, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Z.Ö. tarafından aynı gün soruşturma evrakının Cumhuriyet Savcısı ...'e tevzi ve onay işleminin yapıldığı, Cumhuriyet Savcısı ... tarafından 20.12.2013 tarihinde şüphelilerin UYAP bilgilerinin alındığı, taraf ve suç ekleme işlemleri ile değişik iş taleplerinin gerçekleştirildiği, 30.12.2013 tarihinde Cumhuriyet savcılığı zapt olunan eşya makbuzu hazırlandığı, 14.01.2014 tarihinde şüphelilere ait nüfus bilgilerinin sorgulandığı ve birimlere müzekkere yazıldığı, 31.01.2014 tarihinde ise Cumhuriyet Başsavcı Vekili M.A. tarafından dosyanın başka bir Cumhuriyet savcısına aktarıldığının belirlendiği, HSK Genel Sekreterliğinden ilgiliye ait izin işlemleri istenildiği, yapılan incelemede; 26 gün izin talebinde bulunduğu, 09.12.2013 tarihinden 27.12.2013 tarihine kadar izne ayrıldığı, 26 günün 10'unu kullandıktan sonra iznini keserek 17 Aralık soruşturmalarının hemen akabinde, 25 Aralık soruşturmasından önce yani 19.12.2013 günü göreve başladığının belirlendiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ait … sayılı soruşturma dosyası 05.12.2013 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ...' e tevdi edildiğinde, dijital ortamda bulunup, güncel haliyle dökümleri alınıp imzalanmayan, fezlekesi dahi henüz taslak halinde bulunan soruşturma dosyasında, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğünce, daha önce elde edilen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının ıslak imzalı çözümlemesinin yapılmadığının ve tahkikatın aşaması itibarıyla yapılması, şüphelilerinin gözaltına alınması ve bir kısım tedbirlere başvurulması yönünden tekemmül etmediği halde adı geçen Cumhuriyet savcısının operasyon talimatı verdiği tarihe kadar soruşturma dosyasını inceleyip, eylemleri ve sorumluları belirleyerek hareket etmesi imkân dâhilinde gözükmediğinin belirlendiği, soruşturma kapsamında elde edilen ve iletişimin tespiti kayıtlarını içeren 97 adet DVD'nin 20.12.2013 tarihinde davacıya teslim edilmesi karşısında 10 gün süre ile bekleterek 30.12.2013 tarihinde adlî emanete aldırması eylemi de davacının delillerin değiştirilmesi, kopyalanması ve kaybolması konusunda gerekli önlemleri almadığının göstergesi olduğunun belirlendiği, tanık S.A.'nın beyanının, dosya inceleme tutanağının, UYAP kayıtlarının, kullanmak üzere ayrıldığı yıllık iznini 17-25 Aralık sürecinde keserek göreve başlama eyleminin, dosyanın 17 Aralık sürecinde kendisine tevzi edilmiş olması ve dosyaya vakıf olmadan ve deliller henüz toplanmadan operasyon talimatı vermesinin, yolsuzlukla mücadeleden ziyade yapılmakta olan yolsuzluk operasyonu algısının devamını sağlama ve hükümeti yıkma gayesi amaçlandığı kanaatine varılmıştır.
Bu rapor üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; "İlgiliye isnat olunan eylemin, FETÖ/PDY mensubiyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine ve milli güvenliğe yönelik en ağır saldırılardan biri olan 15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte karanlık ve tehlikeli yüzünü açıkça gösteren bu yapılanmanın yargı alanındaki eylemlerinden en önemlileri olan 17 ve 25 Aralık soruşturmaları ile; FETÖ/PDY yapılanması içinde yer alan bir kısım hakim ve cumhuriyet savcılarının kolluk görevlileriyle birlikte örgütsel bir yapı içinde hareket ederek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkmanın ve hükümeti ulusal ve uluslararası platformda zor durumda bırakmanın hedeflendiği; bu soruşturmalar ile, toplumda Hükümet yetkililerinin yolsuzluk yaptığı ve El Kaide terör örgütüne yardım ettiği şeklinde ithamlarda bulunularak usulsuz soruşturmalar yapıldığı; dosyamıza konu soruşturmada da, ilgilinin 17/25 Aralık soruşturmalarının yapıldığı dönemde yıllık iznini keserek göreve başlayıp, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünde usulsüz "yangından korunmaya uygunluk" raporu verildiği iddialarına dair yürüttüğü soruşturmada; dosya henüz tekemmül etmemiş, deliller toplanmamış, DVD çözümlemeleri yapılmamış, daha önce çözümleme yapan personellerin görev yerleri değiştiği için hukuken bu çözümlemeleri sonradan imzalamalarının mümkün olmaması gibi eksikliklere rağmen Emniyet Müdürlüğünden operasyon yapılması (yakalama, gözaltı, Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmeleri, usulsüz rapor verilen iş yerlerinde inceleme yapılması) yönünde ısrarcı olduğu, Emniyetin operasyon için makul süreye ihtiyaçları olduğu, eksikliklerin tamamlanması gerektiği yönündeki itirazları ve başsavcı vekilinin de talebini yeniden değerlendirmesi yönündeki yazısına rağmen taleplerinde ısrar ettiği, soruşturma kapsamında elde edilen ve iletişimin tespiti kayıtlarını içeren 97 adet DVD'yi "emanet memurluğuna" şeklinde şerh düştüğü halde, emanete teslim etmeyerek 10 gün odasında tuttuğu hususları sabit olmakla; ilgilinin 17/25 Aralık soruşturmaları ile aynı dönemde, toplumda oluşturulmaya çalışılan yolsuzluk algısını sağlamak ve hükümeti yıkmak gayesi ile plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olarak bu eylemleri gerçekleştirdiği, soruşturma konusu eylemleri nedeniyle "görevi kötüye kullanma" suçundan yargılandığı, ilgilinin Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama (soruşturma) yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı işlemler yaparak keyfi kullandığı, Bangolar Yargı Etiği İlkelerinde belirtilen ve bir hakim savcının haiz olması gereken; bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük,eşitlik, ehliyat ve liyakat olarak sayılan özellikleri yitirdiği; kanaatine varılmış ve bu nedenle hakkındaki kovuşturma sonucu beklenmeden karar vermek gerekmiştir." denilmek suretiyle, davacının 2802 sayılı Kanun'un 69.maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, davacı hakkında düzenlenen 07/09/2016 tarihli soruşturma raporunda da yer verilen S.A.'nın Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutunağında; "17 Aralık soruşturmasını C.K. ile M.Y. birlikte yürüttüler, hatta M.Y. izinde idi, 17 Aralık sabahı iznini kesip adliyedeki görevine başladı, bu operasyonlardan bir hafta kadar sonra ya C.K. ya da M.Y. bana 'İstanbul Büyükşehir İtfaiyesi ile ilgili bir operasyon var bunu da sen yap ' dediler, ben kabul etmedim, sonra başka bir savcıya verdiler ancak Emniyet direndiği için o operasyonu yapamadılar” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda dosyadaki bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu ve ekleri ve tanık S.A.'nın ifadesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ/PDY "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlarından dolayı hakkında mahkumiyet kararı da verilen davacının, yargısal faaliyete ilişkin olmadığı, planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik olduğu anlaşılan eylemlerinin, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.