T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1602
Karar No : 2023/3158
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına, kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2016 yılının Ocak ilâ Aralık dönemlerine ait özel tüketim vergileri ve vergi ziyaı cezalarından oluşan borçları nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 17. maddesi uyarınca ihtiyati tahakkuk kararı alınarak aynı Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca uygulanan ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizinden oluşan 40.271.982,95 TL tutarındaki borcu karşılayacak malvarlığı olmadığından bahisle davacı adına ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararı alınmasından sonra davacı ve şirketin kanuni temsilcisi tarafından vergi dairesine verilen 11/06/2019 tarihli dilekçe ile borçlarına karşılık olmak üzere bir kısım malvarlıklarının teminat olarak gösterildiği, dolayısıyla mallarını kaçırma ve hileli yollara sapma ihtimalinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, dava konusu ihtiyati haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyada mevcut emlak değerleme uzmanı bilirkişiler tarafından teminat olarak gösterilen taşınmazlar hakkında düzenlenmiş raporlarda belirtilen kıymetler ile inceleme raporunda değinilen bilanço kalemleri arasında yer alan makine, tesisat, demirbaş, taşıt ve yapılmakta olan yatırımların kıymetinin toplamının amme alacağını teminat altına almaya yeterli olmaktan uzak bulunduğu, bu durumda davalı idarece tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasından sonra davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi incelemesi tamamlandıktan sonra ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk kararı alınamayacağı, dava konusu ihtiyati haciz işleminin sebeplerinin idarece somut olarak ortaya konulamadığı, ihtiyati haciz uygulandıktan sonra teminat istenilerek Kanun'da öngörülen sıranın ihlal edildiği, ihtiyati haciz işleminin açıkça hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idare tarafından ihtiyati haciz uygulamasının dayanağı tam olarak ortaya konulamadığından, koşulları gerçekleşmeden alınan ihtiyati haciz kararında hukuka uyarlık bulunmadığından temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına, kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2016 yılının Ocak ilâ Aralık dönemlerine ait özel tüketim vergileri ve vergi ziyaı cezalarından oluşan borçları nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 17. maddesi uyarınca ihtiyati tahakkuk kararı alınarak aynı Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca uygulanan ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinde, ihtiyati haczin, bu maddede 7 bent halinde sayılmış olan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal tatbik olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı maddenin 3. bendinde ise, borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin olması bu hallerden sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen Kanun hükmünün değerlendirilmesinden; maddi olayda borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerini gösteren emarelerin bulunması halinde ihtiyati haciz kararı alınabilecek olup, bu durumun varlığının idarece somut olarak ortaya konulması gerekli ve zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2016 yıllarına ait hesap ve işlemlerine ilişkin yürütülen vergi incelemesi kapsamında ilk hesaplamalara göre tespit edilen matrah farkı üzerinden hesaplanan vergi ve cezalar nedeniyle davacı adına, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca ihtiyati haciz kararının alındığı anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, hem ihtiyati haciz kararının dayanağı vergi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, hem de işlem dosyasında borçlunun kaçtığı, kaçması ihtimalinin bulunduğu, hileli yollara saptığı yönünde herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, davalı idarece ihtiyati haczin gerekçesi olarak amme alacağının miktarının yüksek olması gösterilmiş ve bu durum "borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin olması" kapsamında değerlendirilerek 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca dava konusu işlem tesis edilmesine karşın, istinaf dairesince olay 13. maddenin 1. bendi kapsamında teminatın yeterli olup olmadığı yönünden değerlendirilmiştir.
Bu itibarla, davalı idare tarafından ihtiyati haciz uygulamasının dayanağı tam olarak ortaya konulamadığından, koşulları gerçekleşmeden alınan ihtiyati haciz kararının iptali gerekirken, hukuki durumun yanlış nitelendirilmesi suretiyle aksi yönde verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 20/06/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 9. maddesinde; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği, aynı Kanunun 13. maddesinde, ihtiyati haciz sebeplerinin yedi bent halinde sayıldığı, bu hallerden herhangi birisinin mevcudiyeti halinde de hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda bahsedilen teminat isteme, ihtiyati haciz kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağını korumaya yönelik işlemler olduğundan, bunların asıl muhatabı amme borçlusu, diğer bir deyişle verginin mükellefi veya sorumlusudur. Dolayısıyla, şirketin kanuni temsilcileri, yönetim, icra kurulu üyeleri ve ortakları hakkında bu işlemlerin uygulanması söz konusu olmayacaktır.
213 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca kanuni temsilciler, ancak kesinleşen ve şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen alınamamış olan borçlarından dolayı sorumlu tutulabileceklerinden ve haklarında teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk gibi amme alacağının korunmasına ilişkin işlemlerin uygulanabileceğine dair bir açıklık bulunmadığından, temyize konu kararın bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.