T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/1639
Karar No : 2023/2988
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından icra müdürlüğünce yapılan açık artırma sonucu satın alınan taşınmazların, bina vasfında olanlara ilişkin olarak %1 yerine satış değeri üzerinden %18 oranında tahakkuk ettirilerek fazladan ödenen katma değer vergisi tahakkukunun iptali ve fazladan ödediği tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyada bulunan bilirkişi raporunda yer alan taşınmazlar üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı tesis edilmediği, tapu kaydına göre arsa vasfında olan taşınmazların bütün halinde satın alındığı ve bina toplam alanının da 150 m2 den büyük olduğu hususları dikkate alındığında, %18 oranı üzerinden hesaplanan katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; satın alınan taşınmazların arsa ve üzerinde yer alan binadan ibaret olup, binanın her katında yer alan dairelerin 150 m²'nin altında kaldığı hususunun taraflar arasında çekişmesiz olduğu, 30/12/2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 24/12/2007 tarih ve 13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli (I) sayılı listede ise 150 m² nin altında kalan konutların %1 KDV oranına tabi olduğu açıkça belirtildiğinden, her bir konut için değil de toplam bina alanın 150 m²den büyük olduğu ileri sürülerek %18 KDV oranı uygulanmasının hukuka aykırı olduğu dolayısıyla bina bedeli üzerinden fazladan tahakkuk ve tahsil edilen katma değer vergisinin iptali ile davacıya yasal faiziyle birlikte iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve fazladan tahsil edilen tutarın tahsil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı İdare tarafından, ihale öncesinde ve sırasında satış şartnamesinin İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca Adli Yargı mercilerinde dava konusu yapılmadığı halde, bu aşamada idari yargıda dava konusu edilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı tarafından İcra Müdürlüğü'nce yapılan açık artırma sonucu satın alınan taşınmazlar üzerinde bulunan binada bulunan iki dairenin satış değeri üzerinden %18 oranında tahakkuk ettirilerek ihtirazi kayıtla ödenen katma değer vergisi tahakkukunun dairelerin her birinin yüzölçümünün 150 m2 nin altında olması sebebiyle %1 oranından fazla kısmının iptali ve fazla kısma ilişkin ödediği tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davada verilen kabul kararı temyiz edilmiştir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 1. maddesinde, Türkiye'de yapılmak kaydıyla aynı madde bentlerinde sayılan gelir unsurları ile her türlü mal ve hizmet ithalatı yanında, diğer faaliyetlerinden doğan teslim ve hizmetlerin verginin konusunu teşkil edeceği hükme bağlandıktan sonra, 1/3-d maddesinde, müzayede mahalinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile ... tesliminin verginin konusuna gireceği belirtilerek, mezkur mahallerdeki satışlar hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın ve istisna durumu da gözetilmeksizin genel hükümler gereği (satılan menkul veya gayrimenkuller) KDV'ye tabi tutulmuştur.
Buna göre, ticari bir nitelik taşımasa ve bir nevi 1/1 maddede sayılan gelir unsurlarına dahil olmasa dahi, icra, izale-i şuyu veya tasfiye gibi nedenlerle ''müzayede mahalleri''nde yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki ihale, menkul ve gayrimenkul satışları, genel bir tarzda KDV'ye tabi olacaktır.
Bilindiği üzere, müzayede kavramı; açık artırma suretiyle yapılan satışı, satışın gerçekleştiği yer de müzayede mahalli olarak adlandırılmaktadır.
İcra dairelerinin icra memurlukları veya icra memurlarınca yapılan satışlar müzayede usulü ile gerçekleştirilmekte ve icra satış memurlarının satış yaptıkları yerde müzayede mahalli sayılmaktadır.
Hukuki sonuçları itibariyle esasen, müzayedenin İcra İflas Kanunu veya 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılması, satışların özel yada aleni artırma ile gerçekleştirilmesi, durumu değiştirmeyecektir.
Bu anlamda, müzayede suretiyle satılan mal ve hakların ticari bir işletmeye veya özel bir şahsa ait olmasının vergileme açısından da bir etkisi olmayacaktır.
Yukarıda sözü edilen 3065 sayılı Kanunun 10/a maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile vergiyi doğuran olayın vukuu bulacağı 2/1. maddede, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlere devredilmesinin teslim sayılacağı, 8/1-ç maddesinde, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda satışları yapanların verginin mükellefi olacağı, müzayede mahallinde yapılan satışlarda matrahın ise özel matrah şekilleri başlıklı 23/d. maddesine göre, kesin satış bedeli olan değer olacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
Öte yandan, İcra İflas Kanununa göre ihalenin tamamlanması, hukuki sonuçları da doğurmaktadır.
Şu halde, müzayede mahallerindeki satışlarda vergiyi doğuran olay satışın yapıldığı tarihte meydana gelmekte (cebri icra yoluyla yapılan satışlarda ihalenin feshi davası açılması hariç) verginin mükellefi yine müzayede mahalinde satışı yapanlar olmakta, matrahını ise kesin satış bedeli oluşturmaktadır.
Olayda, davacının satın aldığı taşınmaz satışının icra memurluğunca yapılmış olduğunun tartışmasız olması, yukarıda zikredilen mevzuat hükümleri uyarınca icra memurluk veya icra memurlarınca gerçekleştirilen satışın müzayede yoluyla yapılması ve bu yolla yapılan satışın yapıldığı yerin müzayede mahalli sayılması ve müzayede mahallindeki satışların hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın ve istisna durumu da gözetilmeksizin genel hükümler gereği vergilendirileceğinin belirtilmesi karşısında; davacının satın aldığı taşınmazın 150m2nin altında olduğu dolayısıyla %1 oran esas alınarak vergilendirilmesi gerektiği iddiasıyla, fazladan ödediğini belirttiği %17 oranındaki kısmın iade edilmesine yönelik temyize konu Vergi Mahkemesi kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.