T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1763
Karar No : 2022/3678
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/09/2019 tarih ve E:2017/6702, K:2019/5055 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ...Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali, yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle iadesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin 1. fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/09/2019 tarih ve E:2017/6702, K:2019/5055 sayılı kararıyla;
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş;
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği ve anılan program için kiralanan IP adreslerine sahip sunuculara bağlanıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, bu ifadelerin ve davacının bu ifadelere karşı beyanının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğunun anlaşıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, anayasal hâkimlik teminatına, masumiyet karinesine, savunma ve adil yargılanma haklarına aykırı biçimde savunmasının alınmadığı; işlemin cezalandırma niteliğinde olması sebebiyle ceza hukuku teminatlarının uygulanması gerektiği; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alınamayacağı; kanun hükmünde kararnameye dayalı olarak kalıcı tedbirler doğuran ihraç kararı verilemeyeceği; suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümeyeceğine yönelik ilkelerin ihlal edildiği; temel hak ve özgürlükler alanının kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği; delil olarak ortaya konulan beyan ve bilgilerin 2014 yılı ve öncesine ait olduğu; işlemin disiplin cezası niteliğinde bulunması sebebiyle savunma hakkı tanınması gerektiği; olaya 2802 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği; hakkındaki iddialar kendisine bildirilmeden işlem tesis edilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği; yeniden inceleme talebinin savunma hakkını kullanmak anlamına gelmediği, bunun etkili bir başvuru yolu da olmadığı; hukuka uygun olarak elde edilmeyen ve işlem tarihinde mevcut olmayan delillerle işlem tesis edildiği; kişiselleştirme yapılmayarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; örgütün hangi talimatına uyarak hareket ettiğine, kimden talimat aldığına, mesleki faaliyetleri yürütmesinde nasıl bir sorumluluk ihlalinde bulunduğuna ilişkin delil olabilecek bir örnek bulunamayacağı; ByLock delilinin işlemden sonra hukuka aykırı olarak elde edildiği ve doğruluğunun ortaya konulmadığı; tanık beyanlarının da işlemden sonra alındığı; YARSAV'a örgütlenme hakkı kapsamında kanunlara uygun olarak üye olduğu; dolayısıyla işlemin maddi dayanağının bulunmadığı; işlemde tüm hâkim ve savcıları kapsar şekilde suçlamalarda bulunulduğu ve bu suçlamalar sabitmiş gibi ifadeler kullanıldığı, bu durumun adil yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak masumiyet karinesini ihlal ettiği; kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan terör örgütü üyesi olarak damgalandığı ve sivil ölüme mahkum edildiği; silahların eşitliği ilkesine aykırı davranıldığı; kanunların geriye yürümezliği ve belirliliği ilkelerinin, suçların şahsiliği ilkesinin, mülkiyet ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği; yasa dışı delillerin kabul edilerek keyfi değerlendirme yapıldığı; delil olmaksızın işlem tesis edildiği; kendisine iftira atıldığı; aynı suçun şüphelisi olan itirafçı tanıkların beyanlarının karara esas alınamayacağı; bu beyanları ceza yargılaması sürecinde değerlendirme imkanı bulamadığı; tanık beyanlarının soyut, dayanaksız ve yorum şeklinde olduğu; ByLock deliline karşı taleplerine rağmen yeterli araştırma yapılmadığı; suç tarihi kabul edilen tarihte 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlükte bulunmadığı; işlem tarihinde henüz kanunlaşmamış kanun hükmünde kararname ile meslekten çıkarma kararı verilemeyeceği; örgütün ilk kez terör örgütü ilan edildiği 2017 yılından önceki fiillerin suç teşkil etmeyeceği; Dairenin işlemi denetlemek yerine delil topladığı; anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği; yargılama giderlerinden tamamen muaf tutulması gerektiği; kararın hüküm fıkrasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği; bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kabul edilerek kararın bozulduğu; bozma üzerine yeniden yapılan yargılamada … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile mahkumiyet kararının kaldırılarak davacının beraatine karar verildiği; bu kararın da Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulduğu ve yargılamanın halen devam etmekte olduğu anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/09/2019 tarih ve E:2017/6702, K:2019/5055 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.