T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/1857
Karar No : 2023/1059
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 15/09/2014 tarihinde bebek hareketlerindeki azalma şikayeti ile başvurulan Ayvalık Devlet Hastanesindeki tıbbi uygulama hataları nedeniyle müşterek çocuklarının 17/09/2014 tarihinde ölü olarak doğurtulduğu iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık toplam 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, eylemin idariliğinin ceza yargılaması sonucu verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği tarihte öğrenilmiş olduğu ve bu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde davalı idareye başvurularak dava açıldığı, davalı idareye daha önce başvurulduğu tarihte ceza yargılaması sonuçlanmadığından, bu tarih itibariyle eylemin idariliğinin henüz ortaya çıkmamış olduğu ve bu başvurunun süre hesabına esas alınamayacağı, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiğinden maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden iki ayrı vekalet ücretine hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan … 15/09/2014 tarihinde Ayvalık Devlet Hastanesi acil servisine bebek hareketlerinde azalma şikayeti ile başvurmuş, çekilen NST'den sonra taburcu edilmiş, 16/09/2014 tarihinde sabah saatlerinde bebek hareketlerinin tamamen durması şikayetiyle aynı hastaneye tekrar başvurmuş, ultrasonda fetal kalp atışının alınamaması nedeniyle eks gebelik değerlendirilerek ileri bir merkeze yönlendirilmiş, Burhaniye Devlet Hastanesinde önerilen sezaryen operasyonunu kabul etmemiş ve 17/09/2014 tarihinde tekrar Ayvalık Devlet Hastanesine başvurmuş, burada ise normal yolla eks erkek bebek doğurtulmuştur.
Davacılar tarafından yapılan şikayet doğrultusunda başlatılan ön inceleme neticesinde Ayvalık Kaymakamlığınca 19/06/2015 tarihinde tıbbi müdahalelere katılan görevliler hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz neticesinde ... Bölge İdare Mahkemesi ...Kurulunca verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla ebe H.K. hakkında soruşturma izni verilmiş, davacılar tarafından Ayvalık Devlet Hastanesindeki hizmetin hiç işlememiş olması nedeniyle sağlıklı bebeklerinin yaşamının henüz doğmadan sonlandığı belirtilerek toplam 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi zararlarının tazmini istemiyle 26/10/2015 tarihinde davalı idareye başvurulmuş ve bu başvurunun zımnen reddi üzerine herhangi bir tam yargı davası açılmamış, 06/01/2016 tarihinde ise Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile ebe H.K. hakkında görevin gereklerini yapmakta ihmal göstermek sureti ile taksirle gebe bir kadının çocuğunun düşmesine sebep olmak suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış, … Asliye Ceza Mahkemesinde devam eden yargılamada alınan … tarihli ve …karar numaralı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulu raporunda, "Zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskobik, histopatolojik ve toksikolojik araştırma yapılmadığından, adli dosyada mevcut belgelere göre, intrauterin ölen bebeğin kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, adli dosyada mevcut belgelere göre, 37 hafatlık gebe olduğu, bebeğin hareketlerinde azalma nedeniyle 15/09/2014'te Ayvalık Devlet Hastanesine başvurduğu, kadın doğum servisinde ebe H. K. tarafından NST çekildiği, acil servis ayaktan muayene kaydı olduğu, çekilen NST nin kurulumuzda yapılan incelemesinde; variabilitesi kötü, akselerasyon olmadığı, ileri tetkik ve yatış verilmesi gerektiği, kadın doğum uzmanı olan bir hastaneye gönderilmesi gerektiği, eve gönderilmesinin uygun olmadığı, eve gönderildiğinin kabulu halinde ebe H. K.'nin kusurlu olacağı, ebe H. K.'nin ifadesinde NST sonrası ileri tetkik için Edremit Devlet Hastanesine yönlendirdiğini beyan ettiği, ifadenin doğru olduğunun kabulü halinde ise ebe H.K.'ye kusur atfedilemeyeceği, ailenin ifadesinde ise ebe H.K.'nin NST sonrası eve gitmelerini, sorun olmadığını ifade ettiği, ifadeler arasında çelişki olduğu, olayın adli tahkikat ile aydınlatılması oy birliği ile mütalaa olunur." yönünde görüş belirtilmiş ve bu rapor davacılara 12/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla ebe H.K. hakkında bahsi geçen suçu işlediğinin sabit olduğu belirtilerek mahkumiyet kararı verilmiş, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve ebe H.K. hakkındaki mahkumiyet hükmü 28/05/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar tarafından; mahkumiyet kararının kanun yolu aşamasından geçerek kesinleştiği ve davalı idarenin, ajanı ebe H.K. vasıtasıyla hizmet kusuru işlediğine dair kanaatlerinin yargı kararı ile doğrulanmış ve kesinleşmiş olduğu, Ayvalık Devlet Hastanesindeki hizmetin hiç işlememiş olması nedeniyle sağlıklı bebeklerinin yaşamının henüz doğmadan sonlandığı belirtilerek, toplam 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi zararlarının tazmini istemiyle 19/10/2018 tarihinde davalı idareye ikinci kez başvurulmuş ve bu başvurunun zımnen reddi üzerine de 19/02/2019 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; idarenin personeli dolayısıyla eylemin idare ile iltisakının, Ayvalık Kaymakamlığınca soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı itiraz edilmesi üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... Kurulunca verilen 10/07/2015 tarihli soruşturma izni verilmesine ilişkin kararın davacılara tebliği (davacılar tarafından yapılan 26/10/2015 tarihli başvurunun bu hususu teyit eder nitelikte olduğu veya … Asliye Ceza Mahkemesince aldırılan Adli Tıp Kurumu raporu ile ortaya çıktığı ve bu raporun tebliğ edildiği tarih (12/10/2017) itibarıyla öğrenildiği, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde davalı idareye müracaat edilip dava açılması gerektiği, 1 yıllık süre geçirildikten sonra davalı idareye yapılan 2. başvurunun zımnen reddini müteakiben açılan davanın hak düşürücü nitelikte ve kamu düzeninden olan dava açma süresini ihya etmeyeceği, süre aşımı nedeniyle işin esasının incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla da, davacıların istinaf başvusu reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. Maddesinde -ön karar başvurusu tarihinde yürürlükte olan haliyle- "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Bu itibarla; ancak, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılaması sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin tüm unsurları ile öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Meydana gelen ölüm olayından hemen sonra davacıların şikayeti ile başlatılan adli tahkikat devam ederken, ... Bölge İdare Mahkemesince 10/07/2015 tarihinde verilen soruşturma izni verilmesine yönelik karardan sonra, davacılar tarafından 26/10/2015 tarihinde zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye başvurulmuş, bu başvurunun zımnen reddi üzerine tam yargı davası açılmamıştır.
... Bölge İdare Mahkemesince soruşturma izni verilen ebe H.K. hakkında açılan kamu davasında alınan 26/05/2017 tarihli bilirkişi raporunda; ileri tetkik yapıması ve yatış verilmesi gerektiği, davacının kadın doğum uzmanı olan bir hastaneye gönderilmesi gerektiği, eve gönderilmesinin uygun olmadığı, eve gönderildiğinin kabulü halinde ebe H.K.'nin kusurlu olacağı, ebe H.K.'nin ifadesinde NST sonrası ileri tetkik için Edremit Devlet Hastanesine yönlendirdiğini beyan ettiği, ifadenin doğru olduğunun kabulü halinde ise ebe H.K.'ye kusur atfedilemeyeceği, ailenin ifadesinde ise ebe H.K.'nin NST sonrası eve gitmelerini, sorun olmadığını ifade ettiği, ifadeler arasında çelişki olduğu, olayın adli tahkikat ile aydınlatılması gerektiği belirtilmiş ve bu bilirkişi raporu davacılara 12/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
… Asliye Ceza Mahkemesince ebe H.K. hakkında görevin gereklerini yapmakta ihmal göstermek sureti ile taksirle gebe bir kadının çocuğunun düşmesine sebep olmak suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyet kararı verilmiş ve bu karar kanun yolu aşamasından geçerek 28/05/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar tarafından, zararlarının tazmini istemiyle 19/10/2018 tarihinde davalı idareye ikinci kez yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 19/02/2019 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
Yukarıda belirtildiği üzere, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin veya maddi olayın idariliğinin kesin olarak ortaya çıkmasının zorunlu olduğu; zarara sebep olan eylemin veya maddi olayın idariliğinin ise, bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte değil de, daha sonra yapılan değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılaması sonucunda ortaya çıkabileceği açıktır.
Somut uyuşmazlıkta, davacılar tarafından, Bölge İdare Mahkemesince soruşturma izni verilmesine yönelik olarak verilen karardan sonra, davalı idareye hizmet kusurundan kaynaklanan zararlarının tazmini istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine dava açılmamış olsa da; bu başvuru sırasında davacıların bebeğinin ölü doğmasına neden olan olaya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen soruşturmanın henüz soruşturma izni aşamasında olduğu, bu aşamada zararı meydana getiren eylemin idariliğine yönelik herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, ceza yargılaması devam ederken alınan bilirkişi raporunda da olayın adli tahkikat ile aydınlatılabileceğinin belirtildiği, bu raporda eylemin idariliğini ya da sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığını ortaya koyan somut bir tespite yer verilmediği, nitekim bu yargılama neticesinde idare ajanının suçu sabit bulunarak mahkumiyetine karar verildiği görüldüğünden, eylemin idariliğinin bu kararın kesinleşmesi ile kesin olarak ortaya çıktığı kuşkusuzdur.
Bu haliyle; ceza yargılaması sonucunda verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesinden sonra, davacılar tarafından 1 yıllık süre içerisinde hizmet kusurundan kaynaklanan zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye başvurulduğu ve bu başvurunun zımnen reddi üzerine de dava açma süresi içerisinde işbu tam yargı davasının açıldığı görüldüğünden, açılan bu davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine yönelik verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; davacıların vekalet ücretine yönelik iddiası, temyize konu kararın bozulmuş olması ve bozma üzerine yapılacak olan yargılamada vekalet ücretinin de yeniden belirleneceği göz önünde bulundurulduğunda, bu aşamada değerlendirilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/03/2023 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı usul ve yasaya uygun olup, onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.