T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2086
Karar No : 2023/1996
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2- … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, komisyon karşılığı düzenlenen sahte fatura düzenlediğinden bahisle hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2014 yılı için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2014/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemleri geçici vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden düzenlediği tüm faturaların gerçek bir mal veya hizmet alım satımına dayanmayan sahte faturalar olduğu hususunu açık ve somut olarak ortaya koymaya yeterli olduğundan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile aslı aranmayan kurum geçici vergisi tarhiyatlarında hukuka aykırılık, mahsup süresi geçtikten sonra geçici vergi aslı tarh olunamayacağından vergi aslı tarh olunan geçici vergi aslı tarhiyatları ile kurum geçici vergisinin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere peşin alınan bir vergi olması nedeniyle tek kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekirken üç kat kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Şirketlerinin re’sen kapatıldığı, ancak kendilerince yapılan itiraz sonucunda mahkeme kararıyla mükellefiyet kaydının re’sen terkini işleminin iptal edildiği, şirketin tekrar açıldığı, o dönem şirket yetkilisinin cezaevinde olduğu ancak şuanda 2014 yılı defter ve belgelerinin vergi müfettişine teslim edildiği, adreslerinde faaliyetine devam ettiği, 18/11/2014 tarihinde yapılan yoklamada adrese bir kez gelip kapının kapalı ve içerisinin görülmemesinin faaliyetleri olmadığı anlamına gelmediği, bankadaki hesap giriş çıkışlarının aynı gün olması konusunda elektronik malzemelerde cep telefonu satışlarında paranın hesapta bırakılmadığı, uygulamada tüm esnafların işini böyle yürüttüğü, fatura düzenledikleri dönemde haklarında olumsuz tespitlerin bulunmadığı, yoklamalarda depolarının olmadığı tespitinin yapıldığı, kendilerinin telefon alım satımı yapan bir firma olduğu, bunun için depoya da ihtiyaçları olmadığı, çok yer kaplamayan ancak parasal miktarda büyük rakamlar tutan iş yaptıkları, işin mahiyetine bakıldığında yüklü ciroların yapılabileceği, 2014 yılına ilişkin her ay 4, 5 sigortalı çalışanlarının bulunduğu ancak buna ilişkin bir tespite yer verilmediği, satış yaptıkları müşterileri ile faaliyet konularının uyumlu olduğu, tüm ürünlerinin ihracat malı olduğu, ihracat beyanlarının bulunduğu, ihracat mallarının sahte olarak faturalandırılmasının söz konusu olmayacağı, çünkü ihracat beyannamelerinin o malın faturası olarak işlendiği ve kullanıldığı, usule aykırı düzenlenen vergi tekniği raporuna istinaden yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığından kararın aleyhe hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI :Usule uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın aleyhe hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 05/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 120/4. maddesinde, yapılan incelemeler sonucunda geçmiş döneme ait geçici verginin %10'unu aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için resen veya ikmalen geçici verginin tarh olunacağı, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği ancak, gecikme faizi ve geçici vergiye bağlı kesilen cezanın tahsil olunacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda, dava konusu ihbarnamede geçici vergi miktarı gösterilmiş ise de, geçici verginin aslının aranmayacağının belirtilmesi karşısında vergi miktarının kesilecek vergi ziyaı cezası tutarının belirlenmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, aslı aranmayacağı hem kanunun ilgili maddesi gereği olması ve hem de idarece tanzim olunan ihbarnamede geçici verginin aslının aranmayacağının açıkça belirtilmesi nedeniyle, kararın geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının hukuki sonuç doğurmasına imkan bulunmamaktadır.
Bu durumda, ihtilafın "geçici vergi aslına ilişkin kısım yönünden incelenmeksizin reddine" karar verilmesi gerekirken, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararının geçici vergi aslının kaldırılması yönündeki hüküm fıkrasının belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının buna ilişkin kısmına katılmıyorum.