T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2391
Karar No : 2023/2250
TEMYİZ EDEN TARAFLAR:
1- … Holding Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem : Davacı şirket adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği yolundaki tespitleri içeren vergi tekniği raporuna dayanılarak vergi inceleme raporuna istinaden üç kat vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen 2013/ 10 ila 12. dönemi katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporun'undaki tespitler ile dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı şirket ile ilişkili olduğu firmalar arasında düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğu ancak; söz konusu sahte belgelerin, ortakları, adresleri, faaliyet konuları aynı olan grup şirketleri arasında düzenlenmesi ve anılan belgelerin, komisyon karşılığı sahte belge ticaretine konu edilmesine ilişkin herhangi bir tespitin yapılmadığı, anılan hususların hukuken itibar edilebilir somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacı şirketin, sahte belge düzenlediğinden bahisle doğrudan komisyon geliri elde ettiği kabulüyle önerilen ve buna istinaden yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesinin, davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile yapılan tespitlerin irdelenmesi suretiyle davacı şirket tarafından düzenlenen ve inceleme elemanınca uyuşmazlık konusu tarhiyatlara ilişkin matrah farklarının hesabında dikkate alınan faturaların sahte olduğu yönündeki değerlendirmesinin Dairelerince de yerinde olduğu, ancak söz konusu değerlendirme sonrasında Mahkemece, söz konusu sahte faturaların, grup şirketler arasında düzenlenmesi ve bu faturaların komisyon karşılığı sahte belge ticaretine konu edildiğine ilişkin herhangi bir tespitin yapılamaması nedeniyle davacı şirketin komisyon geliri elde ettiğinin kabulüyle yapılan cezalı tarhiyatların hukuka aykırılığına hükmedilmişse de, düzenlenen faturaların, gerçek bir muamele ve durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlendiğinin açık olması ve bu şekilde düzenlenen sahte faturaların maddi karşılık söz konusu olmaksızın düzenlenemeyeceği ve bu faturalar nedeniyle elde edilen komisyon gelirinin ticari kazanç/komisyon hizmeti olarak vergilendirileceği ve komisyon gelirinin hesabında da sahte faturalar üzerinde yazılı tutarın %2' sinin dikkate alınacağı yönünde Danıştay içtihatları bulunması karşısında, davacı tarafından sahte olarak düzenlendiği açık olan faturalar üzerinden %2 komisyon oranının esas alınması suretiyle cezalı vergilendirmeye gidilmesinde hukuka aykırılık, öte yandan; davacı tarafından beyan ve tahakkuk ettirilen 2013/11. dönemi katma değer vergisinin terkin edildiği yönünde herhangi bir iddia ve dosyada bilgi belge bulunmadığı anlaşıldığından, beyan edilen katma değer vergileri düşülerek cezalı vergilendirmeye gidilmesi gerekirken, davalı idarece bu husus göz ardı edilerek gerçekleştirilen cezalı tarhiyatın mükerrer olduğu, bu durumda cezalı tarhiyatın beyan ve tahakkuk ettirilen katma değer vergisine isabet eden (2013/11. dönemine ilişkin 765,76-TL'lik) kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen gerekçeli reddine, Mahkeme kararının, üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının, davacı tarafından beyan edilen katma değer vergilerine isabet eden kısmı aşan kısımları yönünden kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine beyan edilen katma değer vergilerine isabet eden (2013/11. dönemi için 765,76-TL'lik) kısmına yönelik istinaf isteminin, isteme konu kararda, yasada sayılan kaldırma nedenleri bulunmadığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, indirime konu … AŞ'ye ait faturaların, şirketlerine komisyon karşılığı düzenlenmediği hem idare hem de yargı yerince tespitli olduğu halde, sözü edilen emtia alımlarının komisyon karşılığı düzenlendiğinden bahisle tanzim edilen vergi tekniği raporunun açıkça hukuka aykırı olduğu, şirketlerinin emtia satışı yaparak fatura düzenlediği tek firma olan … AŞ. hakkındaki tespit ve değerlendirmelerin ilkesel olarak 213 sayılı Kanun'un 19. maddesine açıkça aykırı olduğu, yöneticileri, ortakları aynı olan grup şirketlerinin, birbirlerine maddi bir karşılıkla fatura düzenleyebileceğinin kabulünün, iktisadi ve ticari icaplara uygun olmadığı ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacının gerçek bir faaliyetinin bulunmadığı, düzenlediği faturaların sahte olduğu, davacı tarafından matrah ve vergi olarak beyan edilen tutarların kurmaca bir değer olduğu, idarelerince mahsubu gereken vergi olarak kabulünün zorunlu olmadığı, komisyon geliri olarak hesaplanan ve takdir edilen matrahlar, matrah farkı olarak değil, matrah olarak takdir edildiğinden, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak beyan edilen vergilerin idarece tarh olunan vergiden indirilemeyeceği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.