T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3008
Karar No : 2023/2548
Temyiz İsteminde Bulunanlar:
1- (Davacı) …
Vekili: Av. …
2- (Davalı) … Genel Müdürlüğü
Vekili: Av. …
İstemin Özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: …
Düşüncesi: Temyiz istemlerinin reddi ile kararın maddi tazminatın ıslah edilen kısmına uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, 14.09.2011 tarihinde Ardahan İli'nde meydana gelen trafik kazasında yaralanması ve eşinin vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak 150.000,00 TL (ıslah edilmiş haliyle 324.910,30 TL) destekten yoksun kalma, 75.000,00 TL işgücü kaybı ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 325.000,00 TL (ıslah edilmiş haliyle 499.910,30 TL) tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı idarece tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, söz konusu olayla ilgili Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda, araç sürücüsü ile yolun bakım-onarım-denetiminden sorumlu kişi, kurum ve kuruluşların anılan kazanın meydana gelmesinde ayrı ayrı % 50 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği ve mahkemece bu oranların makul görüldüğü, davacının maddi tazminat talebinin destekten yoksun kalmaya dair kısmı yönünden; eşinin desteğinden yoksun kalması sebebiyle davacının uğradığı maddi zarar miktarının hesaplanması için dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde Öğr. Gör. ... tarafından hazırlanan 03.07.2019 tarihli raporda destekten yoksun kalma tazminatı netice itibariyle 324.910,30 TL olarak hesaplandığı, ilgili bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte kabul edildiği, davalı idarenin % 50 oranındaki kusuru üzerinden takdiren belirlenen 162.455,15 TL'nin, dava dilekçesinde talep edilen 150.000,00 TL için idareye başvuru tarihi olan 04.09.2012 tarihinden, geriye kalan 12,455,15 TL için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davacıya ödenmesi gerektiği, davacının maddi tazminat talebinin, kaza neticesinde estetik ameliyatlarla düzeltilemeyecek derecede görsel zarar ve sakatlanma hasebiyle de iş gücü kaybına uğranıldığı iddiasına dayalı 75.000,00 TL'lik kısmı yönünden; trafik kazası nedeniyle iş gücü kaybının olup olmadığı hususunda nihai olarak düzenlenmiş bir sağlık kurulu raporunun bulunup bulunmadığı konusunda bilgi verilmesi amacıyla mahkemece yapılan 16.01.2019 ve 20.02.2019 tarihli ara kararlarına davacı vekilince herhangi bir yanıt verilmediği, ispatlayıcı hiçbir malumat veyahut evrakla açıkça ortaya konmayan, bir iddiadan öteye geçmeyen bir zarara dayalı söz konusu maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; talebin 35.000,000 Tl'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının, maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmı ile hükmedilen manevi tazminat miktarına işletilen yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
Mahkeme kararının, hükmedilen maddi tazminat miktarına işletilen yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olup; temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanunun 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. '' cümlesi eklenmiştir.
İdarenin işlem, eylem ve faaliyetleri nedeniyle uğranılan zararların tazmini için açılan davalarda; eksilen ya da yoksun kalınan maddi değerin zaman içinde gecikmesi, bu gecikmeden doğan zararın telafisi için hükmedilecek maddi tazminata 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz yürütülmesini gerekli kılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Nitekim bu durum, Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmiştir.
Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle, tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından 04/09/2012 tarihinde davalı idarelere başvurarak davalı idareyi bu tarih itibarıyla temerrüde düşürdüğü, davalı idarece tazminat isteminin reddedilmesi nedeniyle 225.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davada, meydana gelen zararlarının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacı tarafından ıslah edilen 324.910,30 TL yeni destekten yoksun kama zarar miktarının, davacının, olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istedikleri gerçek zararları olduğu açıktır.
Bu durum yukarıda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacının ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulunduğu bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradesini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi veya ıslah dilekçesinin verildiği tarihte değil, esasen olay tarihinde ya da idarelere başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak, davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan ve Mahkemece kabul edilen dava değerine davalı idarenin temerrüde düştüğü idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda; Mahkeme kararında '' 162.455,15 TL maddi tazminatın; davalı idarece, 150.000,00 TL için idareye başvuru tarihi olan 04/09/2012 tarihinden, geriye kalan 12.455,15 TL içinse ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine,'' ibaresinin '162.455,15 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 04/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine'' şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 02/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.