T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3077
Karar No : 2022/436
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurulu / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : İstanbul Hakimi olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ...sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Savunma hakkı tanınmadığı, adil ve tarafsız bir soruşturma yapılmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmadığı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin 2017/4802 sayılı esasına kayıtlı dava dosyasının taraflarının ve konusunun aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talep edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının soruşturmaya konu eylemlerinin niteliği, ağırlığı ve yoğunluğu dikkate alındığında, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava ; Bursa Hakimi olarak görev yapmaktayken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla (FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle) 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile bu karar sebebiyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarıyla birlikte mesleğe iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ile tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 69'uncu maddesinin son fıkrasında: "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden : davacının İstanbul hâkimi olarak görev yaptığı dönemde meydana gelen ve "Kamuoyunda "İstanbul Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen … (kapatılan CMK. 250. Maddesi ile yetkili) ... Ağır Ceza Mahkemesinin …esas sayısına kayden görülen davanın soruşturması sırasında, şüpheliler ..., ..., ... ve ... müdafi Avukat …'nın 22.11.2010 tarihli dilekçesi ile TÜBİTAK'a sormuş olduğu bazı soruların cevaplarının gizlilik nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi sonrasında, söz konusu belgeler içinde yer alan TÜBİTAK BİLGEM tarafından gönderilen … tarihli ve … sayılı yazı ve eklerinin İstanbul eski hâlen Gebze Cumhuriyet Savcısı ... tarafından 07.02.2011 tarihinde yazılan müzekkere ile mühürlü bez torba içerisinde adli emanet memurluğuna gönderilmesi ve 09.02.2011 tarihli emanet eşya makbuzu ile suç eşyası esas defterinin … sırasına kaydedilerek adli emanette muhafaza altına alınmasını takiben, TÜBİTAK BİLGEM'in cevabi yazısının iddianamenin düzenlenme tarihinden önce Başsavcılığa intikal etmesine rağmen soruşturma dosyası içine konulmayarak kamu davasının açılması, bahse konu rapordan iddianame içeriğinde bahsedilmemesi ve deliller bölümünde de gösterilmemesi karşısında, yargılama sürecinde anılan avukatın TÜBİTAK'ın cevabi yazısının adli emanetten getirtilerek dava dosyasına konulmasını müteaddit defalar talep etmesine rağmen, 20.04.2011, 22.04.2011 ve 07.10.2011 tarihli celselerde tutuklu sanıkların lehine olan söz konusu TÜBİTAK BİLGEM'in cevabi yazısının adli emanetten getirtilerek dosyaya konulması taleplerinin kabul edilmediği iddialarıyla hakkında yapılan soruşturma sonucu fiillerinin sübuta erdiği sonucuna ulaşılarak 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklifi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği ; Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesince : aralarında ... ve ... in de bulunduğu kişiler hakkında İstanbul Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülen 2010/1003 sayılı soruşturmanın başlama ve devam etme aşamalarında; TSK, TUBİTAK, HAVELSAN ve GES Komutanlığında ayrı ayrı hücre yapılanması olduğu iddia edilerek somut ve ispat edilebilir herhangi bir delil dosya kapsamında olmadığı halde soruşturmanın hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde başlayıp devam ettirildiği, ... ve ... isimli kişilerin TUBİTAK görevlileri oldukları, TUBİTAK’ın TSK için geliştirmiş olduğu devletin güvenliğine ilişkin projeleri örgütün arşivinde saklanmak üzere gönderdikleri iddia edilmiş olup, delil olarak kullanılmak istenen dijital materyellerin maddi gerçeği yansıtmamasına ilişkin tespit edilen içeriklerin, iddia konusu suçlamalar ile ilgili hukuksal durumlarını doğrudan etkileyecek açık belgelerin, dosya arasına konulmayıp soruşturma savcısı ... tarafından emanete kayıt edilip dosyaya konulmaması, iddianamenin içerik ve deliller kısmında bilinçli bir şekilde bahsedilmemesi ve mahkeme heyeti tarafından, aslında içerik olarak şüphelilerin lehine olduğunun bilindiği ve şüpheliler müdafince dile getirildiği halde, gerek tutukluluk sürecinde gerekse de karar sürecinde soruşturma ve kovuşturma niteliğinde incelenmeyip maddi gerçek anlamında değerlendirmeye alınmamasının, ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimler yönünden izah edilebilir bir durum olmadığı, böyle bir süreç ile örnek olarak adı geçen ...’nin de tutuklu bırakıldığı ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, ancak Anayasa Mahkemesinin 09/01/2015 tarihli kararı ile “delillerin devlet sırrı gerekçesiyle gizlenmesi, dijital delillerin sıhhati konusundaki iddiaların tam olarak ileri sürülmesini imkansız kılması, mahkemenin bu dijital delillere göre bir değerlendirme yaparak mahkumiyet kararı vermiş olması ve Yargıtay tarafından aynı nedenlerle verilen hükmün onanması sürecinden sonra, mahkemece izlenen usul ve yöntemin, silahların eşitliği ilkesinin gereklerine uygun olmadığı ve bir hak ihlali olarak karara bağlamasından” sonra yeniden yargılama yapılarak nitekim dijital delilerin toplanması hususunda yasa ve uluslararası standart ve prosedürlere dair rapor ve değerlendirme içeren İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 28.01.2016 tarihli raporu alınarak ve dosyanın geçirdiği tüm safahat değerlendirilerek beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170/4 fıkrasında “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” amir hükmüne ve soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı ... in bahsi geçen belgeleri adli emanete aldırmış olmasına rağmen iki gün sonra düzenlediği iddianamede bu raporlar ve eklerinden hiç bahsetmeyerek onları gizlemek şeklinde ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160/2 fıkrasında “Cumhuriyet savcısının, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için şüphelinin aleyhine ve lehine delilleri toplayarak muhafaza altına almak ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğunun” yazılı ve açık bir şekilde Kanunda öngörülmesine rağmen, ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından anılan Kanun maddesine hileli bir biçimde aykırı eylemlerde bulunulduğu, diğer yandan yargılamayı icra eden mahkemenin başkan ve üyelerinin de Cumhuriyet savcısı ile benzer bir şekilde hareket ederek, rapor ve eklerini dava dosyasına koymayarak, tutukluluk ve karar sürecinde hayati önem barındıran bu belgeleri devre dışı bırakarak, hakim ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu bozacak nitelikte davrandıkları, mesleklerini yargı görev ve yetkisi dışında bir amaç ile hareket ederek araç olarak kullandıkları : İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin … sırasında kayıtlı TÜBİTAK BİLGEM tarafından yazılan yazı cevaplarına ilişkin HSK müfettişleri tarafından düzenlenen inceleme tutanakları, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … sayılı dosyasına ilişkin inceleme tutanağı, Adli emanetin … sırasına kayıtlı TÜBİTAK BİLGEM tarafından yazılan yazı cevapları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı 09.02.2011 tarihli ... tarafından düzenlenen 09/02/2011 tarihli iddianame, … Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan tüm duruşma tutanaklarının ilgili bölümleri ve ilgili müzekkereler, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … Esas ve … karar sayılı gerekçeli kararı, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … esas ve … karar sayılı ilamı, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2014/253 başvuru numaralı ve 09/01/2015 tarihli bireysel başvuru kararı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas ve … sayılı gerekçeli kararı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas ve … esas sayılı gerekçeli kararı ve ilgili kesinleşme şerhleri, beyanlar, savunmalar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ilgililer hakkında, FETÖ irtibat ve iltisakları nedeniyle verdiği … tarihli ve … sayılı meslekten ihraç kararı, soruşturma raporu ve tüm dosya münderecatından ilgili hakkındaki iddiaların doğrulandığı sonucuna ulaşılarak, söz konusu belgelerin iddia edilen suç yönünden ... hakkında çok önemli bir lehe delil olup bizzat dosya içerisinde bulunması gerekirken emanete alındığı ve içerik olarak hem ilgili Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianamede, hem de ilgili hâkimler davacı ... ve diğer heyet üyeleri tarafından, delilleri değerlendirilmesi ve bu bağlamda tutukluluğun değerlendirilmesi duruşmalarında kapsam dışı bırakıldığı, emanete kayıt ve mahkemeye getirme yazısı dışında, hiçbir şekilde delil olarak değerlendirmeye alınmayarak soruşturma tarihine göre 10 yıl boyunca TUBİTAK BİLGEM güvenlik müdürü olarak görev yapan ...’nin bir yıldan fazla süreyle tutuklu kalmasına ve bu sebeple de işine son verilmesine neden oldukları sebebiyle davacı ... hakkında isnat olunan eylemlere ilişkin; "...eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü.." gerekçesiyle ilgilinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer yandan ; bakılmakta olan davanın incelendiği tarih itibariyle mevcut bilgi ve belgelerden ; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçu nedeniyle açılan kamu davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararı ile suçun sabit görüldüğü gerekçesiyle mahkumiyetine hükmedildiği de tespit edilmiştir.
Soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69 uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra; davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin 2017/4802 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının taraflarının ve konusunun aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Davacının İstanbul Hâkimi olarak görev yaptığı dönemde meydana gelen ve kamuoyunda "İstanbul Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen İstanbul (kapatılan CMK. 250. maddesi ile yetkili) ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayısına kayden görülen davanın soruşturması sırasında, şüpheliler Y.Ç., M.M., A.A. ve C.H.B.'nin müdafisi (avukatı) N.K.'nın 22/11/2010 tarihli dilekçesi ile TÜBİTAK'a sormuş olduğu bazı soruların cevapları, gizlilik nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
Söz konusu belgeler içinde yer alan ve TÜBİTAK BİLGEM tarafından gönderilen … tarihli ve … sayılı yazı ve ekleri, İstanbul (eski) Cumhuriyet Savcısı F.S. tarafından 07/02/2011 tarihinde yazılan müzekkere ile mühürlü bez torba içerisinde adli emanet memurluğuna gönderilmiş ve 09/02/2011 tarihli emanet eşya makbuzu ile suç eşyası esas defterinin … sırasına kaydedilerek adli emanette muhafaza altına alınmıştır.
TÜBİTAK BİLGEM'in cevabi yazısı, iddianamenin düzenlenme tarihinden önce Başsavcılığa intikal etmesine rağmen soruşturma dosyası içine konulmayarak kamu davası açılmış, bahse konu rapordan iddianame içeriğinde bahsedilmemiş ve deliller bölümünde de gösterilmemiştir.
Ayrıca, yargılama sürecinde adı geçen Avukatın, TÜBİTAK'ın cevabi yazısının adli emanetten getirtilerek dava dosyasına konulmasını müteaddit defalar talep etmesine rağmen, 20/04/2011, 22/04/2011 ve 07/10/2011 tarihli celselerde, tutuklu sanıkların lehine olan söz konusu TÜBİTAK BİLGEM'in cevabi yazısının adli emanetten getirtilerek dosyaya konulması talepleri kabul edilmemiştir.
Bu nedenle, söz konusu yargılamanın yapıldığı ... Ağır Ceza Mahkemesinde Hakim olarak görev yapan davacı hakkında, TÜBİTAK tarafından yazılan ve sanıklar lehine bilgiler içeren raporların adli emanetten getirilerek dosyaya konulması taleplerini kabul etmediği iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma sonucunda tesis edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; TÜBİTAK tarafından gönderilen belgelerin iddia edilen suç yönünden Y.Ç. hakkında çok önemli bir lehe delil olup bizzat dosya içerisinde bulunması gerekirken emanete alındığı ve içerik olarak hem ilgili Cumhuriyet Savcısı F.S. tarafından iddianamede, hem de ilgili Hâkimler M.Ö., ... (davacı) ve B.B. tarafından, delillerin değerlendirilmesi ve bu bağlamda tutukluluğun değerlendirilmesi duruşmalarında kapsam dışı bırakıldığı, emanete kayıt ve mahkemeye getirme yazısı dışında hiçbir şekilde delil olarak değerlendirmeye alınmayarak soruşturma tarihine göre 10 yıl boyunca TÜBİTAK BİLGEM güvenlik müdürü olarak görev yapan Y.Ç.'nin bir yıldan fazla süreyle tutuklu kalmasına ve bu sebeple de işine son verilmesine neden olunduğu, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde Hakim olarak görev yapan davacının bu fiili ile hakim ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu bozacak nitelikte davrandığı, mesleğini yargı görev ve yetkisi dışında bir amaç ile hareket ederek araç olarak kullandığı sonucuna ulaşılmış ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Anılan karara karşı davacı tarafından yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacı tarafından, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlıkta, şüphelilerin hukuki durumlarını aydınlatan ve bu konuda teknik bilgiler içeren TÜBİTAK BİLGEM tarafından gönderilen belgelerin suç eşyası muamelesine tabi tutulmak suretiyle delil mahiyetinde değerlendirilmediği ve yargılama sırasındaki dosyaya konulması taleplerinin davacının da aralarında bulunduğu ilgili hakimler tarafından reddedildiği görülmektedir.
Dava dosyasına sunulan ve TÜBİTAK BİLGEM tarafından gönderilen bu belgelerin şüphelilerin lehine apaçık bir delil niteliğinin bulunduğu kuşkusuzdur.
FETÖ/PDY terör örgütünün, kadrolaştığı özel yetkili savcılıklar/mahkemeler aracılığıyla, üretilmiş deliller ve asılsız ihbar mektupları üzerinden tasarlayıp uygulamaya koyduğu Ergenekon davası, Askeri Casusluk davası, Balyoz davası gibi kumpas davaları ile Türk Silahlı Kuvvetlerindeki kendisine muhalif çok sayıda subay, astsubay, uzman ve askeri öğrencinin Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesilmesini sağlayarak kendi mensuplarına alan açtığı, 17/25 Aralık tarihinde yine örgütün hükümeti devirmeye teşebbüs etmesi ile, örgütün amacının tüm kamuoyu tarafından bilinebilir hale geldiği, bahse konu davaların da Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpas amacıyla uygulamaya konulan soruşturma ve davalar olduğunun ortaya çıktığı bilinmekte olup, uyuşmazlığa konu olayın bu kapsamda ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu haliyle, İstanbul (kapatılan CMK 250. maddesi ile yetkili) 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi olarak görev yapan davacının, Mahkemelerinin … esas sayısına kayden görülen ve "İstanbul Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen davanın soruşturması sırasında TÜBİTAK BİLGEM güvenlik müdürü olarak görev yapan Y.Ç. hakkında lehe delil niteliğinde bulunan söz konusu belgeleri, delillerin ve tutukluluğun değerlendirilmesi duruşmalarında kapsam dışı bırakmak suretiyle adı geçen şahsın tutuklu kalmasına ve görevine son verilmesine neden olması şeklindeki eyleminin, FETÖ/PDY terör örgütünün plânlı organizasyonunun bir parçası olarak hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Netice itibarıyla, davacının yukarıda yer verilen eyleminin mesleğinin şeref ve onurunu bozacak nitelikte olduğu ve davacının mesleğini yargı görev ve yetkisi dışında bir amaç ile hareket ederek araç olarak kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kaldı ki, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacı tarafından, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan dava ise Dairemizin 22/10/2021 tarih ve E:2017/4802, K:2021/3222 sayılı kararıyla; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir..." gerekçesiyle reddedilmiştir.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden davacı tarafından peşin ödenen … TL vekalet harcının davacının üzerinde bırakılmasına, … TL'den … TL vekalet harcının mahsubu sonrasında kalan ve davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.