T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/3172
Karar No:2023/536
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Bilgisayar Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı(... Bakanlığı)
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hakkâri Belediyesi'nce 16/10/2012 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı "Belediye Kadın Parkı Peyzaj Düzenleme (Çocukların Neşesi İçin Her Mahalleye Bir Park) Yapım İşi"nde alt yüklenici olan davacının, sözleşmeden doğan borcu gereği gibi yerine getirmediğinden bahisle bir yıl süreyle tüm kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi zararlarının tazmini için şimdilik 10.000,00-TL, manevi zararlarının tazmini içinse 300.000,00-TL’nin 07/01/2017 tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararda; davanın, davacının maddi tazminat talebine ilişkin kısmının incelenmesinden;
Tazmini istenen zararlar ile davacının kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin hukuka aykırı işlem arasında, somut bir ilişki ve illiyet bağının kurulması gerektiği, davacı tarafından ileri sürülen birçok ihaleye giremediği yolundaki iddianın katıldığı ihaleleri üstlenme varsayımına dayandığı, davacının daha önceki yıllara ilişkin vergi beyannameleri ve bilançoları dikkate alınarak mahrum kaldığı gelirin tespitinin mümkün olduğu yolundaki iddianın ise, vergi kayıtlarındaki farklar ile kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanma kararı arasında somut bir ilişki ve illiyet bağının kanıtlanması hâlinde dikkate alınabileceği, davacı şirketin maddi tazminat isteminin gerçekleşmiş ya da ileride gerçekleşeceği kesin olan ve para ile ölçülebilecek bir zararın varlığı hâlinde kabul edilebileceği, davacının alt yüklenici olarak faaliyet yürüttüğü ve ihaleden yasaklanmasına esas alınan ihaleye ilişkin bir talebinin bulunmadığı, ihaleden yasaklandığı için banka kredisi alamadığı iddiasıyla yasaklama kararından önce yapmış olduğu işlere ilişkin zarara uğradığı iddiasının ise ihaleden yasaklama kararı ile illiyet bağı ortaya konulamadığı, davacı bu iddiasını bankalardan kredi alamadığı hususuna dayandırmakta iken yine ihaleden yasaklama kararı sonrası bankalardan almış olduğu krediler nedeniyle uğramış olduğu zararların tazminini talep ettiği ve bu iki talebin birbiriyle çeliştiği, muhtemel zarar niteliğindeki taleplerin kabulünün mümkün bulunmadığı, davacının maddi tazminat talebinin reddi gerektiği;
Davanın, davacının manevi tazminat talebine ilişkin kısmının incelenmesinden;
Tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değer oluşturduğu, tüzel kişiliğin, saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların manevi zarara yol açtığının kabul edilmesi gerektiği;
Bu itibarla, hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla sabit olan ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ihaleden yasaklama kararı nedeniyle davacının ticari itibarının zedelendiği, davacının uğradığı manevi zararın kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olayın niteliği, yasaklama kararının dayanağı dikkate alınarak 10.000,00-TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; davanın maddi tazminat ve manevi tazminat talebinin 290.000,00-TL'lik kısmının reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen hususların kararın istinaf yoluyla kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği;
Davalı idarenin, davanın 10.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinden;
Davacı tarafın manevi tazminat istemini, haklarında verilmiş olan ihalelere katılmaktan yasaklanmasına dair işlemin yargı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesine dayandırıldığı, davacı hakkında yargı yerlerince verilen kararların içeriği, gerekçeleri ve süreçlerinin incelenmesi gerektiği, yasaklama kararına karşı açılmış olan davada, ilk derece mahkemesince işin esasına yönelik olmak üzere, söz konusu yasaklama işleminde hukuka aykırılık (Daire kararında sehven "uygunluk" olarak yazılmıştır.) görülmeyerek davanın reddine karar verildiği, Dairelerinin 25/01/2019 tarih ve E:2018/2561, K:2019/177 sayılı kararıyla, davacı hakkında verilen ihalelerden yasaklama kararının, ihaleyi yapan belediyenin teklifi bulunmaksızın doğrudan nihaî kararı vermeye yetkili makam tarafından tesis edilmiş olması gerekçesiyle, işlemin tesis edilmesinde usulî yönden hukuka uygunluk görülmeyerek davacının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının kaldırıldığı ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, davacı şirket hakkında verilmiş olan ve bu davadaki manevi tazminat isteminin dayanağını oluşturan yargı kararında, davacı şirketin işin esası yönünden haksız yere yasaklama işlemine tâbi tutulduğunu tespit eden bir gerekçenin bulunmadığı, esasa müessir bir gerekçe olmaksızın usulî eksiklik sebebiyle iptal kararı verildiği, davalı idarenin ağır hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, tazminata hükmedilebilmesi için gerekli koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, davacının manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL'lik kısmının kabulüne yönelik Mahkeme kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi’nce verilen davacının manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL yönünden kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yasaklama kararının hukuka aykırılığının hükmen sabit olduğu, iptal kararının usule ilişkin veya esasa ilişkin olarak verilmesinde herhangi bir fark bulunmadığı, davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği, 07/01/2017-07/01/2018 tarihleri arasında yapılan ihalelere katılamadığı, yasaklılığı sebebiyle bankalardan kredi ve teminat alamadığı, bayisi olduğu şirketlerin bayilik sözleşmelerini feshettiği, satışlarının düştüğü, kredi çekmek zorunda kaldığı, re’sen araştırma ilkesi uyarınca bu iddialarının araştırılması gerektiği, eksik incelemeyle hüküm kurulduğu, manevi tazminat açısından iddialarının incelenmediği, ticari itibarının zedelendiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ :
A. OLAY VE OLGULAR
Hakkâri Belediyesi'nce 16/10/2012 tarihinde açık ihale usulüyle ... ihale kayıt numaralı "Belediye Kadın Parkı Peyzaj Düzenleme (Çocukların Neşesi İçin Her Mahalleye Bir Park) Yapım İşi" ihalesi gerçekleştirilmiştir. İhale uhdesinde kalan yüklenici ile idare arasında 12/11/2012 tarihinde sözleşme, davacı ile ihale uhdesinde kalan yüklenici arasında 29/11/2012 tarihinde alt yüklenicilik sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmeden doğan borcun ifası sonrasında 13/09/2013 tarihinde geçici kabul tutanağı düzenlenmiştir.
İdare müfettişleri tarafından, ... tarih ve ... sayılı görev emri uyarınca başlatılan inceleme sonucunda, sözleşmeden doğan borcunu gereği gibi yerine getirmediğinden bahisle 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca davacının iki yıl süreyle tüm kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına dair öneride bulunulmuştur. Anılan öneri üzerine 28/12/2016 tarihli Bakan Olur'u ile bir yıl süreyle tüm kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına karar verilmiş ve bu işlem 07/01/2017 tarih ve 29941 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yasaklama işleminin iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesi’nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi’nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulü ile anılan Mahkeme kararının kaldırılması ve yasaklama işleminin iptaline karar verilmiştir.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi’nin anılan kararıyla hukuka aykırılığı sabit olan bir yıl süreyle tüm kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi zararlarının tazmini için şimdilik 10.000,00-TL, manevi zararlarının tazmini içinse 300.000,00-TL’nin 07/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
B. İLGİLİ MEVZUAT
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 7. fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "İdari dava türleri şunlardır: (...) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları (...)" kuralı yer almıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesinde, "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür."; 58. maddesinin 1. fıkrasında, "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." kuralına yer verilmiştir.
C. HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Tam yargı davaları 2577 sayılı Kanun'da tanımlanmakla birlikte, davaların nasıl yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı, idarenin işlem ve eyleminden doğan zararların nasıl hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı Kanun'da düzenlenmemektedir. Bu bakımdan, idari yargı hukukunun birçok alanında olduğu gibi, tam yargı davalarına ilişkin öğreti de yargı kararları ve özellikle Danıştay içtihatlarıyla geliştirilmektedir.
Anayasa'nın 125. maddesinin 7. fıkrasıyla idarenin vermiş olduğu zararları tazmin etmekle yükümlü olduğu ve 6098 sayılı Kanun'da olduğu gibi sınırlayıcı düzenlemelere yer verilmediği göz önüne alındığında idari yargı hâkiminin tazminatı belirleme konusunda adlî yargı hâkimine göre daha geniş takdir yetkisine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Özel hukuk uyarınca adlî yargı yerlerince tazmine karar verilen bir zararın, idari yargı yerlerince tazminine karar verilmemesi, zarar verinin niteliğine göre, benzer fiiller nedeniyle zarar görenlerin farklı tazminat almalarına yol açacaktır. Bu durumun ise adalete ve hakkaniyete aykırı olduğu düşünülmektedir.
İdarî işlemlerden doğan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında, idarî işlemin hukuka aykırı olması ve bundan dolayı idarî yargı yerince iptal edilmesi idarenin hizmet kusurunun varlığını ortaya koymaktadır. Ancak, hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu koşullar ise, idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir.
Manevi zarar, idarenin bir eylem veya işlemi ile bir kimsenin kişi olarak haiz olduğu ve hukukça korunan hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, hürriyet, isim, şeref, haysiyet, cinsel ve ruhsal bütünlük gibi kişilik değerlerine yapılan saldırılar sonucu kişinin bu saldırıdan dolayı duyduğu bedeni ve/veya ruhsal acı ve üzüntü olarak tanımlanmakta, manevi tazminatla kişinin bu acı ve üzüntüsünün kısmen de olsa tatmin edilmesi amaçlanmaktadır. Bu anlamda; idarî işlem veya eylemin neden olduğu ticari itibar kaybının, gerçek ve tüzel kişiler bakımından tazmin edilmesi gereken manevi bir zarar olduğu açıktır.
Olayda, bahsi geçen yasaklama işlemi nedeniyle davacı şirketin ticarî itibarının zedeleneceği, güvenirliliğinin azalacağı tartışmasızdır.
İdarenin vermiş olduğu zarardan sorumlu olabilmesi için hizmet kusurunun bulunması gerekmekteyse de Anayasa ve 6098 sayılı Kanun'un düzenlemelerinde kusurun ağır olması gerekliliği aranmadığı, kusurun ağırlığının tazminatın miktarının belirlenmesinde önem taşıdığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının hukuka aykırı bir şekilde kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına yönelik işlem nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve idarenin bu zarardan sorumlu olduğu, ancak idarî işlemin usûlî bir gerekçeyle iptal edilmesi ve icrasının tamamlanmasından önce Mahkeme kararıyla iptal edilmesi sonucunda bu karar uyarınca ihalelere katılmaktan yasaklanma kararının Resmî Gazete'de yayınlanmasının idarenin kusurunu azalttığı ve bu hususların zararının miktarının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği anlaşıldığından, anılan gerekçelerle temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, 09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca İçişleri Bakanlığı yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın davalı konumda olduğu görülerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle maddi tazminat yönünden reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 09/02/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.