T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/3440
Karar No : 2023/2072
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı/...
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : ... …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesi uyarınca 2017 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde hesaplanan indirim tutarının 2018 yılının Aralık dönemine ait gelir (stopaj) vergisi borçlarına mahsubu için yaptığı başvurunun reddine yönelik ... tarih ve .... sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının 2016 yılının Aralık dönemi özel tüketim vergisi beyannamesini kanuni süresinden sonra verdiği, bir kısım tahakkuk eden vergileri kanuni süresi içerisinde ödemediği ve adına ikmalen tarhiyat yapıldığı dolayısıyla 193 sayılı Kanun'un mükerrer 121. maddesindeki şartları ihlal ettiği anlaşıldığından mahsup talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda, boş beyanname verileceğine dair hüküm bulunmadığı, 16/12/2016-31/12/2016 tarihlerini kapsayan 2. on beş günlük döneme ilişkin özel tüketim vergisi beyannamesinin yasal süresinden önce, 03/01/2017 tarihinde verildiği ve tahakkuk eden 912,43 TL özel tüketim vergisinin normal süresinde ve gecikme olmaksızın ödendiği, beyan edilip süresinden sonra yapılan ödemelerin ise kanuni süresinde verilen muhtelif beyannamelere ek olarak verilen düzeltme beyannamelerinden kaynaklandığı, bu durumun kasıtlı bir gecikme değil, düzeltme iradesinin doğal bir sonucu olduğu, indirim şartının ihlal edilmemesi gerektiği, süresinde ödenmeyen vergi bulunmadığı, tüm işlemlerin mahsup sonrası oluşan farklar ve bunlara uygulanan gecikme zamlardan ibaret olduğu, ikmalen tarhiyatın ise Yasa'da belirtilen 1.000 TL'nin altında kaldığı, idari yargı yerince yerindelik denetimi yapılamayacağı, 7194 sayılı Kanun ile mükerrer 121. maddesinde yapılan değişikliğin lehine uygulanması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Vergiye Uyumlu Mükelleflere Vergi İndirimi" başlıklı mükerrer 121. maddesinin 1.fıkrasında, ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere) bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5'inin, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirileceği düzenlenmiştir.
Mükerrer 121. maddesinin genel gerekçesinde ise, yatırımın, üretimin, istihdamın artırılması için yapılan yasal düzenlemelere ilave olarak hazırlanan kanun teklifiyle, vergiye gönüllü uyumun artırılması amacıyla, uyumlu gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yıllık beyanname ile beyan ettikleri gelir ve kurumlar vergisinin belli bir kısmına kadar indirim yapılması yönünde düzenlemeler yapıldığı belirtilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 2016 yılının Aralık ayının 1. dönem özel tüketim vergisi beyannamesinin yasal süresi geçtikten sonra verildiği, anılan beyannamenin verilmesinden dolayı …-TL özel tüketim vergisi tahakkuk ettiği, tahakkuk eden vergi ile buna bağlı olarak kesilen cezaların beyannamenin verildiği tarihte ödendiği anlaşılmaktadır.
Bu düzenleme ile vergisel yükümlülüklerini düzenli şekilde yerine getiren mükelleflerin teşviki ve ödüllendirilmesinin amaçlandığı, somut olayda ise davacının iradesinin tahakkuk eden vergiyi vadesinde ödeme yönünde oluştuğu, süresinden sonra verilen beyannamede tahakkuk eden özel tüketim vergisi tutarının ise …-TL olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının %5 oranında vergi indirimi uygulamasından yararlandırılmamasının Kanun'un getiriliş amacına, hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine aykırılık teşkil ettiği, öte yandan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesi hükmünde sayılan diğer şartların ihlal edildiğine yönelik idarece açıklamada bulunulmadığından Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.