T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3841
Karar No : 2023/2026
DAVACI : … Sanayi ve Pazarlama Ltd. Şti.
DAVALI : …
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü …
DAVANIN KONUSU :
Okul formalarıyla ilgili üretim yapan davacı şirket tarafından, 27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin iptali istemiyle Dairemizde açılan dava sonrası Yönetmelik değişikliği nedeniyle zarara uğranıldığından bahisle 5.000,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Hukuki istikrar ve belirlilik ilkeleri gereği, kamu otoritelerinin koruyucu önlemler almaları gerektiği, istikrar kazanan okullarda forma kullanımının Yönetmelik değişikliği ile yürürlükten kaldırıldığı, değişikliğin ancak haklı bir gerekçe ile mümkün olmasına karşın, düzenlemenin hukuka aykırı olması nedeniyle firmanın uğradığı ileri sürülen zararın tazmini gerektiği öne sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Davacının basiretli tacir yükümlülüğünü ihlal ettiği, Yönetmelik değişikliğinde hukuka aykırı bulunmadığı gibi, hizmet kusurunun da olmadığı, idareyi tazminle yükümlü kılacak şartların gerçekleşmediği, maddi zararında somut olarak ortaya konulmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; okul formalarıyla ilgili üretim yapan davacı şirket tarafından, 27/11/2012 tarihli ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin iptali istemiyle açtıkları davada verilen "3. maddenin 2. ve 6. fıkraları yönünden karar verilmesine yer olmadığına" kararı üzerine fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsil edilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir.
Bu kural uyarınca kamu idarelerinin kanunlarla kendilerine verilmiş olan ve ifa etmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini düzenli olarak ve gereği gibi ifa etmeleri, hizmetin işleyişini sürekli olarak kontrol etmeleri ve hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almaları gerekmektedir. Ancak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için yürütülen hizmetin kötü işletilmesi, geç işletilmesi veya hiç işletilmemesi bu nedenlerle olayda hizmet kusurunun bulunması, bakılan uyuşmazlıkta ise idari işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından, 27/11/2012 tarihli ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesince, 25/07/2013 gün ve 28718 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesi ile Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 2. fıkrasının değiştirildiği ve 27/09/2014 tarihli ve 29132 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesi ile Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 6. fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı, bu aşamada Yönetmeliğin dava konusu edilen fıkraları hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, bu fıkralar açısından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Yönetmelik maddesinin diğer fıkraları yönünden ise davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın redde ilişkin kısmının davacı tarafından temyiz edilmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca onandığı anlaşılmaktadır. 25/07/2013 tarihli ve 28718 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesi ile Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 2. fıkrasında yer alan (2) "Öğrenciler, okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz. Ancak, velilerin en az yüzde altmışının muvafakatiyle, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel kurumlara ait okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde 4 üncü maddede yer alan sınırlamalara uyulmak kaydıyla, okul yönetimlerince okul kıyafeti belirlenebilir." hükmü, (2) "Öğrenciler, okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz. Ancak, okul yönetimi ve okul-aile birliğinin koordinatörlüğünde, 4 üncü maddede yer alan sınırlamalara aykırı olmamak kaydıyla, velilerin yüzde ellisinden fazlasının muvafakati alınarak ilgili eğitim-öğretim yılı için okul kıyafeti veya kıyafetleri belirlenebilir. Bu fıkranın uygulanmasına dair usûl ve esaslar Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yönerge ile belirlenir.” şeklinde değiştirilerek, bu değişiklik ile resmi ve özel okullarda tek tip kıyafet belirleme yöntemi yeniden düzenlenmiş olup; resmi ve özel okul ayrımı kaldırılmış, aranacak veli muvafakat oranında bir azaltmaya gidilmiş, başka bir anlatımla serbest kıyafet belirleme alanı genişletilmiş ve bu konuda karar almada kolaylık getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı şirket tarafından 27/11/2012 tarihli ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin iptali istemiyle açılan davada verilen "3. maddenin 2. ve 6. fıkraları yönünden karar verilmesine yer olmadığına" kararı; anılan düzenlemenin açıkça hukuka aykırı olduğunu gösterir bir iptal kararı niteliğinde olmadığı gibi sonradan getirilen düzenlemenin ilk düzenlemeleri ortadan kaldırır nitelikte, diğer bir ifadeyle dava açma gerekçelerinin davalı idarece haklı bulunarak değiştirme yoluna gidildiği şeklinde anlaşılması da mümkün olmadığından, bu aşamada davalı idarenin tazmin yükümlülüğünden söz etmeye olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Dava; okul formalarıyla ilgili üretim yapan davacı şirket tarafından, 27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin iptali istemiyle Dairemizde açılan dava sonrası Yönetmelik değişikliği nedeniyle zarara uğranıldığından bahisle 5.000,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun ''İptal ve tam yargı davaları'' başlığını taşıyan 12. maddesinde; ''İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.'' kuralı yer almıştır.
27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin ''Geçiş hükümleri'' başlığını taşıyan geçici 1. maddesinde; '' 3 üncü maddenin altıncı fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 6 ncı maddenin ikinci fıkrasıyla yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına 2012-2013 öğretim yılı sonuna kadar devam edilir.
Öğrenciler, 2012-2013 ve daha önceki öğretim yılları için okul yönetimlerince belirlenen önlük veya okul üniformalarını 2013-2014 öğretim yılında giyebilir.'' kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan 12. maddesi, idari işlem dolayısıyla hakları ihlal edilen kişilere seçimlik bir hak tanımış olup; kişiler bu Kanun maddesi uyarınca; haklarını ihlal eden idari işlemlerin iptali isteminde bulunmadan, doğrudan doğruya sadece tam yargı davası açabilecekleri gibi iptal ve tam yargı davasını birlikte açmaları, iptal davası sonrası tam yargı davası açmaları ya da işlemin icrası sebebiyle tam yargı davası açmaları mümkündür. Kişilerin haklarını ihlal eden işlem nedeniyle tam yargı davası açmaları durumunda, idari işlemin, uğranıldığı ileri sürülen zarara yol açıcı nitelikte olması gerektiği gibi uğranılan zarar ile illiyet bağının bulunması gerekmektedir.
Olayda; davacının 27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin iptali istemiyle açtığı davada, Dairemizin 20.12.2017 tarih ve E:2016/12819, K:2017/9556 sayılı kararı ile 27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 2 ve 6. fıkraları yönünden karar verilmesine yer olmadığına; diğer fıkraları yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararımızın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06.11.2019 tarih ve E:2018/1552, K:2019/5200 sayılı kararı ile onanması sonrası, dava açma süresi içerisinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 12. maddesi kapsamında, Yönetmelik değişikliği nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istenilmiştir.
Davacı tarafından, Dairemizin E:2016/12819 sayılı dosyasında iptal edilmesi isteminde bulunulan 27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 2. fıkrasında; ''Öğrenciler, okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz. Ancak, velilerin en az yüzde altmışının muvafakatiyle, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel kurumlara ait okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde 4 üncü maddede yer alan sınırlamalara uyulmak kaydıyla, okul yönetimlerince okul kıyafeti belirlenebilir.'' kuralı yer almıştır. Bu kural 25.7.2013 tarih ve 28718 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişikliğe uğramış ve ''Öğrenciler, okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz. Ancak, okul yönetimi ve okul-aile birliğinin koordinatörlüğünde, 4 üncü maddede yer alan sınırlamalara aykırı olmamak kaydıyla, velilerin yüzde ellisinden fazlasının muvafakati alınarak ilgili eğitim-öğretim yılı için okul kıyafeti veya kıyafetleri belirlenebilir. Bu fıkranın uygulanmasına dair usûl ve esaslar Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yönerge ile belirlenir.'' olarak düzenlenmiştir.
Okullarda istikrar kazanan forma kullanımının ancak haklı bir gerekçe ile yapılan Yönetmelik değişikliği ile yürürlükten kaldırılabileceği, Yönetmelik değişikliğinin hukuka aykırı olması nedeniyle zarara uğranıldığı öne sürülmüşse de; Dairemizin E:2016/12819 sayılı kararında belirtildiği üzere, düzenlemenin sık kıyafet değiştirme, kıyafet üretiminde ve satışında tekel oluşması gibi olumsuz durumları giderme, ailelere ek mali külfet getirmeme amaçlarına dayandığı, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu çerçevede, düzenlemenin uğranıldığı ileri sürülen zarara yol açıcı nitelikte olmadığı açıktır.
Davacı tarafından; hukuki istikrar ve belirlilik ilkeleri gereği, kamu otoritelerinin koruyucu önlemler almaları gerektiği belirtilmiş ise de; 27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliği'nin geçici 1. maddesinde, öğrencilerin, 2012-2013 ve daha önceki öğretim yılları için okul yönetimlerince belirlenen önlük veya okul üniformalarını 2013-2014 öğretim yılında giyebileceği düzenlenmek suretiyle, gerek üretici firmalar gerekse aileler bakımından belirlilik sağlanarak, gerekli tedbirlerin alınması amacıyla geçiş hükmünün öngörüldüğü anlaşıldığından, davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir. Bu bakımdan; uğranıldığı ileri sürülen zarar ile anılan düzenleme arasında bir illiyet bağı bulunmamıştır.
Öte yandan; 27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 2. fıkrasında 25.7.2013 tarih ve 28718 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yapılan değişikliğin, davacının iddialarının aksine resmi ve özel okul ayrımının kaldırılarak, eşitlik ilkesinin uygulanmasına yönelik olduğu; davacının iddiaları yönünde bir değişiklik yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda; 27.11.2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin, uğranıldığı ileri sürülen zarara yol açıcı nitelikte olmadığı gibi uğranıldığı ileri sürülen zarar ile anılan düzenleme arasında bir illiyet bağının bulunmadığı, hukuki istikrar ve belirlilik ilkeleri gereği geçiş hükmü öngörüldüğü dikkate alındığında, idarenin tazminat sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
13/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.