T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4002
Karar No : 2023/1181
DAVACI : …
VEKİLİ : Av…
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. …
Huk. Müş. Av…
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "Uzman Hekimlerin Pratisyen Hekim Kadrosunda Çalıştırılma Talepleri" konulu ... tarih ve ... sayılı Genel Yazısı'nın ve bu yazının dayanağı olan … tarih ve … sayılı Makam Oluru ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu Prensip Kararlarının A/1. hükmünün iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, 30/11/2000 tarihinde … Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğu, … Üniversitesi Tıp Fakültesinde tıpta uzmanlık eğitimini alarak 17/01/2007 tarihinde tıbbi mikrobiyoloji uzmanı olduğu, halen Bucak Devlet Hastanesinde görev yaptığı, 06/09/2019 tarihinde … Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne müracaat ederek, … ilinde özel sağlık kuruluşlarında pratisyen hekim olarak çalışmak için talepte bulunduğu, anılan Müdürlükçe, dava konusu düzenleyici işlemlere dayanılarak, Kapasite Değerlendirme Komisyonunda belirlenen pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dallarının “Anatomi, Fizyoloji, Tıbbi Farmakoloji, Tıbbi Mikoloji, Tıbbi Viroloji, Tıbbi Parazitoloji, Temel İmmünoloji” olarak belirlendiği gerekçesiyle talebinin reddedildiği, pratisyen hekimlik kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dalları yönünden getirilen bu sınırlandırmanın, mevcut yasal mevzuat hükümlerine ve çalışma hürriyetine, eşitlik ilkesine, Anayasa’nın 17. maddesine aykırı olduğu, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun uyarınca tabiplik mesleğini icra etmek hakkına sahip tabip veya uzman tabibin anılan Kanun’un 12. maddesindeki sınırlamaya bağlı olmak suretiyle mesleğinde çalışabilme hakkına sahip olduğu, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde “Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır.” hükmüne yer verildiği, uzman hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında pratisyen hekim olarak çalışmasını sınırlayan herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, Özel Hastaneler Yönetmeliğinde ise asgari bulundurulacak personele ilişkin düzenleme yapıldığı, özel sağlık kuruluşlarında branş bazında hangi alanlarda pratisyen hekim çalıştırılacağına dair herhangi bir yasal düzenlemenin mevzuatta yer almadığı, tıp fakültesini bitirmekle pratisyen hekim unvanını kazandığını, pratisyen hekim olarak çalışmasında yasal bir engel olmamasına rağmen sırf uzman olduğu alanda çalışmaya zorlandığı, dava konusu işlemle çalışma özgürlüğüne hakkın özüne dokunur şekilde kısıtlama getirilerek, kaynağını yasadan almayan bir yetki kullanılarak hukuka aykırı bir işlem tesis edildiği, idarenin 3359 sayılı Kanun ile sağlık personelinin ülke genelinde dengeli dağılımı noktasında görevi ve yükümlülüğü olduğu ve bu konuda takdir yetkisine sahip olduğu söylenebilecek ise de, bu yönde düzenlemelerde idarenin takdir yetkisini kullanırken keyfi davranamayacağı, idarenin takdir yetkisini, kanunların çizdiği sınırlar içinde, eşitlik, sosyal devlet, hukuk devleti, ölçülülük, çevrenin korunması, çalışma ve sözleşme hürriyeti gibi anayasal ilke ve kurallara uygun, kamu yararı ve hizmet gereklerini güderek ve gerekçeli olarak kullanması gerektiği, dava konusu düzenlemenin Anayasa ve diğer üst hukuk normlarına aykırı ve keyfi bir karar olduğu iddia edilerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte özel sağlık kuruluşları hakkında planlama hükümlerinin sevk olunduğu, planlama hükümleri öncesinde hekimlerin kamu ve özel sağlık kuruluşları arasında geçiş yapması konusunda herhangi bir kısıtlama mevcut değilken, planlama hükümlerinin yürürlüğe konulmasıyla mevcut hekimlerin kamu ve özel sektör olarak kendi alanında değerlendirilmeye alındığı, hekim planlaması kapsamında Bakanlıkça yapılan değerlendirme sonucunda özellikle ana dal ve yan dal uzmanlarının sayısal olarak kamu sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde yetersiz kaldığının tespit edilmesi üzerine, ülke genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşlarında hekim dağılımında dengenin sağlanması ve ihtiyaç bulunan yerlerde istihdamın sağlanması bakımından, ilgili mevzuat uyarınca Bakanlığa verilmiş olan yetkiye istinaden, kamu yararı ve ülke genelinde tüm vatandaşların hizmet ihtiyacı gözetilerek ana dal ve yan dallarda uzman hekim planlaması yapıldığı, Bakanlıkça yapılan uzman hekim planlamasının, yan dal uzmanlık alanları da dâhil uzman hekimlerin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımı kriteri çerçevesinde yapılmakta olduğu, ayrıca, bu planlamada, uzman hekimlerin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımını kısıtlı insan kaynağı içerisinde düzenleyebilmek için, ülkedeki toplam uzman hekim sayısının, ilin nüfusuna kıyaslanarak ilde istihdam edilebilecek uzman sayısının belirlendiği ve ildeki mevcut aktif çalışan uzman sayısının bu sayıya oranına göre değerlendirmeler yapıldığı, belirli bir alanda, belirli mesleği icra yetkisinin kazanılmış olmasının, o mesleğin herhangi bir kurala bağlı olmaksızın icra edilebileceği anlamına gelmediği, konunun sadece meslekî faaliyet kapsamında değil, dahili branşlardaki uzman ve yan dal uzmanı hekimlere ihtiyaç bulunması sebebiyle kamu yararı ve neticeten herkesin dahili branş hekimlerinden nitelikli sağlık hizmeti almak hakkı bağlamında da değerlendirilmesi gerektiği, 15/02/2008 yayım tarihli Yönetmelikle başlayan planlama uygulamasının Danıştayca hukuka uygun bulunduğu, 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında üç bent halinde sayılan yerlerde yapılacak her çalışmanın, bu çalışmayı düzenleyen kendi özel mevzuatının kuralları imkân verdiği ölçüde mümkün olacağı, bu bağlamda, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma hakkının da, vakıf üniversitelerinde veya muayenehanede çalışma hakkının da mutlak ve sınırsız olmadığı, her uzmanlık dalında Ülkenin tamamında eşit ve kaliteli hizmet sunumunu sağlayacak düzeyde yetişmiş uzman hekim bulunmadığı, dolayısıyla mevcut hekimlerin en verimli şekilde istihdamı için, planlama yapılmasının zorunlu olduğu, bu şekilde planlama doğrultusunda düzenleme ve işlem yapılmasının hekimlerin çalışma haklarına sınırlama getirmek olarak değerlendirilemeyeceği, planlama yapılarak mevcut insan gücü kaynağının en verimli şekilde kullanılabildiği, hukuka ve hizmetin gereklerine uygun olarak oluşturulan Bakanlık Kapasite Değerlendirme Komisyonunun (KDK/7) toplantısı Prensip Kararları A/1. hükmü kapsamında, tıpta uzmanlıkta bazı ana dal ve yan dal uzmanlığı olan hekimlerin özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde uzman hekim kadrosu aranmaksızın pratisyen hekim olarak çalışmalarının uygun bulunduğuna dair karar alındığı ve Kararda pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dallarının “Anatomi, Fizyoloji, Tıbbi Farmakoloji, Tıbbi Mikoloji, Tıbbi Viroloji, Tıbbi Parazitoloji, Temel İmmünoloji” olarak belirlendiği, bu kapsamda kamuda istihdam edilecek klinisyen sayılarının büyük önem arz ettiği, anılan Karar ile pratisyen hekim olarak çalışmaları uygun bulunan uzmanlık dallarına bakıldığında kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dallarının belirlenmiş olduğu, davacının tıbbi mikrobiyoloji uzmanı olduğu, tıbbi mikrobiyolojinin ihtiyaç duyulan bir branş olduğu ve özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde uzman hekim kadrosu aranmaksızın pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dalları arasında sayılmadığı, nitekim, 992 sayılı Kanun kapsamında tabip dışı sağlık meslek mensuplarından eczacı, kimyager ve veterinerlerin tıpta uzmanlık eğitimi yapmalarına izin verilen iki branştan birisinin tıbbi mikrobiyoloji olduğu, bu doğrultuda 26/04/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği’nin 13. maddesinin 2. fıkrasında, “Eczacı, kimyager ve veterinerler sadece tıbbi biyokimya veya tıbbi mikrobiyoloji ana dallarında uzmanlık eğitimi veren programlara kendileri için kontenjan açıldığı takdirde yerleştirilebilirler.” hükmünün sevk olunduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı tarafından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "Uzman Hekimlerin Pratisyen Hekim Kadrosunda Çalıştırılma Talepleri" konulu 24/06/2019 tarih ve 2460 sayılı Genel Yazısı'nın ve bu yazının dayanağı olan … tarih ve … sayılı Makam Oluru ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu Prensip Kararlarının A/1. hükmünün iptali istemiyle açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinde, sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar sayılmış olup, anılan maddenin 1/(a) bendinde; " Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir." hükmü, (c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir..." hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanunun 9. maddesinin 1/(c) bendinde de, "c) Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." kuralına yer verilmiştir.
Davacının; 30/11/2000 tarihinde … Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğu, … Üniversitesi Tıp Fakültesinde tıpta uzmanlık eğitimini alarak 17/01/2007 tarihinde tıbbi mikrobiyoloji uzmanı olduğu, halen Bucak Devlet Hastanesinde görev yaptığı, 06/09/2019 tarihinde … Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne müracaat ederek, Antalya ilinde özel sağlık kuruluşlarında pratisyen hekim olarak çalışmak için talepte bulunduğu, anılan Müdürlükçe, dava konusu düzenleyici işlemlere dayanılarak, Kapasite Değerlendirme Komisyonunda belirlenen pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dallarının “Anatomi, Fizyoloji, Tıbbi Farmakoloji, Tıbbi Mikoloji, Tıbbi Viroloji, Tıbbi Parazitoloji, Temel İmmünoloji” olarak belirlendiği gerekçesiyle talebinin reddedildiği, görülmektedir.
Davacı; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun uyarınca tabiplik mesleğini icra etmek hakkına sahip tabip veya uzman tabibin anılan Kanun’un 12. maddesindeki sınırlamaya bağlı olmak suretiyle mesleğinde çalışabilme hakkına sahip olduğu, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde “Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır.” hükmüne yer verildiği, uzman hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında pratisyen hekim olarak çalışmasını sınırlayan herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, Özel Hastaneler Yönetmeliğinde ise asgari bulundurulacak personele ilişkin düzenleme yapıldığı, özel sağlık kuruluşlarında branş bazında hangi alanlarda pratisyen hekim çalıştırılacağına dair herhangi bir yasal düzenlemenin mevzuatta yer almadığı, tıp fakültesini bitirmekle pratisyen hekim unvanını kazandığını, pratisyen hekim olarak çalışmasında yasal bir engel olmamasına rağmen sırf uzman olduğu alanda çalışmaya zorlandığı, dava konusu işlemle çalışma özgürlüğüne hakkın özüne dokunur şekilde kısıtlama getirilerek, kaynağını yasadan almayan bir yetki kullanılarak hukuka aykırı bir işlem tesis edildiğini ileri sürmektedir.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler kapsamında, etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlüğe girmiştir. Önceleri, hekimlerin kamu ve özel sağlık kuruluşları arasında geçiş yapması hususunda herhangi bir kısıtlama bulunmaz iken, Özel Sağlık kuruluşları hakkında planlama hükümlerinin getirilmesi ile birlikte, geçiş usulu bir planlamaya dahil edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Sağlık kuruluşlarının tam zamanlı olarak istihdam ettikleri uzman hekimlik dalları, kuruluşun müktesep hakkı olarak kuruluş kadrosu olarak kabul edildiği, planlama çalışmalarında bu kadroların esas alındığı, kamu ve özel sağlık kuruluşları birlikte değerlendirilerek sağlık insan gücü kaynağının değerlendirilebilir ve takip edilebilirliğinin sağlandığı, böylece bölge ihtiyaçlarının tespitinin mümkün olabildiği, hekim planlaması kapsamında Bakanlıkça yapılan değerlendirme sonucunda özellikle ana dal ve yan dal uzmanlarının sayısal olarak kamu sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde yetersiz kaldığının tespit edilmesi üzerine, ülke genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşlarında hekim dağılımında dengenin sağlanması ve ihtiyaç bulunan yerlerde istihdamın sağlanması bakımından, ilgili mevzuat uyarınca Bakanlığa verilmiş olan yetkiye istinaden, kamu yararı ve ülke genelinde tüm vatandaşların hizmet ihtiyacı gözetilerek ana dal ve yan dallarda uzman hekim planlaması yapıldığı, ayrıca, bu planlamada, uzman hekimlerin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımını kısıtlı insan kaynağı içerisinde düzenleyebilmek için, ülkedeki toplam uzman hekim sayısının, ilin nüfusuna kıyaslanarak ilde istihdam edilebilecek uzman sayısının belirlendiği ve ildeki mevcut aktif çalışan uzman sayısının bu sayıya oranına göre değerlendirmeler yapıldığı, konunun sadece meslekî faaliyet kapsamında değil, dahili branşlardaki uzman ve yan dal uzmanı hekimlere ihtiyaç bulunması sebebiyle kamu yararı ve neticeten herkesin dahili branş hekimlerinden nitelikli sağlık hizmeti almak hakkı bağlamında da değerlendirilmesi gerektiği, 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında üç bent halinde sayılan yerlerde yapılacak her çalışmanın, bu çalışmayı düzenleyen kendi özel mevzuatının kuralları imkân verdiği ölçüde mümkün olacağı, her uzmanlık dalında Ülkenin tamamında eşit ve kaliteli hizmet sunumunu sağlayacak düzeyde yetişmiş uzman hekim bulunmadığı, dolayısıyla mevcut hekimlerin en verimli şekilde istihdamı için, planlama yapılmasının zorunlu olduğu, planlama yapılarak mevcut insan gücü kaynağının en verimli şekilde kullanılabilmesine imkan tanındığı, mevzuata göre oluşturulan Bakanlık Kapasite Değerlendirme Komisyonunun (KDK/7) toplantısı Prensip Kararları A/1 hükmü kapsamında; tıpta uzmanlıkta bazı ana dal ve yan dal uzmanlığı olan hekimlerin özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde uzman hekim kadrosu aranmaksızın pratisyen hekim olarak çalışmalarının uygun bulunduğuna dair karar alındığı ve Kararda pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dallarının “Anatomi, Fizyoloji, Tıbbi Farmakoloji, Tıbbi Mikoloji, Tıbbi Viroloji, Tıbbi Parazitoloji, Temel İmmünoloji” olarak belirlendiği, bu kapsamda kamuda istihdam edilecek klinisyen sayılarının büyük önem arz ettiği, anılan Karar ile pratisyen hekim olarak çalışmaları uygun bulunan uzmanlık dallarına bakıldığında kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dallarının belirlenmiş olduğu, davacının tıbbi mikrobiyoloji uzmanı olduğu, tıbbi mikrobiyolojinin ihtiyaç duyulan bir branş olduğu ve özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde uzman hekim kadrosu aranmaksızın pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dalları arasında sayılmamasında bu anlamda hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "Uzman Hekimlerin Pratisyen Hekim Kadrosunda Çalıştırılma Talepleri" konulu 24/06/2019 tarih ve 2460 sayılı Genel Yazısı'nın ve bu yazının dayanağı olan … tarih ve … sayılı Makam Oluru
ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu Prensip Kararlarının A/1. Hükmünde yasa ve hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY :
Davacının tıbbi mikrobiyoloji uzmanı olduğu, aynı zamanda Burdur Devlet Hastanesinde uzman hekim olarak çalıştığı, kamu görevinden istifa ederek Antalya ilinde bulunan özel sağlık kuruluşlarında pratisyen hekim olarak çalışma istemiyle 06/09/2019 tarihinde Antalya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, bu başvurunun Antalya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 09/09/2019 tarih ve E.2918 sayılı işlemiyle, Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/7) Prensip Kararlarının A/1. hükmü kapsamında pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dallarının belirlendiği, bu uzmanlık dallarının arasında tıbbi mikrobiyoloji uzmanlığı olmadığından talebin uygun bulunmadığı, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 24/06/2019 tarih ve E.2460 sayılı Genel Yazısında, ana dal ve yan dal uzmanı olan hekimlerin boş olan pratisyen hekim kadrosunda çalışma taleplerinin anılan karara göre Bakanlığa iletilmeden İl Sağlık Müdürlüğü tarafından değerlendirilmesi hususuna yer verildiği belirtilerek reddedildiği, akabinde davacı tarafından, söz konusu işlemin dayanağı olan Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "Uzman Hekimlerin Pratisyen Hekim Kadrosunda Çalıştırılma Talepleri" konulu 24/06/2019 tarih ve 2460 sayılı Genel Yazısı ile … tarih ve … sayılı Makam Oluru ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu Prensip Kararlarının A/1. hükmünün iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında, "(Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:
a) Kamu kurum ve kuruluşları.
b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.
c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." hükmüne; 3. fıkrasında, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği hükmüne yer verilmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Öte yandan, 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliğinin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı ek 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:
a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,
b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,
c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,
ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine, 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:
a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,
b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,
c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,
ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlenmesi yer almaktadır.
Anılan mevzuat hükümleri gereği, planlama ilkelerinin belirlenmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Kapasite Değerlendirme Komisyonunun 19/02/2019 tarihli 7. toplantısında (KDK/7) alınan Prensip Kararlarının A/1. hükmünde, tablo halinde sayılan tıpta uzmanlıkta ana dal ve yan dal uzmanlığı olan hekimlerin özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde kadro aranmaksızın pratisyen hekim olarak çalışmasının uygun olduğu yönünde karar verilmiş; tabloda tıpta uzmanlık ana dallarından "anatomi, fizyoloji, tıbbi farmakoloji"; tıpta uzmanlık yan dallarından "tıbbi mikoloji, tıbbi viroloji, tıbbi parazitoloji, temel immünoloji" dalları sayılmıştır.
Anılan kararlar, … tarih ve … sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe girmiştir.
Ardından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "Uzman Hekimlerin Pratisyen Hekim Kadrosunda Çalıştırılma Talepleri" konulu 24/06/2019 tarih ve 2460 sayılı Genel Yazısıyla da, anılan Kapasite Değerlendirme Komisyonu Prensip Kararlarının A/1. hükmüne yer verilerek, "Yukarıda bahsi geçen ana dal ve yan dal uzmanı olan hekimlerin boş olan pratisyen hekim kadrosunda çalışma taleplerinin Bakanlığa iletilmeden İl Sağlık Müdürlükleri tarafından değerlendirilmesi; ayrıca daha önceden pratisyen hekim kadrosunda çalışmaları uygun bulunan bazı uzman hekimlerin çalıştıkları özel hastaneden veya tıp merkezinden ayrılana kadar, çalıştıkları özel hastane veya tıp merkezi faaliyetini sonlandırana kadar çalışmalarına devam edebilecekleri" hususu il sağlık müdürlüklerine bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
3359 sayılı Kanun'un 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir.
Ayrıca, Sağlık Bakanlığının genel olarak sağlık insan gücünü planlama yetkisine ilişkin anılan mevzuat hükümlerinin yanı sıra, hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmelerine ilişkin olarak da, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında bu istihdam planlamalarının esas alınacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda, sağlık insan gücünün planlanması konusunda Sağlık Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde Bakanlık bünyesinde oluşturulan Kapasite Değerlendirme Komisyonunca, planlama ilkelerinin belirlendiği, Komisyonun aldığı Prensip Kararları doğrultusunda sağlık kurum ve kuruluşları, sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımının planlandığı, kararların Bakanlık Oluru ile yürürlüğe girdiği görülmektedir.
Bu doğrultuda, … tarih ve … sayılı Makam Onayı ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu Prensip Kararlarının dava konusu A/1. hükmü ile, tıpta uzmanlıkta ana dal ve/veya yan dal uzmanlığı olan hekimlerin özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde pratisyen hekim olarak çalışabilmelerinin ilkeleri belirlenmiş ve "anatomi, fizyoloji, tıbbi farmakoloji, tıbbi mikoloji, tıbbi viroloji, tıbbi parazitoloji, temel immünoloji" uzmanlarının kadro aranmaksızın pratisyen hekim olarak çalışmaları uygun görülmüş, böylece bu belirlenen uzmanlık dalları dışında uzmanlığı olan hekimlerin, uzmanı oldukları ana ya da yan dalda çalışmaları öngörülmüştür. Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 24/06/2019 tarih ve 2460 sayılı Genel Yazısı ile de, bu Kararın uygulanmasına ilişkin hususlar il sağlık müdürlüklerine bildirilmiştir.
Davacı tarafından, uzman hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında pratisyen hekim olarak çalışmasını sınırlayan herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, bu sınırlamanın çalışma hürriyetine aykırı olduğu ileri sürülerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmekte; davalı idare tarafından ise, her uzmanlık dalında Ülkenin tamamında eşit ve kaliteli hizmet sunumunu sağlayacak düzeyde yetişmiş uzman hekim bulunmadığı, dolayısıyla mevcut hekimlerin en verimli şekilde istihdamı için, planlama yapılmasının zorunlu olduğu, dava konusu Prensip Kararı ile kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dallarının pratisyen hekim olarak çalışmalarının uygun bulunduğu, davacının tıbbi mikrobiyoloji uzmanı olduğu, tıbbi mikrobiyolojinin uzman hekim olarak istihdamına ihtiyaç duyulan bir branş olduğu savunulmaktadır.
Buna göre, mevzuatla Sağlık Bakanlığına tanınan planlama yetkisi çerçevesinde, mevcut sağlık insan gücünün ülke genelinde dengeli ve adil dağılımının sağlanması, ülkenin tamamında sürekli, eşit ve verimli sağlık hizmeti sunumu sağlayacak uzman hekimin bulunmaması nedeniyle mevcut hekimlerin en verimli şekilde kullanılması, böylece kaliteli ve etkili sağlık hizmeti sunumu amacıyla, özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde kadro aranmaksızın pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık alanlarının, uzman hekim ihtiyacı dikkate alınarak kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dalları olduğu belirtilen "anatomi, fizyoloji, tıbbi farmakoloji, tıbbi mikoloji, tıbbi viroloji, tıbbi parazitoloji, temel immünoloji" şeklinde belirlenmesi yönünde alınan dava konusu Prensip Kararında ve bu kararın uygulamasını göstermek üzere hazırlanan Genel Yazıda üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin çalışma hürriyetini engellediği iddia edilmekte ise de, tıbbi mikrobiyoloji uzmanı olan davacının, kamu görevinden ayrılması halinde, özel hastane ve tıp merkezlerinde münhasıran tıpta uzmanlık eğitimini aldığı tıbbi mikrobiyoloji uzmanlığı alanında çalışmasında, ilgili mevzuattaki şartları sağlaması kaydıyla, bir engel bulunmadığı görülmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.