T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/404
Karar No : 2023/2441
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, banka hesapları üzerine davalı idare tarafından uygulanan e-haciz işleminin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu haciz işleminin dayanağı vergi borçlarını 26/04/2011 ve 10/11/2016 tarihlerinde başvuruda bulunarak yapılandırıldığının görüldüğü, taksitlerin süresi içinde ödenmemesi nedeniyle yapılandırmaların iptal edildiği, yapılandırma sonucu şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olduğundan, yapılandırılan borcun süresi içinde ödenmemesi ve yapılandırmanın ihlal edilmesi halinde vadesi değişen borç için öncelikle şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesinin gerektiği, dava konusu haciz işleminin dayanağı olan borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ise borcun yapılandırılmasından önce düzenlenip tebliğ edildiği görüldüğünden, usulüne uygun şekilde kesinleştirildiği ortaya koyulamayan kamu alacağı için tesis edilen haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kamu alacağının tahsiline yönelik olarak yapılan işlemler yerinde ve yasal hükümler çerçevesinde yapılmış olduğundan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 03/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'nun mükerrer 35. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, 55/1. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, aynı Kanun’un 58/1.maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesinin bulunduğu yer vergi mahkemesinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 2009-2016 takvim yıllarına ait muhtelif vergi borçlarından oluşan amme alacaklarının, davacı tarafından vadelerinde ödenmemesi nedeniyle davacı adına ödeme emirleri düzenlenerek posta yoluyla ve elektronik tebliğ yoluyla tebliğ edildiği, tebliğ edilmesine rağmen ödenmemesi üzerine davacının muhtelif banka hesapları üzerine konulan haciz işleminin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu haciz işleminin dayanağı vergi borçları için 26/04/2011 tarihinde 6111, 10/11/2016 tarihinde de 6736 sayılı Kanunlar kapsamında başvuruda bulunarak borcun yapılandırıldığının görüldüğü, taksitlerin süresi içinde ödenmemesi nedeniyle yapılandırmaların iptal edildiği, yukarıda belirtilen yasalar kapsamında yapılandırılarak ödeme planına bağlanan borçların ödenmemesi nedeniyle borcun ilgili olduğu dönemde davacıya anılan borçlar için takip yapılabileceği açıktır.
Anılan kanunlar kapsamında borcun ödenmesi amacıyla asıl borçlunun başvuruda bulunmuş olması, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili kanunlara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini durdurmakla birlikte yapılandırma koşullarına uyulmaması ve kanundan yararlanma hakkının kaybedilmesi önceki takip işlemlerini geçersiz hale getirmeyecek ve takibin yeniden başlatılmasını gerektirmeyecek olup, kesinleşmiş olan amme alacaklarının yapılandırma nedeniyle bir ödeme varsa mahsup edilmesiyle birlikte takibin kaldığı yerden hem asıl borçlu olan şirket hem de kanuni temsilci ve ortakları için devam ettirilmesi 6183 sayılı Kanun gereğidir.
Mahkemece, dava konusu işleminin dayanağı vergi borçları için 26/4/2011 tarihinde 6111, 10/11/2016 tarihinde de 6736 sayılı Kanunlar kapsamındaki yapılandırmalara ilişkin taksitlerin süresi içinde ödenmemesi nedeniyle yapılandırmaların iptal edildiği, yapılandırma sonucu şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olduğundan, yapılandırılan borcun süresi içinde ödenmemesi ve yapılandırmanın ihlal edilmesi halinde, vadesi değişen borç için öncelikle şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesinin gerektiği, dava konusu haciz işleminin dayanağı olan borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ise, borcun 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasından önce düzenlenip tebliğ edildiği gerekçesiyle gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği görülmekte ise de; asıl borçlu şirketin anılan Kanunlar kapsamındaki yapılandırmadan sonra borçlarını ödemediği dikkate alındığında, davacı adına düzenlenen ödeme emirleri, yapılandırmanın iptal edildiği tarihten önce düzenlenmiş olsa dahi, netice itibariyle alacak takibinin kaldığı yerden devam edeceği gözetildiğinde, davalı idare tarafından ödenmediği ortaya konulan şirket borcu nedeniyle sorumluluğuna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.