T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4221
Karar No : 2023/967
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, oğlu …'ın ateş ve karın ağrısı şikayeti ile 17/07/2013 tarihinde götürüldüğü Harran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybetmesinde gerekli tedavilerin yapılmadığı, gereken dikkat ve özenin gösterilmediğinden bahisle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 150.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu olayda zararı doğuran eylemin öğrenilmesinden sonra yasal süresi içinde davanın açıldığı, bu nedenle davanın esasının incelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının 7 yaşındaki oğlu ..., 17/07/2013 tarihinde, yüksek ateş ve karın ağrısı şikayetiyle Suruç Devlet Hastanesine götürülmüş, talasemi hastası (genellikle Akdeniz bölgesinde görülen ve genetik faktörlerle sonraki nesillere geçebilen bir tür kansızlık hastalığıdır.) olduğu belirtilen küçük Şanlıurfa Çocuk Hastanesine oradan da Harran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir. Durumu ağırlaşan ve yoğun bakıma alınan davacının oğlu küçük ... 18/07/2013 tarihinde hayatını kaybetmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, 10/09/2018 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile oğlu ...'ın hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla bakılan dava açılmış, öte yandan, 14/12/2018 tarihinde de dava konusu olay nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle davalı idareye başvurulmuştur.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kolektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile sosyal risk ilkesi geliştirilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusu tarihinde yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan maddeler uyarınca idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme, ceza soruşturma ve kovuşturması veya kesin sağlık kurulu raporları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
İdare Mahkemesince; dava konusu olayın (eylemin) davacının oğlunun vefat ettiği tarih olan 18/07/2013 tarihinde meydana geldiği (öğrenildiği), 18/07/2013 tarihinden (eylemin öğrenilmesinde) itibaren 1 yıl içerisinde 18/07/2014 tarihine kadar davacının 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereği idareye müracaat edip, talebin reddi halinde dava açması gerekmekte iken davacının olay tarihinden 5 yılı aşkın bir süre sonra 10/09/2018 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile dava ikâme ettiği, uyuşmazlığın eylemden kaynaklı bir tam yargı davası olduğundan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi kapsamında ilgili idareye yapılması gereken ön başvurunun bu 1 yıllık süre geçirildikten sonra 14/12/2018 tarihinde (dava tarihinden sonra) yapıldığı, 1 yıllık ve 5 yıllık süre geçirildikten sonra yapılan müracaatın hak düşürücü nitelikte ve kamu düzeninden olan dava açma süresini ihya etmeyeceği, süre aşımı nedeniyle işin esasının incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Halbuki davacının, vefat hadisesinden sonra oğlunun tedavisini üstlenen doktorlardan Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayetçi olması üzerine Başsavcılıkça görevsizlik kararı ile gereğinin yapılması için soruşturma dosyasının Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiş, şüpheliler hakkında, davalı Harran Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan kurulca men-i muhakeme kararı verilmiş, anılan karar, davacının itiraz etmesi üzerine Danıştay 1. Dairesince bozulmuş, bozma kararı akabinde yeniden yapılan soruşturma sonucunda davalı idarenin yetkili kurulu tarafından bir kısım şüpheliler hakkında men-i muhakeme kararına, bir kısım şüpheliler yönünden de haklarında karar verilmesi teminiyle soruşturma dosyasının il idare kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, verilen men-i muhakeme kararına davacı tarafından bir kez daha itiraz edilmesi üzerine, anılan karar, Danıştay 1. Dairesi tarafından bozulmuş, son olarak yeniden yapılan soruşturma neticesinde Harran Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan kurulca 08/05/2018 tarihinde, şüpheliler hakkında men-i muhakeme kararı verilmiş, anılan karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay 1. Dairesinin 06/02/2019 tarih, E:2019/85, K:2019/111 sayılı kararı ile men-i muhakeme kararının bir kısım şüpheliler yönünden bozulmasına ve bu kişilerin lüzum-u muhakemelerine, şüpheliler yönünden gereğinin yapılması teminiyle dosyanın Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacının oğlunun ölümüne neden olduğu belirtilen olaya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen ceza soruşturmasının var olduğu dikkate alındığında, davacının oğlunun ölümünde idari bir eylem/eylemsizliğin (eylemin idariliğinin) ya da idarenin sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığının henüz ortaya konulamadığı, dolayısıyla dava tarihi ve idareye başvuru tarihi itibarıyla söz konusu olayın bütün unsurlarıyla birlikte davacı tarafından öğrenilemediği anlaşıldığından, dava açma süresinin başlayacağı tarihin, davacının oğlunun vefat ettiği tarih itibarıyla başlayacağının kabulüne hukuki olanak bulunmamakta olup; İdare Mahkemesince, aksi yöndeki gerekçeyle süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.