T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5310
Karar No : 2023/2971
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Çimento Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR):
1- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
2- … Genel Müdürlüğü
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Çatalca İlçesi hudutlarında ve davacının uhdesinde bulunan ... sicil sayılı I-b grubu maden işletme ruhsat sahası içinde mevcut orman izninin uzatılmasına yönelik … tarih ve … sayılı dilekçe ile yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idarece bir tercih yapılıp doğa, toplum, çevre ve insan sağlığını ilgilendiren ormanın korunmasının yeğlenmesinde ve çevresel etkisi bulunan madencilik faaliyetine izin verilmemesine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, söz konusu sahaya ilişkin ruhsat süresinin uzatılmasının istenilmesi üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 22/08/2016 tarihinden geçerli olmak üzere 10 yıl süreli I-b grubu işletme ruhsatı verildiği, dava konusu alanın yerleşim yerlerinden 1,3 km uzakta olduğu, %71'den fazla kapalı verimli devlet ormanı alanında kalma hususunun 2014/1 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığı Genelgesi ile getirildiği, davalı idarece öne sürülen %71 kapalılık alanında kalma gerekçesinin yasal ve hukuki dayanağının ortadan kalktığı, tesis edilen işlemin maden ve orman mevzuatına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, davacı tarafından temyiz talebinde ileri sürülen tüm iddiaların mahkeme kararında karşılandığı ve mahkeme kararının hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Davalı Orman Genel Müdürlüğü tarafından, kurulan komisyon raporunda temdit talebinde bulunulan yerin %71 kapalılık oranına sahip olduğu ve ocak yerinin yerleşim alanına yakın olduğunun söylendiği, maden ocaklarının yerleşim alanına uzaklığının 2 km olması gerekirken davacı tarafın da dilekçelerinde belirttiği üzere 1,3 km olduğu, mahkemece verilen kararın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Çatalca İlçesi hudutlarında ve davacının uhdesinde bulunan ... sicil sayılı I-b grubu maden işletme ruhsat sahası içinde mevcut orman izninin uzatılmasına yönelik … tarih ve … sayılı dilekçe ile yapılan başvurunun … tarih ve … sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
1982 Anayasası'nın 169. maddesinde; Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu, kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7/4. maddesinde; "Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir." hükmü yer almaktadır.
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasında "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz." hükmüne, aynı maddenin 3. fıkrasında "Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Bu takdirde kullanım bedeli, kullanım süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir." hükmüne, maddenin 5. fıkrasında ise "Maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde bilirkişi ve keşif konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş ve "...bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır." kuralı yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ''Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller'' başlığını taşıyan 266. maddesinde ise; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği kurala bağlamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının izin istemi üzerine Orman İşletme Müdürlüğünce mahallinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 08/06/2016 tarihli raporda, sahanın aktüel durum itibariyle 3 kapalı olduğu, madencilik faaliyetinin orman dışında yapılmasının mümkün olmadığı, faaliyeti gerçekleşmesinde kamu yararı görüldüğü, temdit talebinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. Maddesi Uygulama Yönetmeliği'ne göre sakınca bulunmadığı ifade edilmişse de, Orman Genel Müdürlüğü tarafından talep konusunun %71'den fazla kapalı verimli devlet orman alanında kalması, sahada henüz çalışma yapılmamış olması nedeniyle orman bütünlüğünün bozulacak olması, Subaşı Köyü'ne yakın mesafede bulunması sebebiyle izin talebi uygun bulunmamıştır.
Davalı idarelerin savunmasında, 2010 yılı sonrasında orman alanlarında madencilik faaliyetlerinin hız kazandığı, bu sebeple tabiat varlıklarının tahribatının hız kazandığı, maden ocaklarının yerleşim yerlerine mesafesinin en az 2 km olması gerektiği, ancak dava konusu alanın yerleşim yerlerine bu mesafeden yakın olduğu, ayrıca söz konusu alanın %71 kapalılığı bulunan verimli devlet ormanı alanında kaldığı gerekçesiyle davacının talebinin uygun olmadığı, idarenin takdir hakkını kullandığı gerekçeleri ile dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Olayda, dava konusu uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, dava konusu işlemin gerekçesi olarak belirtilen hususları aydınlatacak şekilde Mahkemece; Maden Mühendisi, Orman Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Çevre Mühendisi ve Harita mühendisinden oluşacak 5 kişilik bir heyet tarafından keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak dayalı olarak verilen davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 01/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.