T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/5944
Karar No : 2023/2425
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Ticaret Limited Şirketi
Temsilci: …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı adına, komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğinden bahisle hakkında düzenlenen inceleme raporlarına istinaden re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı 2016 yılı kurumlar vergisi ile 2016/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemleri geçici vergilerin kaldırılması istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen raporlarda yer verilen tespitlerin değerlendirilmesinden, düzenlenen faturaların gerçek bir ticari ilişkiye dayanmayan sahte faturalar olduğu, davacı adına re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergiler için kesilen tek kat vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık, geçici vergi aslı ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir katı aşan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 02/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 120/4. maddesinde, yapılan incelemeler sonucunda geçmiş döneme ait geçici verginin %10'unu aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re'sen veya ikmalen geçici verginin tarh olunacağı, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği ancak gecikme faizi ve geçici vergiye bağlı kesilen cezanın tahsil olunacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda, dava konusu ihbarnamelerde geçici vergi miktarı gösterilmiş ise de, geçici vergi aslının aranmayacağının belirtilmesi karşısında vergi miktarının kesilecek vergi ziyaı cezası tutarının belirlenmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, aslı aranmayacağı hem kanunun ilgili maddesi gereği olması ve hem de idarece tanzim olunan ihbarnamelerde geçici vergi aslının aranmayacağının açıkça belirtilmesi nedeniyle, kararın geçici verginin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının da hukuki sonuç doğurmasına imkan bulunmamaktadır.
Bu durumda, ihtilafın geçici vergi aslına ilişkin kısmı yönünden "incelenmeksizin reddine" karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki mahkeme kararının belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Davacının temyiz istemine gelince;
Davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunda özetle; davacı şirketin elektrik malzemeleri ticareti ile iştigal etmek üzere 24/12/2015 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, defter ve belgelerin incelemeye ibraz edildiği, 28/12/2015 tarihli yoklama ile mükellef kurumun … adresinde faaliyete başladığı ve işyerinde büro malzemeleri bulunduğu, 04/02/2016 tarihli yoklama ile aynı adreste belge düzenine uygunluk denetimi yapıldığı ve belgesi düzenlenmeyen 04/02/2016 tarihli 100 TL tutarlı elektrik malzemesi satışı olduğunun tespit edildiği, 12/04/2016 tarihli yoklama ile halen aynı adreste toptan ve perakende olarak elektrik malzemeleri alım-satım işi yapıldığı, ÖKC kullanıldığı, işyerinde yaklaşık 10.000 TL değerinde elektrik malzemesi bulunduğu, şube ve depo bulunmadığı, 4 işçi çalıştığı hususlarının sigortalı çalışanı ...'in beyanları ile, 01/12/2016 tarihli yoklamada mükellefin … adresinde faaliyet gösterdiği, işyerinin 50 m² ve 2 katlı olduğu, asgari ücretli 4 işçi çalıştığı, işyerinde ortalama 100.000 TL tutarında emtia mevcudu olduğu, aynı faaliyetine fiilen devam ettiği hususlarının çalışan nezdinde, 08/06/2017 tarihli yoklama ile taşınılan adreste faaliyetin devam ettiği, 2 işçi çalıştığı, nisan ayı itibarıyla stok mevcudunun 57.000 TL olduğunun çalışan nezdinde, 27/12/2017 tarihli yoklama ile şirketin adreste faaliyet gösterdiği ancak bilgi alınabilecek bir kişi olmadığı, 03/01/2018 tarihli yoklama ile işyerinin 40 m² olduğu, 2 işçi çalıştırdığı, şube ve deponun bulunmadığı, 07/08/2018 tarihli yoklama ile faal olduğu, işyerinin 40 m² olduğu, 2 işçi çalıştırdığı, toplam 650 TL değerinde emtia bulunduğu, zemin katta dükkana bağlı girişi ayrı depo bulunduğunun tespit edildiği, verilen muhtasar beyannamelere göre çalışan sayılarının 2016 döneminde 3-4, 2017 ve 2018 döneminde 2 olduğu, Ba-Bs formaların incelenmesinden; 2016 yılında 9.977.077 TL, 2017 yılında 33.614.203 TL ve 2018 (1 ila 8) döneminde 26.995.524 TL mal alımında bulunduğu, ancak mal alımında bulunduğu şirketlerin büyük bir kısmının karşıt bildirimde bulunmadığı ve bir kısmı hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunduğu, satışlar yönünden yapılan sorgulamada ise, 2016 yılı Bs bildirimi 9.859.120 TL, 2017 yılı Bs bildirimi 33.780.043 TL, 2018 yılı (1 ila 8. ayları) Bs bildiriminin 27.044.783 TL olduğu, yapılan karşıt tespitlerde kendisine ulaşılabilen firmalar tarafından ticaretin gerçek olduğunun beyan edildiği, mükellefin vadesi geçmiş ve bugün ödenmesi gereken toplam borç tutarının 23.232 TL olduğu, ödenen toplam vergi aslı tutarının ise 71.067 TL olduğu, 2016 yılında tahakkuk eden 22.012 TL SGK prim tutarının 8.585 TL'lik kısmı, 2017 yılında ise tahakkuk eden 19.894 TL prim tutarının 5.266 TL'lik kısmının ödendiği, sigortalı işçi ...'in ifadesinde; 2016 yılından beri çalıştığı, müşterilerden aldıkları sipariş doğrultusunda mal alımı yaptıkları firmalara sipariş verdikleri, nakliye giderlerini müşterilerin karşıladığı, kar marjlarının düşük olduğu hususlarının beyan edildiği, kurum temsilcisi ifadesinde; işyerinin alt katında deponun bulunduğu, satış yapacakları firmaların önceden sipariş verdiği, bu sipariş doğrultusunda mal aldıklarını ve alınan malın doğrudan satış yapılan firmaya yönlendirildiği, ödemelerin müşteri çekleriyle yapıldığının beyan edildiği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitler ile dava dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde, uyuşmazlığa konu dönemde davacı şirketin alım yapmış olduğu firmaların bir kısmı hakkında olumsuz tespitlerin bulunması, işyeri büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, emtia miktarları, şube ve araç kaydının bulunmaması hususları, belirtilen faaliyeti gerçekleştirmek için gerekli ticari organizasyon açısından uygun görülmemekle birlikte, davacı şirket hakkında düzenlenen yoklama tutanaklarında bilinen adresinde faaliyette bulunduğu, işçi çalıştırdığı, işyerinde değişik miktarlarda emtia bulunduğu, defter ve belgelerin ibraz edildiği, vergi borçlarının büyük bir kısmının ödendiği, verilen ifadelerin tutarlılığı, tahsilat ve ödemelerde bankanın kullanıldığı hususlarından hareketle, davacı hakkındaki olumsuz tespitlerin, gerçek faaliyetin bulunduğuna ilişkin tespitleri yok saymaya yeterli olmadığı, uyuşmazlık konusu dönemde davacının düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu hususunun somut ve hukuka uygun olarak ortaya konulamadığı ve yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığından davacı temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.