T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5992
Karar No : 2022/6387
DAVACI : …
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU :
13/06/2020 tarihli ve 31154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "muayenehane hariç" ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik'te 29/12/2015 tarihinde yapılan değişikliğin Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2016/1895 sayılı dosyasında verilen kararla yürütmesinin durdurulduğu, buna rağmen dava konusu düzenleme ile maddede yeniden bir kısıtlama öngörüldüğü; Bakanlıkların, tıp fakültesini bitirmiş ve ihtisas yapmış hekimin Kanun gereği sahip olduğu yetkilerini usulsüz kısıtlama yetkisine sahip olmadığı, Yönetmelik değişikliği ile başka kurum ve kuruluşlara haksız paye vermenin amaçlandığı, daha önce iptal edilen durumun tekrar getirilmek istenildiği, muayenehane çalıştıran uzman hekimlerin hak ve yetki kısıtlamasının mobbing uygulaması anlamına geldiği belirtilerek dava konusu değişikliğin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI:
…BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ: Trafik kazalarında en önemli etmenin insan kaynaklı olduğu, bu nedenle sürücülerin sağlık durumlarının sürücü olmaya engel teşkil edip etmeyeceğine yönelik değerlendirmelerin titizlikle yapılması gerektiği, her raporun her hekim tarafından düzenlenmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki birçok sağlık rapor türü hakkında alt düzenlemeler yapılmak suretiyle raporların hangi sağlık tesislerinde hangi şartlarda düzenlenebileceğinin açıklandığı, muayenehanelerde karmaşık olmayan vakaların tedavi edildiği, tetkik veya görüntüleme hizmetlerinin verilemediği, ayrıca bu merkezlerde hekimlerin başvuran ile doğrudan ücret ilişkisine girdiği, bu nedenle hekimin kendisine başvuran kişileri üst merkeze sevk etmede, teşhis ve görüntüleme tetkiklerini yapmada objektif davranamayabileceği, öte yandan, aile hekimlerinin kendi hastalarını izleyip sürekli iletişim halinde olduğu, başvuran kişinin genel sağlık muayenesini genel hekimlik bilgisine bağlı olarak yaptığı, muayenehane hekimlerinin ise çoğunlukla hastayı rapor başvurusu esnasında değerlendirdiği, bu nedenle muayene hekimlerinin hasta tarafından beyan edilemeyen sağlık sorunlarını muayenehane olanakları ile tespit etmesinin mümkün olmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
…BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ : Savunma dilekçesi süresinde verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 13/06/2020 tarihli ve 31154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "... muayenehane hariç ..." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sürücü adaylarında aranacak şartlar" başlıklı 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; sürücü belgesi alacakların İçişleri ve Sağlık bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenen sağlık şartlarını taşımalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan hükme istinaden, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanarak 26/09/2006 tarihli ve 26301 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
13/06/2020 tarihli ve 31154 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, ''Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “özel” ibaresinden önce gelmek üzere “muayenehane hariç” ibaresi eklenmiş, yapılan bu değişiklik ile tabiplerin sürücü ve sürücü adaylarının muayenelerini kendi muayenehanesinde yapma ve bunlar için sağlık raporu düzenleyebilme imkanı sona erdirilmiştir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmanın şart olduğu, 8. maddesinde; Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanların umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haiz olduğu, ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olması gerektiği, 13. maddesinde ise bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabiplerin mezun olduğu, Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporlarının muteber olamayacağı hükmü yer almaktadır.
Normlar hiyerarşisi gereği daha altta yer alan bir norm, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremez. Buna göre alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını bir meslek veya sanatın icrasını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlem olan Yönetmeliğin kendinden önce gelen Kanun hükümlerine aykırı, düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmiş bulunmaktadır.
Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin 2. fıkrasında, tabip tarafından sürücü veya sürücü adaylarının genel muayenesinde nelere bakılacağı, 3. fıkrasında da ikinci fıkrada belirtilen hastalık, bozukluk halleri ile fıkrada tanımlanan diğer durumların olup olmadığı yolunda ilk muayenelerinin yapılacağı kurala bağlanmıştır. Maddede yer alan muayene başlıkları ve yapılacak işlemlerde herhangi bir değişiklik olmaksızın, dava konusu düzenleme hükmü ile bu işlemlerin doktorun kendi muayenehanesinde yapılmasının engellenmesinde kamu yararı ve hizmetin gerekleri ile açıklanabilir somut bir nedenin ortaya konulmadığı, buna karşılık kişilerin sağlık hizmetine erişim olanaklarının ise daraltıldığı görülmektedir.
Ayrıca, yukarıda anılan, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun tabiplere, Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilme, başka bir anlatımla çalışma hakları kısıtlanmaksızın mesleğini yerine getirme hak ve yetkisini vermektedir. Kanun'un tabiplere tanıdığı bu hak ve yetkinin Yönetmelik hükmü ile sınırlandırılmasında normlar hiyerarşisine uyarlık bulunmadığı gibi sağlık hizmeti sunan tabipler arasında da ayrıma sebebiyet verme durumu söz konusudur.
Açıklanan nedenlerle, Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "... muayenehane hariç ..." ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin "Sürücü adaylarının ve sürücülerin sahip olmaları gereken sağlık şartlarına ve muayenelerine ilişkin genel esaslar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; "Sürücü ve sürücü adaylarının muayeneleri; Sağlık Bakanlığına ve üniversitelere bağlı sağlık tesisleri, aile sağlığı merkezleri ve Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan (Ek ibare:RG-13/6/2020-31154) muayenehane hariç özel sağlık kuruluşlarında görevli tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır ve sağlık raporu düzenlenir. (Ek ibare:RG-13/6/2020-31154) Türk Silahlı Kuvvetleri Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığınca verilen eğitim sonrasında sürücü belgesi alacak personelin sağlık raporları kendi kurum tabipliklerince de verilebilir. Tabiplerce verilen sağlık raporlarında tabibin kaşe ve imzasının bulunması gerekir. Tabiplerce verilen raporların gerçeğe uygun olmadığının tespiti halinde bu raporlar geçersiz sayılır ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu tabipler bir daha sürücü adayları ve sürücüler için sağlık raporu veremez. Bu husus Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilir." hükmü yer almaktadır.
Davacı tarafından 13/06/2020 tarihli ve 31154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "muayenehane hariç" ibaresinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir." hükmüne; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde "Sürücü : Karayolunda, motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişidir.", "Sürücü belgesi: Bu Kanunda belirtilen motorlu araçların sürülmesine yetki veren belgedir." hükmüne; "Sürücü adaylarında aranacak şartlar" başlıklı 41. maddesinin 1. fıkrasında; "Sürücü belgesi alacakların; a) Yönetmelikte belirlenen yaş ve deneyim şartlarını taşımaları, b) Öğrenim durumu itibarıyla en az ilkokul düzeyinde eğitim almış olmaları, c) İçişleri ve Sağlık bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenen sağlık şartlarını taşımaları, d) Sürücü kurslarında teorik ve uygulamalı eğitimini tamamlayıp sürücü sınavlarını başararak, motorlu taşıt sürücüsü sertifikası almış olmaları, e) Adli sicilinde, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188, 190 ve 191 inci maddeleri, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 4 üncü maddesinin yedinci fıkrası, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin ikinci ve takip eden fıkralarında belirtilen suçlardan hüküm giydiğine dair kayıt bulunmaması, f) Önceden verilmiş aynı sınıf bir başka sürücü belgesinin bulunmaması, g) Başka sınıf sürücü belgesi alabilmek için, daha önce verilmiş ancak geri alınmış olan sürücü belgesinin bu Kanunda öngörülen şartlar yerine getirildiği için sahibine iade edilmiş olması, zorunludur." hükmüne; 2. fıkrasında ise; "Sürücüler ile sürücü adaylarının hangi şartlarda ve hangi sınıf sürücü belgesi alabilecekleri ile bunların araç kullanma şartları, kullanılabilecek araçların niteliklerine ve sağlık şartlarına dair usul ve esaslar İçişleri ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır." hükmü; 5. maddesinde, "Hususi muayenehane açmak veyahut evinde muayenehane tesis eylemek suretiyle sanatını icra eylemek istiyen her tabip hasta kabulüne başladığından itibaren en çok bir hafta içinde isim ve hüviyetini, diploma tarih ve numarasını ve muayenehane ittihaz eylediği mahal ile mevcut ise ihtısas vesikalarını mahallin en büyük sıhhiye memuruna kaydettirmeğe ve muayenehanenin nakli halinde en az yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur." hükmü; 8. maddesinde, "Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır." hükmü, 12. maddesinin 2. fıkrasında"Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir: a) Kamu kurum ve kuruluşları. b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." hükmü; 13. maddesinde; "Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporları muteber olamaz." hükmü, 69. maddesinde, "Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler." hükmüne yer verilmiştir.
15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin, ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunulan ve özel sağlık kuruluşu olarak tanımlanan tıp merkezleri, poliklinikler, laboratuvarlar, müesseseler ve muayenehaneler ile bu kuruluşların işletenlerini kapsadığı belirtilmiş; 7. maddesinin 2. fıkrasında ise, muayenehane, "bir tabip tarafından mesleğini serbest olarak icra etmek üzere müstakilen açılan, bu Yönetmelik ile belirlenen asgari şartları taşıyan ve bu Yönetmelik'te tanımlanan tıbbi işlemlerin yapılabildiği sağlık kuruluşu" olarak tanımlanmış, Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-13 sayılı listede, muayenehanede yapılabilecek tıbbi işlemler sayılmıştır.
Hukuki Değerlendirme:
Hukukumuzda, takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. Düzenleyici işlemlerde idareye düzenleme yapma yetkisi veren üst normlarda düzenlemenin içeriği itibarıyla belli bir sınır çizilmemesi durumunda, idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır (AYM, E:2015/109, K:2016/28, 7/4/2016).
Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçüt olarak dikkate alınması mümkündür. Bu çerçevede, kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir.
Dolayısıyla, takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere yukarıda temas edilen ölçütlere göre düzenlemenin denetlenmesi gerektiği, takdir yetkisinin sınırsız olmadığı İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin incelenmesinden; Yasama organınca; sürücüler ile sürücü adaylarının hangi şartlarda ve hangi sınıf sürücü belgesi alabilecekleri ile bunların araç kullanma şartları, kullanılabilecek araçların niteliklerine ve sağlık şartlarına dair usul ve esaslarını belirleme yetkisi ve görevi, karayollarında “can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek” amacıyla yürürlüğe konulan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesi ile yürütme organına bırakılmış ve bu düzenlemelerin Sağlık ve İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan hükme istinaden, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanarak 26/09/2006 tarihli ve 26301 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğin sürücü adaylarının ve sürücülerin sahip olmaları gereken sağlık şartlarına ve muayenelerine ilişin genel esasları düzenleyen 4. maddesinin 1. fıkrasında, sürücü ve sürücü adaylarının muayenelerinin; Sağlık Bakanlığına ve üniversitelere bağlı sağlık tesisleri, aile sağlığı merkezleri ve Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan muayenehane hariç özel sağlık kuruluşlarında görevli tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılarak sağlık raporu düzenleneceği kuralına yer verilmiştir.
Bu düzenleme ile sürücü ve sürücü adaylarının muayenelerinin hastane, tıp merkezi, sağlık merkezi gibi adlar altında oluşturulan ve belli standart ve nitelikler aranan sağlık hizmeti sunumu yapılan teşekküllerde (kuruluşlarda) görevli tabip veya uzman tabip tarafından yapılarak rapor tanzim edilmesinin öngörüldüğü ve dava konusu değişiklikle de herhangi bir teşekkül çatısı altında olmaksızın sağlık hizmeti sunan muayenehanelerin düzenleme kapsamından çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 2016/1895 esas sayılı dosyasında verilen yürütmeyi durdurma kararına rağmen muayenehanelerde çalışan uzman hekimlerin hak ve yetkilerini kısıtlayan dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu iddiasına karşılık davalı idarelerce; Ülkemizdeki can kayıplarında önemli bir yere sahip olan trafik kazalarına dair veriler değerlendirildiğinde bu kazalarda en önemli etmenin insan kaynaklı olduğu, bu nedenle sürücülerin sağlık durumlarının sürücü olmaya engel teşkil edip etmeyeceğine yönelik değerlendirmelerin titizlikle yerine getirilmesinin trafik güvenliği için önem arz ettiği, bu anlamda muayenehanelerin; komplikasyonu olmayan, genel durumu stabil, karmaşık olmayan vakaların tedavi edildiği, tetkik veya görüntüleme hizmetlerinin verilemediği merkezler olduğundan ve bu merkezlerde hekimler ile başvuranlar arasında doğrudan ücret ilişkisi bulunduğundan hekimin kendisine başvuran kişileri üst merkeze sevk etmede, teşhis ve görüntüleme tetkiklerini yapmada objektif davranamadığı, diğer taraftan, sürücü veya sürücü adayının bizzat görülmeden veya gereği gibi muayene edilmeden rapor düzenlenmesi halinde bunu kontrol edecek idari mekanizma yapılanmasının muayenehanelerde eksik olduğu; nitekim, 03/03/2020 tarihli ve 22/1-51/1 ve 126/1 sayılı inceleme raporlarında; yolcu otobüsü, ağır yük taşıtları gibi ticari araçları kullanmak amacı ile sürücü raporuna ek olarak alınan psikoteknik psikiyatri muayene raporunun hastayı görmeden, muayene etmeden, uzak illerde ikamet eden kişilere düzenlendiği tespit edildiği gibi rapor düzenlenen kişiler arasında %50 engel oranı ve zeka geriliği olan kişiler olduğu gibi test sonuçları yetersiz olan kişiler için de yeterli gibi rapor düzenlendiğinin de tespit edildiği; bu sebeplerle, idarece takdir yetkisinin sürücü raporlarının, teşhis ve görüntüleme tetkiklerinin yapılabileceği, gerektiğinde ilgili uzman hekime konsültasyon istenebileceği merkezlerde düzenlemesi yönünde kullanıldığı savunulmuştur.
1219 sayılı Kanun'un 13. maddesinin, tıp fakültelerinden mezun olan ve hekimlik yapma hakkına sahip tüm hekimler için genel bir düzenleme niteliğinde olduğu ve bu hükmün, her raporun her hekim tarafından düzenlenmesi yetkisini içermediği görülmektedir.
Kaldı ki; dava konusu ibareyi içeren Yönetmelik, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasları belirlediğinden, dava konusu düzenlemenin amacının teşhis ve tedavi olmayıp kamu hizmeti olan trafik hizmetlerinin işleyişinin önemine binaen sürücü hatalarının en az seviyeye indirilebilmesi için sürücü/sürücü adaylarının sağlık şartları yönünden araç kullanabilmelerine engel bir durumlarının bulunup bulunmadığının doğru olarak tespit edilmesini maliyet yönünden bir kaygı ve ücretlendirme ilişkisi oluşturmaksızın sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan; Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesinin, aynı hukuki durumda bulunanlar için söz konusu olduğu, bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, bu ilkenin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu (AYM, E.2014/61, K.2014/166, 7/11/2014, § 11); bu anlamda, bütün branşlardaki muayenehaneleri kapsayan dava konusu düzenlemede eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Bununla birlikte; çalışma özgürlüğünün herkesin dilediği mesleği seçmede özgür olmasını ve zorla çalıştırılmamayı ifade eden bir hak olduğu; bireyin bu hakkını kullanarak dilediği alanı ve işi seçebileceği; çalışma hakkının ise bireyin özgür iradesiyle seçtiği mesleği veya işi icra etmesi, devletin de çalışmak isteyenlere iş temin etmek için gereken tedbirleri alması olarak ifade edilebileceği(AYM, E.2010/29, K.2010/90, 16/7/2010, §§ 14, 15); bu bağlamda dava konusu düzenlemenin, mesleğini serbest olarak icra etmeyi özgür iradesiyle tercih etmiş hekimler yönünden çalışma özgürlüğünü veya ödevini sınırlayan bir düzenleme içermediği de açıktır.
Dava dilekçesinde bahsi geçen yargı kararının ise, raporların sevk zincirine konu edilmesine yönelik olduğu, işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde, davalı idarelere tanınan takdir yetkisinin sınırları kapsamında düzenlendiği anlaşılan dava konusu ibarede üst hukuk normlarına, dayanak Kanun'un amacına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.