T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/6208
Karar No : 2023/13737
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. ….
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının 05/04/2019 tarih ve 7802 sayılı işleminin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin .. tarih ve E: …, K: … sayılı kararında; davacı hakkında yürütülen ceza kovuşturması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçu yönünden üzerine atılı suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş ise de söz konusu Mahkeme kararının gerekçesinde özet olarak ''...sanıkların örgüte yardım kastıyla hareket ettiklerine dair somut verilerin elde edilemediği, eylemin örgütsel eylem olarak değerlendirilemeyeceği, sanıkların örgüte müzahir Adana Küresel Doktorlar Derneğine üye olmalarının ve sanıkların ikamet adreslerinin bulunduğu apartmanın merdiven altında bulunan örgütle ilişkili haklarında toplatma kararı bulunan çok sayıda kitap, dergi, cd, kaset vb. materyallerin tek başına örgütsel eylem olarak kabul edilemeyeceği, sanıkların örgüte olan sempatisini göstereceği, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla; sempati ve iltisak boyutunu aşan örgüt ile organik bağ kurup çeşitli, sürekli ve yoğun eylemi bulunmayan sanıklarına üzerilerine atılı suçtan beraatlerine karar verilmiştir...'' gerekçesine yer verildiği, bu haliyle davacının Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan örgüte müzahir Adana Küresel Doktorlar Derneğine üyeliğinin bulunduğu, davacının ikametinde kendisine ait örgütle ilişkili haklarında toplatma kararı bulunan çok sayıda kitap, dergi, cd, kaset vb. materyallerin ele geçirildiği, her ne kadar Ceza yargılaması sonucunda örgüte üye olma suçundan beraat etmiş olsa da söz konusu kararda davacının sempati ve iltisak boyutunu aşan örgüt ile organik bağ kurup çeşitli, sürekli ve yoğun eylemi bulunmadığı gerekçesine yer verilerek davacının örgüte olan sempatisine ve iltisakının varlığına gerekçeli kararda yer verildiği, Ceza Mahkemesine konu olan eylemleriyle FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı olduğu değerlendirilen davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda hakkında beraat kararı verildiği, kendisine isnat edilen eylemleri gerçekleştirmediği, tüm eylemlerin eşi tarafından yapıldığı, suç ve cezada bireysellik ilkesinin geçerli olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, davalı idare emrinde görev yapmakta iken, Sağlık Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” düzenlemelerine yer verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin (e) fıkrasında, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, adil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın makul bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve aleni yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin yasal olup olmadığı, yeterli ve makul olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin makul sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.
Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık ayrıntılı ve yeterli gerekçeye yer verilmeden karara bağlanıyorsa adil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlal gerçekleşebilmektedir. Soyut, genel ve belirsiz kavramların veya kanunda yer alan ifadelerin tekrarından ibaret olan, maddi ve hukuki unsurların yüzeysel olarak ele alındığı gerekçelendirme şekli, yetersiz gerekçelendirme olarak ifade edilir. Buna örnek olarak, kararda yalnız yasal ifadelere atıf yapılması, başka bir anlatımla kanunda yer alan terim ve kavramların tekrarlanması hali gösterilebilir. Dolayısıyla, soyut yasal anlatımların tekrarlanması başlı başına yeterli olarak görülmemekte olup, yasadaki soyut kavramların gerekçe aracılığıyla analiz edilerek somutlaştırılması gerekmektedir. Yetersiz gerekçeyle verilmiş bu kararlarda da, aslında gerekçe bulunmakla birlikte, bu gerekçelendirme içerik ve format bakımından tatmin edici düzeyde olmamaktadır. Bu durum ise, tek başına hükmün etkinliğini ve saygınlığını zedelemektedir.
Anayasa Mahkemesinin 13/06/2013 tarihli ve Başvuru No:2013/1235 sayılı kararında da, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu; mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanmasını ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğu; bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi halinde adil yargılanma hakkının ihlâlinden söz edilemeyeceği; makul gerekçenin, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuki düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği; zira tarafların, o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; bununla birlikte, derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğunun bulunmadığı, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koymasının yeterli olduğu belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut irtibatı olduğu değerlendirilen davacı, sağlık Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bununla birlikte kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Zira Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararları ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İdare Mahkemesince her ne kadar davacı hakkında yürütülen ceza kovuşturması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçu yönünden üzerine atılı suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş ise de söz konusu Mahkeme kararının gerekçesinde özet olarak ''...sanıkların örgüte yardım kastıyla hareket ettiklerine dair somut verilerin elde edilemediği, eylemin örgütsel eylem olarak değerlendirilemeyeceği, sanıkların örgüte müzahir Adana Küresel Doktorlar Derneğine üye olmalarının ve sanıkların ikamet adreslerinin bulunduğu apartmanın merdiven altında bulunan örgütle ilişkili haklarında toplatma kararı bulunan çok sayıda kitap, dergi, cd, kaset vb. materyallerin tek başına örgütsel eylem olarak kabul edilemeyeceği, sanıkların örgüte olan sempatisini göstereceği, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla; sempati ve iltisak boyutunu aşan örgüt ile organik bağ kurup çeşitli, sürekli ve yoğun eylemi bulunmayan sanıklarına üzerilerine atılı suçtan beraatlerine karar verilmiştir...'' gerekçesine yer verildiği, bu haliyle davacının Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan örgüte müzahir Adana Küresel Doktorlar Derneğine üyeliğinin bulunduğu, davacının ikametinde kendisine ait örgütle ilişkili haklarında toplatma kararı bulunan çok sayıda kitap, dergi, cd, kaset vb. Materyallerin ele geçirildiği, her ne kadar Ceza yargılaması sonucunda örgüte üye olma suçundan beraat etmiş olsa da söz konusu kararda davacının sempati ve iltisak boyutunu aşan örgüt ile organik bağ kurup çeşitli, sürekli ve yoğun eylemi bulunmadığı gerekçesine yer verilerek davacının örgüte olan sempatisine ve iltisakının varlığına gerekçeli kararda yer verildiği, Ceza Mahkemesine konu olan eylemleriyle FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı olduğu değerlendirilen davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafından dernek üyeliği ile ilgili olarak asla bir derneğe üye olmadığını, eşinin serbest olarak çalışması nedeniyle, çevre ve iş kaygısı ile bu derneğe üye olduğunu, kendisinin haberi olmadan eşi tarafından derneğe üye kaydı yapıldığını, ancak eşinin bu üyeliği 2015 yılında sonlandırdığı iddia edildiğinden, İdare Mahkemesince, davacının anılan derneğe hangi tarihte üye olduğuna ve hangi tarihte üyelikten istifa ettiğine ilişkin belgeler temin edilerek ve yine, anılan ceza mahkemesi kararında, "sanık ...'ye ait hesabın ilk olarak 2007 yılında açıldığı, bu tarihten sonra yapılan işlemlerin sanıkların savunması ile örtüşür şekilde düzenli ev kredisi ödemeye ilişkin olduğu, bunun dışında yapılan işlemlerin ise kredi kartı, taksit ödemesi vb. rutin bankacılık işlemlerinden ibaret olduğu, sanık ...'nin iş yerinde kullanmak için aldığı pos cihazına ilişkin işlemlerin olduğu.." şeklinde tespitler yer aldığından, davacı tarafından FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya hesabında artış gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için davacıya ait Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin bilgi ve belgeler temin edilerek değerlendirme yapılması ve son olarak anılan kararda bahsi geçen "ikamet adreslerinin bulunduğu apartmanın merdiven altında bulunan örgütle ilişkili haklarında toplatma kararı bulunan çok sayıda kitap, dergi, cd, kaset vb. materyallerin bulunduğu" şeklindeki tespite ilişkin bilgi ve belgeler dosya kapsamına alınarak iş bu materyallerin mahiyeti ve içeriğinin ne olduğu, bu materyaller ile davacının terör örgütü ile iltisak ve irtibatına ilişkin nasıl bir bağ kurulduğuna ilişkin değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu nedenlerle öncelikle; İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlarda araştırma yapılarak davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin ortaya konulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için Bank Asya hesap hareketlerinin ayrıntılı bilgilerinin ve diğer tespitlere ilişkin bilgi ve belgeler temin edilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 17/10//2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.