T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/6282
Karar No : 2023/2616
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Fonu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Bankası A.Ş. Levent Şubesinde bulunan 999.479,19-TL, 13.730,13-USD ve 4.356,16 EUR tutarındaki hesaplarına 01/12/2018-31/12/2018 tarihleri arasında tahakkuk eden faiz gelirleri üzerinden yapılan toplam 1.098.287,16-TL menkul sermaye iradı gelir (stopaj) vergisi kesintisi yapılmasına dair işlemin iptali haksız yere tahsil edilen tutarın yasal faiziyle iadesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; her ne kadar 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinde banka hesaplarından elde edilen faiz gelirlerinden %15 oranında tevkifat yapılacağı kuralına yer verilmişse de 01/11/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesinde “Fon, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” denilmek suretiyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna hiçbir sınırlama getirmeksizin her türlü vergi, resim ve harçtan muafiyet sağladığından elde ettiği faiz gelirinden de gelir (stopaj) kesintisi yapılması mümkün olmadığı, bu durumda, yasayla her türlü vergiden muaf tutulduğu anlaşılan davacının elde ettiği faiz gelirinden yapılan vergi tevkifatında yasal isabet bulunmadığı, Anayasanın 125. maddesinin “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmünde tanımını bulan “İdarenin Sorumluluğu” ilkesi çerçevesinde talebine binaen davacıya yasal faizle birlikte iade gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. maddesinde, menkul sermaye iradı, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratlar olarak tanımlandığı, aynı maddenin 7. bendinde, mevduat faizleri, bankalara, bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler menkul sermaye iradı olarak kabul edildiği, Kanunun 94. maddesinde ise kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin, maddede sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur olduklarının kurala bağlandığı, 193 sayılı Kanunun, 31/12/2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5281 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 01/01/2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere ve 01/01/2006 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde geçici 67. maddenin eklendiği, maddenin 2. fıkrasında, her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizlerinin; 4. fıkrasında mevduat faizlerinin ve kâr paylarının ödenmesi esnasında vergi tevkifatı yapılacağının düzenlendiği, maddenin 5. fıkrasında ise, gelir sahibinin gerçek veya tüzelkişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Davacı tarafından, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi hükmü uyarınca, her türlü vergiden muaf oldukları, dolayısıyla tahakkuk eden faiz gelirleri nedeniyle yapılan tevkifatın yasal olmadığı ileri sürülmekte ise de sözü edilen muafiyetin, faaliyet konuları ile ilgili işlemlere özgü olduğu, dava konusu edilen vergi tevkifatına etkisinin bulunmadığı, tevkifatın dayanağı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinde, banka hesaplarından elde edilen faiz gelirlerinden vergi tevkifatı yapılacağı ve geçici 67. maddede ise, gelir sahibinin gerçek veya tüzelkişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği, ancak 5411 Sayılı Kanunun 140. maddesi gereğince tevkif edilen vergilerinin vergi dairesince iadesine engel olmayacağı, bunun için de davacının öncelikle ilgili vergi dairesine müracaat ederek iade talebinde bulunması, reddi halinde dava yolunun kullanılması mümkün olacağından, merciine tevdi kararı verilmesi gerekirken iadesine karar veren mahkeme kararına ilişkin istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz talebi kabul edilerek kararın bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.