T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6359
Karar No : 2023/1190
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sağlık Tesisleri ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 26/12/2019 tarih ve E:2019/4449 K:2019/8270 sayılı kararının; davalı idare tarafından bozmaya ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından; iş yerinde yapılan denetim sonucu hazırlanan asgari işçilik inceleme raporu uyarınca, işe giriş bildirgeleri ile 2008/1-12. ayları arası ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmediğinden, 2008/1-12. ayları arası ibraz edilen defter ve belgelerin 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 1. fıkrasının e/4 bendine ve ibraz edilen aylık ücret tediye bordrolarının 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 1. fıkrasının e/5 bendine uygun olmadığından bahisle toplam 156.927,80 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemlere yapılan itirazın reddine dair İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Ümraniye Sosyal Güvenlik Merkezinin … tarih ve … sayılı idari para cezası ünite itiraz komisyonu kararının iptali ile ödenen bedelin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacı şirkette çalışan bazı kişilere ödenen ücret ile kuruma bildirilen sigorta primine esas kazançların örtüşmediği, hastanede çalışan bazı kişilerin kuruma bildirilmediği, davacı şirkette çalışan bazı doktorların hastanede çalıştığı halde özel muayahanesi varmış gibi serbest meslek makbuzu kesildiği ve ücretlerin bu şekilde ödendiği; doktorlarla yapılan sözleşme ücretleri ile kuruma bildirilen ücretler arasında fazlalık bulunduğu; hastanede çalışan bazı personellerin işe giriş bildirgelerinin geç verildiği sonucuna varılmakta olup; çalışan kişilerin işe giriş bildirgesinin kuruma verilmediği ve defter ve belgelerin uygunsuz şekilde düzenlendiğinden bahisle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (4) ve (5) numaralı alt bendlerine uygun olarak düzenlenmediği iddiasıyla 3.741,30 TL ve aynı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen sigortalı işe giriş bildirgesinin kuruma verilmemesi ve ayrıca 2008/1-12 ek aylara ait 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin (4) numaralı alt bendine göre 153.186,50 TL olmak üzere toplam 156.927,80 TL tutarında idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem ile bu işlemlere yaptığı itirazın reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince; temyize konu kararın dava konusu işlemin işe giriş bildirgelerinin yasal süresinde verilmediği, ibraz edilen defter ve belgeler ile aylık ücret tediye bordrolarının 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin 4 ve 5 numaralı alt bendlerine uygun olarak düzenlenmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısımları yönünden davanın reddine dair kısmının bozulmasına, ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine dair kısmının onanmasına karar verilmiştir.
KARAR_DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından; Danıştay tarafından verilen bozma kararının, hatalı, eksik incelemeye dayandığı ve mevzuat hükümlerine uygun olmadığı ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın bozmaya ilişkin kısmının düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI _TARAFIN _SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Karar düzeltme isteminin davacı tarafından dava konusu işlemin devlet memuru olarak çalıştığı itirazı ileri sürülen kişiler yönünden uygulanan idari para cezası yönünden kabulü diğer kısımları yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Düzeltilmesi istenilen kararın, İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin işe giriş bildirgelerinin yasal süresinde verilmemesi nedeniyle uygulanan 135.110,00 TL idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına dair kısmının incelenmesi:
Asgari işçilik raporunun ve dava konusu işlem eki isim listelerinin incelenmesinden;
1) İsimleri veya soy isimleri tespit edilemeyen kişiler, reçete kayıtları esas alınarak doktor olarak çalıştığı tespit edilen kişiler, Hilal Akpınar isimli çalışan ve diğer kişiler yönünden uygulanan idari para cezası yönünden incelenmesi:
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir.
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
2) Devlet memuru olarak çalıştığı itirazı ileri sürülen kişiler yönünden uygulanan idari para cezası yönünden incelenmesi:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 26/12/2019 tarih ve E:2019/4449, K:2019/8270 sayılı kararının bozmaya ilişkin kısmı dava konusu işlemin devlet memuru olarak çalıştığı ileri sürülen kişiler nedeniyle uygulanan idari para cezası yönünden kaldırılarak uyuşmazlık bu kısım yönünden yeniden incelendi:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinde "İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir." şeklinde tanımlanmıştır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 6. maddesinde; "Çalıştırılanlar, işe alınmalarıyla kendiliğinden "sigortalı" olurlar.
Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar.
Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez." hükmüne, 9. maddesinde de, "işveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle daha önce farklı kanunlara, dolayısıyla sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışan işçiler, memurlar ve bağımsız çalışanlar tek bir kanun kapsamına alınmıştır. Farklı sosyal güvenlik kurumlarının bulunduğu dönemde olduğu gibi bu kurumların tek kurum çatısı altında toplandığı dönemde de, kişinin çalışmaya başlaması ile sigortalılık ilişkisinin kendiliğinden zorunlu olarak başlayacak olması nedeniyle bir kimsenin aynı anda birden fazla sigortalılık ilişkisi içerisinde bulunabilmesi hali mümkün olup; sigortalılık hallerinin çakışması olarak adlandırılan bu durum neticesi çıkan soruna, sigortalılığın tekliği ilkesi gereğince 5510 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle çözüm üretilmeye yönelik düzenleme getirilmiş, bu Kanundan önce de konuya ilişkin yasal düzenleme olmayışından doğan boşluk Yargıtay içtihatları ile giderilmeye çalışılmıştır.
Uyuşmazlıkta, asgari işçilik inceleme raporuyla; davacı şirkete ait hastanede bulunan adli vaka raporları, nöbet listeleri, hasta yatış dosyaları, protokol defterleri, reçete kayıtları incelenerek tespitlerde bulunulduğu, işveren tarafından da bazı kişiler yönünden devlet memuru oldukları ve iş yerinde çalışmadıkları yönünde itirazda bulunulduğu görülmektedir. Devlet memuru olduğu ileri sürülen kişilerin çeşitli kayıtlarda (adli vaka raporları, nöbet listeleri, hasta yatış dosyaları, protokol defterleri gibi) farklı tarihlerde birden fazla yerde isimlerinin geçtiği ve bu kişilerin davacı şirkete ait hastanede görev alarak çalıştıkları hususu sabittir.
Gerek 506 sayılı, gerekse 5510 sayılı Kanunlara göre, çalıştırmaya başladığı kişi ile sigortalılık ilişkisinin başka bir koşul aranmaksızın kendiliğinden zorunlu olarak doğması nedeniyle anılan Kanunlar uyarınca işverence yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri, çalıştırılan kişinin devlet memuru olması ortadan kaldırmayacaktır. Bu durum nedeniyle çıkan sigortalılığın tek olması sorunu yukarıda ifade edildiği üzere sigortalılık çakışması hükümleri doğrultusunda giderilecektir. Aksi bir düşünce, devlet memurunun ayrıca başka bir işte sigortasız çalıştırılması halinde işverenin bu yükümlülüklerden muaf tutulması sonucunu doğurur ki, bu da yasa koyucunun amaçladığı bir sonuç olarak kabul edilemez.
Bu durumda, davacı şirket ile bu kişiler arasında süreklilik unsuru açısından hizmet akdi ilişkisinin kurulduğu ve iş yerinde çalıştıkları, emeklilik statüsü bakımından 4/a, başka bir ifadeyle işçi statüsünde sayılmamaları hususunun sigortalı kişiler yönünden getirilen bir düzenleme olduğu, işveren açısından istihdam edilen işçinin bildirilmemesi nedeniyle idari para cezası bağlamında cezai sorumluluğu kaldırmayacağı sonucuna varılmaktadır.
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının anılan kısmı netice itibariyle usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B- Düzeltilmesi istenilen kararın, İdare Mahkemesi kararının, ibraz edilen defter ve belgeler ile aylık ücret tediye bordrolarının 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin 4 ve 5 numaralı alt bentlerine uygun olarak düzenlenmediğinden bahisle uygulanan idari para cezası yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına dair kısmının incelenmesi:
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir.
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin karar düzeltme isteminin KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; dava konusu işlemin devlet memuru olarak çalıştığı itirazı ileri sürülen kişiler yönünden uygulanan idari para cezası yönünden yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 13/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.