T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/7192
Karar No : 2023/2448
DAVACI : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … Federasyonu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
Milli Eğitim Bakanlığı ile Özel Özel Eğitim Dernekleri Federasyonu arasında imzalanan 29.07.2020 tarihli Eğitimde İşbirliği Protokolünün iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Uzman öğretici yetiştirme yetkisinin kanuni dayanak olmaksızın devredilmesinin, hukuka aykırı olduğu, davaya konu protokolün tesis edilmesinde sebep ve amaç unsurunun bulunmadığı ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Uzman öğretici ihtiyacının karşılanması amacıyla düzenlenen protokolün hukuka uygun olduğu, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
MÜDAHİLİN BEYANI :
Usule ilişkin olarak, davanın doğrudan müvekkil derneğin faaliyetini etkilediğini, menfaati bulunduğunu, dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir nihai bir işlem olmadığını; esasa ilişkin olarak ise protolün anayasa ve hukuka uygun olduğunu, protokolün bütün katılımcılara açık olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ''Genel ilkeler'' başlığını taşıyan 128. maddesinde; Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden, eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması, uygulanması ve güncellenmesinden asıl olarak Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Diğer bir anlatımla; Milli Eğitim Bakanlığı'nın örgün eğitimdeki öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikaları belirleyerek, gereği gibi uygulaması kanuni idare ilkesinin sonucudur.
Anayasamız ve kanunlarımız gereği, ulusumuzu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında iyi bireyler yetiştirilmesi ve bunun için ülke çapında etkin önlemler alınması Devletin devredemeyeceği görevleri arasındadır. Bununla birlikte; 1739 sayılı Kanun ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca örgün eğitimdeki öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak noktasında asıl yetkili ve görevli olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın, eğitim öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlaması mümkündür.
Davaya konu Protokol çerçevesinde; tarafların yükümlülükleri bir bütün olarak incelendiğinde, idarenin yükümlülüğünün daha çok derneğin faaliyetlerine imkan tanınması, taşra teşkilatı ile gerekli olan koordinasyonun sağlanması ve katılımın sağlanmasına yönelik olduğu, Vakfın ise faaliyet ve etkinliklerin yürütülmesinden sorumlu olduğu görülmüştür.
Bu bağlamda; davaya konu protokolle; Devletin asli görevleri arasında olan eğitim öğretim hizmetinin; yaygın ve örgün bütün eğitim kurumlarında, bizzat dernek yetkilileri eliyle yürütülmesinin, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını aşar nitelikte olduğu, dava konusu Protokol'ün, bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, Devletin hizmet alanı içerisinde ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceğini kurala bağlayan Anayasanın amir hükmüne aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Milli Eğitim Bakanlığı ile Özel Özel Eğitim Dernekleri Federasyonu arasında imzalanan 29.07.2020 tarihli Eğitimde İşbirliği Protokolünün iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasamızın 'Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi' başlıklı 42. maddesinde; "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır..." hükmüne yer verilmiştir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 'Her yerde eğitim' başlıklı 17. maddesinde; "Milli eğitimin amaçları yalnız resmi ve özel eğitim kurumlarında değil, aynı zamanda evde, çevrede, işyerlerinde, her yerde ve her fırsatta gerçekleştirilmeye çalışılır. Resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetleri, Milli Eğitim amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabidir." hükmü, 'Yürütme, gözetim ve denetim' başlıklı 56. maddesinde; "Eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur." hükmü, ‟Yaygın Eğitim” bölümünde yer alan 'Kapsam, amaç ve görevler' başlıklı 40. maddesinde; "Yaygın eğitimin özel amacı, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, örgün eğitim sistemine hiç girmemiş yahut, herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış vatandaşlara, örgün eğitimin yanında veya dışında,...8. Çeşitli mesleklerde çalışmakta olanların hizmet içinde ve mesleklerinde gelişmeleri için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmaktır." hükmü, 'Koordinasyon' başlıklı 42. maddesinde; "Genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyon Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanır..." hükmü yer almıştır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 301. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde; "Eğitime erişimi kolaylaştıran, her vatandaşın eğitim fırsat ve imkânlarından eşit derecede yararlanabilmesini teminat altına alan politika ve stratejilerin geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yapmak, belirlenen politikaları uygulamak, uygulanmasını izlemek ve koordine etmek," hususu Milli Eğitim Bakanlığının görev ve yetkileri arasında sayılmış olup, 312. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; "Bakanlık öğretmenleri ile talepleri hâlinde özel öğretim kurumları eğitim personeline yönelik olarak; meslek öncesi ve meslek içi eğitimi vermek veya verdirmek, gelişmeleri için kurslar açmak veya açtırmak, uzmanlık programları, seminer, sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek," hususu ile (ç) bendinde; "Görev alanına giren konularda kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmak; bunlarla ortak çalışma, araştırma, eğitim programları düzenlemek, danışma kurulları ve komisyonlar oluşturmak" hususu Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
08/04/1995 tarih ve 22252 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Hizmetiçi Eğitim Yönetmeliği'nin 'Hizmetiçi Eğitim Faaliyetlerine Diğer Kurum ve Kuruluşlardan Katılma' başlıklı 17. maddesinde; "Bakanlık ve valilikler, masrafları kendilerine veya kurumlarına ait olmak kaydıyla özel öğretim kurumları veya Bakanlığın dışından diğer Bakanlık, kurum ve kuruluş personeli için bu Yönetmelik çerçevesinde eğitim faaliyeti düzenleyebilir. Veya Bakanlıkça ya da valilikçe açılan faaliyetlere katılmaları kabul edilebilir." düzenlemesi yapılmıştır.
29/07/2020 tarihinde davalı idare ile dava dışı Özel Özel Eğitim Dernekleri Federasyonu arasında eğitimde işbirliği protokolü imzalanmış olup anılan protokolün amacı; 'özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde ihtiyaç duyulan nitelikli işgücünün Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Özel Özel Eğitim Dernekleri Federasyonu işbirliğinde özel eğitim alanında destek eğitimi verecek uzman öğretici yeterliklerine sahip sorumlu, nitelikli eleman gücünü yeni teknik ve yöntemlere dayalı olarak 240 saatlik sertifika programı dahilinde kurs verilmesi', olarak belirlenmiş; 'protokol kapsamında yapılacak her türlü iş ve işlemin ilgili mevzuata göre yürütülmesi, sürdürülmesi ve denetlenmesini sağlamak' hususu Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü'nün yükümlülükleri arasında; 'bu protokol kapsamında taraflarca ortaklaşa en az 500, en fazla 7000 öğretmene yönelik "Özel Eğitim Alanında Destek Verecek Uzman Öğretici Yetiştirme Kursu"nu düzenlemek' hususu Özel Özel Eğitim Dernekleri Federasyonu'nun yükümlülükleri arasında sayılmış; ayrıca hem Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü'nün hem de Özel Özel Eğitim Dernekleri Federasyonu'nun yükümlülükleri arasında 'protokol kapsamında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin esas ve usuller ile gerçekleştirilecek eğitim faaliyetlerinin ve etkinliklerinin duyurusunu yapmak' hususu yer almıştır.
Bu durumda , yukarıda aktarılan yasal mevzuat uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim faaliyetlerine katılma konusunda kurum, kuruluş ve bireylerle eğitimde işbirliği protokolü imzalama konusunda görev ve yetkisinin bulunduğu açık olup dava konusu protokolde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Özel Özel Öğretim Dernekleri Federasyonu arasında 29/07/2020 tarihinde, "Eğitimde İşbirliği Protokolü" imzalanmıştır.
Protokolün ''Amaç'' başlıklı 1. maddesinde ''Özel Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünün ... Özel eğitim alanında destek eğitimi verecek uzman öğretici yeterliliklerine sahip sorumlu, nitelikli eleman gücünü yeni teknik ve yöntemlere dayalı olarak 240 saatlik sertifika programı dahilinde kurs verilmesinin amaçlandığı'' ; kapsam başlıklı 2. maddesinde ise ''...uzman öğrenci yetiştirme kursunun düzenlenmesi işbirliğini kapsadığı..'' belirtilmiştir.
Davacı tarafından, anılan Protokolün iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun "Türk Milli Eğitiminin Amaçları" başlıklı Birinci Bölümünün "I-Genel Amaçlar" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, Türk Milli Eğitiminin genel amacının, "...Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek..." olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 18. maddesiyle, Türk milli eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki ana bölüme ayrılmıştır. Buna göre örgün eğitim, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını; yaygın eğitim ise örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsamakta olup; ''Koordinasyon'' başlığını taşıyan 42. maddesinde, genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyonun Milli Eğitim Bakanlığı'nca sağlanacağı, genel yaygın eğitim programlarının düzenleniş şeklinin yönetmelikle tespit edileceği, mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi ve özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esaslarının kanunla düzenleneceği; ''Görev'' başlığını taşıyan 53. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevli olduğu; "Yürütme, gözetim ve denetim" başlıklı 56. maddesinde, eğitim ve öğretim hizmetinin, bu Kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumlu olduğu yer almaktadır.
Dava konusu Protokol'ün imzalandığı tarih itibarıyla 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlükte olan haliyle 27. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının hizmet birimleri olan Genel Müdürlüklerin, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlama görevi bulunmaktadır.
09/07/2018 tarih ve 30473 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 22/(g) maddesi ile, 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 24 ila 30. maddeleri yürürlükten kaldırılmış; 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Ortak görevler" başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlık birimleri, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda aşağıdaki görevleri de yerine getirirler: Eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlamak," hükmü ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 27. maddesindeki irade devam ettirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." kuralı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." kuralı yer almıştır.
İdari işlemler üzerindeki yargısal denetim, bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlıdır. İdarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kural aynı zamanda idarenin takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da koymuş olmaktadır. Başka bir anlatımla, idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumda idari yargı organlarının bu yetkisini hukuka uygun olarak kullandığının saptanması koşuluyla idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve Kanun'un yukarıda belirtilen ilkeleriyle bağdaştırılamaz.
Öğretide türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı İdare Hukukunun en temel ilkelerindendir. Ayrıca, mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin Kanunla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği hususlarda, takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu takdir yetkisinin kamu yararı ve düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
Türk Milli Eğitim mevzuatının bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetim ve gözetimi altında olmak kaydıyla, öğretim programları ile özel eğitim alanında uzman öğrenci yetiştirilmesi hususuna imkan sağlayan işbirliği protokollerinin imzalanması hususunda yetkili olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla, davalı idarenin tanzim salahiyetini haiz olduğu dava konusu işbirliği protokolünün hukuka uygunluk denetiminin, idarenin sahip olduğu takdir hakkının hukuka uygun kullanılıp kullanmadığının incelenmesi suretiyle yapılması gerekmekte olup; bu bağlamda, dava konusu Protokol'de taraflara yüklenen görev ve sorumluluklar ile Protokolün amaç ve kapsamı dikkate alındığında; Milli Eğitim Bakanlığı ile Özel Özel Eğitim Dernekleri Federasyonu arasında imzalanan protokolün, 1739 Milli Eğitim Temel Kanunu'nda düzenlenen Tük Milli Eğitim Sisteminin genel ve özel amaçlarına aykırılık teşkil etmediği kanaatine ulaşılmıştır.
Bu itibarla; yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca davalı idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde protokol imzalanmasında ve protokol hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Müdahilin yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
27/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.