T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/8014
Karar No : 2023/4374
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 10/10/2018 tarihli oluru ile onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım arazisi olarak belirlenmesinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu, taşınmazın kuzeybatısında yer alan bölgenin 16.11.2015 onay tarihli çevre düzeni planında kentsel gelişme alanında yer almaktayken dava konusu planla yerleşik konut alanına alındığı, taşınmazın mevcut durumu ve çevresi dikkate alınarak, eşitliğe ve kazanılmış haklara uygun olarak kentsel gelişme alanı olarak planlanması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, 16.11.2015 onay tarihli çevre düzeni planında kentsel gelişme alanı olarak planlanan dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan itiraz çerçevesinde, alanda yapılaşmanın bulunmaması, kentsel yerleşme alanlarından kopuk konumda olması, Bornova ilçesi için çevre düzeni planı ile 2025 yılına ilişkin belirlenen kabul nüfusa yetecek düzeyde kentsel gelişme alanı ayrılmış olması dikkate alınarak 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı kararları doğrultusunda tarım alanı olarak belirlendiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu planın ölçeği itibarıyla genel arazi kullanım kararlarının üretildiği leke plan niteliğinde olması nedeniyle parsel bazında kararlara yer verilmesinin mümkün olmadığı; planın havza, bölge ve mevzuata uygun tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma-kullanma dengesi gözetilerek korunması gereken alanların yapılaşmalardan korunması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma koşullarının belirlendiği genel arazi kullanım kararlarının üretildiği, diğer taraftan, dava konusu plan notlarında, bu planın onay tarihinden önce mevzuata uygun onaylanmış imar planları ile mevzii imar planlarının geçerli olduğunun belirtildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde ve plan değişikliği ile uyuşmazlığa konu taşınmaza getirilen kullanım kararında planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırılık görülmediğinden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 10.10.2018 tarihli oluru ile onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin İzmir İli, Bornova İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmına yapılan itirazın zımnen reddi yolundaki işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu plan değişikliğinin 23.10.2018-21.11.2018 tarihleri arasında ilan edildiği, davacı tarafından askı süresi içerisinde yapılan itirazın zımnen reddedildiğinden bahisle, bölgede başka parsel malikleri ile birlikte açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesi'nin 27/02/2020 günlü, E:2019/14509, K:2020/2684 sayılı kararıyla, ayrı ayrı dava açılmak üzere dilekçenin reddedilmesi üzerine süresi içerisinde davacı tarafından bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Bölgeye ilişkin olarak, 19.07.2007 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2009 günlü, E:2007/10509, K:2009/11751 sayılı kararıyla tümünün iptaline, bu iptal kararı üzerine hazırlanan 14/08/2009 tarihli 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa-Kütahya çevre düzeni planının da Danıştay Altıncı Dairesinin 26.12.2012 günlü, E:2010/786, K:2012/8225 sayılı kararıyla tümünün iptaline karar verilmiştir. Bu karardan sonra İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı 23/06/2014 günlü, 9948 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı oluru ile onaylanmıştır. Bu plana askı sürecindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında 30.12.2014 günlü, 21137 sayılı Bakanlık oluru ile yeniden onaylanmış, askı süreci içerisindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında da İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (…, …, …, …, …, …, …, …, …, … sayılı paftaları ve plan hükümleri) 644 sayılı KHK'nın 7. maddesi uyarınca 16.11.2015 tarihinde onaylanmış, bu planda 27.01.2017 tarihinde ... sayılı plan paftasında, 10.04.2018 tarihinde K18 sayılı plan paftası, ... sayılı plan paftası ve bazı plan hükümlerinde değişiklik yapılmış, ... plan paftasına ilişkin yapılan değişiklik 25.07.2018 tarihinde onaylanmış ve İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği (…, …, …, …, …, …, …, …, … sayılı plan paftaları, lejant paftası, plan hükümleri, plan açıklama raporu, plan değişikliği gerekçe raporu ve eki) 1. No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 102. maddesi uyarınca 10.10.2018 tarihinde onaylanmıştır.
Dava konusu planın plan notlarının 7.1. maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2.maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemeyeceği, 7.13 sayılı maddesinde, bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planlarının geçerli olduğu, onaylı imar planlarında, bu planın ilkeleri ve nüfus kabulleri ve 7.6 sayılı maddesi doğrultusunda uygulama yapılacağı, 7.14 sayılı maddesinde, bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planlarının geçerli olduğu, mevzi imar planlarında değişiklik yapılması durumunda bu planın arazi kullanım kararları ve plan hükümlerine uyulacağı, bu planın onay tarihinden önce mevzii imar planları onaylanmış, ilgili idaresine başvurarak yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı almış ve bu ruhsatlara uygun olarak faaliyetin sürdürüldüğü yapıların bulunduğu alanlarda faaliyetlere devam edileceği, ancak bu alanlarda bu plan kararlarına aykırı olarak yoğunluk artışı ve arazi kullanım türü değişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu ve tevsi yapılamayacağı belirtilmiştir.
Plan notlarının 4.42 sayılı maddesinde, "Tarım arazileri: toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup halihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazilerdir." şeklinde tanımlanmış, 8.7.1 maddesinde tarım arazileri ile ilgili genel kurallar getirilmiş ve devamı maddelerde tarım arazilerinin niteliğine göre yapılaşma şartları belirtilmiş; planın plan açıklama raporunun 4.4.9 sayılı maddesinde çevre düzeni planı sınırları içinde kalan tarım arazilerinin mutlak tarım arazileri, dikili tarım arazileri, özel ürün arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak veri tabanına dört farklı tanım içinde aktarıldığı, planda ise tümünün “tarım arazileri” şeklinde gösterildiği belirtilerek, başta ifraz koşulları olmak üzere, bu alanlardaki uygulamanın 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” ile bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmelikler uyarınca yapılmasının kurala bağlandığı, tarım arazilerinde, ilgili mevzuat doğrultusunda yapılacak belirlemeler temel alınarak geçerli olacak koruma ve kullanım koşullarının plan hükümlerinde düzenlendiği, bu alanlarda, tarımsal amaçlı yapılaşmalar ve çiftçinin barınmasına yönelik yapılaşma istemlerine ilişkin kuralların ayrı ayrı belirlendiği düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın 16.11.2015 onay tarihli 1/100.000 ölçekli planda kentsel gelişme alanında kalmakta iken yapılan itirazlar üzerine, bölgenin yoğun ağaçlık dokuda olması, Bornova ilçesini kapsayan merkez kentte planlama nüfusuna yeterli kentsel gelişme alanının ayrılmış olması hususlarının dikkate alınarak dava konusu plan değişikliği ile taşınmazın yer aldığı bölgenin tarım arazisi olarak belirlendiği, bu plana yapılan itirazlar üzerine planın 07.07.2020 tarihinde yeniden onaylandığı, bu planda uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin bir düzenleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu plan ölçeği itibariyle genel arazi kullanım kararlarının üretildiği leke plan niteliğinde olması nedeniyle parsel bazında kararlara yer verilmesinin mümkün olmadığı; planın havza, bölge ve mevzuata uygun tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma-kullanma dengesi gözetilerek korunması gereken alanların yapılaşmalardan korunması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma koşullarının belirlendiği genel arazi kullanım kararlarının üretildiği, diğer taraftan, dava konusu plan notlarında, bu planın onay tarihinden önce mevzuata uygun onaylanmış imar planları ile mevzii imar planlarının geçerli olduğunun belirtildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde ve plan değişikliği ile uyuşmazlığa konu taşınmaza getirilen kullanım kararında planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
19.07.2007 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, Danıştay 6. Dairesinin 27.05.2009 tarihli, E:2007/10369, K:2009/6176 sayılı kararıyla, 14.08.2009 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Dairenin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla iptaline karar verilmiştir. Söz konusu karar üzerine İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı … tarihli, … sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı oluru ile onaylanmıştır. Anılan plana yönelik, askı sürecindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında 30.12.2014 tarihli, 21137 sayılı Bakanlık oluru ile İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı yeniden onaylanmıştır. Bu plana yönelik askı süreci içerisindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında da İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (…, …, …, …, …, …, …, …, … sayılı paftaları ve plan hükümleri) 16.11.2015 tarihinde yeniden onaylanmış, söz konusu planın 27.01.2017 tarihinde ... sayılı plan paftasında, 10.04.2018 tarihinde … sayılı plan paftası, ... sayılı plan paftası ve bazı plan hükümlerinde değişiklik yapılmış, ... plan paftasına ilişkin yapılan bir diğer değişiklik 25.07.2018 tarihinde onaylanmış ve 10.10.2018 tarihinde ise yeniden kapsamlı (…, …, …, …, …, …, …, …, …, ..., sayılı plan paftaları) değişikliğe uğramıştır.
Bakılan davada 10.10.2018 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
10/07/2018 tarihli 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102.maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18. maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4. fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5. fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır.
Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2. fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden;
Davalı idarenin süre aşımı itirazına ilişkin olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 10/10/2018 tarihinde onaylanan dava konusu çevre düzeni planının 23/10/2018-21/11/2018 tarihleri arasında İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından ilan edildiği, davacı tarafından askı süresi içerisinde yapılan itirazın zımnen reddi üzerine ilk olarak 05/03/2019 tarihinde davacı ve başka parsel malikleri ile birlikte açılan davada süre aşımı bulunmadığı gibi, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/02/2020 tarih ve E:2019/14509, K:2020/2684 sayılı dava dilekçesinin reddine ilişkin kararı üzerine süresi içerisinde davacı tarafından bakılmakta olan davanın yenilendiği anlaşıldığından, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden;
İncelenen dosyada, dava konusu taşınmazın Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 10/10/2018 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında tarım arazisi sınırlarında kaldığı anlaşılmıştır.
Davaya konu çevre düzeni planının plan notlarının 7.1 sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2 sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemeyeceği, 7.13 sayılı maddesinde bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planlarının, 7.14 maddesinde de bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planlarının geçerli olduğu, mevzi imar planlarında değişiklik yapılması durumunda bu planın arazi kullanım kararları ve plan hükümlerine uyulacağı, bu planın onay tarihinden önce mevzii imar planları onaylanmış, ilgili idaresine başvurarak yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı almış ve bu ruhsatlara uygun olarak faaliyetin sürdürüldüğü yapıların bulunduğu alanlarda faaliyetlere devam edileceği, ancak bu alanlarda bu plan kararlarına aykırı olarak yoğunluk artışı ve arazi kullanım türü değişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu ve tevsi yapılamayacağı belirtilmiş, 4.42 sayılı maddesinde, "Tarım arazileri: toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup halihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazilerdir." şeklinde tanımlanmış, 5.3.5 sayılı maddesinde, verimli tarım arazilerine baskı yapan plansız sanayileşmenin önlenmesi ve mevcut sanayilerin çevresel etkilerinin kontrol altına alınması planlama ilkeleri arasında sayılmış, 8.7.1 sayılı maddesinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa tabi tarım arazilerinin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili yönetmeliğinde tanımlanan tarım arazileri sınıflarına ayrılmamış olup tarım arazilerinin sınıflamasının, ilgili kurum ya da kuruluşlarca yapılacağı belirtilmiş, tarım arazileri ile ilgili genel kurallar getirildikten sonra, devamı maddelerde tarım arazilerinin niteliğine göre yapılaşma şartları belirtilmiş, 8.7.10 sayılı maddesinde de: “Bu planın onayından önce yürürlükteki mevzuat uyarınca, inşaat ruhsatı veya yapı kullanma izni verilmiş olan tarımsal amaçlı yapılara ilişkin haklar saklıdır.” kuralına yer verilmiştir.
Davaya konu çevre düzeni planının plan açıklama raporunun 4.4.1.2 sayılı maddesinde, Tahtalı Havzası ve diğer su koruma havzalarında, kirlenmenin önlenmesinin zorunlu olduğu, bu kapsamda; mevzuata uygun olarak gerçekleşmiş olan yapılaşma ve plan kararları dışında yeni yapılaşmaların engelleneceği, 4.4.9 sayılı maddesinde Çevre düzeni planları sınırları içinde kalan tarımsal nitelikli alanların tarımsal niteliği korunacak alanlar, özel mahsul alanları ve bağ alanları olarak veri tabanına üç farklı tanım içinde aktarıldığı, planda ise tümünün tarımsal niteliği korunacak alanlar olarak tanımlandığı, başta ifraz koşulları olmak üzere bu alanlardaki uygulamanın 5403 sayılı Toprak Koruma Kullanımı Kanunu ile bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmelikler uyarınca yapılmasının kurala bağlandığı, tarım alanlarında, ilgili mevzuat doğrultusunda yapılacak belirlemelerin temel alınarak geçerli olacak koruma ve kullanım koşullarının plan hükümleri arasında düzenlendiği, plan hükümlerinde yapılan düzenleme ile tarımsal niteliği korunacak alanlarda tarımsal amaçlı yapılaşmalar ve çiftçinin barınmasına yönelik yapılaşma istemlerine ilişkin kuralların ayrı ayrı belirlendiği, bunun yanında planlama bölgesi sınırları içindeki alanlarda 5403 sayılı Yasa öncesinde geçerli mevzuat uyarınca ilgili kurumlarca tarım dışı kullanıma uygun bulunmuş alanlarda verilmiş, bu görüşler doğrultusunda hazırlanmış nazım ve uygulama imar planlarından, arazi kullanım kararları çevre düzeni planının arazi kullanım kararlarıyla çelişmeyen bölümlerinde yürürlükte olan nazım ve uygulama imar planlarının yapılaşmaya ve ifraza ilişkin kararların geçerli olduğuna dair bir düzenlemeye de plan hükümleri arasında yer verildiği belirtilmiştir.
Çevre düzeni planı kararları, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir. Dolayısıyla, dava konusu 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planında belirlenen arazi kullanım kararları, niteliği itibariyle çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
Bu amaç çerçevesinde, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olması o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmaz.
Davacı tarafından uyuşmazlığa konu taşınmazın daha önce kentsel gelişme alanı içerisinde planlanmış iken dava konusu çevre düzeni planı ile tarım alanına dönüştürülmesinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu, alanın tarımsal niteliğinin bulunmadığı ve kentsel gelişme alanı olarak planlanması gerektiği ileri sürülmüş, davalı tarafından ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan itiraz çerçevesinde, taşınmazın bulunduğu alanda yapılaşmanın bulunmaması, kentsel yerleşme alanlarından kopuk konumda olması, alanın mevcut tarımsal niteliği dikkate alınması sonucunda 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı kararları doğrultusunda tarım alanı kullanım kararı getirildiği savunulmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, taşınmazın bulunduğu alana yönelik dava konusu plan değişikliğinin parsel bazında olmadığı, değişiklik öncesinde taşınmazın bulunduğu Bornova ilçesi için 2025 yılına ilişkin belirlenen kabul nüfusa yetecek düzeyde kentsel gelişme alanının ayrılmış olduğu dikkate alınarak, yapılaşmamış ve tarımsal nitelikte olan alanların kentsel gelişme alanından çıkarıldığı, yapılan değişikliğin planın ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte çevrenin korunmasına yönelik olduğu göz önünde bulundurulduğunda planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği davaya konu çevre düzeni planında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, ilgili plan notlarına göre bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planları ve mevzi imar panlarının geçerli olduğu, tarım arazilerinin sınıflamasının ise 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili Yönetmelik uyarınca ilgili kurum ya da kuruluşlarca alt ölçekli planlarda yapılacağı açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.