T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/8129
Karar No : 2023/6394
DAVACILAR :
1- …
2- …
…
8- …
9- …
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve … sayılı işlemiyle onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, İzmir İli, Selçuk İlçesi … Mahallesi (… Köyü) ile … Mahallesine (… Köyü) ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Yaşadıkları Pamucak bölgesi sulak alanının ve Küçük Menderes deltasının denize açıldığı alanın turizm alanı olarak gösterilmek suretiyle yapılaşmanın önünün açıldığı ve sulak alan olarak gösterilen alanlarda golf sahası kullanım kararı getirilmesinin kamu yararına aykırılık teşkil ettiği, sit alanlarının ve korunması gereken doğal alanların özelikleri dikkate alınmaksızın Ramsar sözleşmesine aykırı biçimde korunmadığı, tarımsal faaliyetin yok sayılarak tarım arazilerinin de korunmadığı, Küçük Menderesin yukarı kısımlarına denk gelen ve yaban hayatına yataklık eden bataklık ve sazlık bölüm ile elli yılı aşkın süredir Zeytin ve Barutçu köylerinin Selçuk'ta yerleşik halkın tarım yaptığı ve zeytinlik alanların, 1. ve 2. derece doğal sit alanına dahil kuş cennetinin bölgesel/kentsel yeşil alan olarak belirlenmesinin planlamaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: Zeytinköy ve Barutçu yerleşkelerinin tarım arazileri ile çevrili olduğu, yakın çevresindeki alanların ise Küçük Menderes Deltası Sulak Alanı Tampon Bölgesi, Selçuk Gebekirse Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ve Doğal Sit Alanı olmak üzere çeşitli koruma statülerine sahip alanların sınırları içerisinde konumlandığı, davacının turizme yönelik olarak yapılaşmanın önünün açıldığını iddia ettiği alanların, sulak alan bölgesi, yaban hayatı geliştirme sahası ve 1.derece doğal sit alanı olarak belirlenmiş alanların dışında kalan mevcut arazi kullanımına göre turizm tesislerinin yer aldığı Pamucak sahilini ve kuzeyindeki alanları kapsadığı, yeşil alan olarak gösterilip golf sahası olarak düzenlemenin önünün açıldığı iddia edilen alanların ise bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan olarak planlandığı, dava konusu planlama bölgesinde golf tesis alanı olarak belirlenmiş alanların ayrı bir lejantla belirlenmiş olduğu dikkate alındığında uyuşmazlığa konu bölgede böyle bir gösterimin bulunmadığı açık olduğundan bu iddianın dayanağının bulunmadığı, diğer taraftan 07/11/1985 tarihli, 1985/10036 sayılı ve 18/03/1987 tarihli 1987/11608 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarıyla Selçuk Pamucak bölgesinin turizm merkezi ilan edildiği, 8.3.1. plan notu uyarınca işlem yapılacağı, sit alanları ve sulak alanlarla ilgili olarak ulusal ve uluslarası mevzuata uyulmadığı iddiasına yönelik olarak da, plan notlarının 7.20. maddesine göre koruma alanları ile ilgili mevzuata uyulması zorunluluğunun öngörüldüğü savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu işlemlerin turizm tesis alanı kullanımı yönünden; konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sahilin kuzey kısmında öngörülen bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan kullanımı yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … günlü, … sayılı işlemiyle onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının ve bu plana yapılan itirazların zımnen reddi yolundaki işlemlerin, Zeytin köyü ile Barutçu köyüne ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 12/10/2016 günlü, E:2015/3157, K:2016/5525 sayılı kararının davacılar tarafından temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 20/11/2019 günlü, E:2017/1382, K:2019/5702 sayılı kararla, kararın bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, bozma kararı üzerine dosya incelendi.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Anılan bozma kararı uyarınca Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda sonuç olarak özetle; dava konusu çevre düzeni planının mevzuattaki ve literatürdeki tanımlarıyla tutarsızlıklar taşıdığı; havza bütünlüğüne yönelik olarak, Küçük Menderes Deltasındaki iç içe geçmiş koruma alanlarının ilişkileri, yani arkeolojik, doğal sit alanı, sulak alan ve yaban hayatı koruma bölgesine ilişkin kapsamlı bir araştırmanın ve ayrıntılı irdelemelerin bulunmayışının planın önemli bir eksikliği olduğu; Küçük Menderes Deltasındaki kumullar, sazlıklar, geniş bataklıklar, tatlısu ve hafif tuzlu su gölleri ile tarım alanlarının ana habitatları oluşturduğu, çevresinin ise makilikler, tarım alanları, söğüt ve zeytinliklerle kaplı olduğu, alanın nesli tehlike altında olan birçok canlı türüne ev sahipliği yaptığı; Türkiye'nin en uzun plajı olan Pamucak sahilinin aynı zamanda Küçük Menderes Nehrinin Ege Denizine döküldüğü alan olduğu, dava konusu planda Pamucak kıyısında öngörülen "turizm tesis alanı" kullanımının Küçük Menderes Deltası Havzası bütünlüğünü tehdit etmesi, ekolojik ve kültürel anlamda ulusal ve uluslararası ölçekte özgün olan bölgenin söz konusu kullanım ile yapılaşmaya, yani sulak alanları ve doğal çevreyi olumsuz etkileyecek kullanımlara açık olması nedeniyle şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu, sahilin kuzey kesiminde öngörülen "bölge parkı/kentsel yeşil" kullanımının, alanın sulak alan, hassas niteliği korunacak doğal sit alanı olması, ekolojik-kültürel sürekliliğin ayrılmaz parçalarından biri olması, mevcut sahil ekolojisinin korunmasının önemi ve söz konusu kullanımın olası etkilerine ilişkin bilimsel araştırmaların eksik oluşu nedenleriyle şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu ifade edilmiştir.
Dava konusu planla öngörülen "turizm tesis alanı" kullanımı yönünden: Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu alana yönelik olarak, Selçuk-Pamucak Turizm merkezi sınırları içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca 12/04/2007 tarihinde onaylanan 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarla öngörülen turizm tesis alanlarının dava konusu plana aktarıldığı, dava konusu plandan sonra 10/10/2018 tarihinde onaylanan plan değişikliğinde de turizm tesis alanlarının korunduğu, ancak 12/04/2007 tarihli planların iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2009 günlü, E:2007/6790, K:2009/13060 ve E:2007/7168, K:2009/10361 sayılı kararlarıyla anılan planların iptaline karar verilmesi nedeniyle, bölgeye ilişkin 07/07/2020 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile iptal kararları göz önünde bulundurularak turizm merkezi sınırları içerisinde yapılaşması tamamlanmış olan alanların turizm tesis alanı olarak belirlendiği, herhangi bir yapılaşmanın bulunmadığı turizm tesis alanı kullanımının ise kaldırılarak tarım arazisi olarak düzenlendiği anlaşıldığından, turizm tesis alanına yönelik olarak dava konusuz kalmıştır.
"Bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan" kullanımı yönünden: Planda doğal sit alanı olarak gösterilen alanın büyük bölümünün tarım arazisi niteliğinde olduğu ve bir kısmının da sulak alanın devamı olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu çevre düzeni planının bölge parkı/kentsel yeşil alanlara yönelik plan hükümleri; "8.5.1: Bu alanlarda bölgenin doğal nitelikleri göz önüne alınarak, kullanım türleri ve yapılanma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenmek üzere, temalı parklar, spor alanları, fuar ve rekreasyon alanları v.b. gibi kullanımlar yer alabilir. 8.5.2: Bu alanlar için bütüncül özel proje çalışmalarının yapılması zorunludur. 8.5.3: Yerleşme alanları içindeki aktif kentsel yeşil alanların dağılımı, 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerindeki standartlar çerçevesinde belirlenecektir." şeklinde düzenlenmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporundaki tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, Pamucak sahilinin, arkasındaki doğal ve ekolojik peyzaj ile bir bütünlük oluşturduğu, davalı idare tarafından, bölge parkı kararı ile bölgede doğal/açık alanların ve karasal ve sucul ekosistemlerin korunmasının amaçlandığı, kararın bölgenin yapılaşmasına yönelik olmadığı belirtilmişse de, planla öngörülen kullanımların bölgenin önemli doğa alanı, sulak alan, tarım alanı gibi niteliklerinin değişmesine neden olabileceği ve sonuçta alanın doğal özelliklerini olumsuz etkileyebileceği anlaşıldığından, plan kararında koruma esaslarına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin turizm tesis alanı kullanımı yönünden, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sahilin kuzey kısmında öngörülen bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan kullanımı yönünden dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 20/11/2019 tarihli, E:2017/1382, K:2019/5702 sayılı bozma kararına uyularak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı onaylanmıştır.
Davacıların ikamet ettikleri köylerin civarındaki alanlara yönelik dava konusu çevre düzeni planı kararlarının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. (b) maddesinde "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Sözü edilen kanun maddesine dayanılarak çıkarılan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelikte "Havza" ; bir akarsu kaynağını besleyen yüzey ve yer altı su kaynaklarının tabii su toplama alanını kapsayacak biçimde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenmiş alanlar, "Bölge" coğrafi, sosyal, ekonomik, fiziksel nitelikleri açısından benzerlik gösteren alan ve/veya Devlet Planlama Teşkilatınca belirlenmiş olan istatistiki bölge (düzey 2) birimleri olarak tanımlanmıştır.
Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi (ç) bendinde, Çevre düzeni planı açıklama raporu: Çevre düzeni planının vizyonunun, amacının, hedeflerinin, stratejilerinin, ilkelerinin ve politikalarının açıklandığı ve bunlar doğrultusunda belirlenen projeksiyon nüfusuna, sektörel yapıya, alan büyüklüklerine, plan kararlarına, plan uygulama araçlarına, kurumsal yapıya ve denetime ilişkin gerekçeli açıklamaların yapıldığı ve çevre düzeni planı ile bütün olan rapor; (d) bendinde; çevre düzeni planı araştırma raporu; Planlama alanına ilişkin geleceğe yönelik projeksiyonların yapılabilmesi, plan kararlarının, koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin ve plan hükümlerinin belirlenebilmesi için 7. nci madde kapsamında toplanan verilerin planlama çalışmasında kullanılacak biçimde analiz ve sentezinin yapıldığı, alana yönelik fırsatların, tehditlerin, güçlü yönler ve zayıflıkların belirlenerek ilgilisine göre farklı disiplinlerden uzmanlarca hazırlanan rapor, olarak tanımlanmış; çevre düzeni planının niteliklerinin belirlendiği 5. maddesi (e) bendinde, "planlamaya temel oluşturan verilerin farklılığından dolayı farklı mesleklerden uzmanların fiili katılımı ile hazırlanan üst ölçekli bir plan olduğu" plan nitelikleri arasında yer almıştır.
Yönetmeliğin Planlama Alanının Tespiti Başlıklı 6. maddesinin 1/a bendinde Planlama alanı; Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Çevre Kanunu kapsamında; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen büyük akarsu havzaları veya Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından belirlemiş istatistiki bölge birimleri (düzey 2) ile birlikte idari sınırları da dikkate alınarak, en az iki il sınırını içerecek şekilde belirlenir hükmü yer almıştır.
Diğer taraftan 14/06/2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 38. maddesinin 2. fıkrası ile Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış, geçici 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce onay makamına sunulan veya idare meclisinde gündeme alınan plan tekliflerinin bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 20/11/2019 tarihli, E:2017/1382, K:2019/5702 sayılı bozma kararına uyularak, Çevre düzeni planına (ÇDP) karşı açılan bu davada davacının iddiaları, buna karşılık davalının savunması kapsamında dava konusu planın ilgili mevzuatta belirlenen kurallara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla … tarafından resen seçilen Prof. Dr. …, Dr. Öğretim Üyesi … ve Dr. Öğretim Üyesi …'in katılımıyla mahalinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve tebliğ üzerine itirazlar sunulmuştur.
Bilirkişi raporunda, davacının ileri sürdüğü tüm iddialara yönelik görüş belirtilmiştir. Bilirkişi Kurulu, davaya konu planları incelerken, davaya konu planın onanmasından ve hatta keşif tarihinden sonra onanarak yürürlüğe giren planlara ilişkin olarak da görüşlerini sunmuştur. Bilirkişi Raporunda dava dosyasında yer alan ve İzmir İli, Selçuk İlçesi … Mahallesi (… Köyü) ile … Mahallesinde (… Köyü) yer alan iki alana ilişkin itirazlar değerlendirilmiştir.
Pamucak sahilinde yer alan turizm tesis alanı kullanımı yönünden;
Bilirkişi raporunda;
"Dava konusu alanın, planda Küçük Menderes Deltasında yer aldığını, su kaynakları, doğal yaşam alanı bakımından ve ayrıca arkeolojik açıdan eşsiz bir bölge olduğunu davacı taraf belirtmektedir. Planlama sahası içinde Küçük Menderes Nehri Deltası ve Uluslararası Öneme Haiz Sulak Alan niteliğinde takriben 1.500 hektar büyüklüğünde sulak alan bulunmaktadır.
Sulak alan, tescilli Doğal Sit alanı vasfında ve aynı zamanda tescilli yaban hayatı koruma bölgesidir. Yine planlama sahası içinde özel mevzuatı ile koruma altına alınmış zeytinlikler bulunmaktadır.
Davalı idarenin ara karar cevabında 07.07.2020 tarihli planda her iki mahallenin bulunduğu alanın kırsal yerleşme alanı olarak tanımlandığı belirtilmektedir. Güneyde yer aları Selçuk Turizm Merkezi ve Pamucak Turizm Merkezinde yapılaşması tamamlanan alanlar hariç olmak üzere, büyük kısmın kaldırıldığı ifade edilmektedir.
Pamucak Sahili 11 km'lik uzunluğu ile Türkiye'nin en uzun plajıdır. Selçuk ilçesi başta olmak üzere barındırdığı erişilebilir tesislerle ve özellikle dağal nitelikleriyle birçok kesime hitap eden bir kamusal alan niteliği taşımaktadır. Rekreasyonel anlamda, su sporları, kamp, güneşlenme gibi aktivitelerle bilinen sahil aynı zamanda Küçük Menderes Nehri'nin Ege Denizine döküldüğü alandır (Şekil 10-12). Plaj üzerinde endemik bir bitki türü olan kum zambakları yer alır (Şekil 11).
Davaya konu 30.12.2014 tarihli Çevre Düzeni Planının Plan Açıklama Raporunda Selçuk İlçesi için “Genel olarak tarım ve turizm sektörlerinin geliştiği ilçe merkezi için yapılan projeksiyon sonucunda elde edilen değerin üstünde bir değer, Pamucak Turizm Tesis Alanı'nın dönem içinde yapılaşacağı, artan turizm etkinliği nedeniyle doğal artışın üzerinde bir nüfus artışının gerçekleşme olasılığı dikkate alınarak kabul edilmiştir. Ancak, ilçe merkezinin çevresindeki alanların verimli tarım alanları ve arkeolojik, doğal sit alanları olması yerleşmenin gelişimini etkilemektedir. Düzenli bir nüfus artışının gözlendiği Belevi yerleşmesinde var olan eğilim doğrultusunda nüfus kabulüne gidilmiştir. Ancak, yerleşmenin tüm çevresinin verimli tarım alanlarından oluşması, son yıllarda verimli tarım alanlarını tahrip edecek nitelikte gelişmelerin göze çarpması nedeniyle, planlama aşamasında koruma- kullanma dengesini gözetecek biçimde nüfusun yerleştirilmesi zorunludur” denmektedir. Ancak söz konusu raporda, ilçe için bu tür bir nüfus sıçramasını gerektirecek herhangi bir sanayi yatırımı kararına ya da nüfus öngörüsünün dayandığı başka bir bilimsel açıklamaya rastlanmamıştır; ayrıca bu tür bir demografik değişimin konut ya da sosyal tesis gibi ihtiyaçlarının doğa koruma alanlarından ve tarım bölgelerinden uzakta düşünülmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında bilirkişilerden “Havza ve bölge bazında korunması gereken bölgeler, hassas bölgeler, ekosistemler ile ekolojik varlıkları gösteren, imar yapılaşma ve yerleşme sonucu ortaya çıkabilecek çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik bir plan niteliği taşıyıp taşımadığı ile ekolojik amaçlı olup olmadığının” ve “Önemli doğa alanları, ekolojik açıdan hassas olan ve uluslararası anlaşmalar ve yasal mevzuat gereğince koruma altına alınan alanlar ile gerekli koruma kullanma ilkelerinin göz önünde bulundurulup bulundurulmadığının” araştırılması istenmiştir. Öncelikle yukarıda belirtilen ve Pamucak sahili ve yakın çevresini ilgilendiren doğal sit alanı statüsünün değişimine ve bu değişimin getirdiği/getireceği yapılaşma koşullarına karşı dikkatli olunmalıdır. Burada bölge parkı tanımına atıfta bulunulabilir. Nitekim aşağıda açıklanan 2007 tarihli Danıştay 6. Dairesinin alandaki başka bir plana verdiği iptal kararından alınan açıklamalarında, bölgenin ekolojik değerlerini ve havza bütünlüğünün göz ardı edilmesine yönelik bahsedilen yıllar içinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Aksine, ülkemizde ve dünyada ekolojik alanların korunmasına dair hassasiyet artmıştır:
“Selçuk-Pamucak Sulak alanı 1984 yılında (1000 ha. olarak) 'Yaban Hayatı Koruma Sahası' olarak Orman Bakanlığı tarafından tanımlanmıştır. Aynı sulak alanın (eleman bataklığı) önemli bir bölümü İzmir 1 no'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1. derece ve bir bölümü de 2. derece sit alanı ilan edilmiştir. ”
Dava konusu planda Pamucak Turizm Tesis Alanı kullanımının güney kesiminde, halihazırda beş adet otel, bir yarım kalmış otel inşaatı, bir yazlık site, belediyeye ait tesis ve bir adet restoran ve konaklama alanı bulunmaktadır (Şekil 13). Pamucak sahili boyunca yer alan ve iç kesimlere doğru genişleyen itiraz konusu Selçuk-Pamucak Turizm Tesis Alanı, doğal sit, sulak alan, tarım arazisi gibi korunması gereken birçok alanı yapılaşma tehlikesi altında bırakmaktadır (Şekil 14), 10.10.2018 tarihli Çevre Düzeni Planında da devam eden bu durum (Şekil 15), alanı ilgilendiren en güncel plan olan 07.07.2020 tarihli planda ise küçültülerek (Şekil 16), ekolojik hassasiyeti bulunan bölgeler, koruma sınırları içinde gösterilmiştir.
Yukarıda sayılan konularla birlikte, uyuşmazlığa konu olan bu bölge ekolojik olarak hassas, birçok koruma alanının iç içe geçtiği özgün bir alan, havza ve bölge bazında korunması gereken bir bölgedir. Pamucak sahili ve yakın çevresindeki (Küçük Menderes Havzası, Efes Antik kenti çevresi) ekosistemler ile ekolojik varlıklar, alandaki her türlü yapılaşma ve yerleşme sonucu ortaya çıkabilecek çevre kirliliği, çevre tahribatı ile geri döndürülemez bir yola girecektir. Çevre Şehircilik Bakanlığı savunmasında “Güneyde yer alan Selçuk turizm merkezi ve Pamucak Turizm merkezinde yapılaşması tamamlanan alanlar hariç olmak üzere büyük kısım kaldırıldı” denilmektedir. 07.07.2020 tarihli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde, söz konusu alanın daraltıldığı görülmekle birlikte, dilekçedeki “büyük kısmı kaldırıldı” ifadesi muğlak bir ifade olarak soru işareti yaratmaktadır ve kaldırılmayan kısmın gerekçesinin ne olduğu anlaşılmamaktadır. Turizm tesis alanı 30.12.2014 tarihli Plan Hükümlerinde “turizm amaçlı tesislerin ve bu tesisleri tamamlayıcı nitelikte unsurlarının yer aldığı/alacağı kullanım alanlarıdır” şeklinde tanımlanmakta ve bu alanlardaki yapılaşma koşulları için ise şunlar belirtilmektedir:
“Turizm tesis alanlarında, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve ilgili yönetmelikleri doğrultusunda uygulama yapılacaktır. Bu tesislerin imar planları ile mimari projeleri topografya ve doğal bitki örtüsü ne uygun olarak hazırlanacaktır. Turistik tesislerde renk, çatı kaplaması, cephede doluluk ve boşluk oranları, bina birimleri vb. gibi konularda çevre karakteristiklerine uyularak, bölgenin tarihi ve kültürel kimliği karunacaktır.”
Plan hükümlerinde yapılaşma koşulları yukarıdaki şekilde belirtilmişse de, mecut durumda söz konusu Turizm Tesis Alanı kullanımı içinde yapılaşmış olan tesislerin yapı ve kullanım ölçekleri beş yıldızlı ve benzeri konaklama tesisleri şeklindedir. Yukarıda açıklandığı üzere, bu alan iç içe geçen biricik ekolojik ve kültürel değerlere sahiptir ve büyük ölçekli yapılaşmalar alanın özellikleriyle bağdaşmamaktadır. Dava konusu planın Plan Açıklama Raporunda sunulan planlama seçeneklerinin (senaryolarının) ikincisinde Selçuk-Pamucak Turizm Merkezi için “turizm gelişmeleri hızlanacak, turizm ve golf yatırımları gerçekleşecek, bu gelişmelere bağlı olarak kent merkezinde ve turizm merkezi içinde ticari yaşam hareketlenecek, yerleşme yeni nüfus çekecektir” denmektedir. Yani, alanda bir golf sahasının yer alması, olası yatırım beklentileri içindedir. Havzada inşaat ve işletme süreçlerinde çevresel etkileri tespit edilen golf sahaları ve benzeri yapılaşma kararları, alanın tarihsel ve ekolojik hassasiyetlerine aykırı düşmektedir. Golf sahası ve benzeri yatırımlarının sonucunda, yüksek su tüketimi, toprak yapısının bozulması, su kaynaklarının kirletilmesi, pestisitlerin, ağır metallerin suya ve toprağa karışması gibi ekolojik sorunlar tetiklenecektir. Bu nedenle kurulumuz, söz konusu kullanımı “koruma-kullanma dengesinin” sağlanması ilkesine aykırı bulmuş ve olumsuz olarak değerlendirmiştir.
Alanın yakın komşuluğunda arkeolojik sit alanı, doğal sit alanı ve ağaçlandırılacak alan bulunmaktadır ve bu sebeplerle Pamucak bölgesi üst ölçekli planlardan itibaren bütüncül bilimsel araştırmalar ve bunların sonucunda sunulacak alana özgü önerilerle ele alınmalıdır. Kurulumuz, dava konusu Çevre Düzeni Planındaki söz konusu kullanımın, ekolojik dengeyi ve ekosistemin sürekliliğini zedeleyeceği, bölgenin tüm ekolojik hassasiyetleri, tarihi, kültürel yapısı, orman alarları, tarım arazileri, sulak alanlar ve kıyı özellikleri göz önüne alındığında bu alana yapılaşma getirilmemesi gerektiği görüşündedir." görüş ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Dava konusu çevre düzeni planının plan notlarının 7.1 sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2 sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmayacağı, 7.12 sayılı maddesinde ise bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planlarının 7.13 sayılı maddesinde bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planlarının geçerli olduğu belirtilmiştir.
Plan notlarının 4.28. sayılı maddesinde "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri: tarihi ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı veya turizm potansiyelinin yüksek olduğu yöreleri korumak, kullanmak, sektörel kalkınmayı ve planlı gelişmeyi sağlamak amacıyla değerlendirmek üzere, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca, sınırları T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın önerisi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan edilen bölgelerdir.", 4.29. sayılı maddesinde "Turizm merkezleri: kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri içinde veya dışında, öncelikle geliştirilmesi öngörülen; yeri, mevki ve sınırları 2634 sayılı turizmi teşvik kanunu uyarınca, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın önerisi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan edilen, turizm hareketleri ve faaliyetleri yönünden önem taşıyan yerler veya merkezlerdir.", 4.30. maddesinde "Turizm tesis alanları: turizm amaçlı tesislerin ve bu tesisleri tamamlayıcı nitelikte unsurlarının yer aldığı/alacağı kullanım alanlarıdır." şeklinde tanımlanmış, 8.3.1. sayılı maddesinde ise, bu planla belirlenen arazi kullanımlarına uygun olarak 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve ilgili yönetmelikleri uyarınca bu plan kararlarına uygun olan, onaylanmış veya onaylanacak olan imar planlarında yapılaşma koşullarının belirleneceği ve 8.4.1. sayılı maddesinde turizm tesis alanlarında, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve ilgili yönetmelikleri doğrultusunda uygulama yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Dava konusu planla öngörülen "turizm tesis alanı" kullanımı yönünden; uyuşmazlık konusu alana yönelik olarak Selçuk-Pamucak Turizm Merkezi sınırları içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca 12/04/2007 tarihinde onaylanan 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarla öngörülen turizm tesis alanlarının dava konusu çevre düzeni planına aktarıldığı, dava konusu çevre düzeni planından sonra 10/10/2018 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliğinde de turizm tesis alanlarının korunduğu, ancak 12/04/2007 onay tarihli planların iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2009 tarihli, E:2007/6790, K:2009/13060 ve E:2007/7168, K:2009/10361 sayılı kararlarıyla anılan planların iptaline karar verilmesi nedeniyle, bölgeye ilişkin 07/07/2020 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile iptal kararları göz önünde bulundurularak turizm merkezi sınırları içerisinde yapılaşması tamamlanmış olan alanların turizm tesis alanı olarak belirlendiği, herhangi bir yapılaşmanın bulunmadığı Efes Antik Kanalı'nın kuzey kesiminde yer alan yaklaşık 558 hektar büyüklüğündeki turizm tesis alanının kaldırılarak mevcut arazi kullanım kararları doğrultusunda tarım arazisi olarak düzenlendiği anlaşıldığından, açılan davanın turizm tesis alanına yönelik kısmının konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alan kullanımı yönünden;
Bilirkişi raporunda;
"Davaya konu çevre düzeni planında davacıların kullanımında bulunan araziler Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil alan olarak ayrılmıştır (Şekil 17). Küçük Menderes Deltasının tarihi-kültürel ve ekolojik süreklilik açısından önemi bu raporun 2.2.4. bölümünde detaylı olarak açıklanmıştır. Uyuşmazlığa konu olan alandaki Bölge Parkı kararı, dava konusu 30.12.2014 tarihli planda ve sonrasındaki 16.11.2015, 10.10.2018 ve 07.07.2020 tarihli planlarda da varlığını sürdürmektedir. Dava konusu 30.12.2014 tarihli planın Plan Açıklama Raporunda bu parkın gerekliliğine, alanın ekolojik-tarihsel değerlerinin farkındalığıyla koruma alanları ve sınırlarıyla nasıl bir ilişkisi olacağına ve yerel halka/bölgeye katkısına ya da ihtiyaca dair bir açıklama bulunmamaktadır.
30.12. 2014 tarihli dava konusu İzmir Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Hükümlerinde, Bölge parkı/büyük kentsel yeşil alanlar “kentte yaşayanların spor, dinlenme, gezinti ve eğlenme ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kentsel aktif ve pasif yeşil alanlardır” olarak tanımlanmaktadır. Bu alanlardaki yapılaşma koşulları ise plan hükümlerinde aşağıdaki gibi açıklanmaktadır:
“8.5.1. Bu alanlarda bölgenin doğal nitelikleri göz önüne alınarak, kullanım türleri ve yapılanma koşulları alt ölçekli planlarda belirtenmek üzere, temalı parklar, spor alanları, fuar ve rekreasyon alanları v.b. gibi kullanımlar yer alabilir.
8.5.2. Bu alanlar için bütüncül özel proje çalışmalarının yapılması zorunludur.
8.5.3. Yerleşme alanları içindeki aktif kentsel yeşil alanların dağılımı, 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerindeki standartlar çerçevesinde belirlenecektir.”
Yakın uydu (Şekil 18 ve 19) görüntüsünden de anlaşılacağı üzere, alan tarım arazileri, sulak alandan oluşmaktadır. Bölgede yapılacak bir bölge parkı konusunda, bu alanın güneydoğusundaki dünyanın sayılı ören yerlerinden biri olan Efes Antik Kentinin, Türk Hava Kurumu Havacılık Merkezinin, güneyindeki 11 km'lik plajın olduğu aktivite ve kullanım açısından yerelin ötesine geçerek, ülkeye hatta dünyaya açılmış bir alanın tüm hassas ekolojik dengeleri düşünülmeden, kapsamlı bir ihtiyaç analizi yapılmadan, iklim krizinin gündemde olduğu dünyamızda, buradaki yeşil alanın sulamasının dahi büyük sorunlar yaratacağı söz konusu edilmeden bir plan bir kararına varılmamalıdır. Bu tür değerlendirmeler Plan Açıklama Raporunda yer almamaktadır. Plan hükümlerinde bu alanda “...yapılaşma koşulları alt ölçekli ptanlarda belirlenmek üzere, temalı parklar, spor alanları, fuar ve rekreasyon alanları v.b. gibi kullanımlar” yer alabileceği belirtilmektedir.
Uyuşmazlık konusu bölge, dava konusu planda doğal sit alanı notasyonu ile gösterilmekte olup, bölge sulak alanın bir parçasıdır. Bölgenin kuzeyinde ve doğusunda 2. ve. 3. Derece Arkeolojik Sit Alanları yer almaktadır. Önceki bölümlerde de belirtildiği gibi. doğal ve kültürel zenginlik açısından biricik olan bu bağlam içinde, üst ölçekli planlarda alt ölçekli planlardaki yapılaşma koşullarının denetlenmesi gerekir. Plan hükümlerindeki Bölge Parkı tanımı içinde belirtilen olası kullanımların birbitinden farklı gereksinimleri olabilir. Örneğin, temalı park kullanımının gerektirdiği açık ve kapalı alanlar ile fuar alanlarının gerektirdiği açık ve kapalı alanlar ve bu alanların büyüklükleri, yol ve otopark ihtiyaçları birbirinden farklı olacaktır. Bu tür ekolojik ve tarihsel özgünlükleri olan bir bölge içinde önerileri bir park alanında hangi kullanımların olabileceğinin ve olamayacağının üst ölçekli planda net biçimde belirlenmemesi, olumsuz sonuçlara neden olabilir. Dolayısıyla üst ölçekli çevre düzeni planında, bu tür bir alanda öngörülen bir park kullanımındaki yapılaşma koşulunun denetlenmesi ve gerekli tedbirlerin tanımlanması gerekir. Kaldı ki, 11 km. boyunca uzanan Pamucak sahili, arkasındaki doğal peyzaj ile bütünlük oluşturmakta ve kesintiye uğramayan bir silüet değeri göstermektedir. Bu durum yukarıdaki hava fotoğrafında da görülmekte olup (Şekil 18), keşif esnasında da gözlenmiştir. Sahilden çekilmiş fotoğraflara bu raporun daha önceki kısımlarında yer verilmiştir. Alana özgü ekolojik nitelikleri dikkate almayan bölge parkı kararı, çevre düzeni planlarının temel yaklaşımı olması gereken koruma-kullanma dengesinin sağlanması ilkesine ve doğal, tarımsal ve tarihi alanların korunması ilkesine aykırılık taşımaktadır. Dava konusu plan içinde Turizm Tesis Alanının doğu tarafında, Küçük Menderes Nehri ve Efes Antik Kenti arasında, doğal sit statüsüne sahip bir alanda bir Bölge Parkı kullanımı kararı daha mevcuttur. Kurulumuzun yukarıdaki değerlendirmesi bu alan için de geçerlidir. Uluslararası öneme sahip Efes Antik Kentinin içinde bulunduğu bağlamın tarihsel ve dağal değerlerinin gözetilmemesi, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmamaktadır.
Bilirkişi Kuruluna sorulan sorular arasında bulunan “Havza ve bölge bazında korunması gereken bölgeler, hassas bölgeler, ekosistemler ile ekolojik varlıkları gösteren, imar yapılaşma ve yerleşme sonucu ortaya çıkabilecek çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik bir plan niteliği taşıyıp taşımadığı ile ekolojik amaçlı olup olmadığının” değerlendirilmesi konusu bulunmaktadır. Küçük Menderes Deltası, önemli bir doğa alanı, ekolojik açıdan hassas ve uluslararası anlaşmalar ve yasal mevzuat gereğince koruma altına alınmış bir alandır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının havzada getirdiği bölge parkı önerisini açıklarken “bu planda önerilen kullanım kararları bu alanların tamamının yapılaşmaya açılacağını göstermemekte olup, bu alanda uygulamaların ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerekmektedir” demektedir. Davacı dilekçesinde ise “Bölge parkı, büyük kentsel yeşil alan, rekreasyon alanı, gezi dinlenme. eğlence alanı, pasif yeşil alanlar alarak belirlenmesinin, diğer korunması yapılaşmasının gereken kıyı bölgelerinin turizm alanları olarak belirlenmesinin, bölgenin yapılaşmasının önünün açılmasının, koruma altındaki sulak alan, yahan hayatı koruma sahası, diğer sit alanları ve arkeolojik alanları tehdit eder nitelikte” olduğunu belirtmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi, elbette ki bir bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan kullanımı, bir kentin/bölgenin yeşil sisteminin önemli bir bileşeni olabilir ve planlama süreçlerinde desteklenen bir karardır. Ancak, burada belirleyici olan, söz konusu kararın üretildiği bağlamdır. Bir bölge parkı kararı, önemli bir doğa alanı, orman alanı sulak alan, mutlak tarım alanı gibi özgün karaktere sahip alanların bu niteliklerini değiştirerek elde edilmemelidir. Bilirkişi Kurulumuz, uyuşmazlığa konu taşınmazlara verilen bölge parkı fonksiyonunun, alanın doğal özelliklerini olumsuz etkileyeceği, mutlak tarım alanlarına, sulak alanlara ve korunması gereken diğer alanların korunması esasına aykırılık içerdiği görüşündedir." görüş ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Uyuşmazlık konusu planla getirilen bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan kullanımının bulunduğu alanın, doğal sit alanı olarak büyük bölümünün tarım arazisi niteliğinde olduğu ve bir kısmının da sulak alanın devamı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu çevre düzeni planının 4.4.1 sayılı maddesinde, bölge parkı/büyük kentsel yeşil alanlar; kentte yaşayanların spor, dinlenme, gezinti ve eğlence ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kentsel aktif ve pasif yeşil alanlardır şeklinde tanımlanmış, 8.5.1 sayılı maddesinde bu alanlarda bölgenin doğal nitelikleri gözönüne alınarak kullanım türleri ve yapılaşma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenmek üzere temalı parklar, spor alanları, fuar ve rekreasyon alanları vb. gibi kullanımların yer alabileceği, 8.5.2 sayılı maddesinde bu alanlar için bütüncül özel proje çalışmalaranının yapılmasının zorunlu olduğu, 8.5.3 sayılı maddesinde, yerleşme alanları içindeki aktif yeşil alanların dağılımının 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerindeki standartlar çerçevesinde belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Plan notlarının 7.20. sayılı maddesinde ise, "Bu plan sınırları içinde -özel kanunlara tabi alanlar dahil- bu planın ilkeleri doğrultusunda yapılacak alt ölçekli planlarda, ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınarak koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan hassas alanların gösterilmesi zorunludur. bu alanlarda, ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenen koruma kararlarına göre işlem yapılacaktır" hükmüne yer verilmiş, Tarım Arazileri başlıklı 4.44. sayılı maddesinde “Toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup halihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazilerdir.” şeklinde tanımlanmış ve beş alt bentte Mutlak Tarım Arazileri, Özel Ürün Araziler, Dikili Tarım Arazileri, Marjinal Tarım Arazileri ve Örtü Altı Tarım Arazilerini tanımlamış, 8.7.1. sayılı maddesinde, 5403 sayılı kanun kapsamındaki tarım arazilerinin, 5403 sayılı toprak koruma ve arazi kullanımı kanunu ve ilgili yönetmeliğinde tanımlanan tarım arazileri sınıflarına ayrılmamış olup tarım arazilerinin sınıflaması, ilgili kurum ya da kuruluşlarca yapılacağı, 8.7.2. sayılı maddesinde, bu kapsamdaki tarım arazileri ve fiilen sulanan veya sulama projeleri ilgili kuruluşlar tarafından hazırlanmış ve yatırım programına alınmış/alınacak tarım arazilerinin tarımsal üretim amaçlı korunmasının esas olduğu, 8.7.3. sayılı maddesinde, yapılacak ifrazlarda 5403 sayılı toprak koruma ve arazi kullanım kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca işlem yapılacağı, 8.7.4. sayılı maddesinde, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı taleplerinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın izni çerçevesinde bu plan karar ve hükümlerine göre işlem yapılacağı, 8.7.6. sayılı maddesinde, zeytinlik alanlarda, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümlerinin geçerli olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu 30/12/2014 onay tarihli çevre düzeni planının plan açıklama raporunda da Küçük Menderes Deltası'nın ekolojik değer ve karşılaştığı çevresel problemlere dikkat çekilmiştir. Raporda (syf. 66) “Küçük Menderes Deltası: Uluslararası öneme sahip sulak alanlardan bir başkası olan Küçük Menderes Deltası, bir yandan Küçük Menderes Irmağında yaşanan kirlilik nedeniyle bozulma yaşarken, diğer yandan Küçük Menderes Irmağını besleyen dereler üzerinde başlatılan baraj çalışmaları nedeniyle risk altındadır. Diğer sulak alanlarda olduğu gibi, doğal sit olarak koruma altına alınmış olan sulak alanın bir bölümü Pamucak Turizm Merkezi sınırları içinde kalmaktadır. Turizm merkezi içinde geliştirilen kararların ve diğer etmenlerin yarattığı tehlikelerin giderilmesine ilişkin önlem önerileri çevre düzeni planı kararları arasında yer almıştır” denmektedir. Rapordaki ilgili önlem önerilerine ilişkin olarak (syf. 73) “Planlama bölgesi içerisinde yer alan Gediz, Bakırçay, Küçükmenderes Havzalarında su kaynaklarının korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması ve havza su kaynaklarında kirlenmenin önlenmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kurum ve kuruluşların işbirliği ile hazırlanan ve hazırlanacak olan Havza Yönetim Planlarında yer alan hususlar dikkate alınacaktır." ifadeleri yer almaktadır.
Bu kapsamda, dava konusu çevre düzeni planının bu kısmının, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının hedef, ilke, strateji ve kararlarına uygun olup olmadığının değerlendirilebilmesi için anılan plan kararının, yukarıda anılan plan notları ve plan açıklama raporu çerçevesinde irdelenmesi gerekmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporundaki tespitlerin plan notları ve raporu ile birlikte değerlendirilmesinden, Pamucak sahilinin, arkasındaki doğal ve ekolojik peyzaj ile bir bütünlük oluşturduğu, davalı idare tarafından, bölge parkı kararı ile bölgede doğal/açık alanların ve karasal ve sucul ekosistemlerin korunmasının amaçlandığı, kararın bölgenin yapılaşmasına yönelik olmadığı belirtilmişse de, planla öngörülen kullanımların bölgenin önemli bir doğa alanı, orman alanı, sulak alan, mutlak tarım alanı gibi niteliklerinin değişmesine neden olabileceği ve sonuçta alanın doğal özelliklerini olumsuz etkileyeceği anlaşıldığından, plan kararında koruma esaslarına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Dava konusu plan değişikliği ile getirilen Pamucak sahilinde yer alan turizm tesis alanı kullanımı yönünden KONUSU KALMAYAN DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oy çokluğuyla,
2.Dava konusu plan değişikliğinin Selçuk İlçesi Pamucak Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alan kullanımına ilişkin kısmının İPTALİNE oy birliğiyle,
3.Dava, kısmen iptal ve kısmen karar verilmesine yer olmadığı ile sonuçlandığından haklılık durumu gözetilerek davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği anlaşıldığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5.Posta gideri avansından varsa artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/06/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY (X) : Pamucak sahilinde yer alan turizm tesis alanı kullanımı yönünden;
Dava konusu planlama sahası içinde Küçük Menderes Nehri Deltası ve uluslararası öneme haiz sulak alan niteliğinde büyük bir alanı kapsayan sulak alan bulunmaktadır.
Sulak alan, tescilli doğal sit alanı vasfında ve aynı zamanda tescilli yaban hayatı koruma bölgesidir. Yine planlama sahası içinde özel mevzuatı ile koruma altına alınmış zeytinlikler bulunmaktadır.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; "Plan hükümlerinde yapılaşma koşulları belirtilmişse de, mecut durumda söz konusu turizm tesis alanı kullanımı içinde yapılaşmış olan tesislerin yapı ve kullanım ölçekleri beş yıldızlı ve benzeri konaklama tesisleri şeklindedir. Yukarıda açıklandığı üzere, bu alan iç içe geçen biricik ekolojik ve kültürel değerlere sahiptir ve büyük ölçekli yapılaşmalar alanın özellikleriyle bağdaşmamaktadır. Dava konusu planın Plan Açıklama Raporunda sunulan planlama seçeneklerinin (senaryolarının) ikincisinde Selçuk-Pamucak Turizm Merkezi için “turizm gelişmeleri hızlanacak, turizm ve golf yatırımları gerçekleşecek, bu gelişmelere bağlı olarak kent merkezinde ve turizm merkezi içinde ticari yaşam hareketlenecek, yerleşme yeni nüfus çekecektir” denmektedir. Yani, alanda bir golf sahasının yer alması, olası yatırım beklentileri içindedir. Havzada inşaat ve işletme süreçlerinde çevresel etkileri tespit edilen golf sahaları ve benzeri yapılaşma kararları, alanın tarihsel ve ekolojik hassasiyetlerine aykırı düşmektedir. Golf sahası ve benzeri yatırımlarının sonucunda, yüksek su tüketimi, toprak yapısının bozulması, su kaynaklarının kirletilmesi, pestisitlerin, ağır metallerin suya ve toprağa karışması gibi ekolojik sorunlar tetiklenecektir. Bu nedenle kurulumuz, söz konusu kullanımı “koruma-kullanma dengesinin” sağlanması ilkesine aykırı bulmuş ve olumsuz olarak değerlendirmiştir." tespitlerine yer verilmiştir.
Bu durumda, alanın yakın komşuluğunda arkeolojik sit alanı, doğal sit alanı ve ağaçlandırılacak alanların bulunduğu, dava konusu çevre düzeni planındaki söz konusu kullanımın, ekolojik dengeyi ve ekosistemin sürekliliğini zedeleyeceği, bölgenin tüm ekolojik hassasiyetleri, tarihi, kültürel yapısı, orman alarları, tarım arazileri, sulak alanlar ve kıyı özellikleri göz önüne alındığında uyuşmazlık konusu alanda öngörülen turizm tesis alanı kullanımının planlamaya aykırı olduğu gerekçesiyle bu kısım yönünden iptali gerektiği oyuyla aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.