T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/10001
Karar No : 2023/4340
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN ÖZETİ :… İli, … İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 12.10.2020 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki …. İdare Mahkemesinin 16/06/2021 tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine 03/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X)
Dava, … İli, … İlçesi, … Mahallesi, …a parsel sayılı taşınmaza ilişkin hazırlanan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 12.10.2020 tarihinde onaylanıp 08.01.2021-08.02.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planınına karşı davacı tarafından 08.02.2021 tarihinde yapılan itirazın zımnen reddi üzerine 07.06.2021 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.
İdari bir karar münhasıran davacıyı etkileyebileceği gibi, uyuşmazlığın niteliğine göre vatandaş veya belde sakinini de etkileyebilmektedir. Nitekim çevre ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatlarıyla belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüştür.
İdare Mahkemesince yapılan değerlendirmede, davacının Beykoz ilçesinde bulunan bir adet taşınmazının TAKBİS kayıtları incelendiğinde, davacının planlara konu parsel üzerinde herhangi bir mülkiyet bağının bulunmadığı, anılan parsel ile davacının taşınmazı arasında davacının menfaatini etkileyecek ölçüde bir yakınlığının bulunmadığı ayrıca davacının ilçe belediye meclisi üyeliği sıfatının da geçmiş dönemin sonunda sona erdiği dava konusu işlemlerle doğrudan kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisi kurulamadığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verdiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davacının dava dilekçesindeki iddiaları ile uyuşmazlık konusu plana yapılan itirazın içeriği incelendiğinde, planlama alanının doğal sit alanı olduğu, etrafının orman alanlarıyla çevrili olduğu ve tarımsal niteliği olan bir bölgenin dava konusu planlamayla yapılaşmaya açıldığı iddiaları ile bakılmakta olan davanın açıldığı ve davacının uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu Beykoz ilçesinde ikamet ettiği anlaşıldığından, davanın konusu çevrenin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren bir konu olduğu ve bunun gibi konularda Danıştay içtihatlarıyla belde sakini olmanın dava açmak için yeterli olduğu gözetildiğinde davacının iptali istenilen işlemle arasında meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu, dolayısıyla bakılan davada ehliyetli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince davanın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.