T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/10504
Karar No : 2023/1505
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi Ticaret Ltd. Şti.
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kaymakamlığı
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; İzmir ili, Kiraz ilçesi, … Mahallesi adresinde bulunan, davacı şirkete ait işyerinden alınan tereyağı numunesinde bitkisel yağ tespit edildiğinden bahisle, 5996 sayılı Kanunun 24. maddesinin 4. fıkrasına muhalefet etmekten, aynı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasının (I) bendi uyarınca 13.304,00-TL para cezası verilmesine ilişkin … günlü, … sayılı işlem ile aynı Kanun'un 22. maddesinin 2. fıkrası gereğince söz konusu ürünlerin toplatılmasına ilişkin … günlü, … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacı şirkete ait üründen alınan numune üzerinde yapılan analiz sonucunda bitkisel yağ tespit edildiğinden, davacı şirkete 5996 sayılı Kanun uyarınca 13.304,00-TL para cezası verilmesine ve söz konusu ürünlerin toplatılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; şirkete ait işyerinden alınan aynı ürüne ilişkin numuneler arasında yapılan analizlerde farklı sonuçların ortaya çıktığı, bu durumun yapılan analizlerin hukuka aykırılığını açıkça ortaya koyduğu, bu nedenle Mahkemece özerk bir kuruluşta ürünlerin analizlerinin yaptırılarak karar verilmesi gerektiği, söz konusu inceleme yapılmaksızın verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; 5996 sayılı Kanun uyarınca resmi kontrollerle ilgili numune analizlerinin Bakanlık laboratuvarında veya Bakanlıkça onay verilen diğer laboratuvarlarda yapılabileceği, bunun dışında ilgili ürünler bakımından yeniden inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu ve istemin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay (Kapatılan) Onyedinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulu'nun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Onuncu Dairesine gönderilen, daha sonra anılan Daire tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Temyize konu kararın, 5996 sayılı Kanun'un 22. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tesis edilen ürün toplatılması kararı ile 40. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi uyarınca verilen para cezasının iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dilekçeler Üzerinde İlk İnceleme” başlıklı 14. maddesinde, "dava dilekçelerinin maddenin 3. fıkrasında belirtilen hususlar bakımından sırasıyla inceleneceği" belirtilmiş; adı geçen Kanunun “İlk İnceleme Üzerine Verilecek Karar” başlıklı 15. maddesinin 1/a bendinde ise, "ilk incelemede 14. maddenin 3/a bendinde belirtilen görev hususuna aykırılık görülmesi halinde adli (...) yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği" hükmüne yer verilmiştir.
5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 22. maddesinin 2. fıkrasında, "Gıda ve yem işletmecisi ürettiği, işlediği, ithal ettiği, satışını veya dağıtımını yaptığı bir ürününün, gıda ve yem güvenilirliği şartlarına uymadığını değerlendirmesi veya buna ilişkin makul gerekçelerinin olması durumunda, söz konusu ürünü kendi kontrolünden çıktığı aşamadan başlamak üzere, toplanması için gerekli işlemleri derhal başlatmak ve konu ile ilgili Bakanlığı bilgilendirmek zorundadır. Gıda ve yem işletmecisi, ürünün toplanması gerektiğinde, toplanma nedeni hakkında tüketiciyi veya kullanıcıyı doğru ve etkin olarak bilgilendirmek ve gerekli hâllerde, insan sağlığını korumaya yönelik alınacak tedbirlerin yeterli olmaması durumunda, tüketiciye veya kullanıcıya ürünün iadesi için çağrıda bulunmak zorundadır." hükmüne yer verilmiş, yine aynı Kanun'un 40. maddesinin 1. fıkrasının (I) bendinde de; 24 üncü maddenin dördüncü fıkrasına aykırı olarak taklit veya tağşiş yapanlara onbin Türk Lirası idari para cezası verileceği, taklit ve tağşiş edilmiş ürünlere el konulacağı ve mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceği düzenlenmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanun'un; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanır." hükmüne; "Yaptırım türleri" başlıklı 16. maddesinde; "Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir. İdari tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir." düzenlemesine; anılan Kanun'un “Başvuru yolu” başlıklı 27/1. maddesinde de, "İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir" hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
5996 sayılı Yasa’nın mevcut halinde idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.
Dava konusu olayda; uyuşmazlığın, davacı şirkete ait işyerinde yapılan denetimde alınan numunelerin analizleri sonucunda numunelerin bitkisel yağ yönünden Türk Gıda Kodeksine aykırı olduğundan bahisle 5996 sayılı Kanun'un 24. maddesinin 4. fıkrasına muhalefet etmekten, aynı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasının (I) bendi uyarınca 13.304,00-TL para cezası verilmesi ile aynı Kanun'un 22. maddesinin 2. fıkrası gereğince söz konusu ürünlerin toplatılmasına ilişkin işlemlerden kaynaklandığı, bu haliyle dava konusu işlemlerin 5326 sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım niteliğinde işlemler olduğu, 5996 sayılı Kanunda ise idari yaptırımlara karşı itiraz konusunda görevli Mahkemenin gösterilmediği, Kabahatler Kanunu'nun 5560 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinde ise idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerin, diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmaması halinde uygulanacağının açıkça belirtilmiş olması karşısında, uyuşmazlığın 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3. ve 27/1. maddeleri gereği adli yargı bünyesinde bulunan Sulh Ceza Hâkimliğince çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin benzer nitelikteki 30/09/2019 günlü, E:2019/541, K:2019/536 sayılı kararında bu tür uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu yönündedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek bir karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.