T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/10836
Karar No : 2023/4704
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av…
2-… Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … İli, … İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 04.10.2012 tarihinde onaylanan ... İlçesi ... Kentsel Tarihi, Kentsel Arkeolojik, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…, sayılı kararda; yerinde yatırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden 04.10.2012 tarihinde onaylanan ... İlçesi .... Kentsel Tarihi, Kentsel Arkeolojik, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında dava konusu taşınmazın bir kısmının ... ilçesinde öngörülen ada içi yeşil alan formundaki park alanında, bir kısmının ise konut alanında kaldığı, üst ölçekli 1/5000 Ölçekli ... İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel, Tarihi, Kentsel Arkeolojik, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile uyumlu olduğu, belirlenen park fonksiyonunun sosyal donatı standartlarını arttırarak yapılaşma ve nüfus yoğunluğu getirici ve ulaşımı arttırıcı niteliği bulunmadığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava konusu taşınmazla beraber bir kısım taşınmazı daha kapsayan park alanının büyüklüğü gereği nazım imar planında gösterilmesi gereken bir park alanı olduğu, üst ölçekli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planında konut alanında kalan taşınmazın, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında park olarak belirlenmesinin plan hiyerarşisi ile planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun düşmediği, dava konusu taşınmazı da kapsayan park alanında yer alan İstanbul ili, ... İlçesi, Haydar Mahallesi, 2180 ada, 18 parsel sayılı taşınmaza verilen park alanı işlevi bakımından dava konusu planın iptali istemiyle açılan davada, uygulama imar planı ile nazım imar planı arasında uyumsuzluğun bulunduğu gerekçesiyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planın iptaline dair … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 08/03/2018 tarih ve E:2016/2291, K:2018/2090 sayılı kararı ile onandığı ve karar düzeltme isteminin de yine Danıştay Altıncı Dairesinin 14/09/2021 tarih ve E:2018/7542, K:2021/9402 sayılı karar ile reddedildiği belirtilerek dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN … BAKANLIĞI'NIN İDDİALARI : Dava konusu taşınmazı da kapsayan park alanında yer alan … ili, … İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz bakımından dava konusu planın iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilen iptale ilişkin kararın işbu davaya emsal teşkil edemeyeceği, zira bu taşınmazın yoldan cephe almakta olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazın ise park alanı olarak belirlenen alanın bir parçası olduğu ve park fonksiyonunun iptaline karar verilmesi durumunda ada içi formundaki parkın bütünselliği bozulacağından temyize konu kararın planlama ilke, esas ve tekniklerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN ... BELEDİYE BAŞKANLIĞININ İDDİALARI : İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasay uygun olduğu belirtilerek davalıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ :Diğer imar planlarından bağımsız, ayrı bir kanunla ve özel olarak düzenlenen koruma amaçlı imar planları, plan hiyerarşisi doğrultusunda, üst ölçekli imar planlarının getirdiği ölçütler de dikkate alınarak kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu, özgün dokuya sahip alanların korunmasına yönelen ve bu yönde alınan kararlardan oluşmaktadır. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, bu kararlar alınırken, koruma alanında yaşayan bireylerin sağlıklı bir çevrede, sosyal donatı düzeylerinin artırılarak daha özenli kentsel ortam koşullarında yaşamaları da hedeflenmektedir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında dava konusu taşınmazla beraber bir kısım taşınmazı daha kapsayan park alanının büyüklüğü gereği nazım imar planında gösterilmesi gereken bir park alanı olduğu, üst ölçekli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planında konut alanında kalan taşınmazın, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planın park olarak belirlenmesinin plan hiyerarşisi ile planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun düşmediği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi uyarınca, uygulama imar planlarının nazım imar planlarına uygun olarak hazırlanması esas olmakla birlikte, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, park gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını arttırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonların uygulama imar planlarında ayrılmasının, üst ölçekli nazım imar planlarına aykırılık teşkil etmeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, kanunda özel olarak düzenlenen koruma amaçlı imar planlarının kendine özgü niteliği dikkate alınarak dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının üst ölçekli planı niteliğindeki 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının I-25 maddesinde, ölçek nedeni ile plana aktarılamayan donatı alanları 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarında gösterileceği, plan üzerinden kesin ölçü alınamayacağı ve donatı sınırları mülkiyet kadastral doku hassasiyetinde 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarında kesinleşeceği hususları hüküm altına alınmıştır.
Yer verilen plan hükmü kapsamında da dava konusu taşınmazın tamamının yüz ölçümünün 134m2 büyüklüğünde olduğu ve park kullanım kararının bir kısmına denk geldiği, boyutları gereği, nazım imar planı ölçeğinde gösterilemeyecek nitelikte olduğu ve davanın konusunun park alanının tamamının değil parsel özelinin oluşturması göz önüne alındığında dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının üst ölçekli planı niteliğindeki 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile uyumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
İlaveten, temyize konu kararda, dava konusu taşınmazı da kapsayan park alanında yer alan İstanbul ili, ... İlçesi, Haydar Mahallesi, 2180 ada, 18 parsel sayılı taşınmazın park işlevi bakımından dava konusu planın iptali istemiyle açılan davada, uygulama imar planı ile nazım imar planı arasında uyumsuzluğun bulunduğu gerekçesiyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planın iptaline dair … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 08/03/2018 tarih ve E:2016/2291, K:2018/2090 sayılı kararı ile onandığı ve karar düzeltme isteminin de yine Danıştay Altıncı Dairesinin 14/09/2021 tarih ve E:2018/7542, K:2021/9402 sayılı karar ile reddedildiği belirtilmişse de, sözü geçen 2180 ada, 18 parsel sayılı taşınmaz yönünden 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline ilişkin kararda, "dava konusu taşınmaz üzerinde öncesinde korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenen, sonrasında yanan bir yapı bulunduğu, yukarıda metni verilen uygulama imar planı notlarında da belirtildiği üzere, öncesinde var olup sonrasında ortadan kalkan kültür taşınmaz varlıklarının ilgili röleve ve projeler vasıtasıyla inşa edilerek tekrar kamuya kazandırılması gerektiği, taşınmazdaki mevcut yapının ise restorasyon ve restitüsyon projelerinin henüz hazırlanmadığı, bu doğrultuda anılan yapının oturum alanı ve ölçütlerinin henüz belirli olmadığı, dolayısıyla söz konusu yapının parselin park alanına ayrılan kısmına denk gelip gelmediğinin anlaşılamadığı, bu doğrultuda, dava konusu planın hukuki geçerlilik kazanmasının ardından anılan yapıya ait proje hazırlandığında taşınmazın bir kısmının park alanına denk gelmesi halinde yapının inşasının mümkün olmayacağı" ifadelerine yer verilmiştir.
İşbu uyuşmazlıkta ise, dosyada yer alan imar planı paftalarının incelenmesinden, dava konusu taşınmaz üzerinde korunması gereken bir kültür varlığı bulunmadığı, park alanı ile konut alanının birbiriyle çakışmadığı, 2180 ada, 18 parsel sayılı taşınmaz gibi yola herhangi bir cephesinin bulunmadığı, davanın konusunu oluşturan taşınmazın daha büyük bir park alanının parçası olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, dosyada yer alan bilirkişi raporuna göre, planlama alanı bütününde park alanı kullanımına yönelik yeşil alan miktarının imar mevzuatıyla belirlenen standartların altında kaldığı, sosyal donatı standartlarını arttırma açısından dava konusu uygulama imar planı ile taşınmazda belirlenen ada içi formundaki park kullanım kararı ile çevrede yaşayanların donatı ihtiyaçlarının kısmen de olsa giderildiği görülmekte, böylece Tarihi Yarımada'da yetersiz durumda bulunan kişi başına düşen yeşil alan ve donatı ihtiyacının artırıldığı gözlemlenmektedir. İlaveten, taşınmazın park alanı olarak ayrılan kısmının daha büyük bir park alanının parçası olduğu, park bütünselliğinin bozulmaması açısından da önem taşıdığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu koruma amaçlı uygulama imar planı ile sosyal donatı alanları da gözetilerek Tarihi Yarımada'ya özgü mimari dokunun korunduğu sonucuna varıldığından planlama esasları ve şehircilik ilkeleri, yasal mevzuat ile kamu yararı bakımından dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Dava Dairesi kararında isabet bulunmadığından temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : … İli, … İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bir kısmının park bir kısmının da konut alanı olarak belirlenmesine yönelik ... İlçesi Tarihi Yarımada Kentsel Tarihi, Kentsel Arkeolojik, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı 04.10.2012 tarihinde onaylanmıştır. Davacı tarafından, belirlenen park fonksiyonu nedeni ile öncesinde konaklama için kullandığı yapısının kullanılamaz hale geldiğinden bahisle görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise, koruma amaçlı imar planı; bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır.” şeklinde belirtilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24.maddesinin 2.fıkrasında; Nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü dikkate alınarak uygulama imar planlarında değiştirileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Diğer imar planlarından bağımsız, ayrı bir kanunla ve özel olarak düzenlenen koruma amaçlı imar planları, plan hiyerarşisi doğrultusunda, üst ölçekli imar planlarının getirdiği ölçütler de dikkate alınarak kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu, özgün dokuya sahip alanların korunmasına yönelen ve bu yönde alınan kararlardan oluşmaktadır. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, bu kararlar alınırken, koruma alanında yaşayan bireylerin sağlıklı bir çevrede, sosyal donatı düzeylerinin artırılarak daha özenli kentsel ortam koşullarında yaşamaları da hedeflenmektedir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında dava konusu taşınmazla beraber bir kısım taşınmazı daha kapsayan park alanının büyüklüğü gereği nazım imar planında gösterilmesi gereken bir park alanı olduğu, üst ölçekli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planında konut alanında kalan taşınmazın, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planın park olarak belirlenmesinin plan hiyerarşisi ile planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun düşmediği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi uyarınca, uygulama imar planlarının nazım imar planlarına uygun olarak hazırlanması esas olmakla birlikte, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, park gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını arttırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonların uygulama imar planlarında ayrılmasının, üst ölçekli nazım imar planlarına aykırılık teşkil etmeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, kanunda özel olarak düzenlenen koruma amaçlı imar planlarının kendine özgü niteliği dikkate alınarak dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının üst ölçekli planı niteliğindeki 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının I-25 maddesinde, ölçek nedeni ile plana aktarılamayan donatı alanları 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarında gösterileceği, plan üzerinden kesin ölçü alınamayacağı ve donatı sınırları mülkiyet kadastral doku hassasiyetinde 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarında kesinleşeceği hususları hüküm altına alınmıştır.
Yer verilen plan hükmü kapsamında da dava konusu taşınmazın tamamının yüz ölçümünün 134m2 büyüklüğünde olduğu ve park kullanım kararının bir kısmına denk geldiği, boyutları gereği, nazım imar planı ölçeğinde gösterilemeyecek nitelikte olduğu ve davanın konusunun park alanının tamamının değil parsel özelinin oluşturması göz önüne alındığında dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının üst ölçekli planı niteliğindeki 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile uyumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
İlaveten, temyize konu kararda, dava konusu taşınmazı da kapsayan park alanında yer alan İstanbul ili, ... İlçesi, Haydar Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın park işlevi bakımından dava konusu planın iptali istemiyle açılan davada, uygulama imar planı ile nazım imar planı arasında uyumsuzluğun bulunduğu gerekçesiyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planın iptaline dair … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 08/03/2018 tarih ve E:2016/2291, K:2018/2090 sayılı kararı ile onandığı ve karar düzeltme isteminin de yine Danıştay Altıncı Dairesinin 14/09/2021 tarih ve E:2018/7542, K:2021/9402 sayılı karar ile reddedildiği belirtilmişse de, sözü geçen 2180 ada, 18 parsel sayılı taşınmaz yönünden 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline ilişkin kararda, "dava konusu taşınmaz üzerinde öncesinde korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenen, sonrasında yanan bir yapı bulunduğu, yukarıda metni verilen uygulama imar planı notlarında da belirtildiği üzere, öncesinde var olup sonrasında ortadan kalkan kültür taşınmaz varlıklarının ilgili röleve ve projeler vasıtasıyla inşa edilerek tekrar kamuya kazandırılması gerektiği, taşınmazdaki mevcut yapının ise restorasyon ve restitüsyon projelerinin henüz hazırlanmadığı, bu doğrultuda anılan yapının oturum alanı ve ölçütlerinin henüz belirli olmadığı, dolayısıyla söz konusu yapının parselin park alanına ayrılan kısmına denk gelip gelmediğinin anlaşılamadığı, bu doğrultuda, dava konusu planın hukuki geçerlilik kazanmasının ardından anılan yapıya ait proje hazırlandığında taşınmazın bir kısmının park alanına denk gelmesi halinde yapının inşasının mümkün olmayacağı" ifadelerine yer verilmiştir.
İşbu uyuşmazlıkta ise, dosyada yer alan imar planı paftalarının incelenmesinden, dava konusu taşınmaz üzerinde korunması gereken bir kültür varlığı bulunmadığı, park alanı ile konut alanının birbiriyle çakışmadığı, 2180 ada, 18 parsel sayılı taşınmaz gibi yola herhangi bir cephesinin bulunmadığı, davanın konusunu oluşturan taşınmazın daha büyük bir park alanının parçası olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, dosyada yer alan bilirkişi raporuna göre, planlama alanı bütününde park alanı kullanımına yönelik yeşil alan miktarının imar mevzuatıyla belirlenen standartların altında kaldığı, sosyal donatı standartlarını arttırma açısından dava konusu uygulama imar planı ile taşınmazda belirlenen ada içi formundaki park kullanım kararı ile çevrede yaşayanların donatı ihtiyaçlarının kısmen de olsa giderildiği görülmekte, böylece Tarihi Yarımada'da yetersiz durumda bulunan kişi başına düşen yeşil alan ve donatı ihtiyacının artırıldığı gözlemlenmektedir. İlaveten, taşınmazın park alanı olarak ayrılan kısmının daha büyük bir park alanının parçası olduğu, park bütünselliğinin bozulmaması açısından da önem taşıdığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu koruma amaçlı uygulama imar planı ile sosyal donatı alanları da gözetilerek Tarihi Yarımada'ya özgü mimari dokunun korunduğu sonucuna varıldığından planlama esasları ve şehircilik ilkeleri, yasal mevzuat ile kamu yararı bakımından dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf talebinin kabulü ile, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/05/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.