T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/11103
Karar No : 2023/4385
DAVACI : …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı -
VEKİLİ : …, Hukuk Müşaviri
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (eski ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde 149,70 m2 bodrumlu tek katlı yapı için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesinin 08/07/2020 tarihli, ... sayılı yapı kayıt belgesi iptal tutanağı ile iptal edildiği hususunun bildirilmesine ilişkin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi; aynı parsel üzerinde 149,67 m2 bodrumlu tek katlı yapı için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesinin 08/07/2020 tarihli, ... sayılı yapı kayıt belgesi iptal tutanağı ile iptal edildiği hususunun bildirilmesine ilişkin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 06/10/2021 tarih ve ... sayılı işlemi; aynı parsel üzerinde 1513,24 m2'lik arsa alanı üzerinde 362 m'lik istinat duvarı, dolgu alanı, havuz, spor sahaları vb. bina niteliğinde olmayan havuz ve havuz terası niteliğindeki yapılar için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesinin iptal edildiği hususunun bildirilmesine ilişkin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi; aynı parsel üzerinde yapı kullanma izin belgesi bulunan yapı için eklentilerinden dolayı yapının tamamına (717,74 m2) yönelik yapılan başvuru üzerine 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesinin, uyuşmazlık konusu yapıya 31/12/2017 tarihinden sonra 3. katın ilave edildiği ve ilave imalatlar yapıldığı, yapının 2007 yılından 13/02/2018 tarihine kadar aynı şekliyle bulunduğu, buna karşın 13/02/2018 tarihinden sonra imalatlara başlanıldığının uydu görüntülerinden ve yerinde yapılan incelemeler sonucu tespit edildiği gerekçesiyle, yapı sahibine tebliğ tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15 gün içerisinde yapı kayıt belgesini sadece 31/12/2017 tarihinden önceki imalatları kapsayacak şekilde güncellemesi için süre verilmesine, verilen süre içerisinde İl Müdürlüğüne başvuru yapılarak güncelleme yapılmaması durumunda, yapı kayıt belgesi hakkında "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işlem yapılarak yapı kayıt belgesinin iptal edileceği hususunun davacıya bildirilmesine ilişkin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile anılan işlemlerin dayanağı niteliğindeki 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in, 20/09/2018 tarihli, 30541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ ile değişik 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” hükmünün iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (eski ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 03/01/2019 tarihli, ..., ..., ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerinin, anılan yapı kayıt belgelerine konu yapıların 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığından bahisle iptal edilmesine yönelik tesis edilen İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı işlemleri ile anılan parsel üzerinde bulunan yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgelerine konu yapıların bir kısmının 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığından bahisle, anılan başvurunun güncellenmesi gerektiği, aksi halde yapı kayıt belgesinin iptal edileceğinin bildirilmesine yönelik tesis edilen İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı; zira, anılan işlemleri tesis etmeye yetkili idarenin, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olduğu, bu konuda İzmir Valiliğine usulüne uygun olarak yapılmış bir yetki devrinin de bulunmadığı dikkate alındığında, İzmir Valiliğinin dava konusu işlemlerinde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı; kaldı ki, tespite konu yapıların 31/12/2017 tarihinden sonra inşa edilmediği ve belirtilen tarihten sonra yapıldığını gösteren bilgi ve belgelerin de davalı idare tarafından kendileri ile paylaşılmadığı, davalı idarenin belirttiğinin aksine uydu görüntüleri ile tespite konu yapıların yapım tarihlerinin kanıtlanmasının, söz konusu uydu görüntülerinin güncel olmaması nedeniyle mümkün olmadığı, yerinde inceleme yapılmadan tesis edilen İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün dava konusu işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Öte yandan, dava konusu İzmir Valiliği işlemlerinin dayanağı niteliğindeki "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrasının kapsamının dar ve yetersiz olarak belirlendiği, dava konusu düzenleme ile yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulacağına ilişkin düzenlemenin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesinin gerekçesinde yer alan "...Beyanı alan memur, beyanın doğruluğunu tahkik ve buna kanaat getirdikten sonra resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise...bunu yerine getirmediği takdirde suç oluşmaz." ibaresi göz önüne alındığında, hukuka aykırı olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesinde düzenlenen suçun, dava konusu Tebliğ'de yer alan yapı kayıt belgesi düzenlenmesi sırasındaki beyan kapsamında oluşmasının hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle ortada ihbar edilecek bir suçun da bulunmadığı; öte yandan yapı kayıt belgesi bedelinin iade edilmeyeceğine yönelik düzenlemenin, yasal bir dayanağının bulunmadığı ve ilk kez düzenleyici işlem ile bu yönde bir kural getirilmesinin mümkün olmadığı; sonuç olarak dava konusu İzmir Valiliği işlemlerinin dayanağı niteliğindeki "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI :
1- Davalı … Bakanlığı tarafından, öncelikle, usule ilişkin olarak, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği ve her bir idari işleme karşı ayrı ayrı dava açılması gerektiği ileri sürülmektedir. Esasa gelinecek olursa 3194 sayılı İmar Kanunu'nu geçici 16. maddesinde, yapı kayıt belgesi alamayacak alan ve yapıların belirlendiği, ayrıca söz konusu belgenin 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar hakkında alınabileceğinin anılan Kanun hükmünde açıkça düzenlendiği, Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 10. maddesinin birinci fıkrasında, yapı kayıt belgesi verilmesine ilişkin iş ve işlemlerin Bakanlık tarafından denetlenebileceği kuralına yer verildiği, bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Tebliğ'in 10. maddesinin birinci fıkrasında yer alan denetleme yetkisine yönelik inceleme ve yapı kayıt belgesinin iptaline ilişkin iş ve işlemlerin Bakanlık taşra teşkilatında Valilikler bağlı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinde yürütülmesinin uygun görüldüğü ve yapı kayıt belgelerinin iptaline ilişkin işlemlerin yapılmasına ilişkin Valiliklere sistem üzerinden yetki devri yapıldığı; belirtilen çerçevede 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı tespit edilen uyuşmazlık konusu yapılar hakkında düzenlenen yapı kayıt belgelerinin iptal edilmesine ve iptal edileceğinin bildirilmesine yönelik tesis edilen dava konusu Valilik işlemleri ile bu işlemlerin dayanağı niteliğindeki "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenleme ile yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, yapı kayıt belgesinin iptal edilerek, belgenin sağlamış olduğu hakların geri alınacağı, yapı kayıt belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedelin iade edilmeyeceğine ve yapı kayıt belgesi düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında suç duyurusunda bulunulacağına yönelik getirilen kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
2- Davalı İzmir Valiliği tarafından, öncelikle, usule ilişkin olarak, idarelerinin düzenleyici işleme ilişkin kısım yönünden hasım mevkiinden çıkartılması gerektiği ileri sürülmektedir. Esasa gelinecek olursa, İzmir İlinde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi kapsamında alınan yapı kayıt belgelerine konu yapılarda inceleme yapılmasının, Bakanlık Makamının … tarihli, … sayılı oluru ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının … tarih ve … sayılı görev emri uyarınca yerine getirildiği; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca yapı kayıt belgesinin ancak 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar hakkında verilebileceği, bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda tespite konu yapıların 31/12/2017 tarihinden sonra inşa edildiğinin idarelerince tespit edildiği, bu nedenle yapı kayıt belgelerinin iptal edilmesine yönelik idarelerince tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in, 20/09/2018 tarihli, 30541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ ile değişik 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır," ve "...ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” ibareleri yönünden Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda davanın reddine; "...Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresi yönünden Dairemiz kararının Üye … ve Üye …'ın karşı oylarında belirtilen gerekçe doğrultusunda dava konusu işlemlerin iptaline; İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve 06/10/2021 tarihli, ... sayılı işlemleri yönünden Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda davanın reddine; İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi yönünden ise Başkan Vekili Ahmet ARSLAN'ın karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek bilirkişi raporu ile dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi ve bunun sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir İli, Urla İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, … ( eski ... ada, … ) parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapılar için 03/01/2019 tarihinde düzenlenen yapı kayıt belgelerinin iptaline dair ... tarih ve ... -... sayılı, ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... -... sayılı İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemlerinin ve yine anılan il müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemlerin dayanağı olan 06/06/2018 günlü, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı Tebliğin 8. maddesinin 2. Fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı İdarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının usule ilişkin iddaları yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı Olur'u ve Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının … tarihli ve … sayılı Görev Emri uyarınca Bakanlık Müfettişliğince yürütülen Urla İlçesi'ndeki uyuşmazlık konusu parselin de bulunduğu taşınmazlara ilişkin yapılan incelemede; ,İzmir İli, Urla İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, … ( eski ... ada, … ) parsel sayılı taşınmaza ilişkin 4 adet yapı kayıt belgesinin düzenlenmiş olduğu, https://gorbis.cbs.gov.tr/turkiye/ adresi ve Google earth pro uydu görüntüleri üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; 14/04/2018 tarihli Google earth pro uydu görüntüsü 1 adet yapı(ana yapı) varken 08/02/2020 tarihli Google earth pro uydu görüntülerinde parsel üzerinde birçok yapılaşma ve 14/04/2018 tarihinde görülen yapının genişlediği yapıya bir çok ilavenin yapıldığının gözlemlendiği, 3194 sayılı İmar Kanununun Geçici 16. Maddesine dayanılarak çıkarılan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esasları başlıklı Tebliğin 8.maddesinin 2 fıkrası uyarınca , ... tarih ve ... Başvuru Numaralı, ... Belge No.lu Yapı Kayıt Belgesinin , ... tarih ve ... Başvuru Numaralı, ... Belge No.lu Yapı Kayıt Belgesinin , ... tarih ve ... Başvuru Numaralı,... Belge No.lu Yapı Kayıt Belgesinin 31/12/2017 tarihinden sonra yapılmış yapılara ilişkin olmaları nedeniyle iptallerine,; ... tarih ve ... Başvuru Numaralı ve ... Belge Numaralı yapı kayıt belgesine konu yapının 31/12/2017 tarihinden sonra ilave imalatları nedeniyle 2 ay(60 gün) ilave imalatların kaldırılması için süre verilmesine 08/07/2020 günlü,... sayılı İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce Yapı Kayıt Belgesi iptal tutanağının düzenlendiği,bu tutanağa dayanılarak
1- İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... -... sayılı işlemiyle 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan bir yapı için düzenlenen ... tarih ve ... Başvuru Numaralı, ... Belge No.lu Yapı Kayıt Belgesinin iptaline
2- İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... ... sayılı işlemiyle 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan bir yapı için düzenlenen ... tarih ve ... Başvuru Numaralı, ... Belge No.lu Yapı Kayıt Belgesinin iptaline
3- İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle ; ... tarih ve ... Başvuru Numaralı ve ... Belge Numaralı yapı kayıt belgesine konu yapıya 31/12/2017 tarihinden sonra 3.katın ilave edildiği ve ilave imalatlar yapıldığı 2017 yılından 13/02/2018 tarihine kadar yapının aynı şekliyle bulunduğu ancak 13/02/2018 tarihinden sonra imalatlara başlandığı uydu görüntülerinden ve yerinde yapılan incelemeler sonucu tespit edildiği, bu yazının yapı sahibine tebliğ edildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere 15 gün içerisinde yapı kayıt belgesinin sadece 31/12/2017 öncesi imalatları kapsayacak şekilde güncellenmesi için İl Müdürlüğüne başvurulması durumunda geçerli olacağı, verilen sürede yerine güncellenmesi için başvurulmaması durumunda yapı kayıt belgesi hakkında ilgili Tebliğin 8. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince işlem yapılarak yapı kayıt belgesinin iptal edileceği, 31/12/2017 tarihi sonrasında yapılan ilave imalatlar/aykırılıklar yapı kayıt belgesine konu edilemeyeceğinden, 31/12/2017 tarihi sonrası yapılan aykırılıklara ve yapı kayıt belgesine konu olmayan imalatlara ilişkin ilgili belediyesince 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri doğrultusunda işlem tesis edileceğine
4- İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün... tarih ve ... -... sayılı işlemiyle; 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan bir yapı içindüzenlenen ... tarih ve ... Başvuru Numaralı,... Belge No.lu Yapı Kayıt Belgesinin iptaline
karar verilerek davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından anılan işlemlerle bu işlemlerin dayanağı olan 06/06/2018 günlü, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı Tebliğin 8. maddesinin 2. Fıkrasının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle Çevre ,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın taşra birimi olan çevre şehircilik il müdürlüğünce tesis edilen işlemlerde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
18/05/2018 günlü, 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı "Vergi ve Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen Geçici 16. maddesinde, "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebileceği, başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususların Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedileceği, Yapı Kayıt Belgesinin yapının kullanım amacına yönelik olduğu, Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabileceği, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun (İptal ibare: Anayasa Mahkemesinin 24/9/2020 tarihli ve E.:2019/21; K.:2020/51 sayılı Kararı ile) (…) uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapıların bu madde hükümlerinden yararlandırılmayacağı, Yapı Kayıt Belgesinin, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olduğu, Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümlerinin uygulanacağı, yapının depreme dayanıklılığı hususunun malikin sorumluluğunda olduğu, bu madde hükümlerinin, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmayacağı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca çıkarılan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı Tebliğ ile yapı kayıt belgesine ilişkin başvuru usulü, yapı kayıt belgesi bedelinin hesaplanma yöntemi ve ödeme yeri, yapı kayıt belgesinin kullanım yerleri, Hazineye ve belediyelere ait taşınmazlarda bulunan binalara yapı kayıt belgesi verilmesi halinde bu taşınmazların yapı kayıt belgesi sahiplerine satışına ilişkin koşullar, yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar, yapı kayıt belgesinin geçerlilik süresi ile yapı kayıt belgesinin denetimi düzenlenmiştir.
Dava konusu tebliğin yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, tebliğin dayanağı olan 3194 sayılı İmar Kanununun Geçici 16. maddesinde yer alan
düzenlemeye paralel olarak fıkra hükmünde sayılan alanlarda bulunan yapılar hakkında yapı kayıt belgesi düzenlenemeyeceği belirtilmiş, maddenin iptali istenilen 2. fıkrasında ise, "(Değişik:RG-20/9/2018-30541) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur." hükmü yer almıştır.
Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca, yönetmeliklerin, Anayasa, kanun, tüzük ve hukukun genel ilkelerine aykırı hükümler içermemesi gerekmektedir. Bu hükümden hareketle, normlar hiyerarşisi ilkesi gereğince alt düzenleyici işlem niteliğindeki tebliğlerin de kendisinden daha üst konumda bulunan ve/veya dayanağını oluşturan bir norma aykırı nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.
İmar Kanununun Geçici 16. maddesi ile aktif deprem kuşağında yer alan Ülkemizde maddede belirtilen alanlarda 31/12/2017 tarihinden önce mevzuata aykırı şekilde inşa edilen yapıların tespit edilerek afet risklerine hazırlık yapılması amaçlanmış ve bu kapsamda yapı sahibinin beyanı esas alınarak yapıların kayıt altına alınması yöntemi benimsenmiş, tahsil edilecek bedellerin şehirlerin dönüşümünde ve inşasında kullanılacağı hükme bağlanmış, yapı kayıt belgesi ile yapının yeniden yapılması veya kentsel dönüşüm uygulamasına karar verilene kadar ilgililere bazı haklar tanınmıştır.
Anılan düzenlemede hangi yapılara yapı kayıt belgesi verilemeyeceği sayıldığından, ilgilinin hatalı beyanı veya gerçeğe aykırı bilgi ve belgeye dayanılarak madde hükümlerinden yararlanamayacağı belirtilen alanlarda kalan yapılar için yapı kayıt belgelerinin düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde idarece, yasa hükmüne aykırı olarak düzenlenmiş olan yapı kayıt belgesinin iptal edilebileceği tabii olup, dava konusu tebliğin 8. maddesinin iptali istenilen 2. fıkrasında yer alan, "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır" ifadesinde 3194 sayılı Yasanın Geçici 16. maddesine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Tebliğin iptali istenilen 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan " Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez" ibaresine gelince; düzenleme yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar için belge verildiğinin saptanması halinde uygulanması öngörülen idari bir yaptırım niteliği taşımaktadır.
Anayasa'nın 38. madde hükmünde yer alan suç ve cezalarda kanunilik ilkesi ceza hukukunda olduğu gibi idari yaptırımlarda da uygulanması gereken bir ilkedir. Buna göre idari yaptırımların yasal düzenleme ile açıkça gösterilmesi veya kapsam ve koşullarının yasa ile belirlenerek, ayrıntılı düzenlemenin genel düzenleyici işlemlere bırakılması gerekmektedir.
Dava konusu tebliğin dayanağı olan 3194 sayılı İmar Kanununun Geçici 16. maddesinde yapı kayıt belgesi verilmesi koşulları ve hangi yapılara yapı kayıt belgesi verilemeyeceği düzenlenmiş olmakla birlikte, yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi durumunda ödenmiş olan bedelin iade edilip edilmeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Yapı kayıt belgesinin ilgilinin beyanı üzerine düzenlendiği göz önünde bulundurulduğunda, yapı kayıt belgesi alamayacak yapılar için yasaya aykırı olarak belge düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde ilgilinin gerçeğe aykırı beyanı nedeniyle yaptırım uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı düşünülebilirse de; İmar Kanununun Geçici 16. maddesinde yapı kayıt belgesinin iptali halinde bedelinin iade edilmeyeceğine ilişkin bir düzenleme yer almadığından, dava konusu tebliğ hükmünde yasaya uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Tebliğin iptali istenilen 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan " ...belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur." ibaresine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesinde," Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." hükmüne yer verilmiştir.
Tebliğin iptali istenilen 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan " ...belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur." ibaresinde 5237 sayılı Kanunun 206. Maddesine aykırılık görülmemiştir.
Yapı Kayıt Belgelerinin iptaline dair İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemlerine ve yine anılan il müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemine gelince;
Dosyadaki bilgi ve belgelerin yukarıda anılan mevzuat hükümleriyle birlikte incelenmesinden,yapı kayıt belgelerinin 31/12/2017 tarihinden sonra yapılmış yapılara ilişkin olmaları nedeniyle iptallerine dair işlemlerde ve ... tarih ve ... Başvuru Numaralı ve ... Belge Numaralı yapı kayıt belgesine konu yapıya 31/12/2017 tarihinden sonra 3.katın ilave edildiği ve ilave imalatlar yapıldığı 2017 yılından 13/02/2018 tarihine kadar yapının aynı şekliyle bulunduğu ancak 13/02/2018 tarihinden sonra imalatlara başlandığı uydu görüntülerinden ve yerinde yapılan incelemeler sonucu tespit edildiği, bu yazının yapı sahibine tebliğ edildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere 15 gün içerisinde yapı kayıt belgesinin sadece 31/12/2017 öncesi imalatları kapsayacak şekilde güncellenmesi için İl Müdürlüğüne başvurulması durumunda geçerli olacağı, verilen sürede yerine güncellenmesi için başvurulmaması durumunda yapı kayıt belgesi hakkında ilgili Tebliğin 8. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince işlem yapılarak yapı kayıt belgesinin iptal edileceği, 31/12/2017 tarihi sonrasında yapılan ilave imalatlar/aykırılıklar yapı kayıt belgesine konu edilemeyeceğinden, 31/12/2017 tarihi sonrası yapılan aykırılıklara ve yapı kayıt belgesine konu olmayan imalatlara ilişkin ilgili belediyesince 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri doğrultusunda işlem tesis edileceğine dair yetkili birim olan İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işleminde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. Maddesine ve Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı Tebliğin 8. maddesinin 2. Fıkrasına aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı Tebliğin 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresinin iptaline, hükmün diğer kısımlarına ve dava konusu İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemlerine yönelik olarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 01/03/2023 tarihinde, davacı vekili Av. …'ün, davalılardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri …'ın geldiği, davalılardan İzmir Valiliğinin vekilinin gelmediği, Danıştay Savcısı …'ın hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve duruşmanın yapılmasından sonra Dairemizin 02/03/2023 tarihli, E:2021/11103 sayılı ara kararı üzerine gönderilen bilgi ve belgeler ile diğer belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (eski ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde 149,70 m2 bodrumlu tek katlı yapı için 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesi; aynı parsel üzerinde 149,67 m2 bodrumlu tek katlı yapı için 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesi; aynı parsel üzerinde 1513,24 m2'lik arsa alanı üzerinde 362 m'lik istinat duvarı, dolgu alanı, havuz, spor sahaları vb. bina niteliğinde olmayan havuz ve havuz terası niteliğindeki yapılar için 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesi; aynı parsel üzerinde yapı kullanma izin belgesi bulunan yapı için eklentilerinden dolayı yapının tamamına (717,74 m2) yönelik yapılan başvuru üzerine 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenmiştir.
03/01/2019 tarihli, ..., ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgeleri; yapılan araştırma sonucunda, tespite konu yapıların 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı gerekçesiyle, 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in, 20/09/2018 tarihli, 30541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ ile değişik 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 08/07/2020 tarihli, ... sayılı yapı kayıt belgesi iptal tutanağı ile iptal edilmiş; belirtilen durum, davacıya İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı işlemleri ile bildirilmiştir.
03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesi ise, başvuruya konu yapıya 31/12/2017 tarihinden sonra 3. katın ilave edildiği ve ilave imalatlar yapıldığı, 2007 yılından 13/02/2018 tarihine kadar yapının aynı şekliyle bulunduğu, ancak 13/02/2018 tarihinden sonra imalatlara başlanıldığı hususunun, uydu görüntülerinden ve yerinde yapılan incelemelerden tespit edildiğinden bahisle, yapı sahibine tebliğ tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15 gün içerisinde yapı kayıt belgesini sadece 31/12/2017 tarihinden önceki imalatları kapsayacak şekilde güncellemesi için süre verilmesine, verilen süre içerisinde İl Müdürlüğüne başvuru yapılarak güncelleme yapılmaması durumunda, yapı kayıt belgesi hakkında "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işlem yapılarak yapı kayıt belgesinin iptal edileceği hususunun davacıya bildirilmesine ilişkin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi tesis edilmiştir.
Bakılan dava; İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemleri ile söz konusu işlemlerin dayanağı niteliğindeki 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in, 20/09/2018 tarihli, 30541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ ile değişik 8. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı "Vergi ve Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesinin dava konusu Genelge'nin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan hükmünde "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükmü yer almıştır.
06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinde "(1) Yapı Kayıt Belgesi;
a) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde, 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda,
b) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda,
c) 19/5/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda,
ç) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde,
d) Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde, bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez.
(2) (Değişik:RG-20/9/2018-30541) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur." hükmüne yer verilmiştir.
06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in "Yapı kayıt belgesi müracaatı" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, "Yapı Kayıt Belgesi 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için verilir. Yapı Kayıt Belgesi için müracaatın 31/10/2018 tarihine kadar yapılması ve Yapı Kayıt Belgesi bedelinin 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi gerekir. Başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir." kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in, 20/09/2018 tarihli, 30541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ ile değişik 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur." hükmünün iptali isteminin incelenmesi:
3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinin birinci fıkrasında; afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, başvuru süresi 15/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.), bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar, kayıt bedelinin ödenmesi halinde (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, yapı kayıt bedeli ödeme süresi 30/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.) yapı kayıt belgesi verilebileceği, başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan yapı kayıt sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedileceği; ikinci fıkrasında, yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılacağı kuralına yer verilmiştir. Anılan Kanun'un geçici 16. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapıların, anılan Kanun (3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesi) hükümlerinden yararlandırılmayacağı; on birinci fıkrasında ise, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nda tanımlanan boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlar ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş tarihi alanda; anılan Kanun (3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesi) hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinin son fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin birinci fıkrasında; 3194 sayılı Kanun'un geçici 16/9 ve 16/11 maddelerinde belirlenen ve anılan Kanun hükmünden yararlanması açıkça yasaklanan yapı veya alanların, kanunda öngörülen düzenleme ile aynı doğrultuda sınırlandığı; anılan Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında ise, 3194 sayılı Kanun'un geçici 16/1 maddesi uyarınca "yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, "yapı kayıt belgesinin iptal edileceği ve bu belgenin sağlamış olduğu hakların geri alınacağı" yolunda düzenleme yapıldığı; bu bağlamda, dayanak Kanun maddesinde verilen yetkiye dayalı olarak hazırlanan ve bu kapsamda Kanun'da yapılan düzenlemenin ayrıntılandırılması niteliğinde olan söz konusu Tebliğ hükmünün, kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisine dayalı olarak hazırlandığı; söz konusu kural ile getirilen düzenlemenin, normlar hiyerarşisine ve dayanağı Kanun maddesine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından; 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez." ibaresinde hukuka uyarlık bulunmadığı; zira, yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi durumunda bedelin iade edilmeyeceğine yönelik 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinde herhangi bir kurala yer verilmeksizin, doğrudan düzenleyici işlem ile bu yönde bir kural getirilmek suretiyle, kişilerin cezalandırılabilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.
Bu bağlamda; öncelikle yukarıda yer verilen Tebliğ'de yer alan ve yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi durumunda, yapı kayıt belgesi alınmasına yönelik başvuru sırasında yatırılmış olan bedelin iade edilmeyeceğine yönelik getirilen düzenlemenin, "idari yaptırım" niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İdari yaptırımlar; yasaların açıkça yetki verdiği ve yasaklamadığı durumlarda, araya yargı kararı girmeden, idarenin doğrudan doğruya, bir işlemi ile ve idare hukukuna özgü usullerle vermiş olduğu cezalar olarak tanımlanmaktadır. İdare, yaptırım türü bir işlemi söz konusu olduğunda genelde kolluk alanında bir faaliyet göstermekte ve buna bağlı olarak kolluk yetkilerini kullanmakta olup; söz konusu yetkiler, idarenin kendisinin doğrudan idari yaptırımlar kararlaştırıp uygulamasını öngördüğü gibi, bu olanaklardan yararlanamadığı durumlarda veya acele hâllerde ise re'sen icra/doğrudan yerine getirme gücünü de içeren geniş kapsamlı ve etkin bir bütünü oluşturmaktadır (ÖZAY, İl Han, İdari Yaptırımlar; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 1985, İstanbul, s.35, 122).
Anayasa Mahkemesi de idari yaptırımı, "Öğretide de kabul edildiği gibi, idarenin, bir yargı kararına gerek olmaksızın yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak İdare Hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya uyguladığı yaptırımlar” şeklinde tanımlamıştır (AYM Kararı, 13/05/2004 tarih ve E:2000/43, K:2004/60 sayılı karar).
İdari yaptırımların, "idari cezalar" ve "idari tedbirler" olarak sınıflandırılmasının mümkün olduğu; yükümlendirici idari işlemler ile idari yaptırımların ayırt edilebilmesinin ise, işlemin amacı dikkate alınarak değerlendirilebileceği, bu bağlamda, idari yaptırımların temel amacının cezalandırma ve caydırma olduğu, buna karşın idari yaptırım niteliğinde olmayan yükümlendirici idari işlemlerin ise, cezalandırma amacıyla değil, kamu hizmetinin daha düzgün ve gereği gibi sunulabilmesi amacıyla sınırlandığı; söz konusu kriterin "yükümlendirici idari işlemler"i, "idari cezalar"dan ayırt etmede yeterli olduğu, buna karşın, "idari tedbirler" ile "yükümlendirici idari işlemler" açısından aynı oranda başarılı olduğunun söylenemeyeceği; idari yaptırımların idari cezalar dışında kalan kısmı olarak da tanımlanan idari tedbirlerin, kamu hizmetlerinin ve diğer idari faaliyetlerin aksamasını önlemek ve düzgün işlemesini sağlamak, ayrıca kamu düzeninin bozulmasını engellemek amaçlı olarak öngörülen idari yaptırımları ifade ettiği, bu bağlamda, geçici engelleme, idari iznin geri alınması, eşyaya geçici el koyma gibi türleri bulunan idari tedbirlerde, idari cezalardan farklı olarak ihlale son verme, ihlâli devam ettirmeme, durdurma ve engellenme olarak nitelendirilebilecek önleyici işlevlerin ön planda yer aldığı belirtilmektedir. (ULUSOY, Ali. D, İdari Yaptırımlar; On İki Levha Yayıncılık, 2013, İstanbul, s. 11,36,175). Bu bağlamda, idari yaptırımlar, "caydırıcı" ve "cezalandırıcı" nitelikleri sebebiyle, diğer idari işlemlerden ayrılmaktadır (KARABULUT, Mustafa, İdari Yaptırımların Hukuki Rejimi; Turhan Kitabevi, 2008, s.3).
Yapılan açıklamalar doğrultusunda; yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar hakkında düzenlendiği idarece tespit edilen yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi durumunda, yapı kayıt belgesi bedeli olarak yatırılan bedelin iade edilmemesine yönelik getirilen ve cezalandırma ve caydırma amacı bulunmayan kuralın, "idari ceza" olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı gibi; "idari tedbir" olarak da değerlendirilemeyeceği, zira anılan düzenleme ile, kamu hizmetlerinin ve diğer idari faaliyetlerin aksamasının önlemesinin veya düzgün işlemesinin sağlanarak, kamu düzeninin bozulmasını engellemenin amaçlandığının söylenemeyeceği; netice itibarıyla davacı iddiasının aksine, söz konusu düzenlemenin "idari yaptırım" olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar hakkında verilen yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi durumunda, 3194 sayılı Kanun'un geçici 16/2. maddesi uyarınca 319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'na göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden, davacının başvuruya konu yapının sınıf ve grubu, mülkiyet durumu, yapının büyüklüğü, vb. kriterler göz önünde bulundurularak hesaplanan yapı kayıt belgesi bedelinin iade edilmemesine yönelik getirilen, dayanak Kanun maddesinde verilen yetkiye dayalı olarak hazırlanan ve bu kapsamda Kanun'da yapılan düzenlemenin ayrıntılandırılması niteliğinde olan dava konusu Tebliğ hükmünün, kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisine dayalı olarak hazırlandığı, normlar hiyerarşisine ve dayanağı Kanun maddesine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca, dava konusu Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve yapı kayıt belgesi düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulacağına yönelik getirilen düzenlemenin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesinin gerekçesinde yer alan "...Beyanı alan memur, beyanın doğruluğunu tahkik ve buna kanaat getirdikten sonra resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise...bunu yerine getirmediği takdirde suç oluşmaz." ibaresi göz önüne alındığında, hukuka aykırı olduğu, zira Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesinde düzenlenen suçun, dava konusu Tebliğ'de yer alan yapı kayıt belgesi düzenlenmesi sırasındaki beyan kapsamında oluşmasının hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle ortada ihbar edilecek bir suçun da bulunmadığının davacı tarafından iddia edildiği görülmekte ise de; yapı kayıt belgesinin düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunulması fiilinin, olayın mahiyetine göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesinde öngörülen "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu veya kanunlarda düzenlenen bir başka suç tipini oluşturup oluşturmadığı konusunda değerlendirme yapma yetkisinin, 5237 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılıklarında, kovuşturma evresinde ise görevli ve yetkili adli mahkemelerde bulunduğu; hal böyle iken, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca görülen işbu iptal davasında, bahse konu fiilin suç teşkil edip etmediği konusunda bir değerlendirme yapılabilmesinin hukuken olanaklı olmadığı anlaşılmakta olup; yapı kayıt belgesi düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında suç duyurusunda bulunulması yükümlülüğü getiren düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemlerine gelince;
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; yalnızca 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar için yapı kayıt belgesi düzenlenebileceği, ilgililerin başvurusu üzerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve anılan Bakanlıkça yetkilendirilecek kurum veya kuruluş tarafından düzenlenen yapı kayıt belgesinin, başvuruya konu yapının 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığının tespit edilmesi durumunda "yetki ve usulde paralellik ilkesi" uyarınca, söz konusu belgeyi düzenlemeye yetkili idare (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı) tarafından ya da bu konuda anılan Bakanlıkça yetkilendirilen kurum veya kuruluş tarafından iptal edileceği sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (eski ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde 149,70 m2 bodrumlu tek katlı yapı için 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesi; aynı parsel üzerinde 149,67 m2 bodrumlu tek katlı yapı için 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesi; aynı parsel üzerinde 1513,24 m2'lik arsa alanı üzerinde 362 m'lik istinat duvarı, dolgu alanı, havuz, spor sahaları vb. bina niteliğinde olmayan havuz ve havuz terası niteliğindeki yapılar için 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesi; yapılan araştırma sonucunda, tespite konu yapıların 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı gerekçesiyle, 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in, 20/09/2018 tarihli, 30541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ ile değişik 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 08/07/2020 tarihli, ... sayılı yapı kayıt belgesi iptal tutanağı ile iptal edildiği ve belirtilen durumun, davacıya İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı işlemleri ile bildirildiği görülmektedir. İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (eski ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde yapı kullanma izin belgesi bulunan yapı için eklentilerinden dolayı yapının tamamına (717,74 m2) yönelik yapılan başvuru üzerine 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesinin ise, uyuşmazlık konusu yapıya 31/12/2017 tarihinden sonra 3. katın ilave edildiği ve ilave imalatlar yapıldığı, yapının 2007 yılından 13/02/2018 tarihine kadar aynı şekliyle bulunduğu, buna karşın 13/02/2018 tarihinden sonra imalatlara başlanıldığının uydu görüntülerinden ve yerinde yapılan incelemeler sonucu tespit edildiği gerekçesiyle, yapı sahibine tebliğ tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15 gün içerisinde yapı kayıt belgesini sadece 31/12/2017 tarihinden önceki imalatları kapsayacak şekilde güncellemesi için süre verilmesine, verilen süre içerisinde İl Müdürlüğüne başvuru yapılarak güncelleme yapılmaması durumunda, yapı kayıt belgesi hakkında "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işlem yapılarak yapı kayıt belgesinin iptal edileceği hususunun davacıya, İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bildirildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; 20/07/2022 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı savunma dilekçesi ekinde sunulan İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 08/07/2020 tarihli,... sayılı, "Yapı Kayıt Belgesi İptal Tutanağı" konulu işleminde yer alan 14/04/2018 ve 08/02/2020 tarihli uydu görüntüleri, anılan dilekçe ekinde sunulan diğer bilgi, belge ve fotoğraflar ile Dairemizin 02/03/2023 tarihli ara kararı ile tespite konu yapıların 31/12/2017 tarihinden sonra inşa edildiğini gösteren tüm bilgi ve belgelerin aslının veya onaylı bir örneğinin davalı idarelerden istenilmesi üzerine, 05/04/2023 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı dilekçesi ekinde sunulan bilgi, belge ve fotoğrafların incelenmesinden; 03/01/2019 tarihli, ..., ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerine konu yapıların, 31/12/2017 tarihinde mevcut olmadığı, 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesine konu yapıda ise, 31/12/2017 tarihinden sonra ilave imalatlar yapıldığı görülmekte olup; anılan yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca yapı kayıt belgesi belgesi verilebilmesi için, söz konusu Kanun hükmünde öngörülen "31/12/2017 tarihinden önce inşa edilme şartı"nın sağlanmamış olmasına; başka bir ifadeyle, belirtilen tarih itibarı ile başvuruya konu yapıların mevcut olmadının 08/02/2020 tarihli uydu görüntüleri ile sabit olmasına karşın, belirtilen tarih itibarı ile mevcut olmayan yapılar hakkında başvuru yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan; davacı tarafından uyuşmazlık konusu yapılar hakkında verilen yapı kayıt belgelerini iptal etmeye yetkili idarenin, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olduğu, bu konuda anılan idare tarafından usule uygun yapılmış bir yetki devri bulunmadığından, yapı kayıt belgesinin iptal edilmesine yönelik tesis edilen İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün dava konusu işlemlerinde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmekte ise de; 20/07/2022 tarihinde kayda giren davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen savunma dilekçesi ekinde sunulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca tüm taşra teşkilatına hitaben yazılan 16/08/2018 tarihli, 145688 sayılı, "İmar barışına aykırı uygulamalar" konulu yazıda, imar barışına aykırı uygulamaların önüne geçilmesi, başvuruların devam ettiği bu aşamada, Bakanlığın öncelikli hedeflerinden olduğu, Valiliklere (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine) ulaşan imar barışına aykırı uygulamalara ilişkin şikayetler hakkında, öncelikle Valiliklerce (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri) gerekli inceleme ve tespitlerin yapılması ve sonrasında gereği için ilgili kuruma (belediye, il özel idareleri, vb.) ve yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması, sonucun takip edilerek Bakanlığa bilgi verilmesi gerektiğinin belirtildiği; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğünce tüm taşra teşkilatına hitaben yazılan 16/10/2018 tarih ve 184558 sayılı, "Yapı kayıt belgesi iptali" konulu yazısında ise, yapı kayıt belgesinin usulsüz alındığının tespit edilmesi durumunda Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapı kayıt belgesinin sistem üzerinden iptal edilerek, müracaat sahibi hakkıdna Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulması işlemlerinin Valiliklerce (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri) yürütülmesi gerektiğinin bildirildiği görüldüğünden; davacının yukarıda yer alan iddiasına itibar edilmemiş ve dava konusu yapı kayıt belgelerinin iptal edilmesine yönelik tesis edilen İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün dava konusu işlemleri ile yapı kayıt belgesinin 31/12/2017 tarihinden önce yapılan imalatları kapsayacak biçimde güncellenmesi için verilen sürede yeniden başvuru yapılmaması durumunda yapı kayıt belgesinin iptal edileceğinin bildirilmesine yönelik tesis edilen İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün dava konusu işleminde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; 03/01/2019 tarihli, ..., ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerine konu yapıların, 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı; 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesine konu yapıda yapılan ilavelerin ise, 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı anlaşıldığından; 08/07/2020 tarihli, ... sayılı yapı kayıt belgesi iptal tutanağı ile 03/01/2019 tarihli, ..., ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerinin, "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal edildiği hususunun bildirilmesine ilişkin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli ve ... sayılı, 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemleri ile 08/07/2020 tarihli, ... sayılı yapı kayıt belgesi iptal tutanağı ile 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesine konu yapıda 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan ilave imalatların (3. katın) dahil edilmeden, sadece 31/12/2017 tarihinden öncesi imalatları kapsayacak şekilde yapı kayıt belgesi başvurusunun güncellenmesi için İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne 15 gün içerisinde başvuru yapılması, aksi halde yapı kayıt belgesinin "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal edileceğinin davacıya bildirilmesine ilişkin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in, 20/09/2018 tarihli, 30541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ ile değişik 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır," ve "...ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” ibareleri yönünden oybirliğiyle; "...Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresi yönünden oyçokluğuyla DAVANIN REDDİNE,
2. İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemleri yönünden oyçokluğuyla DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 537,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Varsa posta avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/05/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY (X):
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz..." hükmüne; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesinde ise, "Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; 20/07/2022 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı savunma dilekçesi ekinde sunulan İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 08/07/2020 tarihli,... sayılı, "Yapı Kayıt Belgesi İptal Tutanağı" konulu işleminde yer alan 14/04/2018 ve 08/02/2020 tarihli uydu görüntüleri, anılan dilekçe ekinde sunulan diğer bilgi, belge ve fotoğraflar ile Dairemizin 02/03/2023 tarihli ara kararı ile tespite konu yapıların 31/12/2017 tarihinden sonra inşa edildiğini gösteren tüm bilgi ve belgelerin aslının veya onaylı bir örneğinin davalı idarelerden istenilmesi üzerine, 05/04/2023 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı dilekçesi ekinde sunulan bilgi, belge ve fotoğrafların incelenmesinden; 03/01/2019 tarihli, ..., ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerine konu yapıların, 31/12/2017 tarihinde mevcut olmadığı anlaşılmakla birlikte; 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesine konu yapıda yapılan ilavelerin ise, 31/12/2017 tarihinden önce mi, sonra mı yapıldığına yönelik tereddüte mahal bırakmayacak tespit ve değerlendirmelerin, ancak yerinde keşif yaptırılması ve bunun sonucunda bilirkişi raporunun düzenlenmesinden sonra, anılan bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonrasında yapılabileceği sonucuna varıldığından; davanın reddi yolunda verilen Dairemiz kararının İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemine ilişkin kısmına katılmıyorum.
KARŞI OY (XX):
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması" başlıklı 13. maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35. maddesinde ise, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükümleri yer almaktadır.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı "Vergi ve Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. maddesinin dava konusu Genelge'nin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan hükmünde; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükmü yer almıştır.
06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinde "(1) Yapı Kayıt Belgesi;
a) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde, 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda,
b) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda,
c) 19/5/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda,
ç) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde,
d) Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde, bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez.
(2) (Değişik:RG-20/9/2018-30541) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (eski ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ruhsatsız ve ruhsat ve eki projesine aykırı yapılar yapıldığından bahisle davacı tarafından yapılan başvuru üzerine, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca 03/01/2019 tarihli, ..., ..., ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerinin verildiği; tespite konu yapıların ve ilave imalatların 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı hususunun uydu görüntülerinin ve yerinde yapılan incelemelerin birlikte değerlendirilemesi sonucunda tespit edildiği gerekçesiyle, 03/01/2019 tarihli, ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerinin, 08/07/2020 tarihli, ... sayılı yapı kayıt belgesi iptal tutanağı ile "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal edildiği, bu durumun, İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli ve ... sayılı, 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemleri ile davacıya bildirildiği; öte yandan, 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesine konu yapıda, 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan ilave imalatların (3. katın) dahil edilmeden, sadece 31/12/2017 tarihinden öncesi imalatları kapsayacak şekilde yapı kayıt belgesi başvurusunun güncellenmesi için İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne 15 gün içerisinde başvuru yapılması, aksi halde yapı kayıt belgesinin "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal edileceğinin davacıya İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bildirildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; görülmekte olan davada iptali istenilen 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez." ibaresinin iptalinin talep edildiği; bu bağlamda Dairemice davanın reddi yolunda verilen kararın "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır" ibaresinin iptali istemine ilişkin kısmı ile dava konusu Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...,Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresi ile yapı kayıt belgesi bedelinin iade edilmeyeceğine yönelik getirilen düzenlemenin "idari yaptırım" olarak değerlendirilmesinin hukuken olanaklı olmadığına yönelik Dairemiz kararında belirtilen gerekçeye katılmakla birlikte; söz konusu düzenlemenin mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıyıp taşımadığı bağlamında da değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 12/2/2020 tarihli, Başvuru Numarası: 2017/33177 sayılı bireysel başvuru kararında; itirazen şikâyet sürecinde alınan başvuru bedelinin, lehe karar verilmesine rağmen başvurucuya iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında yapılan değerlendirmede; Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verdiği; Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği; Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verildiği; ikinci fıkrasında mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesinin belirlendiği ve genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesinin çizildiği; maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağının kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlandığı belirtilmişitir. Anılan kararda; Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiş ve ayrıca mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesinin, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleri olduğu; bu itibarla itirazen şikâyet başvuru bedeli alınmasının, mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği vurgulanmıştır.
Bu durumda; 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinde, afet risklerine hazırlık kapsamında, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, başvuru süresi 15/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.), bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar, kayıt bedelinin ödenmesi halinde (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, yapı kayıt bedeli ödeme süresi 30/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.) yapı kayıt belgesi verilebileceği; 319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'na göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden, davacının başvuruya konu yapının sınıf ve grubu, mülkiyet durumu, yapının büyüklüğü, vb. kriterler göz önünde bulundurularak hesaplanan yapı kayıt belgesi bedelinin, hangi durum ve koşullarda iade edilmeyeceğine yönelik anılan Kanun hükmünde herhangi bir kural getirilmediği hususunda herhangi bir duraksama bulunmadığı; hal böyle iken, yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi ve yapı kayıt belgesinin idare tarafından iptal edilmesi durumunda; ilk kez dava konusu Usul ve Esaslar ile yapı kayıt belgesi bedelinin iade edilmemesine yönelik getirilen kuralın, başvurucuların mülkiyet hakkına sınırlama getirdiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...,Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresinin, mülkiyet hakkına sınırlama getirdiği, Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca söz konusu sınırlamanın ise ancak kanunla yapılabilmesinin mümkün olduğu sonucuna varıldığından; dava konusu Usul ve Esaslar'ın maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...,Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresi yönünden dava konusu işlemin belirtilen kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolunda verilen Dairemiz kararının belirtilen kısımlarına katılmıyorum.
İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemlerine ilişkin kısma gelince; anılan işlemler ile davacı tarafından İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (eski ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ruhsatsız ve ruhsat ve eki projesine aykırı yapılar yapıldığından bahisle davacı tarafından yapılan başvuru üzerine, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca 03/01/2019 tarihli, ..., ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerinin, tespite konu yapıların ve ilave imalatların 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı hususunun uydu görüntülerinin ve yerinde yapılan incelemelerin birlikte değerlendirilemesi sonucunda tespit edildiği gerekçesiyle iptal edildiği; 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesinin ise, başvuruya konu yapıda, 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan ilave imalatlar (3. kat) dahil edilmeden, sadece 31/12/2017 tarihinden öncesi imalatları kapsayacak şekilde yapı kayıt belgesi başvurusunun güncellenmesi için İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne 15 gün içerisinde başvuru yapılması, aksi halde yapı kayıt belgesinin iptal edileceğinin davacıya bildirildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; davalı idare tarafından yukarıda belirtilen yapı kayıt belgelerine konu yapıların, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 31/12/2017 tarihinden sonra inşa edildiği gerekçesiyle İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün dava konusu işlemlerinin tesis edildiği görülmekte olup; her ne kadar davalı idare tarafından tespite konu yapıların 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı hususunun uydu görüntülerinin ve yerinde yapılan incelemelerin birlikte değerlendirilemesi sonucunda tespit edildiği belirtilmekte ise de; dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, tespite konu yapıların yapım tarihinin tespitinin esas itibarı ile uydu görüntülerine dayandığı, Dairemizin 02/03/2023 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden, tespite konu imalatların yapım tarihine ilişkin yerinde yapılan denetimlerde herhangi bir tespitin yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine gönderilen bilgi ve belgeler arasında yapının farklı tarihlerdeki durumunu gösterdiği iddia edilen uydu fotoğrafları, yapı kayıt başvurusu esnasında davacı tarafından idareye sunulan fotoğraflar ile ana yapının 01/01/2007 tarihinde numarataj verilmesine yönelik çekildiği belirtilen fotoğrafı haricinde yerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen herhangi bir bilgi ve belgeye yer verilmediği görülmektedir.
Bu durumda; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine düzenlenen yapı kayıt belgelerine konu yapıların, anılan Kanun hükmünde başvuruya konu yapıların 31/12/2017 tarihi öncesinde yapılmış olmasına yönelik getirilen şartı taşımadığına yönelik davalı idarece yapılan tespitin yalnızca uydu görüntülerine dayandığı görülmekte olup; belirtilen uydu görüntülerine ilişkin dava dosyasında yer alan fotoğrafların, yapının inşa tarihi konusunda değerlendirme yapmaya tek başına yeterli kabul edilemeyecek nitelikte olması karşısında, yukarıda yer verilen Kanun hükmü uyarınca yapılan başvurulara konu yapıların, 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı gerekçesiyle tesis edilen İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı; 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı görüşüyle, davanın reddi yolunda verilen Dairemiz kararının anılan işlemlere ilişkin kısmına da katılmıyorum.
KARŞI OY (XXX):
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması" başlıklı 13. maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35. maddesinde ise, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükümleri yer almaktadır.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı "Vergi ve Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. maddesinin dava konusu Genelge'nin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan hükmünde; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükmü yer almıştır.
06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinde "(1) Yapı Kayıt Belgesi;
a) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde, 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda,
b) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda,
c) 19/5/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda,
ç) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde,
d) Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde, bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez.
(2) (Değişik:RG-20/9/2018-30541) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (eski ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ruhsatsız ve ruhsat ve eki projesine aykırı yapılar yapıldığından bahisle davacı tarafından yapılan başvuru üzerine, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca 03/01/2019 tarihli, ..., ..., ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerinin verildiği; tespite konu yapıların ve ilave imalatların 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı hususunun uydu görüntülerinin ve yerinde yapılan incelemelerin birlikte değerlendirilemesi sonucunda tespit edildiği gerekçesiyle, 03/01/2019 tarihli, ... ve ... belge numaralı yapı kayıt belgelerinin, 08/07/2020 tarihli, ... sayılı yapı kayıt belgesi iptal tutanağı ile "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal edildiği, bu durumun, İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 05/10/2021 tarihli ve ... sayılı, 06/10/2021 tarihli, ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemleri ile davacıya bildirildiği; öte yandan, 03/01/2019 tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesine konu yapıda, 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan ilave imalatların (3. katın) dahil edilmeden, sadece 31/12/2017 tarihinden öncesi imalatları kapsayacak şekilde yapı kayıt belgesi başvurusunun güncellenmesi için İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne 15 gün içerisinde başvuru yapılması, aksi halde yapı kayıt belgesinin "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal edileceğinin davacıya İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bildirildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; görülmekte olan davada iptali istenilen 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez." ibaresinin iptalinin talep edildiği; bu bağlamda Dairemice davanın reddi yolunda verilen kararın "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır" ibaresinin iptali istemine ilişkin kısmı ile dava konusu Tebliğ'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...,Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresi ile yapı kayıt belgesi bedelinin iade edilmeyeceğine yönelik getirilen düzenlemenin "idari yaptırım" olarak değerlendirilmesinin hukuken olanaklı olmadığına yönelik Dairemiz kararında belirtilen gerekçeye katılmakla birlikte; söz konusu düzenlemenin mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıyıp taşımadığı bağlamında da değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 12/2/2020 tarihli, Başvuru Numarası: 2017/33177 sayılı bireysel başvuru kararında; itirazen şikâyet sürecinde alınan başvuru bedelinin, lehe karar verilmesine rağmen başvurucuya iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında yapılan değerlendirmede; Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verdiği; Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği; Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verildiği; ikinci fıkrasında mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesinin belirlendiği ve genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesinin çizildiği; maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağının kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlandığı belirtilmişitir. Anılan kararda; Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiş ve ayrıca mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesinin, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleri olduğu; bu itibarla itirazen şikâyet başvuru bedeli alınmasının, mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği vurgulanmıştır.
Bu durumda; 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinde, afet risklerine hazırlık kapsamında, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, başvuru süresi 15/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.), bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar, kayıt bedelinin ödenmesi halinde (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, yapı kayıt bedeli ödeme süresi 30/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.) yapı kayıt belgesi verilebileceği; 319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'na göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden, davacının başvuruya konu yapının sınıf ve grubu, mülkiyet durumu, yapının büyüklüğü, vb. kriterler göz önünde bulundurularak hesaplanan yapı kayıt belgesi bedelinin, hangi durum ve koşullarda iade edilmeyeceğine yönelik anılan Kanun hükmünde herhangi bir kural getirilmediği hususunda herhangi bir duraksama bulunmadığı; hal böyle iken, yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi ve yapı kayıt belgesinin idare tarafından iptal edilmesi durumunda; ilk kez dava konusu Usul ve Esaslar ile yapı kayıt belgesi bedelinin iade edilmemesine yönelik getirilen kuralın, başvurucuların mülkiyet hakkına sınırlama getirdiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı Tebliğ'in "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...,Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresinin, mülkiyet hakkına sınırlama getirdiği, Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca söz konusu sınırlamanın ise ancak kanunla yapılabilmesinin mümkün olduğu sonucuna varıldığından; dava konusu Usul ve Esaslar'ın maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...,Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez..." ibaresi yönünden dava konusu işlemin belirtilen kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolunda verilen Dairemiz kararının belirtilen kısımlarına katılmıyorum.