T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1221
Karar No : 2023/1132
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/12/2020 tarih ve E:2017/635, K:2020/5743 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/12/2020 tarih ve E:2017/635, K:2020/5743 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında, ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; "Her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda sanığın kusurluluğunu ortadan kaldıran hataya düşmüş olması TCK'nın 30/4 ve CMK'nın 223/3-d maddesi gereğince sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediğinin görüldüğü,
Diğer taraftan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurumu zararına dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinden bahisle ceza davası açıldığı ve … Ağır Ceza Mahkemesinin E: … sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/3-d maddesi uyarınca kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşmüş olması gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçu hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Dairelerince yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki kendi/tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, üniversite ve hakim adaylığı döneminde örgüte ait evlerde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının bu beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu,
Diğer deliller yönünden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan çok sayıda kişi ile yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının, davacı hakkında yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu karar tesis edilirken Anayasa'ya ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, özel hayatına müdahale edilerek kişiselleştirme yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan işlem tesis edildiği; üniversite hayatının bir döneminde yani Ekim 2011 ile Mart 2013 tarihleri arasında ekonomik sebeplerden dolayı sadece barınma amacıyla bu yapıya ait evlerde kaldığı, bu yapının o dönem toplum ve devlet nezdinde legal bir yapı olarak kabul edildiği, asla bu yapının bir mensubu olmadığı, 17/25 Aralık 2013 tarihinden önce yapı ile tüm bağını kopardığı, tanık beyanının da bu durumu doğrular nitelikte olduğu; aleyhindeki delillerin işlemden sonra ortaya çıktığı; ceza yargılaması neticesinde beraatinin anılan örgütle irtibatlı ve iltisaklı olmadığını açıkça ortaya koyduğu; Anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün ihlalinin işlemin gerekçesi olmadığı ve bu yükümlülüğün ne şekilde ihlal edildiğinin izah edilmediği; süreçte başta suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi olmak üzere Anayasa ve AİHS'de korunan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyiz aşamasında UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurumu zararına dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinden bahisle … Ağır Ceza Mahkemesinin E: … sayılı esasında açılan davada anılan Mahkemenin … tarih ve K:… sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği,
Yine davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/3-d maddesi uyarınca kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşmüş olması gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verildiği, yeniden yapılan yargılama neticesinde kamu kurumu zararına dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan suçlar yönünden kararın kesinleştiği, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/3-d maddesi uyarınca kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşmüş olması gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddine karar verildiği ve anılan kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/12/2020 tarih ve E:2017/635, K:2020/5743 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 25/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.