T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1225
Karar No : 2023/267
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 02/12/2020 tarih ve E:2017/3436, K:2020/5510 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/12/2020 tarih ve E:2017/3436, K:2020/5510 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No: …, Karar No: … sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 10/05/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık/kendi beyanları yönünden, davacının örgüt tarafından düzenlenen etkinliklere katıldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer deliller yönünden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında işlem yapılan ve ByLock abonelik bilgisi olan çok sayıda kişi ile yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının aksi yöndeki beyanlarına itibar edilmeyerek anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2802 ve 6087 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hakim ve savcıların meslekten çıkarılmalarının ancak kanuna dayanılarak yapılabileceği, olağanüstü hal gerekçe gösterilerek 2802 ve 6087 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının bertaraf edilemeyeceği; dava konusu işlemin niteliği itibarıyla göreve son verme değil, meslekten çıkarma işlemi olduğu ve muhatapları açısından disiplin işlemi olduğu, usulüne uygun soruşturma yapılmadan ve savunma alınmadan tesis edilen meslekten çıkarma işleminin iptali gerektiği; dava konusu işlem tarihinden sonraki olayların ve elde edilen delillerin işleme dayanak yapılmasının mümkün olmadığı; görevini kimseden emir ve talimat almadan tarafsız ve bağımsız bir şekilde ifa ettiği; üniversiteye hazırlık döneminde (2006-2007) yıllarında bu yapıya ait dershaneye gittiği, 2013 yılından sonra bu grubun suç örgütü halini aldığı, henüz terör örgütü olarak adlandırılmadığı dönemde yapının dershanesine gitmiş olmasının kişiyi örgüt üyesi yapmayacağı; aleyhinde tek tanık beyanı olduğu ancak bu tanığın anlatımlarının gerçeği yansıtmadığı, ifadede geçen etkinliğe katıldığı ancak bu etkinliğin FETÖ/PDY terör örgütü mensupları tarafından düzenlenen bir etkinlik olduğuna ilişkin bilgisinin olmadığı, bu etkinliğe 2014 HS(Y)K seçimlerinde aday olan kimsenin katılmadığı ve herhangi bir adaya dair konuşma yapılmadığı, etkinliğe katılıp halen görevde olan hakim savcıların bulunduğu, tanıkla aralarında husumet bulunduğu, tanığın daha önce kendisine iftira attığından bahisle hakkında suç duyurusunda bulunduğu, yapılan soruşturma neticesinde hakkında Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği; ByLock abonelik bilgisi olan çok sayıda kişi ile yaptığı görüşmelerinin ise hukuken delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu şahısların çoğunlukla eğitim döneminde tanıştığı veya aynı dönemde ve yerde görev yaptığı hakim savcılardan oluşan adliye personeli veyahut yüksek lisans yaptığı dönemde eğitim amacıyla görüştüğü kişiler olduğu; ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olmasının da haklılığını ortaya koyduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No: …., Karar No: … sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 10/05/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 02/12/2020 tarih ve E:2017/3436, K:2020/5510 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 16/02/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca karar verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin keyfiyetten uzak olması gerekir.
Daire kararında "dava ret" hükmüne esas alınan tanık beyanında özetle, Samsun ilinde görev yapan bir grup hakim savcı tarafından 2014 yılı kurban bayramında Samsun ili, Vezirköprü ilçesinde kanyon gezisi, yemek ve bayramlaşmadan oluşan bir etkinlik düzenlendiği, bu etkinliklere kendisinin de katıldığı, ancak sonradan bu etkinliğin FETÖ/PDY terör örgütü mensupları tarafından 2014 yılı HSYK seçimleri döneminde sözde bağımsız adaya destek niteliğinde bir etkinlik olduğunun farkına vardığı, anılan etkinliğe davacının da katıldığı yönünde beyanda bulunulduğu görülmektedir.
Davalı idare tarafından; yukarıda yer verilen tanık beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Buna göre tanık beyanına bakıldığında, tanığın kendisinin de bu etkinliğe katıldığı, ancak sonradan bu etkinliğin 2014 yılı HSYK seçimleri döneminde sözde bağımsız adaya destek amacıyla yapıldığını anladığını beyan ettiği, davacının bu etkinliğe katıldığı ancak 2014 yılı HSYK seçimleri döneminde sözde bağımsız adaya destek amacıyla katıldığına yönelik somut bir beyanda bulunmadığı görülmüş olup, söz konusu beyanın davacı FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu çerçevede, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delilin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.