T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/1391
Karar No : 2023/1880
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin taşımacılık faaliyetinde kullanmak üzere yabancı kaynakla inşa ettirdiği geminin inşası için döviz cinsinden kullandığı kredinin bir kısmını tedarikçilere geç ödemesi nedeniyle ödeme yaptığı tarihe kadar bankada değerlemesi sonucu, gemi aktife girinceye kadar oluşan faiz geliri ve kur farkının doğrudan gelir olarak kar-zarar hesaplarına aktarmak yerine krediye ait pasif hesapları değerlemesi ile oluşan kur farkı ve faiz giderleri ile beraber gemi maliyeti ile ilişkilendirilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verdiği 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin fazlaya dair kısmının kaldırılması ve yasal faizi ile birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun değerleme ile ilgili 258, 261 ve 262. madde hükümleri dikkate alındığında, yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur ve faiz farklarının nasıl değerleneneceği hususunda herhangi bir sınırlama olmadığı, uygulamaya yön vermek amacıyla yayımlanan tebliğlerde de kur farkı ve faiz gelirinin maliyetle ilişkilendirilemeyeceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, 05/05/2004 tarih ve 25453 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanan 334 no'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ'de de idarenin uygulamaya ilişkin görüşü, lehe oluşan kur farklarının, aktifleştirme işleminin gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilişkilendirilmesi gerektiği yönünde olduğundan ihtirazi kaydın kabul edilmemesi suretiyle yapılan tahakkukta hukuka uyarlık görülmediği, Anayasanın 125. maddesi uyarınca idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu ve idarece tahsili tarihinden Vergi Mahkemesi kararı uyarınca iade tarihine kadar geçen süre içinde kullanımından mahrum kalınan tutarın tecil faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle tahakkuk eden verginin dava konusu edilen kısmı kaldırılmış ve tahsil tarihinden itibaren tecil faizi ile birlikte davacıya iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafça iddia edildiği gibi gemilerin tedariki için kullanılan krediler sonucu oluşan kur farkının maliyet bedeline eklenebilmesi için alınan kredinin doğrudan o yatırım veya sabit kıymetle ilgili olması ve o sabit kıymetin alımında kullanılması gerektiği, oysa ki davacı tarafça gemilerin tedariki için döviz olarak temin edilen söz konusu kredilerin aktifte "verilen avanslar", "nakit ve vadeli mevduat" olarak aktifleştirildiği ve bunun sonucunda oluşan kur farkı dolayısıyla elde edilen gelirin kar kabul edilerek gelir yazılması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 262. maddesine göre iktisadi kıymetin iktisap edilebilmesi için yapılan ödemelerin o iktisadi kıymetin maliyet bedelini oluşturduğu, döviz kredisi kullanılarak iktisap edilen bir iktisadi kıymetin aktifte kayıtlı maliyet bedelinin iktisap için yapılan ödemelere eşit olabilmesi için bu krediyle ilgili pasif hesaplar nedeniyle oluşan faiz gideri ve kur farkı gideri yanında bu krediyle ilgili aktif hesaplar nedeniyle oluşan faiz geliri ve kur gelirlerinin de maliyet bedeli ile ilişkilendirilmesi gerektiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 18/05/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.