T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/1450
Karar No : 2023/1442
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden terkin edilen ... Ticaret Limited Şirketi'nin bir kısım satış faturasını beyan dışı bıraktığı, bir adet alış faturasını mükerrer kaydettiği yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak kanuni temsilci sıfatıyla 2016 yılı için ikmalen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkındaki incelemenin, şirketin ticaret sicilinden silinmesi suretiyle tüzel kişiliği son bulduktan sonra tamamlandığı görüldüğünden yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu cezalı vergi kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 162. maddesi ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrası hükümleri uyarınca tasfiye halindeki limited şirkete ait mükellefiyetin vergi ile ilgili muamelelerin sona ermesine kadar devam edeceği ve tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden kaydının silinmiş olması halinde limited şirketin ticaret sicilinden kaydının silindiği tarihten sonra borçlu kılınması ve medeni haklara sahip olması mümkün olmadığından tasfiye dönemi için tasfiye memuru, tasfiye döneminden önceki dönemler için ise kanuni temsilci adına tarh ve ceza kesme işlemlerinin yapılabileceği sonucuna varıldığından işin esasının incelenmesi suretiyle, faturası düzenlendiği halde kayıt ve beyanlara aktarılmaksızın kayıt dışı kaldığı tespit edilen hasılat tutarı ile mükerrer olarak kayıtlara aktarıldığı tespit edilen alış faturası tutarı toplamının kurumlar vergisi matrah farkı olarak takdiri suretiyle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkındaki incelemenin şirketin tüzel kişiliği son bulduktan sonra tamamlandığı, davalı idarece 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca tüzel kişiliği sona eren şirketin ek tasfiye için yeniden tescilinin istenmesi, mahkemenin yeniden tescile karar vermesinden sonra vergi incelemesinin başlatılması gerekirken, bu hukuki süreç izlenilmeksizin tüzel kişiliği sona eren şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usule ve hukuka uygun olan Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 25/04/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.