T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1464
Karar No : 2022/781
DAVACI: …
DAVALI: … Kurulu / …
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, Adana Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:... K:... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme başvurusunun reddine ilişkin aynı Dairenin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararın MİT tarafından hakkında yapılan olumsuz tezvirat nedeniyle alındığı, patlama olmadan önce adli olarak verilebilecek tüm emirleri verdiği, avukat aracılığıyla sözlü savunma talep etmesine rağmen bu talebinin karşılanmadığı, kendisinin SEGBİS ile dinlenmeye çalışıldığı, yargısal faaliyetinin disiplin soruşturmasına konu edilmesinin AİHM içtihatlarına aykırı olduğu, kendini hedef gösteren siyasi iktidarın HSK üyelerini de belirlediği, silahların eşitliliği ilkesine aykırı hareket edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığının ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu, davacının yargısal faaliyeti nedeniyle değil, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi bağlamında hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği eylemleriyle mesleğin şeref ve onurunu bozması veya mesleğe olan genel saygı ve güveni zedelemesi nedeniyle dava konusu meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, davacıya isnat edilen eylemlerin soruşturma kapsamında çeşitli delillerle doğrulandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü yer almış olup, anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Adana eski, halen Mersin Cumhuriyet Savcısı iken, meslekten çıkarılan davacının gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında yapılan soruşturma sonucu, davacıya isnat olunan eylemlerin, FETÖ/PDY mensubiyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği; davacının Anayasa ve Yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı işlemler yaparak keyfi kullandığı sonucuna varılarak davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve E: … K:… sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve K:… sayılı kararına yönelik yapılan itirazının Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine uyuşmazlığa konu meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
11/05/2013 günü, saat 13:22 civarında Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde iki ayrı bombalı aracın patlatılmasıyla 55 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayın öncesinde, 30/03/2013 tarihinden itibaren, (Muhbir A) tarafından, (Muhbir Z)'den alınan çok sayıda istihbaratın Hatay TEM Şube Müdürlüğüne (bu işle görevlendirilen polis memuru A.K.'ya) gerek kurumun sabit telefonu gerekse adı geçen polis memurunun GSM telefonu üzerinden defalarca bildirildiği, keza, 08/05/2013 günü saat 16.00 sıralarında Hatay Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü sabit telefonunu arayan (Muhbir Z)'nin, ilgili polis memurlarınca Telefon Görüşme ve İhbar Tutanağı şeklinde kayıt alınan tutanakta yer alan; "Suriye İstihbaratı ile bağlantılı olan Acilciler terör örgütünün Türkiye'de bombalama eylemi hazırlığı içerisinde olduğu, Ankara ilinde yapılacak olan bombalama olayı ile T.D. isimli şahsın 09/05/2013 günü tahminen 22.00-24.00 saatleri arasında Yayladağı sınır kapısından giriş yapacağı, T.D.'yi Y.N. veya N.E. isimli şahısların gelip alacağı ve daha önceden bombalama eylemi için hazırlanan araçların olduğu yere götüreceği, daha önceden bombalama işinde kullanılmak üzere 2 adet 100'lük Transit minibüs alındğı, bu araçlara Harbiye'de M.G. isimli kaportacıda gizli bölmeler yapıldığı, araçların şu an Harbiye'de olduğu ancak tam yerini bilemediği, bir hafta kadar önce 25-30 kiloluk paketler içerisinde toplam 1000 kilogram kadar C-3 bomba malzemesinin Samandağ Meydan Köyü yakınlarında denizyolu ile ... diye biri aracılığıyla geçirilerek Hatay Harbiye Beldesine getirildiği, bu bombaların Perşembe gecesi araçlara yüklenerek N.E. ve Y.N. önderliğinde Ankara iline hareket edeceği, güzergah boyunca Nasır'ın öncü olarak gideceği, bombaların ise yol güzergahındaki tehlike durumuna göre peşinden geleceği, minibüsler için Hatay'dan iki şoför ayarlandığı ancak adlarını öğrenemediği, Ankara ilinde önceden Kocatepe Camii olarak planlanan hedefin bir AVM olarak değiştirilebileceği ve Cuma günü (10/05/2013) bombaların Ankara'da patlatılacağı, bu işler için iki hafta kadar önce Lazkiye'de Y.N. ve N.E. isimli şahıslara 4,5 Milyon Suriye Lirası ile bomba eğitimi verildiği, Lazkiye'den yüklenen bombaları bizzat gördüğü, konunun çok ciddi olduğu, bunu Lazkiye'de olan Acilciler Lideri M.U. ve yanında kalan ... kod adlı birinin planladığı, kendisinin çok fazla işin içine sokulmadığından detay bilgiler öğrenemediği" şeklindeki ifadelerle yapılacak bombalama eylemini detaylarıyla ihbar ettiği,
Ayrıca, yukarıda adı geçenlerden M.U. hakkında THKP/C - Acilciler terör örgütü kapsamında, 20/11/2012 tarihinden itibaren Adana Adliyesindeki yetkili adli mercilerden alınan … esas sayılı İletişimin Tespiti ve Dinlenilmesi kararları kapsamında soruşturmanın devam ettiği; keza, MİT'in gönderdiği … tarihli ve … sayılı ile … tarihli ve … sayılı dış makam notlarının 31/10/2012 tarihinde Hatay TEM Şube Müdürlüğünce iletilmesi üzerine, Adana Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK. 10. maddesi ile yetkili) kayden soruşturmaya başlandığı; yine, 08.05.2013 tarihli mezkur ihbarın bildirilmesi üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK. 10. maddesi ile yetkili) … sayısına kayden başlatılan soruşturmada, Adana … No.lu Hâkimliğinin … sayılı kararı doğrultusunda anılan ihbarda adı geçenlerden Y.N., T.D., N.E. ve M.G. isimli şahıslar hakkında İletişimin Tespiti, Dinlenilmesi, Kayda Alınması ve Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi, aynı zamanda adı geçen şahısların umuma açık yerlerdeki faaliyetlerinin teknik araçlarla izlenmesi amacı ile gerekli talimatın verilmesi üzerine çalışmalara başlanıldığı hâlde,
MİT Adana Bölge Başkanlığı ünitesi tarafından 09/05/2013 günü bizzat görüşülen Adana Cumhuriyet Savcısı davacıya "M.Ö. ve irtibatlarına yönelik olarak harekete geçilmesinde yarar görüldüğü"nün ifade edilmesi üzerine, davacının "Mevcut veriler ile yapılacak bir operasyonda, M.Ö. ve anılana yardımcı olan şahısların serbest kalabileceklerini, uzun süredir takip edildiğini bildiği M.Ö. konusunda tatminkar bir sonuç alınabilmesi için mutlaka somut delillere ulaşmak gerektiği, zira anılanların, avukatlarının da yönlendirmesiyle kendilerini tecrim edecek teknik ve/veya canlı kaynak bilgilerini 'aramızda şakalaşıyorduk' diyerek değersizleştirebileceklerini, M.Ö.'nün muhaliflere ilişkin tespitlerini Google Earth'teki haritalar üzerinde işaretleyerek Suriye Hava İstihbaratına hava operasyonu amaçlı iletmesinin somut ve önemli bir delil olduğunu, ancak bu bilginin gönderildiğinin ve bu yerlere operasyon yapıldığının adı geçenin bilgisayarında kayıtlı ve başka kanallardan da teyitli olması gerektiğini, tabanca veya bombanın ise hiçbir ispat veya başka bir delile ihtiyaç bırakmayacağını, özetle bu aşamada acele etmeden beklemenin daha doğru olacağını" ifade etmek suretiyle, keza, MİT Adana Bölge Başkanı tarafından 09/05/2013 gecesi telefonla bizzat aranan Hatay İl Emniyet Müdürü R.K.'ya da, şahısların göz altına alınması ve sorgulanması hususlarının görüşülmesi karşısında, MİT yetkilileri ile, gerek davacı, gerekse Hatay İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri arasında, 09/05/2013 Perşembe günü ve gecesinde kurulan koordineler ve yapılan görüşmelerde, MİT yetkilileri tarafından, Ülkemizde Suriye kaynaklı eylem / eylemler yapılacağı yönünde sunulan istihbari nitelikteki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, 08/05/2013 tarihinde yapılan ihbarın son derece önem arz etmesi, bölgenin hassasiyeti ile kısa bir süre önce Cilvegözü Sınır Kapısında meydana gelen büyük çaplı patlama da dikkate alındığında, bölgenin coğrafi / sosyolojik şartları gereği takip ve bilgi toplamanın oldukça zor olduğu, fiziki ve teknik takiplerin yeterli personel sayısıyla yapılamadığı ve fiziki takip yapan personelin yeterli eğitimlerinin olmadığı gerçekleri karşısında, süreç bir bütün olarak ele alındığında, oldukça somut olduğu kanaatine ulaşılan anılan ihbar varken, tüm riskler de alınmak suretiyle ihbarda adı geçen şahısların derdest edilerek toparlanması yerine, ısrarla şahısların silah ve/veya patlayıcı gibi somut bir takım delillerle yakalanmasını teminen delil toplama sürecine devam edilmesi yönünde görüş bildirerek, yapılmak istenen operasyonun yapılmamasına, dolayısıyla söz konusu bombalama eylemi ile ilgili olarak isimleri geçenlerin göz altına alınamaması sonucunda anılan patlamanın ve neticelerinin engellenememesine sebep olduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, … tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle açılan davada Dairemizin 14/02/2022 tarih ve E:2017/2151, K:2022/448 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" suçundan 5 yıl 3 ay ve "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezasının verileceği hükmüne yer verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacı hakkında 11/05/2013 günü, saat 13:22 civarında Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde iki ayrı bombalı aracın patlatılmasıyla 55 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili olarak düzenlenen soruşturma raporunun incelenmesinden,
Söz konusu patlama öncesinde, MİT Adana Bölge Başkanlığı ünitesi tarafından 09/05/2013 günü bizzat görüşülen davacıya "M.Ö. ve irtibatlarına yönelik olarak harekete geçilmesinde yarar görüldüğü"nün ifade edilmesi üzerine, davacının, "Mevcut veriler ile yapılacak bir operasyonda, M.Ö. ve anılana yardımcı olan şahısların serbest kalabileceklerini, uzun süredir takip edildiğini bildiği M.Ö. konusunda tatminkar bir sonuç alınabilmesi için mutlaka somut delillere ulaşmak gerektiği, zira anılanların, avukatlarının da yönlendirmesiyle kendilerini tecrim edecek teknik ve/veya canlı kaynak bilgilerini 'aramızda şakalaşıyorduk' diyerek değersizleştirebileceklerini, M.Ö.'nün muhaliflere ilişkin tespitlerini Google Earth'teki haritalar üzerinde işaretleyerek Suriye Hava İstihbaratına hava operasyonu amaçlı iletmesinin somut ve önemli bir delil olduğunu, ancak bu bilginin gönderildiğinin ve bu yerlere operasyon yapıldığının adı geçenin bilgisayarında kayıtlı ve başka kanallardan da teyitli olması gerektiğini, tabanca veya bombanın ise hiçbir ispat veya başka bir delile ihtiyaç bırakmayacağını, özetle bu aşamada acele etmeden beklemenin daha doğru olacağını" ifade etmek suretiyle, keza, MİT yetkilileri ile gerek davacı, gerekse Hatay İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri arasında, 09/05/2013 Perşembe günü ve gecesinde kurulan koordineler ve yapılan görüşmelerde, MİT yetkilileri tarafından, Ülkemizde Suriye kaynaklı eylem / eylemler yapılacağı yönünde sunulan istihbari nitelikteki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, 08/05/2013 tarihinde yapılan ihbarın son derece önem arz etmesi, bölgenin hassasiyeti ile kısa bir süre önce Cilvegözü Sınır Kapısında meydana gelen büyük çaplı patlama da dikkate alındığında, bölgenin coğrafi / sosyolojik şartları gereği takip ve bilgi toplamanın oldukça zor olduğu, fiziki ve teknik takiplerin yeterli personel sayısıyla yapılamadığı ve fiziki takip yapan personelin yeterli eğitimlerinin olmadığı gerçekleri karşısında, süreç bir bütün olarak ele alındığında, oldukça somut olduğu kanaatine ulaşılan anılan ihbar varken, tüm riskler de alınmak suretiyle ihbarda adı geçen şahısların derdest edilerek toparlanması yerine, ısrarla şahısların silah ve/veya patlayıcı gibi somut bir takım delillerle yakalanmasını teminen delil toplama sürecine devam edilmesi yönünde görüş bildirerek, yapılmak istenen operasyonun yapılmamasına, dolayısıyla söz konusu bombalama eylemi ile ilgili olarak isimleri geçenlerin göz altına alınamaması sonucunda anılan patlamanın ve neticelerinin engellenememesine sebep olduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının ve soruşturma raporu ile eklerinin incelenmesinden; davacının yukarıda yer verilen eylemlerinin yargısal faaliyete ilişkin olmadığı, nitekim çok fazla istihbari bilgi olmasına rağmen harekete geçmeyerek yargı yetki ve görevini planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik olarak kullandığı, bu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:…, K: … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.