T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/15010
Karar No : 2023/3808
TEMYİZ EDENLER
1- DAVALI : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Madencilik İnş. Taş. Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; Balıkesir ili, Havran ilçesi, … Köyü sınırları içerisinde yer alan 8,39 hektarlık alanda … adına düzenlenen kalker ocağı ve kırma eleme tesisi faaliyet konulu, … günlü, … sayılı işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle açılmıştır.
… İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … günlü, E:…, K:… sayılı karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 12/03/2019 günlü, E:2016/9943, K:2019/2003 sayılı kararıyla bozulmuş, bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda ve ek raporda; işletme aşamasında patlama sırasında oluşacak toz emisyonu hesaplamalarının yapılmadığı, faaliyetin henüz başlamamış olması nedeniyle çevreye olan veya olmuş etkilerinin mevcut olmadığı, tesisle ilgili çevreye olabilecek etkilerinin incelendiği bir ÇED raporunun bulunmadığı, dava konusu ruhsat sahası civarında (…, …, …, … mahalleri civarında) 24 adet ruhsatlı sahanın bulunduğu göz önüne alındığında kümülatif etkilerinin de göz önünde bulundurularak Çevresel Etki Değerlendirmesi raporu hazırlanarak etkilerinin daha detaylı incelenmesi gerektiği, davaya konu 8,39 hektarlık çalışma alanının …Mahallesi … Ada … ila … nolu parsellerin bulunduğu mevkideki tarımsal parsellere 746 ila 810 metre mesafede, … Mahallesi …ve … nolu tarımsal parsellere 720 ila 742 metre mesafede, … Mahallesi …parsel numaralı … mevkiinde bulunan “bahçe ve tarla” vasıflı taşınmaza 750 metre mesafede olduğu, projenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılatılması Hakkında Kanun'a uygun olmadığı, zeytinlik alanlarına zarar verebilecek mesafede olduğu, Danıştay Onuncu Dairesince verilen bozma kararının ruhsat sürecinden ziyade ruhsata ek olan “ÇED Gerekli Değildir” kararının bilirkişi heyeti tarafından irdelenerek, açıklık getirilmesine yönelik olduğu, söz konusu saha için düzenlenmiş olan ve halen geçerliliğinin devam ettiği ifade edilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının yetersiz olduğu, ÇED raporu alınmasının gerekli olduğu şeklinde görüş ve kanaatlerin belirtildiği, bu durumda, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere çevrede zeytinlik sahalarının bulunduğu, bu alanların madencilik faaliyeti sırasında zarar görmesinin muhtemel olduğu, ayrıca söz konusu faaliyete izin verilmesi halinde ilgilinin faydası dışında, doğal hayata, yöre halkına, floraya veya faunaya bir faydasının olmayacağı aksine doğal yaşamın zarar göreceği ve “ÇED Gerekli Değildir” kararının yetersiz belirlemeler içerdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesi ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 22. maddesinde belirtilen süreç izlenerek dava konusu işlemin tesis edildiği, bu düzenlemelerde idarelerin izleyeceği yolun açıkça belirtildiği, işlemin tamamen maden sahası hakkında verilen ÇED görüşünün değerlendirilmesi yönünde olmasına rağmen Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün davaya dahil edilmemesinin usule aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı Yanında Müdahil tarafından ise; bilirkişi ve ek bilirkişi raporunun varsayıma dayalı tahminler üzerine değerlendirmeler içerdiği, raporda ÇED raporunun gerekli olup olmadığının tartışıldığı, alınan "ÇED Gerekli Değildir" kararının halen yürürlükte olduğu, neden "ÇED Gerekli Değildir" kararının yetersiz olduğu konusuna bir açıklık getirilmediği, işletmenin henüz faaliyete geçmediğinden çevreye verdiği zarardan söz edilemeyeceği, çevreye zarar verilmesi durumunda maden sahasının zaten kapatılacağı, maden sahasının yakınında zeytinlik vasfına sahip arazi bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesislere dayalı olarak üretim yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin Örnek 7’de yer alan formu doldurarak yapacakları başvurularda, bu formda yer alanlar dışında başka bir bilgi ve belge istenilmeyeceğinin açıkça belirtilmesi, "ÇED Gerekli Değildir Kararının" halen hukuki olarak geçerliliğini devam ettirmesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatının mevzuatta yer alan şartların sağlaması nedeniyle düzenlenmesi ve bu şartların kaybedildiğine dair bir tespitin de bulunmaması karşısında, dava konusu işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idare yanında müdahil Şirketin duruşma istemi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idare yanında müdahil Şirketin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Balıkesir ili, Havran ilçesi, … Köyü hudutları dahilinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nce 23/03/2007 tarihinde 100 hektarlık saha için 10 yıl süreli II. Grup (Doğaltaş-Mermer) işletme ruhsatı verilmiştir.
Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nce yapılan inceleme neticesinde 8,39 hektarlık alan çalışma alanı olarak tespit edilmiş, söz konusu alanın orman alanı içerisinde kalması nedeniyle 09/06/2008 tarihinde "Orman Sahasının" madencilik faaliyetine tahsisi yapılıp …'a teslimi yapılarak 12/08/2008 tarihinde işletme izni verilmiştir.
Balıkesir İl Tarım Müdürlüğü'nün … günlü, … sayılı ve DSİ Genel Müdürlüğü 25. Bölge Müdürlüğü'nün … günlü, … sayılı işlemleriyle, verilen taahhütlere uyulması şartıyla ruhsat verilmesinde sakınca bulunmadığı belirtilmiş, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün … günlü, … sayılı işlemiyle, söz konusu saha için hazırlanan proje tanıtım dosyasındaki değişiklikler uygun görülerek "ÇED Gerekli Değildir" belgesinin 23/10/2012 tarihine kadar geçerli olduğu belirtilmiştir.
6360 sayılı Kanun uyarınca, Kanun'un yayımından sonraki ilk mahalli idareler genel seçiminde (30/03/2014) tüzel kişiliği kaldırılan ...Köyü, mahalle olarak mülki sınırları içerisinde yer aldığı Havran Belediyesine katılmıştır. Anılan Kanun gereğince, Balıkesir İl Özel İdaresinin tüzel kişiliği de kaldırılmış, madencilik faaliyetleri için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi yetkisi Balıkesir Valiliğine bırakılmıştır.
Balıkesir İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü tarafından, Balıkesir ili, Havran ilçesi, … Köyü sınırları içerisinde yer alan 8,39 hektarlık alanda … adına, "kalker ocağı ve kırma eleme tesisi" faaliyet konulu, … günlü, … sayılı iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmiştir.
Söz konusu iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle …Köyü Tüzel Kişiliği tarafından bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" kenar başlıklı 56. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." düzenlemesi yer almaktadır.
"Tabii servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi" kenar başlıklı 168. maddesinde ise; "Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.
09/08/1983 günlü, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun ''Tanımlar" kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında: "Bu Kanunda geçen terimlerden; Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı, Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, ifade eder." hükmü yer almaktadır.
2872 sayılı Kanun'un "Çevresel etki değerlendirilmesi" kenar başlıklı 10. maddesinde: "Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tabi plan ve programlar ve konuya ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun'un 3. maddesinde; İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatını vermeye yetkili olan merciler sayılmış, 4. maddesinde ise; "3 üncü maddede belirtilen merciler, iznin verilmesi için yapılacak beyan ve incelemelerde aşağıda öngörülen genel kriterlere göre düzenlenecek yönetmeliği esas alırlar.
a) İnsan sağlığına zarar vermemek,
b) Çevre kirliliğine yol açmamak,
c) Yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranmamak." hükmüne yer verilmiştir.
3572 sayılı Kanun'un 5. maddesinde; "işyeri veya işletme açmak isteyen; işin özelliğine göre 4 üncü maddede belirtilen yönetmelikte öngörülen kriterlere uygun olarak işyerini düzenledikten sonra başvuru formunu doldurarak 3 üncü maddede belirtilen mercie ibraz ederler.Bu başvurunun yönetmelikte öngörülen kriterlere uygun olarak doldurulduğunun tespiti halinde, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenerek ilgiliye verilir. İlgili, bu belgeye dayanarak işyeri açabilir." düzenlemesi, 6. maddesinde ise; "işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen işyerleri, 3 üncü maddede belirtilen merciler tarafından ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ruhsatın veriliş tarihini izleyen bir ay içinde kontrol ettirilirler. Bu süre içinde kontrol ettirilmemesi halinde, ilgili, çalışma ruhsatı almış sayılır ve kontrol görevini süresinde yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında yasal hükümler uygulanır. Ruhsat verilmesini takiben yapılacak kontrol ve denetimlerde, 4 üncü maddede belirtilen yönetmelikte öngörülen kriterlere aykırı beyan ve durumun tespiti halinde; verilmiş olan ruhsat, ilgili mevzuattaki hükümler çerçevesinde yetkili merci veya mülki idare amirince iptal edilerek işyeri kapatılır ve ilgililer hakkında ayrıca işlem yapılır." düzenlemesi yer almaktadır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; İşletme İzni: Bir madenin işletmeye alınabilmesi için izin olarak, "Madencilik Faaliyetleri: Madenlerin aranması, üretime yönelik hazırlık çalışmaları, üretilmesi, sevkiyatı, cevher hazırlama ve zenginleştirme, atıkların bertarafı, ruhsat sahasındaki stoklama/depolama işlemleri, maden işletmelerinin kapatılması ve çevre ile uyumlu hale getirilmesi ile ilgili tüm faaliyetler ve bu faaliyetlere yönelik geçici tesislerin yapılması." olarak tanımlanmıştır.
3213 sayılı Kanun'un "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinde; "Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı tarafından verilir. Maden ruhsat sahalarında, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler dışındaki faaliyetler ve/veya tesisler için Bakanlığın izni olmaksızın hiçbir surette işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenemez. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre belediyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmayan illerde il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğrudan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili belediyenin hesabına aktarılır. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatının gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır." düzenlemesi yer almaktadır.
29/07/2022 günlü, 31907 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını, Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, Çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyonca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri nedeniyle gerçekleştirilmesinde çevre açısından sakınca görüldüğünü belirten Bakanlık kararını, Çevresel etki değerlendirmesi raporu: Ek-1’deki listede yer alan veya Bakanlıkça "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen bir proje için belirlenen özel formata göre hazırlanacak raporu, Çevresel etki değerlendirmesi süreci: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreci, Proje tanıtım dosyası: Çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler için Ek-4’te yer alan genel format esas alınarak hazırlanan dosyayı, ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Yönetmeliğin "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde; bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği, proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği, ancak bu durumun söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir.
Yönetmeliğin "Çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler
" başlıklı 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin;
a) Ek-1’deki listede yer alan projelere,
b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere,
c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere,
ÇED raporu hazırlanması zorunludur." düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan Yönetmeliğin "Yatırımın izlenmesi ve denetimi" başlıklı 18. maddede; "Bakanlık, "ÇED Olumlu" kararı veya "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilen projelerle ilgili olarak, “ÇED Olumlu” kararına esas nihai ÇED raporunda veya “ÇED Gerekli Değildir” kararına esas proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen hususların yerine getirilip getirilmediğini izler, kontrol eder ve denetler. Bakanlık, proje ilerleme raporlarında belirtilen iş ve işlemlerin doğruluğunu kontrol eder. Bakanlık birinci fıkradaki görevleri yerine getirirken gerekli görmesi durumunda ilgili kurum/kuruluşlarla işbirliği yapar. Proje sahibi "ÇED Olumlu" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını aldıktan sonra, projede planlanan bu Yönetmeliğe tabi değişiklikleri Bakanlığa veya ilgili il müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür." hükmü, "Bu Yönetmeliğe aykırı uygulamaların durdurulması" başlıklı 19. maddesinde; bu Yönetmelik kapsamındaki projelerde, "ÇED Olumlu” kararı ya da “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından nihai ÇED raporu veya proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda söz konusu taahhütlere uyulması için projeyle ilgili Bakanlıkça/il müdürlüğünce bir defaya mahsus olmak üzere ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebileceği, bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz ise yatırımın durdurulacağı, yükümlülükler yerine getirilmedikçe durdurma kararı kaldırılmayacağı ve bu konuda 2872 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre işlem tesis edileceği hükmü yer almaktadır.
10/08/2005 günlü, 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; Gayrisıhhî müessese: Faaliyeti sırasında çevresinde bulunanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden az veya çok zarar veren veya vermesi muhtemel olan ya da doğal kaynakların kirlenmesine sebep olabilecek müesseseleri, Birinci sınıf gayrisıhhî müessese: Konutlardan ve insan ikametine mahsus diğer yerlerden mutlaka uzak bulundurulmaları gereken müesseseleri, İkinci sınıf gayrisıhhî müessese: Konutlardan ve insan ikametine mahsus diğer yerlerden mutlaka uzak bulundurulmaları gerekmeyen, bununla birlikte müessesenin faaliyetinin gerektirdiği durumlarda izin verilmeden önce civarında ikamet edenlerin esenlik ve istirahati hususunda konumu, tesisatı ve vaziyeti itibarıyla bir zarar vermeyeceğine kanaat oluşması için inceleme yapılması gerekli müesseseleri, şeklinde tanımlanmıştır.
"İşyerlerinde aranacak genel şartlar" başlıklı 5. maddesinde; maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı olarak üretim yapılan geçici tesislerle ilgili bu Yönetmeliğin uygulanmasında 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinde yer alan hususların öncelikle dikkate alınacağı, 16/12/2003 tarihli ve 25318 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ekindeki listede yer alan işletmelerle, birinci sınıf gayrisıhhî müessese grubunda yer alan işletmelerin aynı olması durumunda, yetkili idarelerin ruhsat verirken Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) dosyasında yer alan belgelere göre işlem yapacağı düzenlenmiştir.
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin "Başvuru" başlıklı 17. maddesinde; maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatının il özel idareleri tarafından verileceği, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesislere dayalı olarak üretim yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler Örnek 7’de yer alan formu doldurarak il özel idaresine başvuracağı, başvurularda bu formda yer alanlar dışında başka bir bilgi ve belge istenilmeyeceği, maden arama faaliyetlerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatına tabi olmadığı, ancak arama ruhsat dönemi içinde üretim yapılması halinde işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin "Denetim ve Diğer Hükümler" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan "Denetim" başlıklı 24. maddesinde; gayrisıhhî müesseselerin, çevre ve toplum sağlığı açısından yetkili idareler tarafından denetleneceği, yetkili idarenin en üst amiri veya görevlendireceği kişinin gerekli tedbirleri almak veya aldırmakla sorumlu olduğu belirtilmiştir.
21/06/2005 günlü, 25852 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin "Madencilik faaliyetlerinin yapıldığı yerlerde aranacak genel şartlar" başlıklı 77. maddesinde; bu Yönetmeliğin eki (Ek-1) sayılı Listede yer alan madencilik faaliyetleri için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen maden üretim faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere dayalı olarak üretim yapılan tesislerin bulunduğu yerlerin, çevre kirliliğine neden olmamak ve insan sağlığına zarar vermemek için ilgili mevzuatta öngörülen hükümlere uymak zorunda olduğu ve yetkili idarelerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesinden sonra yapacakları denetimlerde bu hususların yerine getirilip getirilmediğini kontrol edecekleri hüküm altına alınmıştır.
Yönetmeliğin "Ruhsatlandırma işlemleri" başlıklı 82/A maddesinde; işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesinden sonra yetkili idare tarafından yapılacak denetim sonucunda toplum ve çevre sağlığı açısından uygun çalışılmadığının tespiti halinde yapılacak işlemlerin Genel Müdürlüğe bildirileceği, Genel Müdürlükçe toplum ve çevre sağlığına aykırı olduğu tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulacağı düzenlenmiş, 82/B maddesinde ise; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında alınmış karar, işyeri açma ve çalışma ruhsat müracaatı için gerekli belgeler arasında sayılmış, "Denetim" başlıklı 82/F maddesinde de; gayrisıhhî müesseseler kapsamındaki maden üretim faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere dayalı olarak üretim yapılan tesisleri, çevre ve toplum sağlığı açısından yetkili idareler tarafından denetleneceği, yapılacak denetim sonucunda toplum ve çevre sağlığı açısından uygun çalışılmadığının tespiti halinde yapılacak işlemlerin Genel Müdürlüğe bildirileceği, toplum ve çevre sağlığına aykırı olduğu tespit edilen madencilik faaliyetlerinin gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulacağı belirtilmiştir.
Yönetmeliğin "Çevresel Etki Değerlendirmesi ile İlgili Madencilik Faaliyetleri" bölümünde yer alan "Ruhsat sahibinin yükümlülükleri" başlıklı 83. maddesinde; maden ruhsat sahiplerinin, çevresel etki değerlendirmesine tâbi projeler için çevresel etki değerlendirmesi raporunu veya seçme eleme kriterleri uygulanacak projeler için proje tanıtım dosyasını hazırlamak, valiliğe veya Çevre ve Orman Bakanlığına sunmak ve faaliyetlerini verilen karara göre gerçekleştirmekle yükümlü oldukları, "Yönetmeliğe aykırı uygulamaların durdurulması" başlıklı 85. maddesinde ise; madencilik faaliyetlerine ilişkin projelerde; “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” ya da “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadan üretim faaliyetine başlandığının tespit edilmesi durumunda faaliyetin durdurulacağı, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” ya da “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça durdurma kararının kaldırılmayacağı, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” ya da “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda, söz konusu taahhütlere uyulması için Çevre ve Orman Bakanlığınca bir defaya mahsus olmak üzere süre verilebileceği, bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz veya gerekli önlemler alınmaz ise faaliyetin durdurulması için Genel Müdürlüğe bilgi verilieceği, Genel Müdürlükçe faaliyetin durdurulacağı ve Genel Müdürlükçe verilen durdurma kararının yükümlülükler yerine getirilmedikçe kaldırılmayacağı düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 86. maddesinde çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler, 87. maddesinde ise, seçme, eleme kriterleri uygulanacak projeler sayma yoluyla belirtilerek, bu maddede belirtilen limitlerin altında kalan madencilik faaliyetlerinin, çevresel etki değerlendirmesi kapsamı dışında olduğu hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Anayasanın 168. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, maden hukukuna ilişkin kurallar esas olarak Maden Kanunu'nda yer almaktadır. Maden Kanunu'nun amacı 3213 sayılı Kanun'un birinci maddesinde; "madenlerin aranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibi olunması ve terk edilmesi ile ilgili esas ve usulleri düzenlemek" olarak açıklanmıştır. Bu amacın gerçekleşebilmesi de Kanun'un 7. maddesinde ve diğer hükümlerinde belirtilen hususların yerine getirilmesi ile mümkün olacaktır. Ayrıca, sağlıklı ve dengeli bir çevre yaratılması, öncelikle yapılacak madencilik faaliyetinin denetlenmesini gerektirir. Bu denetimin etkin araçlarından biri de Kanun'un 7. maddesinde düzenlenen madencilik faaliyetinde bulunulabilmesi için gerekli olan izinlerdir. Maden işletmesinin faaliyetine başlaması ve işletilmesi ancak kamu kurum ve kuruluşlarının izin vermesiyle mümkün olup, bu bağlamda maden işletmelerinin faaliyetleri, Devletin denetim ve gözetimi altında yürütülmektedir.
7. maddede belirtilen kurallar, madencilik yapılmasının esas ve usullerine uyulup uyulmadığı ve madencilik faaliyetinin yapılmasının kamuya yararlı olup olmadığı bakımlarından denetimi sağlamaktadır. Denetim bu yönüyle hem hukuksal, hem de yerindelik işlevine sahiptir.
Madencilik faaliyetlerinin ülke ekonomisi için önemi, çevre ve insan sağlığına etkileri gibi farklı özellikleri ve ortaya çıkan özel uygulamalar nedeniyle genel düzenlemelerden farklı olarak, çevre mevzuatında ve işyeri açma ve çalışma mevzuatında madencilik faaliyetlerine ilişkin özel düzenlemeler yapılmıştır.
Bu çerçevede madencilik faaliyetlerinin çevre ile yakın bir ilişki içinde yürütülmesi, madencilik faaliyetine başlanabilmesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin tamamlanmasının zorunlu olması nedeniyle madencilik faaliyetlerinde ÇED sürecinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 56. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmek suretiyle sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında, çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 56. maddesinin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, anılan maddeyle Devlete, vatandaşın korunmuş çevre şartlarında, beden ve ruh sağlığı içinde yaşamını sürdürmesini sağlamanın yanında, hem kirlenmenin önlenmesi hem de doğal çevrenin korunması ve geliştirilmesi için gereken tedbirleri alma ödevi yüklenmiştir.
Bu bağlamda ÇED, kalkınma ve ekonomik gelişme için yapılacak yatırım ve faaliyetlerin, doğayı tahrip etmeden ve çevreyi kirletmeden gerçekleştirilmesinde kullanılan, karar verme sürecini etkileyen, dolayısıyla karar mercilerine, kararlarını sağlıklı bir şekilde verebilmeleri için seçenek üreten ve bu seçeneklerin olumlu ve olumsuz yönlerini saptayan bir yöntem olarak görülmektedir. Başka bir ifade ile, Çevresel Etki Değerlendirmesi, gerçekleştirilmek istenen ve çevre üzerinde önemli olumsuz etkileri olabilecek faaliyetler hakkında yetkili birimlerce onay verme ya da karar alma gibi herhangi bir işlem yapılmadan önce bunların çevresel etkilerinin araştırılarak önlenmesi amacına hizmet etmektedir.
Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, ÇED’in yatırım ile ilgili planlama ve karar alma sürecinde etkin olduğu görülmektedir.
3213 sayılı Kanun’un madencilik faaliyetinde izinlere ilişkin kuralların yer aldığı 7. maddesinde ÇED işlemlerinin Çevre ve Orman Bakanlığı (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı) tarafından gerçekleştirileceği, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının ise, il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı tarafından verileceği belirtilmiştir.
Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci sonunda Bakanlık veya ilgili kurum tarafından "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı" verilmedikçe, madencilik faaliyetine başlanamamaktadır. Başka bir ifadeyle, ÇED kararı madencilik faaliyetine başlanabilmesinin ön koşuludur.
Bununla birlikte, faaliyette olan projenin çevreye olumsuz etkisi var ise, Devletin denetim yapma ve denetim sonucunda yaptırım uygulama yükümlülüğü devam etmektedir. Belirtilen durumda olumsuz çevresel etkinin giderilmesi için başta 2872 sayılı Kanun olmak üzere yürürlükteki çevreye ilişkin mevzuatın uygulanması gerektiği açıktır. Diğer bir deyişle, taahhüt edilen ve çevresel etki değerlendirmesi sürecinde yeterli görülen tedbirlerin madenin işletilmesi sırasında uygulanmaması, ihmal edilmesi ya da başkaca öngörülemeyen sonuçların meydana gelmesi durumunda, ilgililer tarafından ÇED kararını veren idareye her zaman başvuru yapılabilecektir. Bu hususa ilişkin olarak, Çevre Kanunu ve bu Kanun uyarınca yayımlanan yönetmeliklere aykırı davrananlara söz konusu aykırı faaliyeti düzeltmek üzere bir defaya mahsus olmak ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebileceği, faaliyetin süre verilmemesi halinde derhal, süre verilmesi durumunda, bu süre sonunda aykırılık düzeltilmez ise kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulacağı, çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler ile çevre izni veya çevre izin ve lisansı olmayan faaliyetlerin süre verilmeksizin durdurulacağı yönünde hüküm yer almıştır.
Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, madencilik faaliyetlerinin çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için en etkili yolun ÇED süreci olduğu, madencilik faaliyetine başlanabilmesinin ön koşulu olan ÇED sürecinde yeterli görülen tedbirlerin, madenin işletilmesi sırasında uygulanmaması, ihmal edilmesi ya da başkaca öngörülemeyen sonuçların meydana gelmesi durumunda, ilgililer tarafından her zaman idareye başvuru yapılabileceği, ayrıca bu süreç sonunda verilen "ÇED Olumlu Kararı" veya "ÇED Gerekli Değildir Kararı"na karşı ilgililer tarafından dava açılarak, kararların hukuki denetiminin de sağlanabileceği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte; işyeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin hükümler, yukarıda ilgili düzenlemelerine yer verilen İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte düzenlenmiştir. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte, çevre sağlığının, insan sağlığının çevredeki fizikî, kimyevî, biyolojik, sosyal ve psiko-sosyal faktörlerle tespit edilen yaşam kalitesini ifade ettiği belirtilmiştir. Yönetmeliğin EK-2 maddesinde madencilik işletmeleri; üretim kapasiteleri, çalışma alanları ve maden grupları gibi kriterlere göre birinci sınıf gayrisıhhi müessese ve ikinci sınıf gayrisıhhi müessese olarak farklı sınıflara ayrılmıştır.
Yönetmelikte, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatının il özel idareleri tarafından verileceği, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesislere dayalı olarak üretim yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin Örnek 7’de yer alan formu doldurarak il özel idaresine başvuracakları, başvurularda bu formda yer alanlar dışında başka bir bilgi ve belge istenilmeyeceği belirtilmiş, Örnek 7’de yer alan formda ise ÇED Yönetmeliği kapsamında alınmış karar (ÇED Olumlu Kararı, ÇED Gerekli Değildir Kararı, ÇED Kapsamı Dışında) başvuru için gerekli belgeler arasında sayılmış ve formda "Not: Bu forma ÇED olumlu kararı ve ÇED raporu veya ÇED gerekli değildir kararı ve proje tanıtım dosyası ya da ÇED kapsamı dışındadır belgesi eklenir." ibaresine yer verilmiştir.
Aktarılan bu hükümlerde gayrisıhhi müessese açma ruhsatı başvurularında, madencilik faaliyetlerinin çevreye olan etkilerinin değerlendirilmesi için ÇED Kararının başvuru belgesine eklenmesi zorunlu tutulmuştur. Başka bir ifade ile açılmak istenen işyerinin çevreye olan etkilerinin ÇED sürecinde değerlendirilmesi, bu süreç sonunda verilen ÇED Belgesinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmesi için yeterli görülmesi ilkesi kabul edilmiştir.
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte, madencilik faaliyetleri gayrisıhhi müesseseler kapsamında belirtilmiş, birinci, ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseselerin çevre ve insan sağlığına zarar vermesi durumunda izlenecek süreç ve uygulanacak yaptırımlar belirtilmiş, ancak madencilik faaliyetlerine ilişkin özel düzenlemelere yer verilmemiş, madencilik faaliyetleri bu alana ilişkin özel düzenlemelerin yer aldığı maden mevzuatında düzenlenmiştir.
Maden mevzuatında madencilik faaliyetlerinin birçok alanı ilgilendiren yapısı ve özelliği nedeniyle madencilik faaliyetinde bulunulabilmesi için madencilik ilgisine göre farklı kurumlardan olumlu görüş alınması veya farklı idari kararlar üzerine inşa edilen bir izin sistemi öngörülmüştür. Buna göre, madencilik faaliyetlerinin çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için işletilecek ÇED süreci sonunda verilecek ÇED kararı ve maden işletmesinin açılabilmesi için gerekli olan işyeri açma ve çalışma ruhsatı maden işletme izni verilmesinden önce alınması gerekli olan izinlerdir. Bu bağlamda, bir madenin işletmeye alınıp üretim yapabilmesi için asıl izin, maden işletme izni olup, ÇED kararı veya işyeri açma ve çalışma ruhsatı maden işletme izninin alınması için gerekli olan izinlerdir. Bu çerçevede, madencilik faaliyetinin sonlandırılması sonucunu doğuran işlemlerin, madencilik faaliyetinin özel ve teknik bilgi gerektiren bir alan olması nedeniyle bu konuda yetkilendirilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılması gerekmektedir.
Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde de ruhsat başvurusunda doldurulacak başvuru formunda, ÇED Yönetmeliği kapsamında alınmış izinler (ÇED Olumlu Kararı, ÇED gerekli değildir kararı, ÇED kapsamı dışında) gerekli belgeler arasında sayılmış ve bu forma ÇED olumlu kararı ve ÇED raporu veya ÇED gerekli değildir kararı ve proje tanıtım dosyası ya da ÇED kapsamı dışındadır belgesinin ekleneceği belirtilmiştir.
Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde, (Ek-1) sayılı Listede yer alan madencilik faaliyetleri için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen maden üretim faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere dayalı olarak üretim yapılan tesislerin bulunduğu yerlerin, çevre kirliliğine neden olmamak ve insan sağlığına zarar vermemek için ilgili mevzuatta öngörülen hükümlere uymak zorunda olduğu, yetkili idarelerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesinden sonra yapacakları denetimlerde bu hususların yerine getirilip getirilmediğini kontrol edecekleri belirtilerek çevre ve insan sağlığına zarar verecek şekilde madencilik faaliyetinde bulunulamayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Bu bağlamda, madencilik faaliyetlerinin çevre ve insan sağlına zarar verecek şekilde yürütülemeyeceği hususunda kuşku bulunmamakla birlikte, madencilik faaliyeti sırasında çevre ve insan sağlına zarar verildiğinin ileri sürülmesi veya tespit edilmesi durumunda izlenecek sürecin ve yaptırım uygulayacak idarenin de belirlenmesi gerekmektedir.
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin "İşyerlerinde aranacak genel şartlar" başlıklı 5. maddesinde; maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı olarak üretim yapılan geçici tesislerle ilgili bu Yönetmeliğin uygulanmasında 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinde yer alan hususların öncelikle dikkate alınacağına ilişkin hüküm ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen alanlarda madencilik faaliyetlerinin hangi esaslara göre yürütüleceği ve bu esaslarla ilgili olarak bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının vereceği izinlere dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde, madencilik faaliyetlerinde işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin ayrı olarak düzenlediği hususları göz önünde bulundurulduğunda, madencilik faaliyeti sırasında çevre ve insan sağlına zarar verildiğinin ileri sürülmesi veya tespit edilmesi durumunda, Maden Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği hükümlerinin esas alınması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede; Maden Kanununda ilgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemlerin Genel Müdürlüğe (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) bildirileceği, çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetlerinin gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulacağı belirtilmiştir.
Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde de işyeri açma ve çalışma ruhsatı yönünden, gayrisıhhî müesseseler kapsamındaki maden üretim faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere dayalı olarak üretim yapılan tesislerin, çevre ve toplum sağlığı açısından yetkili idareler tarafından denetleneceği, yapılacak denetim sonucunda toplum ve çevre sağlığı açısından uygun çalışılmadığının tespiti halinde yapılacak işlemlerin Genel Müdürlüğe bildirileceği, toplum ve çevre sağlığına aykırı olduğu tespit edilen madencilik faaliyetlerinin gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulacağı, çevre mevzuatı yönünden ise, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” ya da “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda, söz konusu taahhütlere uyulması için Çevre ve Orman Bakanlığınca bir defaya mahsus olmak üzere süre verilebileceği, bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz veya gerekli önlemler alınmaz ise faaliyetin durdurulması için Genel Müdürlüğe bilgi verileceği, Genel Müdürlükçe faaliyetin durdurulacağı, Genel Müdürlükçe verilen durdurma kararının yükümlülükler yerine getirilmedikçe kaldırılmayacağı belirtilmiştir.
Maden Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde yer alan bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, ÇED süreci sonunda veya işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmasından sonra yetkili idare (ÇED Kararını veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Valilik ve işyeri açma ve çalışma ruhsatını veren il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı) tarafından madencilik işletmesinde toplum ve çevre sağlığı açısından uygun çalışılmadığının tespiti halinde, yapılacak işlemlerin Genel Müdürlüğe bildirileceği yaptırımın Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından uygulanacağı anlaşılmaktadır. Madencilik faaliyetinin karmaşıklığı ve teknik bir üretim sürecine dayalı olması, maden üretim sürecinin bu konuda uzman olan idare tarafından denetlenmesinin maden mevzuatı ile uyumlu olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, bu değerlendirme Maden Kanunu'nun amacı ile de örtüşmektedir.
Bu bağlamda, ilgililer tarafından, maden işletmesinin veya madencilik faaliyetinin çevre ve insan sağlığına zarar verdiği ileri sürülerek işyeri açma ve çalışma ruhsatını veren idareye başvurulması veya ruhsatı veren idarenin bu yönde bir tespitte bulunması üzerine, bu başvurunun veya tespitin, maden işletme ruhsatını ya da maden işletme iznini veren Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilmesi gerekmektedir. Genel Müdürlük tarafından ise, maden işletmesinin veya madencilik faaliyetinin çevre ve insan sağlığına zarar verip vermediği hususunda gerekli inceleme ve denetim yapılarak, sonucuna göre yaptırım uygulanabileceği açıktır.
Dava konusu uyuşmazlığın da yukarıda yapılan genel açıklamalar çerçevesinde değerlendirildirilmesi gerekmektedir.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, maden işletmesinin henüz faaliyete başlamamış, bilirkişilerce maden işletmesinin çevre ve insan sağlığına zarar verip vermediği hususunda yapılan değerlendirmeler proje tanıtım dosyası esas alınarak, ÇED Gerekli Değildir Kararı üzerinden yapılmıştır. Ancak, bu davanın işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle açıldığı, ÇED Gerekli Değildir Kararına karşı açılmış bir dava olmadığı, madencilik faaliyetinin çevreye olan etkisinin değerlendirildiği "ÇED Gerekli Değildir Kararının" halen hukuki olarak geçerliliğini devam ettirdiği hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, madencilik faaliyetinin çevre ve insan sağlığına zarar verdiği yönündeki iddiaların, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle açılan davada değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. İşyerinin faaliyete geçmesi ve çevre ve insan sağlığına zarar verdiğinin ileri sürülmesi veya bu yönde bir tespitte bulunulması durumunda ise, izlenmesi gereken süreç ve uygulanacak yaptırımlar yukarıda yapılan açıklamalarda belirtilmiştir.
Öte yandan, madencilik faaliyetinin zeytin alanlarına zarar verebileceği belirtilmiş ise de, bu hususun da madenle ilgili ruhsatı vermekle yetkili olan Genel Müdürlük tarafından değerlendirileceği açıktır.
Bu durumda; İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 17. maddesinde, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesislere dayalı olarak üretim yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin Örnek 7’de yer alan formu doldurarak il özel idaresine başvuracağı ve başvurularda bu formda yer alanlar dışında başka bir bilgi ve belge istenilmeyeceğinin açıkça belirtilmesi, "ÇED Gerekli Değildir Kararının" halen hukuki olarak geçerliliğini devam ettirmesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatının mevzuatta yer alan şartların sağlaması nedeniyle düzenlenmesi ve bu şartların kaybedildiğine dair bir tespitin de bulunmaması karşısında, dava konusu işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN VE DAVALI İDARE YANINDA MÜDAHİLİN TEMYİZ İSTEMLERİNİN KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.