T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1559
Karar No : 2023/9094
DAVACI : …
DAVALI : … / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkının kısıtlanarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, soruşturma izni verildiğine dair daire kararının kendisine tebliğ edilmediği bu nedenle bu karara karşı itiraz başvurusunda bulunamadığı, yargısal faaliyetlerinden dolayı disiplin soruşturması açılamayacağı, aynı mahkemede görev yapan ve aynı kararları veren bazı yargı mensupları hakkında eşitlik ilkesine aykırı olarak soruşturma açılmadığı iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının yeniden inceleme talebinin sonucunu beklemeden dava açtığı bu nedenle kesin ve yürütülebilir bir işlem olmadığı, mevzuatın ve yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak ve bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerini yitirerek hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliğinde olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı ve 2577 sayılı Kanunu'nun 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NIN DÜŞÜNCESİ:Dava ,davacı tarafından; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir.
Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur.
Dosyanın içerisinde yer alan ve davalı idarece sunulan belgelerin incelenmesinden , davacıya ilişkin tespitler dikkate alındığında eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfus ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak verilen meslekten çıkarma cezasına yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu saptandığından davacının parasal haklarının ödenmesi talebinin yasal dayanağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle 01/03/2021 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
Diğer yandan, Dairemizce yapılan 01/12/2022 tarihli ara kararına cevaben davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının, dava konusu meslekten çıkarma cezasına karşı yeniden inceleme talebinde bulunduğu, bu talebi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve … sayılı kararı ile yeniden inceleme talebinin reddine karar verildiği, anılan karara karşı davacının itiraz talebinde bulunduğu, davacının itiraz talebinin ise inceleme aşamasında olduğu ve henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dilekçelerin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden incelemeye tabi tutulacağı öngörülmüş; aynı Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin 3/d bendinde yazılı hallerde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinin 2. fıkrasında; "Dairelerin kararlarına karşı, Başkan veya ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, kararı veren daireden yeniden inceleme talebinde bulunabilir." hükmüne, 3. fıkrasında; "Dairelerin yeniden inceleme talebi üzerine verdiği kararlara karşı, Başkan veya ilgililer tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, Genel Kurula itiraz edebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.", aynı maddenin 5. fıkrasında da; "Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabilir; diğer kararları yargı denetimi dışındadır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür. Bu davalar, acele işlerden sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE:
İptal davası, idarenin kamu gücüne dayanarak, tek yanlı irade beyanıyla tesis ettiği, hukuk düzeninde değişiklik yapan, başka bir deyişle ilgililerin hukukunu etkileyen kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlere karşı açılır. Dolayısıyla, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir idari işlem bulunmamasına rağmen iptal davası açılması halinde, ilgili yargı merciince 2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendi ile 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi hükümleri çerçevesinde davanın reddine karar verilecektir.
Yine yukarıda yer verilen 6087 sayılı Kanun hükümlerine göre, yargı mensuplarının meslekten çıkarma cezalarına ilişkin kararlara karşı dava açılabilmesi için bu kararların kesinleşmesi gerekmektedir. Kesinleşme ise on gün içinde yeniden inceleme ve/veya itiraz talebinde bulunulması halinde HSK ilgili Dairesi veya Genel Kurulunca bu talepler hakkında bir karar verilmesiyle ya da on gün içinde yeniden inceleme ve/veya itiraz talebinde bulunulmaması halinde olacaktır. Dolayısıyla yargı mensuplarının, meslekten çıkarma cezalarına ilişkin kararlara yönelik yeniden inceleme ve itiraz talebinde bulunmaları halinde, HSK ilgili Dairesi ve Genel Kurulunca bu istemler hakkında bir karar verilmesinin beklenmesi ve bu kararlarla kesinleşen meslekten çıkarma cezalarına ilişkin karara karşı iptal davası açılması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yeniden inceleme talebinde bulunulduğu, aynı Dairenin … tarih ve … sayılı kararı ile yeniden inceleme talebinin reddine karar verildiği, anılan karara karşı davacının bu kez itiraz talebinde bulunduğu ve inceleme aşamasında bulunan itiraz talebi hakkında henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
Dolayısıyla, davacı tarafından kesinleşmemiş olan kararın iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir yani kesinleşmiş bir işlem mahiyetinde olmadığı ve anılan karara karşı açılan davanın esasının incelenmesine 2577 sayılı Kanun'un 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca imkan bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı davacılar tarafından yeniden inceleme talebinin sonuçlanması beklenmeden yalnızca meslekten çıkarma kararının iptali istemiyle Dairemizde dava açılmış ve bu davalarda Dairemizce uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmiş ise de, bu tür davalarda bakılan uyuşmazlıktan farklı olarak yeniden inceleme talepleri yargılama devam ederken reddedilmiş, diğer bir ifadeyle dava konusu edilen kararlar yargılama aşamasında kesinleşmiş ve idari davaya konu edilebilecek hale gelmiş bulunduğundan esasa yönelik bir inceleme yapılmıştır.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın incelenmeksizin REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilmeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam .. TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.