T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1573
Karar No : 2023/351
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…
VEKİLİ :Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ :Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2020 tarih ve E:2017/3386, K:2020/4710 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2020 tarih ve E:2017/3386, K:2020/4710 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
… Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan davacı hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın kesinleşmediği, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital verilerin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda yer verilen dijital materyallerde "kakao" uygulamasına ilişkin yükleme kalıntıları bulunduğuna dair tespitin, davacının anılan örgütle iltisak veya irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, 667 sayılı KHK'nın TBMM İçtüzüğünde belirtilen süre geçtikten sonra yasalaştığından yok hükmünde olduğu, anılan KHK'nın OHAL döneminin sona erdiği 18/07/2018 tarihi itibarıyla hükümsüz hâle geldiğinden meslekten çıkarma kararının dayanağının kalmadığı; KHK'nın 3. maddesinde yer alan iltisak ve irtibat kavramlarının belirsiz ve muğlak ifadeler olduğundan belirlilik ve öngörülebilirlik kriterlerinden uzak bir düzenleme olduğu; savunma hakkının tarafına verilmediği, disiplin hukukuna ilişkin savunma hakkının yargılama makamı tarafından giderilmesinin mümkün olmadığı; karara dayanak kabul edilen delillerin tamamının ceza yargılamasına ilişkin dosyada yer alan deliller olduğu, ceza mahkemesinin maddi durum değerlendirmesinin idari yargıyı da bağlayacağı, hakkında fiilin işlenmediğine yönelik olarak beraat kararı verildiğinden bu kararın idari yargıyı da bağlayacağı; iltisaklı ve irtibatlı olmak için temyiz konusu kararda belirtilen kriterlerin, tarafının eylemleri gösterilmek suretiyle değerlendirilmediği, irtibatlı mı yoksa iltisaklı mı olduğunun kararda cevabının bulunmadığı; … adlı tanığın örgüt lehine hangi eylemlerde bulunduğunu söylemediği ve organizasyon dediği şeyin, adliye içindeki dayanışmaya yönelik, örgütle ilgisi olmayan toplantılar olduğu, tanığa bu konuda soru sorulmadığı, soyut isnatlarına itibar edilemeyeceği, tanığın Yargıda Birlik Derneği üyeleriyle görüşmediği iddiasının yalan olduğu, HTS raporundan anlaşılacağı üzere bu derneğe üye belirli hâkim ve savcıların en fazla görüştüğü kişiler olduğu, tanık ifadelerine itibar edilemeyeceği; tanık ….'nin, hâkim olarak hakkında adli kontrol kararı verdiği, hükme esas beyanının daha sonra alındığı, bir dava dosyasında hâkim olarak bazı kararlar vererek dosya içeriğine nüfuz etmiş olması nedeniyle, aynı dosyanın ilerleyen aşamalarında tanık olarak ifade veremeyeceği, verse dahi bu ifadelerin hükme esas alınamayacağı, nitekim … Ağır Ceza Mahkemesince bu gerekçe ile tanığın beyanlarının değerlendirme dışı bırakıldığı, bununla birlikte bu tanığın ifadesinin de diğer tanığın ifadesi ile aynı mahiyette olduğu, ayrıca tanık ile yaklaşık iki buçuk yıl ortak internet kullandıkları, sunduğu kendisine ait hesap hareketlerinden, bizimle görüşmüyordu diyen … adına kayıtlı internet faturasının tarafından ödendiğinin anlaşılacağı, söz konusu ödeme tarihlerinin de seçim tarihinden sonrasına ait olduğu, ceza yargılamasında alınan ancak Daire kararında yer bulmayan ifadesinde de bu tanığın yalan ifadelerinin bulunduğu; Daire kararında belirtilen inceleme raporunun bir bilirkişi raporu olmadığı, raporda "kakao programına ait olduğu değerlendirilen kalıntılara rastlanmıştır" denildiği, kesinlik içermeyen bir rapor olduğu; nitekim tarafınca tecrübeleri Balyoz ve Ergenekon gibi kumpas davalarla sabit adli bilişim uzmanlarından ayrı ayrı rapor alındığı, her iki raporda da kakao talk programının telefonuna yüklenmediği ve bulunan kalıntıların inceleme raporunu yazan memurun uygulamaya "kakao talk" yerine sadece "kakao" olarak aratması sonucu kullanıcının iradesi dışında oluşan farklı uygulamalarla veya ilk kurulumdan itibaren sistemde yer alan dosyalarda tespit edildiğinin belirtildiği, bu konuda tarafınca sunulan delillere gerekçesiz itibar edilmediği; dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen sebepler, işlem tarihinde var olmadığından, işlemin sebep yönünden sakat olduğu, yargısal denetimde de bu hususların sebep ikamesi olarak da kullanılamayacağı; adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, davada lehine olan delillerin tartışılmadığı, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, makul süre içinde yargılamanın yapılmadığı, dava konusu işlem ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/10/2020 tarih ve E:2017/3386, K:2020/4710 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.