T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/16586
Karar No : 2024/390
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesince verilen …günlü, E:…, K:…sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava, Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi Teknoloji Daire Başkanlığı emrinde komiser olarak görev yapan davacı tarafından; garanti süreleri dolmamış olan bilgisayarların bakım ve onarımının garanti kapsamında yaptırılması gerekirken bakım ve onarım ihalesine çıkıldığı, garanti kapsamında olduğu halde bakım kapsamına alınan cihazlarla ilgili yüklenici firmaya iş eksilişine gidilmesi gerektiği yönünde bir bildirimde bulunmadığı, bu işlemin sonradan yerine getirilmesi hakkında yazı yazılmadığı, Devletin hak ve menfaatinin korunması için yeterli gayreti göstermediği iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması sonucunda Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde düzenlenen "görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama" disiplin suçunu işlediğinden bahisle "4 ay kısa süreli durdurma cezası" ile cezalandırılmasına ancak, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5 maddesi uyarınca brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine ilişkin …günlü, …sayılı İçişler Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/04/2019 günlü, E:2016/36066, K:2019/2629 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle … İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; garanti kapsamında olan 89 adet cihaz ile ilgili olarak yapılan bakım ve onarım ihalesinde davacının görevden ayrılmasından sonra, ihaleyi alan firmanın da rızası ile iş eksilişine gidilerek uğranılan kamu zararının yüklenici firmanın 2. hakedişinden mahsup edildiği ve işin süresi bitmeden kamu zararının oluşmasının önüne geçildiğinin görüldüğü; davacıya atfedilen olay tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde düzenlenen disiplin cezası ile 7068 sayılı Kanun'un 10/10 maddesinde hüküm altına alınan disiplin cezalarının aynı mahiyette olduğu anlaşılmakla birlikte, davacıya isnat edilen disiplin cezasına konu fiili sonucunda kamu zararı oluşmadığı; öte yandan, davacının soruşturmaya konu fiilinin görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama kapsamında kaldığı, bu bakımdan eylemine uyan ceza ile cezalandırılmasına yönelik davalı idarece işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararının bir yıl sonra yürürlüğe gireceği, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerinin yeni bir düzenleme yapılıncaya, her halükârda 29/01/2017 tarihine kadar geçerli olacağı, bu süre içinde işlenmiş veya işlenecek eylem, işlem, tutum ve davranışlara Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerinin uygulanacağı, davacının 01/09/2016 günlü, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkartıldığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Başkanlık Kurulunun, Danıştay dava daireleri arasındaki iş bölümünün belirlenmesine ilişkin 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" başlıklı kısmının 6. fıkrası uyarınca, doğrudan Dairemiz esasına kaydedilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa, Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı; uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman, hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; Danıştay Beşinci Dairesinin 09/04/2019 günlü, E:2016/36066, K:2019/2629 sayılı bozma kararı sonrasında dava dosyasına 30/10/2019 havale tarihli dilekçeyle vekaletname sunulduğu, anılan dilekçe ile başka bir talep veya beyanda bulunulmadığı, bunun dışında avukatın dosyaya bir katkısının olmadığı, dosyanın esasını etkileyebilecek yahut davacı lehine hak doğurabilecek herhangi bir bilgi veya belgenin dava dosyasına sunulmadığı, vekilin dava aşamalarında herhangi bir katkısının olmadığı görülmüş olup, davaya katkısı bulunmayan avukat için vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, hüküm fıkrasında yer alan ''Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresi çıkarılmak suretiyle kararın, vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2- … İdare Mahkemesince verilen …günlü, E:…, K:…sayılı kararın vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde, Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde; "1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükmüne yer verilmiştir.
Temyiz incelemesinde; incelemeye tabi karardaki gerekçenin değiştirilmesi veya maddi hata ve yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanması mümkün olmakla birlikte, hükmün sonucunu, kapsamını değiştirecek şekilde düzeltme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesinin 09/04/2019 günlü, E:2016/36066, K:2019/2629 sayılı bozma kararı sonrasında davacı vekilinin davaya fiili katkısının ya da hukuki yardımının bulunmadığı, sadece vekâletname sunduğu anlaşıldığından temyizen incelenen kararda davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu husus, yukarıda belirtildiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunmayıp; kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" teşkil etmektedir.
Bu sebeple, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onama kararına katılmıyorum.